Cumartesi, Ocak 31

Cuma, Ocak 30

Davos Balonu



Yakışanı yapmak bu olsa gerek.Birde bu Yahudi tohumları anlamazlar öyle laflardan.Omuzunu tutan terbiyesize ise gerekeni vermiş.Dik durmayı başardığımız sürece daha ileriyi görebileceğiz.Ayrıca giderken Amr'ın ayağa kalkıp tokalaşması çok önemli bir detay.Konuşmasının şu kısmı gayet başarılıydı:

“Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır. Filistin’e, tankların üstünde girdiği zaman, ’kendimi bir başka mutlu addediyorum’ diyen başbakanlarınız var” dedi.
Peres’in konuşmasının salonda alkışlanmasıyla ilgili olarak da Erdoğan, “Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Peki çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur” dedi. Başbakan Erdoğan’ın, “Sadece size, iki söz söyleyeceğim...” sözleri üzerine, oturum yöneticisi, araya girdi. Erdoğan, “sözümü kesmeyin” diyerek, “Tevrat’ın 6. maddesi der ki ’öldürmeyeceksin. Burada öldürme var. Bu da çok enteresan”

Perşembe, Ocak 29

Hala Aklımda


Rizespor Komedisi

Memleketimin takımında komik şeyler olmaya devam ediyor.Böyle bir yönetim anlayışı sanırım görülmemiştir.Suat Kaya'nın takımın başına getirilişi ayrı bi maceraydı ve yazmıştık.Şimdi ise olanlar daha vahim.Suat Kaya'nın gelmesiyle kadro dışı bırakılan Kürşat affedildi ve takıma geri döndü.Geçen hafta oynanan lig maçında ise Kaptan olarak sahaya çıktı.Bu hafta Manisaspor maçında ise gözlerim onu aradı ancak duyduk ki takımla ilişkisi kesilmiş.Bir haftada neler değişti bunu anlamak güç.Dün ise alınan bir kararla Erman Ergin, Volkan Koçaloğlu, Mustafa Çiçek ve Kaleci Özden ile yollar ayrılmış.Takımda zaten bir kadro sıkıntısı mevcutken bu kararın çıkmasının bir anlamı yok.Bakalım ilerleyen günlerde nasıl olaylar yaşanacak.

Bu arada taraftarın hiç sevmediği 20 yaşındaki Uğur Akdemir ise takımda Şadi Çolak ile sivrilen tek oyuncu.Zaten her yenilgide sahaya koltuk atan ve küfreden bi taraftardan futbolu anlamasını beklemek çok güç.

Foto : Rize Pazar ilçesindeki Kız Kalesi

Pazartesi, Ocak 26

İnat Olsun

Tüm yapılanlara inat yarın akşam stadı dolduralım ve büyük takımımız ligin liderini maymuna çevirsin. 4-5 farklı bir galibiyet ile turu garanti altına alalım.Gelecek hafta ise Paf takımla rövanşa çıkalım.Bu tüm Futbol camiasına en büyük ders olur.
Yürüyoruz biz bu yolda
Göğüs gerdik zorluklara
İnat olsun yavşaklara
And içtik Şampiyonluğa

Haftanın Ardından

Ligde anlaşılan birşey var artık.Galatasaray'ın ilk yarının son haftalarında oynadığı futbol birilerini ürkütmüş olmalı ki her cepheden üstüne saldırılmaya başlandı.Öncelikle bu saldırı basından gelmişti hafta içi.Galatasaray Sivas'a 12 eksikler gidecekti ancak medya bunu pek dile getirmiyordu.Ancak Fenerbahçe'de oynayıp oynamayacağı belli olmayan olası Selçuk eksikliği için medya seferber olmuştu.Manşetlerden bir kaçı komikti ayrıca.

Sonra Federasyon devreye girdi.O sahada futbol oynatmak zorunda olduklarını hissettirdiler bize.Ayrıca atadıkları hakem ise görevini kusursuzca yerine getirdi.Ümit Karan'a verilen kartı konuşmaya gerek yok.Resimde ise Carlos'un yaptığı açıkca ortada.Bunları sürekli yapıyor.Ayağı konuşamayınca diline vuruyor.Sivasspor'un attığı ilk goldeki ofsayt ise hiç bir yerde dile getirilmedi.Dünkü Trabzonspor maçında ise bütün takdir hakları hep bir takımın arkasındaydı.

Kısacası Fenerbahçe futbol oynayamıyor diye bir lig heba ediliyor.Bunun aksini iddia edenler at gözlüklerini çıkarmalılar.Yoksa böyle bir futbolla şu takım nasıl hala liderin 4 puan gerisinde kalabiliyor.Nazmi abinin blogunda bahsettiği gibi; bütün bu olanlar Galatasaray'ı daha çok kenetlendiriyor haberleri yok.Tıpkı geçen sezonki son 6 hafta gibi.

Bir sözde Digiturk denen rezalet kuruluşa.O kadar maç yayınlıyorlar İngiltere'den Portekiz'den bu yayınları hiç mi izlemiyorlar.Bu kadar kötü bir yayın görmemiştik.Pozisyon tekrarı diye bir olay söz konusu değil onalr adına.Ekran başında acaba ne oldu o pozisyonda diyoruz ancak bir kez dahi tekrarı gelmiyor.Ümit Karan'ın ağzının içine kadar girebiliyorlar ama herhangi bir pozisyonun tekrarını veremiyorlar.Tıpkı dün akşam ki Trabzonspor maçında olduğu gibi.Acaba Musa Çözen denen fanatik şahsiyetin parmağımı var diye düşünmüyor değil insan.

Cumartesi, Ocak 24

Sivasspor - Galatasaray

Maça saatler kaldı ancak saha zeminin günlerdir görüyoruz.Belediye yetkilisi saha zeminini yapılabileceklerin en iyisini yaptık diye tarif ediyor.Ancak en iyisi olmadığının kendiside farkında.Resim ise önceki yıl oynanan Fenerbahçe maçından alıntı.Hiçbirşey bilmeyen insanın bile aklına ilk gelecek önlem budur zaten.Ancak bu bile akla gelmemiş ve saha zemini dış havayla % 100 temasa bırakılmış.Dün akşam tv de gördüğüm görüntü gerçekten maçın beton kadar sert zeminde oynanacağıydı.

Sanırım zeminden dolayı Galatasaray Lincoln'ü riske etmek istemedi.Geçen yıl kaybedilen Uğur'dan sonra böyle bir riske girmeyi göze alamadı Skibbe.Sivasspor ise Galatasaray'ı ilk kez yenmenin keyfini yaşamak istiyor.Onlara dına kilit isim Musa olabilir.Savunmada ağır olan Galatasaray'ı ortadan verkaçlarla delebilir.Ayrıca iyide şut atan bir takım Sivasspor.Bakalım bugün nasıl bir maç bizi bekliyor.Skibbe Ümit-Baros ile başlayacak gibi maça.

Bu maçta yaşanabilecek bir sakatlığın bütün sorumluluğu federasyona aittir.Sivas, Konya, Kayseri ve bir çok şehrimizde bu aylarda hava sıcaklığı sıfırın altına iniyor.Ancak bi yetkili çıkıp saha zemininizi alttan ısıtmalı veyahut maçın normal standartlarda oynama zorunluluğu getirmeli.Süper Ligde oynamanın bir bedeli olmalı.Hele ki bu takım son iki sezondur ilkyarıları lider bitiren bir takımsa.Sakatlık olmayan bir maç izlemek umuduyla...



Cuma, Ocak 23

Unutamadığım Anlar - 3

Tarih 12 Nisan 2006,
Onunla dostluğum İzmir otogarında başladı.Askerlik görevi için aynı birliğe Eski Foça Jandarma Komanda Okullar Komutanlığına gidecektik.Yanında ailesi ve sonradan öğrendiğin nişanlısı vardı.İlk olarak giydiği Galatasaray tişörtü ile dikkatimi çekmişti.Sonradan Eski Foça otobüsüne binince dedim ki buda çölde kutup ayısını bulmuştu benim gibi.Otobüs İzmir'in o güzel yollarında ilerlerken pederle laflıyorduk.Epeydir halı saha dışında sportif faaliyette bulunmadığımı söyledim.Cevabı hicivli oldu. "Merak etme açarlar heryerini".

Otobüs o güzel ve huzurlu bir yer olan Foça'ya varmıştı.Tabi bu sürede azda olsa tanışma fırsatım olmuştu dostumla.Bilgisayar Mühendisiydi ve yüksek lisansını Amerika'da tamamlamıştı.Otobüsten inildi ve yemek yiyecek bir yer aramaya başladık.İlk görülen lokantaya girildi.Yemek sefası bitince sahilden Birliğe doğru olan o yolu garip duygularla ilerledim.Deniz çok güzeldi mutlaka girmem gerekli diye düşündüm.

İçeri girmiştim artık.Yanyana duruyorduk Zeki ile.Gerçekten o kapıdan içeri Dünya'nın en zeki insanı bile girse aptallaşıyor.Etrafı inceledik bi süre.Evrakları verip beklemeye başladık.Epeyce sohbet etmiştik ve anlaşıyorduk.Aynı anda kayıt yaptırdığımız için aynı bölük ve aynı time düşmüştük.Ranzalarımız yanyanaydı ve ister istemez bi kaynaşma oluyordu.Askerde ilk gece unutulmaz diye boşuna dememişler.Tam 4 kere sayım için uyandırıldıktan sonra artık sinirler gerilmişti.Zeki ile birlikte uyumamaya karar verdik.Ben Eski Foça ile ilgili duyduklarımı aktarıyordum ona.Tabi gözü korkmuştu ben anlatırken.

Artık bünye alışmıştı o ortama, yemin edilmiş ve balayı dönemi bitmişti.Özel olarak seçilerek orada görevlendirilmiş komutanların psikolojik harekatı her geçen gün artıyordu.Sık sık aynı mevzilere düşüyorduk onunla.Eğitimden artan kalan zamanlarda dertleşiyorduk.Bir gece çayımızı alıp yüksek bir yerede oturuyorduk.Zeki çok bunalmıştı ve nişanlı olması onu daha bi yıpratıyordu.Milliyetçi bir insandı ve dedikleri karşısında bi süre afalladım ama azda olsa hak verdim.Yunan adaları azda olsa görülüyordu ufukta.Birde Sahil boyu uzanan restaurantlardan kahkaha ve çatal bıçak sesleri geliyordu.Bizi derinden etkiliyorsu bu ses.Artık son raddeye gelmiş olmalı ki şöyle dedi;

- Şuan buradan çıkacağıma garanti verseler Yunanistan'a bile sığınırım.

Tabi sieee dedim bi an.Ama hakda veriyordum birazda olsa.Ertesi gün ise aylık sınavlar vardı.Sınavlar birliğin girişinde yapılırdı.Tellerin yanında ana yol ve onun yanında ise Fransız plajı denen ve gerçekten de Fransızların olduğu bi bölge vardı.5 erli gruplar ile sürünmeye başlıyorduk.Zeki yine yanımdaydı ve kan ter içinde kalmıştık.Ancak plajdan gelen sesler iyice terletiyordu bizi.Yoldan geçenler ise acır gözlerle bakıp geçiyorlardı.O an Zeki dedim dün akşam ki teklifini düşünmeden kabul ederim şuan.Sadece baktı ve güldü bana.

Bir diğer anımız ise şöyleydi.Orta travers tatbikatı vardı ve yine aynı 5 li içindeydik.Sırayla komutanlık değişiyordu ve sıra ondaydı.Bu travers sözü ile ilk kez orada karşılaşmıştım.Söylemesi biraz korkutuyordu insanı ancak hedef bulma olduğunu öğrenince rahatlamıştık.Gps onu elindeydi ve hedefleri birer birer buluyorduk.Son bir tane kalmıştı artık ama bizde kaybolmuştuk.Ne yöne gidileceği çıkarılamıyordu bi türlü.Gps' inde pili bitmişti ve haritadan kara düzen ilerliyorduk.Eline aldığı cihaza okkalı bi küfür savurduktan sonra fırlatmaya çalışmıştı ancak elini tutmam bizi büyük bi faciadan kurtardı.Bir zarar gelmiş olsa sanırım traversi bizim üstümüzde yaparlardı tugayda.

İkimizde futbolu ve Galatasaray'ı çok seviyorduk.O hafta sonu ise Beşiktaş maçı vardı.Tugaya giriş saati ise 21:00 di.Beraber maçı izledik ancak uzatmaları seyredemeden çıktık.Skor 1-1 di ve benden daha fanatikti.Yol boyu ağzını bıçak açmadı.Sonrasında ise uzakalrdan gelen bir gol sesi duyduk.Hızla içeri girip skoru öğrendik ve çılgınlar gibiydik.Sonraki hafta ise tarihe Denizli faciası oalrak geçecek hafta vardı.Giriş saaatimiz yaklaşıyordu yine ve maçlar bir türlü bitmiyordu.Ancak geç girmek demenin ne olduğunu çok iyi biliyorduk.Fenerbahçe maçı 1-1 devam ediyordu aklımız orada ayrıldık.Evi arayıp canlı bağlantı kurmuştum. 17 dakika uzatmayı kendisine söylediğimde sanki kurşun yemişti.Artık bu heyecanı dayanamayıp kapatmıştık.İçeri girdik herkes tv'nin başındaydı.Trt-1 açılı duruyordu ancak maç bir türlü bitmiyordu.Zeki ben izleyemem deyip yatakhaneye geçti.Artık maç bitmişti ve şampiyonduk.Çığlıkları duyarak geldi ve birbirimize sarılarak şampiyonluğu kutluyorduk.Belki de ilk defa Tugay Galatasaray sesleri ile inliyordu.O gece nöbetçi subay Fenerbahçe'liydi ve kısa sürede bize doğru geldi.50-60 kişi halka kurmuş tepiniyordu.Bize verdiği cezayı ise büyük bi zvkle yerine getirdik.

Neyse ki zorlu 3 ayın sonuna geliyorduk artık.Son 7 gündü ve önümüzde sadece bir görev kalmıştı.Donunda onuda bitirip birliğe döndük.5 günlük bir tatbikattı ve geriye sadece 2 gün kalmıştı.Tim oalrak iyice alışmıştık birbirimize.Birden maç yapma fikri ortaya atıldı.Çabucak kabul edildi bu teklif.Halı sahadan uygun bi zaman alındı hemen.Zeki karşı takıma düşmüştü.Kaybeden kazanana dondurma ısmarlayacaktı.Maçı 6-4 biz kazandık.Ancak Zeki sana bu dondurmayı sivilde ısmarlayayım deyince reddedemedim.

Artık en heyecanlı an olan kura zamanı gelmişti.Benden önce çekecekti kurayı ve moralsizdi.Ben ise başa gelen çekilir diyerek tasa etmiyrodum.% 80 imiz Hakkari - Şırnak arasındaki karakolları çekecekti sonuçta ve heyecan gereksizdi.Zeki'nin sırası gelmişti ben arka sıralardan bakıyordum.Topu çeken komutana veriyordu ve oda okuyordu.Giderken heyecanı arkadan belli oluyordu.Topunu çekti ve verdi.Okuna cümle şöyleydi;

- "Hakkari - Köprülü hayırlı olsun".

Bi an başını eğerek sağol dedi ve ilerledi.Ben ise çok daha rahat bir yeri çekmiştim.Bana sorduğunda söyleyemedim yerimi.Boşver diyerek moral vermeye çalıştım.Ailesine bildirdi kura yerini ve ben yaparım ancak onlar duramaz diye söyledi.Ertesi gün rütbe töreni vardı onuda atlatıktan sonra 2 hafatalık dağıtım izni için evlerimize yol aldık.Sürekli görüşüyorduk moralsizdi ve bir türlü ikna edemedim yanıma gelmesi için.Artık süre bitmişti ve birliklere gitmiştik.

28 Ağustos günü aradığımda yine sıkıntılıydı.Yakında bir baskın beklentisi olduğunu söyledi.Beni sorduğunda boş boş pusu atmaya devam ediyoruz diyebildim sadece.Uzun süre sohbet ettik.Canı çok sıkılmıştı ve dertleşecek birilerini arıyordu.Karakol komutanının namını ise biz bile duymuştuk.Kendine iyi bak bana borcun var onu yerine getireceksin dediğimde bi borcumuz o olsun diyerek kapattı.

1 Eylül sabahı ise nöbetten çıkmıştım kahvaltımı yapıyordum.Arayan başka bi arkadaşımdı ve Zeki'ye yakın bi bölgedeydi o da.Telefonu açtığımda bir süre susmuştu ve ağzından bütün gücümü alıp götüren şu sözler çıktı;

- Zeki dün gece nöbetciyken baskın yedi ve şehit düştü.

5 ay süren bi dostluktu ama seni tanımış olmaktan gurur duyuyorum kardeşim.Nasıl ve ne şekilde şehitlik mertebesine ulaştığın tüm herkese ders olmalı.Şehit olurken bile gösterdiğin insanlığı asla unutmayacağım.Belki beraber Ali Sami Yen'e gidip o hep konuştuğumuz Fenerbahçe maçlarına gidemedik ama sen benim yanımdasın.Abubekir Polat adlı vatan haininin ise cezası verildi.Ruhun şad olsun ve vatan sağolsun...

Çarşamba, Ocak 21

İnter - Roma 21:45

İtalya Kupasında finalde gördüğümüz manzara bu sene daha erken sahneye gelecek.İnter ve Roma ilk maçta bugün karşı karşıya geliyor.Mourinho Atalanta faciasından sonra bakalım kimlere şans verecek.Roma ise Baptista ile ayakta kalmaya devam edebilecek mi? Mourinho'yu sevmediğim için Roma'nın galibiyeti daha bi zevkli olur bu akşam.

Yayın : 21:45 NTV Spor

Pazartesi, Ocak 19

Kura Komedisi

Çeyrek final kuraları çekildi.Grup birincileri yine birbirlerine düştüğü yetmiyor gibi aynı grupta birbirleri ile oynayan takımlar birde bu turda karşılaşacaklar.Akıl, mantık devredışı kalıyor.İşte eşleşmeler:
Galatasaray-Sivasspor
Fenerbahçe-Bursaspor
Antalyaspor-Beşiktaş
Denizlispor-Ankaraspor
28 Ocak / 4 Şubat

Cuma, Ocak 16

Calderon Stop !

Real Madrid Başkanı Ramon Calderon istifa ettiğini açıkladı.Kazandığı seçim ile ilgili sahte oylar kullanıldığı iddiası üzerine görevi bıraktı Calderon.Onun için olduğu kadar Real Madrid içinde büyük bir utanç bu.

Nazım'dan inciler

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hakkı kazanan hain Nazım Hikmet bu günlerde herkese iyi bir insanmış gibi gösteriliyor.Halbuki gerçek tarihçiler ve olaylara at gözlüğü ile bakmayanlar kendisinin ne menem bir hain olduğunu biliyorlar.Bu vatansızın kemiklerinide getirmeye çalışıyorlar ayrıca.Nasıl bir ülke olduysak vatana ve Türke hakaret eden herkes ödüllendiriliyor.Bu güzel ülkemize yazık gerçekten.Geçenlerde okuduğum bir yazar şöyle diyordu ;
“Nâzım Hikmet, Türkiye’yi, komünizm bataklığına çekip Moskova’nın sömürgelerinden biri haline getirmek istediği için mi itibarlı bir kişidir? Rusya’ya kaçtıktan, Moskova Havaalanı’na indikten sonra, basın mensupları karşısında, “Beni Stalin yarattı. Gözlerimin ışığını ona borçluyum!” diye haykırdığı için mi itibara ihtiyacı yoktur?
Kore savaşlarına katıldığımızda, Mehmetçiklerimize, ‘Teslim ol Ahmet / Ya def olup gideceksiniz / Ya denize dökecekler sizi / Teslim ol Türk halkı adına...’ diye başlayan herzeler yazdığı için mi ona toz kondurmuyorlar?
Türkiyeli komünistlerimizin; ‘Her şehre bir Nâzım Hikmet heykeli!’ diyerek tepinecekleri günler, uzak değildir.”

Bu yazıya hak vermemek elde değil.Nedir bu güzel ülkeden istedikleri?

Cumartesi, Ocak 10

Demirören-Yusuf-Denizli

Olumlu bi yanını görmeye çalışıyorum bu transferin ancak bulamıyorum.Takımda Delgado mevcutken böyle bir oyuncu daha transfer etmek pek mantıklı değil.Ayrıca Yusuf'un yaş durmuda ortada.İlk yarı performansından memnunlar ki transfer ettiler.Ancak aynı oyunu gelecek sene göstermesi pek mümkün görünmüyor.Diğer bi boyut ise takas için verilen oyuncular.Tuna mantıklı bi tercih gibi.Çünkü hem kendisi hem Beşiktaş için daha iyi oldu.Ancak Aydın konusu düşünmeye değer.Ümit milli takımda çok iyi maçlar çıkardı bu sene.Ertuğrul Sağlam'ın sene başı 11 inde oda vardı.Tello ile birlikte sol kanatta dönüşümlü güzel iş yapacağını düşünmüştüm bende.Ancak bi türlü olmadı bu kurgu.Ayrıca verilen birde 600 bin lira olduğu yazıldı.

Beşiktaş taraftarı isyanında haklı.İlerisi için hiç bir ışık vermeyen bir transfer yapıldı.Sadece Denizli'nin bu sene mutlaka şampiyon olucaz sözü uğruna geleceğe ipotek konuluyor.Yusuf bugün doğuştan Beşiktaşlıyım açıklamasını yapmış.Doğduğu renklere geldi hayırlı uğurlu olsun diyelim bizde.Türkiye giderek iki takımlı bi lig oluyor ana konu bu olmalı aslında.

Cuma, Ocak 9

Altay 1-2 Galatasaray

Bu yıl izlemesi zevkli gelen ender maçlardan biri oldu.90 dakika boyunca tempo, pozisyon ve heyecan vardı.Altay sistem takımı olduğunu gösterdi.Umarız İzmir'i temsil görevi onların olur.Daha ilk dakikada gole yaklaştı Altay ancak iyi bi vuruş çıkaramadılar.Sonrasında Şehmus topa çok klas vurdu ve öne geçirdi takımını.Kalan dakikalarda ise Galatasaray ceza sahasına yığıldı Altay'ın sayısız pozisyon buldu ancak atamadı bi türlü.İkinci yarı ise aynı şekilde devam etti.Son dakikalarda kaçan bir penaltı var.Yaser kafasıyla beraberliği sağladı.Hemen peşine ise Altay mutlak bir gol kaçırdı.Son anlarda ise Baros farkını ortaya çıkardı.O pozisyonda Ümit olsa kırk takla atarak yere düşerdi.Ancak devam etti ve golünü attı.

Maçta akılda kalanlar ise şöyle; İzmirliler çok özlemiş sarı-kırmızıyı gerçekten.Ümit Karan veda maçında gibiydi hiçbir hareketlilik gösteremedi.Yaser rakibi yıpratan bir oyuncu ve bu özelliğinden ligdede faydalanılmalı.Mehmet Topal ilk kez bu kadar hücuma dönük oynadı.Galatasaray şut çekmemekte ısrar etti dün akşam.Sürekli kale dibine kadar gittiler.Arda sağ kanattada başarılı olmaya başladı.Altay gelecek sene süper ligde oynamalı stop...

Perşembe, Ocak 8

Omar Kanoute


Olmaz mı?

Yön yön sarılmışım ne yana baksam
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
Geçip de aynaya soran olmaz mı?
Bir parçacığım ben bütüne hasret;
Zaman döne dursun , o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir an ...Olmaz mı?

1973

Aragones - Derwall

Derwall zamanını göremedim ancak sıkça okuduk, dinledik.Aragones ilk haftalarda sakatlıklarında etkisiyle çokca puan kaybetti.Ancak zaman geçtikçe takım kötü oynasada puan toplamaya başladı.İyi oyun yoktu ancak belli bi sistem içinde oynuyordu takım.Elindeki kadro bu sistem için yanlış ancak ısrar ediyor Aragones.Fenerbahçe'ye en büyük getirisi ise istikrar olacak kalırsa.Aziz Yıldırım'da bunun farkında ve Aragones'in kararlarına laf etmiyor.Devre arası yabancı transferi yok açıklaması Aragones yerine herhangi bir hoca olsa çıkmazdı bence.Fenerbahçe yıllardır aradığı istikrarı buluyor yavaş yavaş.Birde o kendine has kaotik yapısından kurtulabilirse daha dik durabilecek.Aragones'inde Maldonado ve Josico ile olmayacağını bildiğini düşünüyorum ancak ileriye ışık tutması adına ses çıkarmıyor.Bu örnekler dahada verilebilir ancak kısaca Aragones bana Derwall'i andırmaya başladı.Kısa sürede Fenerbahçe'de değiştirdiği çok şey var.Bakalım bu değişim olumlu yönde devam edecek mi?

Salı, Ocak 6

Unutamadığım Anlar - 2

Tarih 17 Ağustos 1996
Sıcak bir gün geçeceği sabahtan anlaşılıyordu.1 hafta önce Hagi Galatasaray forması altında Van'da ilk maçına çıkmış ve 2 gol birden atarak maçı kazandırmıştı.Herkes bu yaştaki futbolcu transfer edilirmi diyordu.Ancak biz Hagi'nin ismini duyunca ve o sarı-kırmızı parçalı forma altında görünce zevk krizleri geçiriyorduk.

Sabah hava serindi kahvaltı sonrası ufak bi maç çevirmiştik.O gün Galatasaray - Trabzonspor maçı vardı.Kaç gündür maç planları yapıyorduk evde.Kuzenle birlikte maç için para bile biriktirmiştik.Aslında bizden daha fanatik olan dayıda ince ince havaya sokulmuştur.Tabi maç için başımızda büyük biri olmalı aile kuralları gereği.O gün dayıdan maça gidip gitmeme kararı gelecektir.Öğlen kuzenle sırnaşık kediler gibi dayının yanına gidildi.Mahallenin en koyu Galatasaray'lı abisi Uğraş abide yanındaydı.Onun maçları dakika dakika hafızasında tutabilme kabiliyeti bizi kendisine bir kat daha hayran bırakmıştı.Aslında maça gitmeyi onlarlarda planlıyordu.Ancak bizi kıvrandırmadan duramazlardı.Sonunda hadi hazırlanınla biten bir cümle kuruldu.

Hızla eve gidildi ve baştan aşağı sarı-kırmızı renklere bürünüldü.O sıcakta bile atkımdan vazgeçmedim.Asil bir duruşu vardı atkının benim için.Evden babamın "sakin ol" , annenin "dikkatli ol" , babaanneninde galibiyet dualarıyla çıkıldı.İki vesait ile gidiliyordu stada.Önce Beylerbeyi'ne gidildi, oradan köprüye kadar olan yol maç günleri bitmek bilmezdi.Sonunda mabede yaklaşılmıştı.Mecidiyeköy'ün o ömür törpüsü ışığı beklenildi karşıya geçmek için.Ortalık mahşer günü gibiydi o sıcakta.Stad kapıları erken açılacaktı derbi dolayısıyla.Önce bilet alma çilesi vardı tabi.O yıllarda karaborsa çok daha yaygındı.Gerçi şimdide resmi karaborsalar geldi.Mahallede bir çok karaborsacı vardı.Bir tanesi her yerde göze çarpıyordu.Topal Serkan lakabından ötürü heryerde belli ediyordu kendini.Hemen 4 adet Yeni Açık bileti alındı kendisinden.Sırada stada giriş kuyruğu vardı.O sıcakta yüzlerce kişi Ali Sami Yen'in klasik işkencesi olan o dar kapılara yığılmıştı.Sonunda can hıraş atmıştık içeri kendimizi.Tam güzel bir yer bulmuştuk ki kulağımıza "Alaska Frigo" sesleri geldi.Bunu Uğraş abi ısmarlıyordu her maçta.Şimdi bulunmaz oldular.Maç sonu tükürük köfteler ise dayı tarafından ısmarlanırdı.O sıcak buz gibi olan Frigo çabucak mideye indirildi.Şimdi bulunmaz oldu o dondurmalar.

Maça gidip oturan bi tip olamadım hiç bir yaşta.Her tezahürata eşlik ediyordum illa ki.Dayımın "otur oğlum maça sakla sesini" ikazına aldırış etmedim.Maç saati yaklaşıyordu artık.Hagi ilk kez Sami Yen!e çıkacaktı.Herkeste büyük bir heyecan vardı.Takım ısınmaya çıktığında ise büyük bir uğultu ve duman kapladı heryeri.Bütün tribünler yumruk şov için Hagi'yi çağırıyordu.Tabiki öncelik Kapalıdaydı her zamanki gibi.Sonrasında ise bize doğru koşuyordu Karpatların Maradonası.Bütün herkes ayaktaydı ve 3 kez şiddetle Oley Oley Oley sesleri inletti stadı.ısınma bitip içeri girildiğinde bile Hagi sesleri bitmemişti.

Maç başlamıştı artık.Sadece Hagi'yi izlediğimi hatırlıyorum başlarda.İlk yarı ortalarında bir frikik oldu.Ceza sahası yayının tam ortasından 5-6 m ilerideydi.Karpatların Maradonası topun başına geçti hemen.Kaleyi tam ortalamıştık bizde tribünde.hagi topa vurdu ve sol köşeye doğru falso alan top ağlarla buluştu.Stad yıkılıyordu Hagi ilk maçında gol atmıştı Sami Yen'de.Maç hakkında aklımda kalan başka bir ayrıntı yok zihnimde.Takım iyimiydi kötümüydü hiçbirşey gelmiyor aklıma.Yalnız devre arası soyunma odasına yönelen Şenol Güneşe sesimi duyurmak istediğimi hatırlıyorum.En ön sıraya kadar gitmişti Şenol Şenol diye bağırıyorduk bir kaç rahatsızla birlikte.Sonudna şenol Hoca'nı kulağına ulaşmıştık.Bir an bizim tarafa baktığını farkettim ve ömrüm boyunca utancını taşıyacağım bir hareket yaptım.Buradan kendisinden özür diliyorum.

Maç bitmişti ve dışarıda tükürük köfteler bizi bekliyordu.Birer yarım ve ayran mideye indirildi.O gün Hagi'nin serüveni başlamıştı..Ancak o günden tam 3 yıl sonra 17 Ağustos 1999 da o malum deprem oldu maalesef, ondan 9 ay sonra 17 Mayıs 2000 de ise Galatasaray Kopenhag'da UEFA kupasını havaya kaldırıyordu...

Pazartesi, Ocak 5

İntifada

Ölümlerden geliyorum
Şarkı söyleyerekten,
Geliyorum yaşamak için.
Bırak, ışıldayan bir yara
Bağışlasın bana sesini,
Bırak da kinler büyüsün,
Kafeslerin içimde ektiği,
Bırak, uzlaşmazlık çıksın ortaya,
Yıkımların doğurduğu.
Yaramın üstünde yürümeyi
Öğretti bana celladın bıçağı.
Yürümeyi,
Hem de yorulmadan yürümeyi.
Direnmeyi öğretti.
Direnmeyi.

Dönme Dolap

Rizespor'da fıkra gibi olaylar devam ediyor.Önce Başkan Çakır'ın istifa ettiği haberleri ortaya atıldı.Sonrasında kendisi bunu yalanladı.Bunun akabinde ise Teknik Direktör Metin Diyadin istifa ettiğini açıkladı.Rizespor A.Ş. Müdürü Şadan Kalkavan kendisi ile konuşmaya gitti fakat Diyadin çoktan havaalanına gitmiş bu sırada.Başkan'ında geri döndürme çabası sonuç vermedi.Şuan takım boşta ancak Suat Kaya ile her konuda anlaştığını yazmış Tunç Kayacı.Kendiside bir Rizeli olan Tunç Kayacı'nın haberine inanırım.

Huntelaar & Lass

Real Madrid yeni transferleriyle ilk maçına dün Villarreal önüne çıktı.Robben'in şık golüyle maçı kazandılar.Ancak birçok gol fırsatından yararlanamadılar.Nihat ilk 11 deydi ancak ikinciyarı başında oyundan alındı.İyide degğildi zaten.Maçta gözlerim Diarra ve Huntelaar üzerindeydi.Huntelaar tutuk göründü ve 50. dk da oyundan alındı.Ajax'da sıkı takip ettiğim bir isimdi.Orada ne kadar rahat olduğunu gören birisi olarak dünkü performansı onun klası değildi.İki tane mutlak gol kaçırdı ancak en önemlisi garip şut ve pas seçimleri oldu.Yinede bi kaç maç sonra gollerinedevam edeceğini düşünüyorum.Diğer transfer Diarra ise her zamanki gibiydi.Chelsea'de bir ara sağ bekte çok iyi oynuyordu ve o performansı sayesinde hala üst düzey takımlara transfer olabiliyor.Pek ısınamadığım bi oyuncu kendisi.Ancak ısınamadığım bir başka konu ise Ercan Taner'in ona Lass diye hitap etmesi oldu.Çok itici geldi bana nedense.Bakalım gelecek sene Barca'yı durdurabileceklermi...

Cumartesi, Ocak 3

Cafe Crown 78-62 Ülker

Maçı izlemedim ancak bu sene lig çok daha güzel geçiyor.Bu iki takımın ligdede final oynayacağını düşünüyorum.Hüseyin ve Emir'in karşılıklı çekişmesi halinde geçmiş karşılaşma.Umarım her sene kalitesi artan bi lig olmaya devam ederiz.Maçın sayı dağılımı şöyle:

Galatasaray Cafe Crown: Cüneyt 9, Graves 15, Zizic 8, Gurovic 3, Hüseyin 23, Cemal 5, Atkins 9, Polat 6, Erdem
Fenerbahçe Ülker: Green 6, Ömer 7, Preldzic 25, Mirsad 3, Vidmar 5, Semih 2, Mrsic , Oğuz 6, Smith 8