Salı, Mart 31

O An #6


ÜŞÜYORUM
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin YAZICIOĞLU

Muhsin Yazıcıoğlu Cenaze Programı

10:30 Hastaneden Genel Başkanımızın alınması
MKYK Üyeleri, İl Başkanları, Alperen Ocakları
11:30 TBMM Töreni
13:05 Kocatepe Camii’nde Öğle Namazı’nı müteakip Cenaze Namazı
14:30 Yürüyüş Konvoyunun Kocatepe Camii’nden Hareketi
- Parti önünde kısa program (M. Akif DESTİCİ Kur’an-Dua)…….
Defin yeri (Mehmet Akif Ersoy’un Evi ile Tacettin Dergâhı arasındaki bahçe)

GÜZERGÂH:
- Mithatpaşa Caddesi
- Tuna Caddesi
- Süleyman Sırrı Sokak
- Yenişehir Pazar önü
- Adnan Saygun Caddesi
- Talâtpaşa Bulvarı
- Defin Alanı

Not: Ankara dışından gelecek otobüs ve araçlar için Celâl Bayar Bulvarı ve Hipodrom Alanı tahsis edilmiştir. Toplanma yeri Ankara Kocatepe Camii’dir.

Cuma, Mart 27

Başımız Sağolsun

Tüm ölülerimize Allah cc dan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Zamanla bu işi derinlemesine irdeleyeceğiz. Devletin tüm imkanlarıyla bulamadığı helikopteri köylülerin 3-4 saat gibi bir sürede bulma trajedisini çok kurcalayacağız. Şimdi bize düşen rahmetlilere güzel bi uğurlama gerçekleştirmek.

Başımız sağolsu ...

Perşembe, Mart 26

Kaza Olduğuna İnanmak İstiyorum

Helikopter düşeli 15 saatten fazla oldu ancak hala ulaşılmadığı söyleniyor. Aradıkları ıssız arazide bi madde değil koskoca bir helikopter. Hala bulunamamış olması gelen çelişkili haberler yüzünden neye inanacağını şaşırdı herkes. Kar kalınlığı 2 m olduğu söyleniyor o koşullarda sağlıklı insan bir gece bile kalamaz. Bu kadar aciz bi ülke değiliz. Ağrı dağına düşse 15 saatte oraya gidilirdi. Sis ve kar bulmaya engel olamaz. Cep telefonu ile İHA muhabiriyle oradan konuşulmuş ve bu sinyalden bile bulunabilir. Bazı kanallarda bu habere sevinenleri gördükçe chp denen illet partiden iyice nefret ediyorum. Umarım kötü bir haber almayız ve buda bir komplo değildir. Allah yardımcısı olsun oradakilerin...

* * *

Neredeyse 1 gün geçecek hala bulunamadı enkaz. Yazıklar olsun binlerce kez yazıklar olsun. Düşen Başbakan yada Cumhurbaşkanı uçağıda olabilirdi. Bu kadar acz içindemi benim devletim. Ruhun tekrar şad olsun Eşref Bitlis...

Çarşamba, Mart 25

Maradona ve Claudio Caniggia

Claudio Caniggia çok sevdiğim bir oyuncuydu. 1990 Dünya Kupasında mahalle maçlarında onun ismini kullanırdım. Tabi birde Klinssman vardı kulladığım. Ancak Caniggia sürekli Maradona gölgesinde kaldı. Ancak o bunu kendine dert etmedi. Rüzgarın Oğlu lakabı takılmıştı kendisine. 1990 Dünya Kupasında ülkesini çeyrek finale çıkaran golü atmıştı. Yarı finalde ise İtalya'ya karşı beraberlik golünü o atmıştı. Eşi kendisini Maradona'dan kıskandığını söylüyordu. Caniggia tam bir Maradona aşığıydı. Maradona'da kendisine olan sevgisini sık sık dile getirmiştir. Boca'da beraber resital yaptılar. Bu dönemde 60 maçta 28 golü vardı Caniggia'nın.

Daniel Passarella tarafından uzun saçlarını kesmeyi reddettiği için milli takıma yıllarca çağırılmadı. 2002 Dünya Kupasında kadrodaydı ancak oynama şansı bulamadı. 34 yaşında transfer olduğu Glasgow Rangers'ta 2 sene boyunca 13 gol attı. 2004 yılında futbola Katar'da nokta koydu. Ayrıca milli takım formasını 50 kez giymiş ve 16 gol atmıştır. Şuan ne yaptığını merak ettiğim eski futbolculardan biridir.

Akıllı Transferler

Maurice Ross Kocaelispor'a devre arası Norveç'in Viking takımından transfer oldu. Bu takımda Uefa kupası ön elemelerinde mücadele etmişti. 1981 doğumlu oyuncunun geçmişi ise şöyle :,

1997-2005 Glasgow Rangers
2005-2005 Sheffield Wednesday
2005-2006 Wolverhampton Wanderers
2006-2007 Milwall
2007-2009 Viking

Tüm bu takımlara bedava transfer olmuş Ross. Kocaelispor'da şu ana kadar 6 maça çıktı ve 1 asisti bulunuyor. Galatasaray maçında gözüme çarpmıştı. Yetenekli değil ancak bir sağbek oyuncusunun neler yapmasını bilen bir isim. Altyapı kültürünü Rangers'da almış olması sayesinde tercih edilen bir isim olmuş.



Bir başka sağbek ise Marcin Kus. Polonyalı oyuncu sene başında Korona takımından 534.000 paund karşılığı transfer edilmiş. Onunda futbolculuk geçmişi şöyle :
2001-2004 Polonia Warschau
2004-2005 Lech Poznan
2005-2006 Quenns Park Rangers
2006-2007 Torpedo Moscow
2007-2008 Korona Kielce


O da tıpkı Ross gibi sınırlı yeteneğe sahip ancak neler yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Sezon başından beri takip ettiğim bir isim. Çıplak gözlede seyretmişliğim var kendisini. Akıllı oynuyor ve fiziği son derece yerinde. Etkili bindirmeleri mevcut. 19 maçta 2 de golü var Marcin'in.

Elimizde Gökhan Gönül'den başka etkili bir sağbek oyuncusu yok ancak Polonya ve İskoçya gibi ülkelerin sıradan oyuncuları bile bzim ligimizde sivrilebiliyor. Bu futbolumuz adına önemli bir sorun.

Salı, Mart 24

O An #5


son, karanlık
ya sonsuzluk.
her son,
bir sonsuzluk mu?
yoksa aydınlık mı
her sonun karanlığı?
bütün sonlar sonlandığında
belki de sonsuzluk karşımızda.

Pazartesi, Mart 23

Galatasaray 0-1 Eskişehirspor

Maçı izlemediğim için kendimi şanslı buluyorum. Yeni bi rezaleti izlemeyi kaldıramazdım. Sefil Bülo yine şov yapmış. Lincoln yedek klübesini ısıtmış dün akşamda. 7 yıl önce Jardel'e yapılanalr bugün Lincoln'e yapılıyor. Nede olsa başta aynı kafa bulunuyor. Eskişehir 10 kişi kalmış ama gol yok. ileride Ümit Karan gibi sirk maymunu olursa olacağıda budur. Dikkatimi çeken bir başka noktada Kewell çıkmış yerine Mehmet Güven girmiş. Futbol cahili bu adamı oyuna almak düpedüz salaklıktır başka birşey değil. İzleyenler bu konuda bilgi verirse sevinirim. Kewell çokmu kötü oynuyordu da çıktı ? Semih yine oynama şansı bulamamış. Acaba ne zaman oynatacak bu korkak insan. Adam sandıklarımız "hain" çıktı. Takımı Aziz Yıldırım'a verseniz bu sonuçları almaya utanır. Bu takımı bu hallere düşürenlerin iki yakası bir araya gelmesin diyerek yazıyı bitiriyorum. Zira yazdıkça sinirleniyor bünye.

Not : Bu arada Eskişehirspor'ada tebrikler. Ligde iki maçtada yendiler Galatasaray'ı.

Cuma, Mart 20

Road to Kadıköy 1/8 ve 1/4 Kuraları

Çeyrek Final 9 / 16 Nisan
Hamburg - Manchester City
Paris S.G. - Dinamo Kiev
Shaktar Donetsk - Marseille
Werder Bremen - Udinese

Yarı Final 30 Nisan / 7 Mayıs
Werder Bremen - Udinese / Hamburg - Manchester City
Paris S.G. - Dinamo Kiev / Shaktar Donetsk - Marseille

Finali kaçıran Bülent Korkmaz'a yazıklar olsun. Aalborg'un terlettiği penaltıalrda turu geçen City ve peşine Bremen - Udinese galibi. Söyleyin hangisi daha güçlü bizden. Bülent Korkmaz geldiğin kısa sürede ligi ve Uefa kupasını elinin tersiyle ittin gurur duyabilirsin. Artık disiplinli ve lig 5. si bi takımın var. Lucescu'yu yada Gerets'i tekrar İstanbul'da görmek dileğiyle.

Şampiyonlar Ligi 1/8 ve 1/4 Kuraları

Çeyrek Final 07/08 - 14/15 Nisan
Villarreal - Arsenal
Manchester United - Porto
Liverpool - Chelsea
Barcelona - Bayern Münich

Yarı Final 28/29 Nisan - 5/6 Mayıs
Manchester United - Porto / Villarreal - Arsenal
Barcelona - Bayern Münich / Liverpool - Chelsea

Liverpool - Chelsea eşleşmesi en çetin mücadele olacak. Liverpool'un Ş.L. de Chelsea'ye bariz bir üstünlüğü var. Ancak bu sefer Hiddink faktörü devreye girebilir. Drogba kendini bulursa tura yakınlar. Arsenal İspanya'da çok terleyecek ancak yinede avantaj onlardan yana. Manchester yarı finale şimdiden adını yazdırdı. Porto'nun işini ilk maçta bitirmek isteyeceklerdir. En zevkli ve gollü mücadele Barcelona - Bayern Münich arasında olacağını düşünüyorum. Bayern defans organizasyonu geliştirebilirse sürpriz yapabilecek kapasitede. Bir şekilde gol atıyorlar ancak Barcelona önünde yememek daha önemli. Gönlüm onlardan yana bu sene...

Galatasaray 2-3 Hamburg

Adı büyük beyni küçük olan eski Kaptanımız sayesinde bir klübün başına sadece bir kez gelecek ezeli rakibini ömür boyu susturma hakkını kaybettik. Maç için yazılacak çok şey vardır ancak şuan bunları yazmanın zamanı değil. Şuan Galatasaray'ı bu durumlara düşürenleri cezasını kesme zamanıdır. Trabzon'da çok rahat kazanabileceği bir maçı 1 puan ile kapatan, Uefa Kupasında 2-0 öne geçip turu veren teknik direktörlük görevine gelmiş Bülent Korkmaz'dan hesap sorma zamanıdır. Böyle salakça hamleleri acaba nasıl yapabildi bunu taraftara izah etmelidir. Geldiği günden beri her maçta gol yiyen fizik olarak asla bir kaleci gibi durmayan De Sanctis denen İtalyan vatandaşından hesap sorma zamanıdır. İlk golü çok rahat bloke etmesi gerekirken poz verip topu izlemesinin nedeni açıklamalıdır. Oyuna kurtarıcı olarak girip 3m yanındaki arkadaşına bile pas atamayan Hasan Şaş'tan hesap sorma zamanıdır. Acaba Lincoln onun gibi hatalar yapsaydı neler neler yazılacaktı hakkında. Ümit Karan denen sirk topçusundan hesap sorma zamanıdır. Biraz daha ileriye gidip aldığı kararların hepsinini başarısızlıkla sonuçlandıran Adnan Sezgin'den hesap sorma zamanıdır.

Son olarak Lincoln konusunu yazmalıyım. Geldiğinde pek sevmemiştim. Oyun tarzı olarak çıt kırıldım olmasını hala sindiremedim. Ancak bir teknik direktörün oyuncu kazanmayı seçmek yerine oyuncuyu kaybetmeyi seçmesine anlam veremiyorum. Üstelik bu oyuncun maddi olarak en fazla para kazanan oyuncunsa buna hakkın yoktur. Dün akşam isteksiz oynadığı bir gerçek. Karakter olarak zaten böyle bir yapıya sahip olmayan bir oyuncuydu geldiği günden beri. Bu gerçekten affedilmez bir olay. Ancak onu bu hale getiren etkenleri hazırlayan insanlarında bu olayda suçu çok büyüktür. Dün akşam oyundan çıkarılışı teknik direktörlük faciasıdır. Rakibin Alex Silva isimli oyuncusu ona kendi sahasında top aldırmamaya çalıştı. Sürekli gölge markajı uyguladı. Bu yüzden etkisiz göründü. Burada yapılacak tek şey oyuna bir forvet daha alıp Lincoln üstündeki baskıyı başka yerlere çekmek olmalıydı. Çıkacak oyuncu ise Serkan olacaktı. Sabri o kanadı tek başına idare edebilirdi o dakikadan sonra. Girecek isim ise Nonda olmalıydı. Böylelikle Lincoln biraz daha orta sahaya çekilecek ve rahatlayacaktı. O rahatlamasa bile arkasında iki oyuncu daha boş alan yakalayacaktı. Ancak daha bunun gibi basit bir hamleyi düşünemeyen bir teknik direktörün Galatasaray'ı yönetmesi mantıksızlık.

Lincoln gibi bir oyuncuyu kaybettiğimiz için çok üzgünüm. Klüpte hala külhanbeyi modası hakim. Hasan Şaş kendisini yuhalayanlara çok içerlemiş. Ancak bundanönce maçın kasedini oturup izlesin. Taraftarın o anki ruh halini anlamaya çalışsın. Skor 2-2 olmuş ve bir ara gayet ciddi bir baskı kurulmuş rakip defans topu bilinçsizce uzaklaştırıyor ve top sana boş pozisyonda geliyor. Sen takım halinde ceza sahasına yığılmışken yaptığın orta auta gider, verdiğin pasların tamamını rakibe verirsen o seyircini o tepkiye hakkı vardır. Arda ve Sabri dışında bu elenişe taraftar kadar üzülen hiç bir oyuncu yoktur buna çok eminim. Hasan Şaş soyunma odasında neden kaybettik değil seyirciye küfür etmiştir. Ümit Karan bu gece içelim demiştir. Nonda ipodunu takıp uyumuştur. Barış babasıyla evinin yolunu tutmuş Alman milli takımı için kaçırdığı fırsata üzülüyordur. Biz ise gece boyu ve hatta tüm hafta boyunca kurdeşen dökmeye devam edeceğiz.

Yazıklar Olsun

Resmi sitesi maç sonrası bunu yayınlıyor.


Taraftar sitesi ise böyle övünüyor. Çünkü övünebilecekleri bir Avrupa başarısı yok.


Perşembe, Mart 19

Road to Kadıköy 1/16 vol 2.2

19:00 Metalist Kharkov 3-2 Dinamo Kiev (0-1)
19:30 Shaktar Donetsk 2-0 CKSA Moscow (0-1)
19:30 Zenit St Petersburg 1-0 Udinese (0-2)
21:30 Galatasaray 2-3 Hamburg (1-1)
22:00 Aalborg 2-0 Manchester City (0-2) pen 3-4
22:30 Braga 0-1 Paris S.G. (0-0)

Galatasaray - Hamburg Maç Öncesi

Maç öncesi bir çok soruyla dolu. Her haliyle yine değişik bir maç bizi bekliyor. Bülent Korkmaz göreve geldiği kısa sürede çoğu teknik adamın kariyeri boyunca yaşamadığı olayları yaşıyor. Mucize geri dönüşler, şanslı goller, şanssız yenilen goller, hemen hemen her maçı eksik tamamlama gibi bir takım olaylar yaşadı. Bu akşam ise maça gerçek anlamda bir stoper oyuncusu ile başlayamayacak. Semih konusuna girmek istemiyorum zira herkes birşeyler yazıyor bu konuda.

Hakan Balta'nın yanında kimin oynayacağı hala muamma. Bu konuda kimse net konuşamıyor. Ancak gerçek olan Kewell yada Mehmet Güven'den birinin oynayacağı. Bu konuda herkes hem fikir. Kewell Almanya'da geriye yaslanmış bir defansta iyi işler başardı. Ancak bu maç öyle başlamayacak ve ister istemez yanlış pozisyonda duracaktır. Mehmet Güven ise top çalma özelliği iyi olmayan bir oyuncu. Hatta kötü bile diyebiliriz. Yapacağı penaltı ise hiç sürpriz olmaz. Ancak elde alternatif olmaması nedeniyle Bülent Korkmaz'a bi eleştiri yapamayız bu konuda. Lincoln'ün performansı ise çok merak ediliyor. ben bu akşam sıradışı bir oyun oynayacağını beklemiyorum. Ancak ceza sahasında yapacaı vücut feykleriyle bu sahada bir penaltı kazandırabileceğini düşünüyorum. tabi birde işin doğa boyutu var. Öğlen tipi şeklinde yağan kardan sonra hava birazduruldu ancak. Yinede dünkü güneşten sonra bugün böyle bir hava olması akıllara Bordeaux maçını getiriyor.

Hamburg cephesinde ise Trochoeski'nin oynaaymayacağı söyleniyor. Umarım bu doğru bir haberdir. Çünkü korkulacak 3 isimden birisi Trochowski. Diğeri ise forvetteki İvica Olic olacak. Benim diğer bir çekindiğim isim ise Pitroipa. Almanya ligini izlerken bende etki bırakmış biri isim. Sürati ve topa hakimiyeti Volkan'ı çok zor durumlara düşürebilir. Ancak defansif açıdan büyük zaafları var. Burada iş Lincoln-Baros iklisine kalıyor. Arkaya atıalcak iyi paslarla kolay gol bulabiliriz.

Bu maçın seyrini çok merak ediyorum. Bize yine hüzün sevinç arası gidip gelmeler yaşatacak mı ? Haziran ayından beri yaşamadığımız heyecan kalmadı. Tam bitti derken yeniden döndü maçlar. Umarım bu akşam maçın başından sonuna kadar oyunu tutmayı başarırız. Hava koşulları yine her türlü sonucu doğurabilir. Akıllı ol Sanctis !!!

Teşekkürler Tanjevic

Basketbol A Milli takım antrenörü Bogdan Tanjevic. Polonya'da bu yaz yapılacak Avrupa Basketbol Şampiyonası kadrosuna Mehmet Okur'u almayacağını açıklamış. Bu gerçekten çok sevindiğim bir gelişme. Bu yaz yaptıkları hakında güzel tespitlerde bulunmuş Tanjevic :

"2009 Eleme Grubu maçlarında, Milli Takım’a gelen tüm oyuncuların, milli forma için arzu ve istekle mücadele ettiğini, formasının hakkını vermek için çırpındığını hepimiz gördük. Milli Takım’daki diğer oyuncular hayvan mı ki parkede ciğerleri patlayana kadar mücadele edip, canla başla savaşıyorlar? Milli forma kutsaldır. Bize de milli forma için canını verecek, o formanın onuru için savaşacak oyuncular lazım.

Mehmet, milli formayı giymek için en ufak bir arzu ve istek göstermedi. İyi niyetli olsaydı, bunun için kimse onu arayıp peşinde koşmadan ilgisini belli ederdi. Ben, Mehmet’in oynamak için yeterince istek duyduğuna inanmıyorum. Bu yüzden de onu 2009 Polonya kadrosuna almamaya karar verdim."

Çarşamba, Mart 18

Road to Kadıköy 1-16 vol 2.1


21:30 St Etienne 2-2 Werder Bremen (0-1)
21:45 Ajax 2-2 Marseille (1-2) uz

Kasap havası...

Sen ve Egemen gibilerin futbol oynaması yasaklanmalı. Yarın Arda oynamazsa kim verecek bunun hesabını. Attığınız kasıtlı tekmeler hakemler tarafından görmezden gelindi. Ancak artık bende Galatasaray yönetiminin yanındayım. Bu MHK tamamiyle Galatasaray'ı sindirmek için çalışıyor. Bu kadar hata istemeyerek olamaz. Basında Baros'un faullü golü konuşuluyor. Ancak Song'un daha 5. dakikada Baros'a yaptıgı ve sonucunda kırmızı kart gerektiren pozisyonu kimse yazamıyor. Kabzımal çıkıp golü yazıyor ancak bu faulden hiç bahsetmiyor, taraflı medya bu pozisyonu ısıtıp ısıtıp gösteriyor, kalemşörler kin kusmaya devam ediyor. Nedeni nedir bu Galatasaray düşmanlığının? Trabzonspor ve Sivasspor'un oynadıkları oyun futbol değil anti futboldur. Bunların şampiyonluğu demek Türk futbolunun tükendiğinin göstergesi olur...

18 Mart 1915

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Y
edi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Y
erin altında cehennem gibi binlerce lağam, A
tılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY

Pazartesi, Mart 16

Sorumlu Bülent Korkmaz

Eğer dünkü maç kazanılamadıysa bunun sorumlusu Bülent Korkmaz'dır. Daha geleli çok az olmasına rağmen vizyonunu ortaya koymuştur. Belkide en kolay kazanabileceği maçı elinin tersiyle itmiştir. Kewell ve Nonda'nın Trabzona getirilmemesi saçmalık. Lincoln'ün yedek ve 90 dakika kenarda bekletilmesi ise daha büyük bir saçmalık. Aklınca ders vermeye çalışmıştır. Kimse kusura bakmayacak bu Galatasaray Lincoln'e muhtaç o yüzden onu kazanmak için fedakarlık yapacaksın. Dün skor 2-1 olduktan sonra oyuna alınması şarttı. Bu hamleyi yapamayan yada göremeyen bir kişinin böyle büyük bir takımda antrenörlük yapması komik. Maç sonrası Hamburg maçına sakladığını buyurmuş Bülent Hoca. 20 dakika oynayıp yorulacak bi futbolcu yoktur dünya üzerinde. Giden 2 puan çok önemli. Bu maç alınsa rakiplere psikoljik olarak bi üstünlük kurulacaktı ancak bunu elinin tersiyle iten isim Bülent Korkmaz oldu. Vizyon denen cümlenin ne anlama geldiğini bir kez daha öğrenmiş olduk. Bir sözde Tarbzon seyircisine. Onlar kadar kuru kalabalık yapan bir seyirci yoktur sanırım. Stadda uğultudan başka birşey yok. Hakem ise görevini yaptı sadece. Song ve Hüseyin'e verilmeyen iki tane kırmızı kart var ancak veremedi. Baros'un golünden önce ise bariz bir faul var Alanzinho'ya. Bu ligin hiçbir yeri "Süper" değil.

Cuma, Mart 13

Harry Harry Kewell...


Hamburg 1-1 Galatasaray

Yine tarihe geçecek bi maça imza attık. Bu sene UEFA kupasında başımıza her türlü güzellik ve uğursuzluk geliyor. bakalım daha neler yaşayacağız. Maça Galatasaray bu sene Avrupa deplasmanlarında gösterdi istikrarlı oyunu devam ettirerek başladı. Sahaya iyi yayılıyor ve organize ataklar yapılıyordu. Lincoln bile takım savunmasına azami katkı yapıyor, ortada Ayhan ve Barış rakibe baskı yapıyordu. Kapılan toplar Türk futbolunun kronik hatası dan dun vurulmuyor görerek ayağa pasla çıkılmaya çalışılıyordu. Skibbe bu maçı izlerken övünebilir. İtiraf edilmeli ki bu paslı ve konrollü sistemi yerleştiren o oldu. Bir korner sırasında Lincoln topu Arda'nın kanadına uzaklaştırdı. Bu gelişi güzel vurulmuş bir top gibi duruyor ancak öyle olmadığına eminim Arda kendini o kadar alıştırdı ki o kanatta olduğuna. Lincoln bunun bilincinde olarak o topa vurdu. Arda topla süratlendi ve Lincoln kendini boşa çıkardı Arda pası biraz daha şiddetli verebilse Lincoln kaleci ile burun buruna kalacaktı. Ancak pasın şiddeti düşük olunca rakib topu uzaklaştırmak isterken arkadan bindiren Ayhan'ın önüne geldi top. Ayhan gayet düzgün ve net bir vuruşla golümüzü atıyordu. Bu benim maç öncesi istediğim tek şeydi. Yeterki bir gol atıp dönelim. İlk yarı sonuna doğru Petric kalecimiz Sanctis ile başbaşa kaldı ve Sanctis en iyi olduğu işi yaparak topa sahip oldu.

İkinci yarı güzel kontrataklar bekliyorduk. Ancak ileride Nonda olması bunu zorlaştıracak diye düşünüyorduk. İkinci yarının hemen başında garip bir gol yedik. Bu golde Hakan Balta'nın hatası var. O topa ilk müdahale yapması gereken oydu. Bi benzer hatayıda ligde yapmıştı topu penaltı noktasına uzaklaştırarak. Hemen başında gol yememiz kötü olmuştu. Peşine Lincoln Nonda'ya enfes bir top indirdi ancak bizim palangalı kobramız garip bir şekilde topa vurunca kalenin üstünden auta çıktı top. Bu pozisyonun akabinde ise maçı dramatikleştiren olay yaşandı. Emre Aşık tek hamleli olduğunu gösterdi. Ancak benim görüşüm sarı kart olması yönündeydi. O sırada acaba Semih ısınıyormuydu derken Kewell'ı Hakan'ın yanında gördük. Bunun anlık olduğunu düşünüyorduk hala. Ancak babamın o adam orada oynar. Aklıyla oynuyor sorun yapmaz deyişine, elek oluruz diye cevap veriyordum. Mehmet Güven'i görünce kenarda yine mi dedik. Lincoln'ün çıkması bana çok mantıklı geldi. Fakat bu sefer peder bey itiraz etti. Nonda'nın çıkması gerektiğini düşünüyordu. Sonrasında bunaltıcı bi baskı yaşandı 30 dakika boyunca. Jol Olic, Pitropia ile bütün silahlarını bizim savunmamıza doğrultuyordu. Ancak şanşımızında yardımıyla gol yemiyorduk. Beğenmediğim Mehmet Güven çizgiden bir top bile çıkardı. Hasan ve Ümit ile iyice mahkum olmuştuk. Ancak Hasan'ın Ümit'e attığı bir top gol olduğunda çılgın gibi sevindik. Faul olduğunu bile bile seviniyorduk. Maç bittiğinde ise bu yol Kadıköy'de noktalanır düşüncesi artık herşeyin önündeydi.

Bülent Korkmaz gelişiyle birlikte takım direnci ve savunma yanında kenardan oyuna müdahale konusunu hatırlattı bize. Bu sene alışmamıştık bu tür hamlelere. Ancak dünkü her hamlesi olumluydu ve sonuç vermişti. Rövanşta savunma kimlerle kurulacak bunu kestirmek güç. Ancak burada bu Hamburg'a karşı en azından iki gol bulacağımıza inanıyorum. Baros'u arkaya sarkıtacak bi Lincoln bize lazım. Dünkü siniri anlaşılabilirdi ancak bunu devam ettirmemesi gerekli. Kewell ise ne denli bir takım oyuncusunu yine ispat etti. Galatasaray olarak bir oyuncudan daha çok bir kişilik aldık diyebiliriz. Bu yolun sonu Kadıköy'de bitmeli ve bitecek.


Perşembe, Mart 12

Road to Kadıköy 1/16 vol. 1


19:00 Hamburg 1-1 Galatasaray
19:00 CSKA Moscow 1-0 Shaktar Donetsk
19:00 Dynamo Kiev 1-0 Metalist Kharkov
21:15 Paris S. G. 0-0 Braga
21:30 Werder Bremen 1-0 St Etienne
21:45 Manchester City 2-0 Aalborg
21:45 Marseille 2-1 Ajax
21:45 Udinese 2-0 Zenit St Petersburg

Galatasaray maç öncesi yazı yazma adetim vardı ancak bugün yazamıyorum. Çünkü ne olacağını kestiremediğim bir maç. Defans hattı nasıl olacak ? Forvette kim oynayacak ? Hamburg'da sağ bek kim olacak ? Trochowski ve Jansen'i nasıl durdurabiliriz ? Petric'in sihirli sol ayağı neler yapacak ? Olic'in hızına kim yetişecek? Nonda oynarsa ayağındaki palangadan nasıl kurtulacak ? Lincoln Almanya'da iyi oyununa devam edecek mi ? Daha bir çok soru var kafamda. Ancak forvette Nonda yerine Ümit'in oynamasını istiyorum ilk kez. Gollü ve tek farklı mağlubiyet iyi bi avantaj olur. Gollü beraberlik kaymak olur. Galibiyet ise tur demek. Hiç bir maç öncesi aklım bu kadar karışmamıştı. Petric ve Trochowski'den çok çok çekiniyorum. Bu maçı alırsa yine Arda alır. Son sözüm Sanctis'e gelsin. Akıllı ol !!!

Bir kornerin hikayesi

Dün akşam Vidic'in golünü defalarca seyrettim. İnter takım halinde ceza sahası içindeydi korner sırasında. Giggs topu ayarlarken İnter'de Cambiasso, Zanetti ve Balotelli ön direğin orada kümeleniyor. Cambiasso Balotelli'ye şiddetle birşeyler söylüyor. Ancak Balotelli aldırış etmeden aynı yerini koruyor. O sırada arka direk hala boş duruyor. 10 kişi içinde kimsenin aklına gelmiyor arka direğe geçmek. Tabi aynı zamanda Viera ve İbrahimoviç tutacakları rakiplerini bekliyor. Viera - Vidic'i İbrahimovic'te Ronaldoyu alıyor. Giggs korneri kullandığı anda ceza sahasında 5 United 9 İnter oyuncusu mevcut. Korner kullanılıyor Balotelli topun arkaya gittiğini görüyor ve umursamaz bir tavırla ceza sahası dışına doğru yürümeye başlıyor. Bu sırada Vidic Viera'nın adeta belini kırıyor vücut feykiyle. Gelen topla başbaşa kalıyor ve kimsenin olmaığı arka direğe doğru kafasıyla vuruor top ağlarla buluşuyor. Vidic'in topa vurduğu sırada Maicon, Corodba ve Balotelli alan savunması adına hiç bir şey yapmadan Vidic'i izliyorlar.

Neden şampiyonlar ligi çeyrek finalinde 4 İngiliz takımın olduğu daha bi anlaşılır oluyor benim için. Liverpool, Chelsea ve United böyle bir golü yeme olsalığı yok diyebiliriz. Sir Ferguson yıllardır üst sıralarda bulunuyor. Bunun nedeni inandığı doğruların üstünde dik durabilmesi. Vidic alt yapıdan yetişmedi ancak onada bu rakibi ekarte etme işini öğretmiş. Dün akşamdan beri bu gole takılmış durumdayım. Futbolun ne kadar basit bir oyun olduğunu gözler önüne seren bir gol. Bu arada korner sırasında Balotelli'nin hareketleri asla büyük bir oyuncu olamayacağını belgeliyor.


Çarşamba, Mart 11

Şampiyonlar Ligi 1/16 vol 2.2

Manchester United 2-0 İnter (0 - 0)
Barcelona 5-2 Lyon (1 - 1)
Porto 0-0 Atletico Madrid (2 - 2)
Roma 1-0 Arsenal (0 - 1) pen 6-7

Salı, Mart 10

Şampiyonlar Ligi 1/16 vol 2.1

Liverpool 4-0 Real Madrid (1 - 0)
Juventus 2-2 Chelsea (0 - 1)
Bayern Münih 7-1 Sporting Lisbon (5 - 0)
Panathinaikos 1-2 Villarreal (1 - 1)

Zamanlama

Bütün spor sitelerinde ve gazetelerde Fernando Meira'nın Zenit'e transferinin gerçekleştiği yazılıyor. Galatasaray'ı yönetenlerin ne kadar çapsız oldukları bu transferdede ortaya çıktı. Takımın iki gün sonra Uefa kupasında kritik bir deplasman maçı var. Kalifiye 4 stoperinden 2 tanesi sakat ve bir diğeri 36 yaşında. Tamam Meira kötü bir performans sergiledi sene boyu. Ancak böyle bir maç öncesi savunmada yapılacak bi değişikliğin faturası ağır olur görüşündeyim. Semih Kaya deniliyor ancak ona güven olsaydı Bursaspor maçında Emre sakat sakat oynatılmazdı. Kendi evinde lig maçında oynatmadığın bi ismi avrupada deplasmanda oynatmak nasıl olur bunun yorumu bile yapılmaz. Hakan Balta tercihi olur ise bu sefer sol tarafta Volkan oynayacak. Onunda son halini Bursaspor maçında gördük. Alparslan'ın ise yüzüne bakılmıyor. Zaten onuda ligde oynatmayıp bu kritik sınavda oynatmak mantıksız . Perşembe günü alınacak bi yenilgide bu çapsız yönetici takımı ne demeç verecek. Kar edilen bir kaç milyona Uefa kupası tercih edilirmi ? Kupada bulunan bütün takımlar eşit güçteyken böyle bir riske girmek ne kadar doğru ?

O An #4


MASALLARIN MASALI
Su başında durmuşuz
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana.

Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana bir de kediye.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak ,
sonra o da gidecek.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Su serin
çınar ulu
ben şiir yazıyorum
kedi uyukluyor
güneş sıcak
çok şükür yaşıyoruz
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Çarşamba, Mart 4

Hakemler Gelmeyince


Biraz da yerel haberler verelim. Semtimin takımı olan Çengelköyspor sitesinde bir duyuru yayınlandı. Gerçekten Türkiye'de amatör futbolunun halini ortaya koyan cinsten bir duyuru. Hakemlik müessesinin ne kadar laubali olduğunun açık bir örneği. Bu arada bir zamanlar 2. ligin korkulu takımı olan takımımız yıllardır amatör kümede sefalet çekiyor. Hasan Başkan'ın vefatından sonra iyice sahipsiz kaldık. O rengarenk günlerle ilgili bi anımı yakında paylaşmak istiyorum. Klüp açıklaması şöyle :
Bugün İstanbul Şampiyonasında Oynamamız gereken maçı hakemlerin ve gözlemcinin gelmemesi nedeniyle oynayamadık...
Bu sezon aldığı başarılı sonuçlar ile yüzümüzü güldüren Çengelköy U-14 takımımız İstanbul Şampiyonası ilk maçında bugün oynanabilseydi Esenler takımı ile karşılaşacaktı. Evet sizlerinde anlayacağı gibi maç oynanamadı hemde çok gülünç bir nedenden dolayı.Hakemler ve gözlemci stada gelmemişlerdi. Evet yanlış duymadınız İstanbul Şampiyonası maçına ne hakem ne de gözlemci geldi. er iki takımda saatlerce buz gibi havada sahada bekelemk zorunda kaldı. Şimdi soruyoruz maçtan 2 saat önce yola çıkan onca emek sarfeden, para harcayan, soğukta bekleyen bu takımın hakkını kim verecek. TAkımlar geç kaldığı zaman cezayı kesenler şişmdi ne ibi bir uygulamaya başvuracaklar.Maç 14 : 30 da başlaması gerekiyordu fakat başlayamadı. Federasyon yetkilileri ile yaptığımız görüşmede hakemlerin Çeliktepe Stadı yerine Namık Sevik stadına gittikleri bilgisine ulaşıldı. Peki oradan gelemezlermiydi ? Bu vurdumduymazlık daha ne kadar devam edecek. Bu insanların yaptıkları masrafları kim karşılayacak. Amatör liglerde sıkça rastladığımız bu olaylara artık duyarsız kalmamalıyız. Lütfen gerekli hassasiyeti maç ayrımı yapmadan gösterelim. Umarız fedarasyon yetkilileri bu konuda bir açıklama yapacaklardır ve bu vurdum duymazlığı cezasız bırakmayacaklardır.

3 Maymun Oynamayan Tek İsim

Federasyon başkanı ile Galatasaray başkanı özel bir konuşma yapıyor. Diyor ki "Şu anda sıcak paraya şiddetle ihtiyacımız var. Bizim de federasyondan alacağımız ileriye dönük alacaklarımız var. O alacağa karşılık olarak bize avans olarak şu kadar verin." "Böyle bir alacağınız yoktur, avans da vermiyoruz" diyor Mahmut. Diyebilir. Tamam. Adnan Polat'ın isteme hakkı ne kadar varsa Mahmut'un da reddetme hakkı var. Ama bu ikisi arasında özel bir görüşmedir. Bu görüşme, hele de Galatasaray düşmanlığıyla ünlü bir takım gazetelere sızıyorsa eğer kimin sızdırdığı açık. Bu ayıp. Böyle bir federasyona, artık o Galatasaray güvenmez. Bir de o federasyonun hakemleri, Galatasaray'ı Ali Sami Yen'de çatır çatır yakarken, Fenerbahçe'yi bu haftaki maç dahil hâlâ korumaya devam ederlerse... İnönü Stadı'nda Beşiktaşlı futbolculara kırmızı kart çıkıyor, Ali Sami Yen'de Galatasaraylılara kırmızı kart çıkıyor, Trabzon'un stadında Trabzonlulara, Sivas'ta Sivaslılara çıkıyor ama Fenerbahçe'nin stadında Fenerbahçelilere kırmızı kart çıkmıyor. Sivas maçında Alex'in yaptığı hareket direkt kırmızıydı. İkinci sarı değil, direkt kırmızıydı. İkinci sarıyı dahi çıkaramadı. Ben kaçıncı defadır söylüyorum hem burada, hem 90 Dakika'da. Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Fenerbahçeli bir oyuncunun ilk sarı kartı görmesi beraat kararıdır. 'Bundan sonra ne yaparsan yap arkadaş, özgürsün. İstersen rakibinin ayağını kır!' İsim de veriyorum her maçtan sonra.

Salı, Mart 3

TRT Yuti mi ?

Hulki Cevizoğlu pek beğendiğim bi isim değildir açıkcası. Ancak bugünkü köşesinde öyle bir yazı yazmış ki akıllara zarar verir. Kürtçe tv den sonra şimdi sırada ermenice tv varmış. Yıl sonuna kadar yayına geçeceği ifadesi haberi sağlam kaynaklardan olmadığı yönüne çekiyor ancak yine böyle birşeyin düşünülebilmesi bile abesle iştigaldir. Hocalı katliamı ile ilgili bi yazı yazmıştım. Orada dediğim gibi hala duyarsız ve tepkisiziz. Ancak içimizde ki ermeni kırmaları buna sevinecektir ve ne kadar hoş görülü ve aydın bir karar olduğunu ifade edecektir. Tabi başta Pamukyan olmak üzere. Böyle şeyleri Trt yutiyi ama halk neden yuti onu anlamak güç. Hulki Cevizoğlu'nun yazısı şöyle :

Dağılmakta olan “Avrupa Birliği” (AB) istedi, “TRT Şeş” (TRT Kürt) kuruldu. Önemli bir “açılım” (!) yapıldı ve “değişime direnenlerin” (!) yüzüne bir tokat gibi indi. Tokatın sesi, ta Meclis’te yankılandı. DTP denen partinin Genel Başkanı Kürt “Ahmet Türk” , Kürtçe konuşma yaptı. Açılım devam etti!..“Açılımlarımız” ve “değişimimiz” devam ediyor!..Şimdi de, yeni hayırlara vesile olması beklenen bir kanal daha geliyor. “TRT Yuti” (TRT 7).
ERMENİCE TELEVİZYONUMUZ OLUYOR!..

Ne olduğunu anlamadınız tabii. Sıkı durun açıklıyorum.Devletin televizyonu, batmakta olan AB’nin isteğiyle “Ermeni televizyonu” kurma kararı aldı!..Kürtçe TV’den sonra Ermenice TV’miz olacak.Yukarıdaki adı ben koydum. “TRT Kürt” ya da “TRT Şeş” denen Kürtçe kanal, TRT’nin 6. kanalı. Ermenice yayın yapacak kanal da bunun ardından 7. kanalda yayın yapar herhalde. Araştırdım, Ermenice yedi “yuti” demekmiş. Kanalın adı belki de “TRT Hinı”(TRT 9) olur!..TRT’den aldığım bilgiye göre, bu kanal yıl sonunda yayına başlayacakmış. “Be Xêr Be” diyecektim. O, Kürtçe. “Hayırlı olsun” un Ermenice’sini Google’da bulamadım. Nasıl olsa, yıl sonundaki ilk açılış yayınında AKP’den öğreniriz!..

O An #3


Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
Cahit Sıtkı Tarancı

O An #1
O An #2

5, 7, 9

Fenerbahçe mağlubiyetinin faturasının kendisine çıkarılmasına da değinen Uygun, "Tabii ki bu maçın ardından hemen eleştiri yapmak isteyen arkadaşlar olacaktır. Onlara da bir laf söyleyeyim; 'Evet biz 5 yeriz, 7 yeriz ama 6 gol yemeyiz. 7 yeriz, 9 yeriz ama 8 gol de yemeyiz.' Bizim ülkemizde zaten herkes futbolu çok iyi biliyor"

Bu sözler Bülent Uygun'a ait. Sanırım Aragones'in yerini almak için can atıyor. Ligde kadıköyde bütün hatlarıyla hücum oynamasından belli olmuştu bazı şeyler. Kimse kimseyi kandırmasın Bülent Uygun fanatik bi Fenerbahçelidir. Verdiği bu beyanat ise atamamen bi saçmalık. Kendisini bu tarafsız duruşundan ötürü tebrik ediyorum. Gerçi 7 yemeyi çok iyi bilir oda ayrı bi konu. Sigma Olomouc maçında kendiside sahadaydı. Biraz daldan dala atlayalım son olarak. Karel Brückner o maçta Sigma Olomouc teknik direktörüydü ve dün itibariylede Avusturya milli takımından istifa etti. İyidir hoştur ama futbolunu beğenmediğim ve hep aynı hücum planını uygulatan bi antrenördü.

Pazartesi, Mart 2

Zorlu Fikstür ve Sakatlar


UEFA resmi sitesinde Galatasaray'ın Hamburg'la İstanbul'da oynayacağı maçın tarihini 18 Mart Çarşamba olarak belirlemiş. Bu Galatasaray adına gerçekten kötü bir haber. Bu kadar sakatın ve kadro rotasyonunun pek mümkün olmadığı dönemde bu maçında 19 Mart değilde 18 Mart'ta oynanacak olması gerçekten kötü bir haber. Çünkü o maça kadar önünde çok zorlu bi periyot olacak Galatasaray'ın. Bu hafta dinlenebileceği bir hafta olacak. O yüzden önemli bir hafta. 6 Mart Cuma günü İstanbul'da Bursaspor ile oynayacak. Bu maçta Ertuğrul Sağlam ekolü bir takımın ne kadar dirençli olacağını hepimiz biliyoruz. Sonrasında ise sırası ile iki zorlu deplasman var. 12 Mart Perşembde Almanya'da Hamburg, 15 Mart Pazar Trabzon. Hamburg rövanş maçınında 18 Mart Çarşamba günü oynanacak. Bu zorlu dönemde taze hoca Bülent Korkmaz'ın başı çok ağrıyacak. Şimdiden 16 günlük programını belirlemesi gerekli. Yeni bir sakatlığıda kaldırabilecek bi kadro kalmadı elinde.

Vorteks

Hollanda'da düşen THY uçağından sonra çoğu kişi birazda bilinçli olarak suçu THY'na atmaya çalıştı. Ancak olayın başından beri aklımı kurcalayan bir sebep vardı. Neden Hollanda gibi gayet şeffaf görünen bi ülke bilgi vermeyi ertelesin. Önceleri uçağın uçuşsırasında arızalandığını düşündüm. THY de çalışan kuzenim uçağın bakımlarının tam olduğunu söylemişti çünkü. 2 gün önce ise gayet mantıklı bi iddaa atıldı ortaya. İddaaya göre düşen uçağımızdan önce alana North West Havayolları'nın Boeing 777 tipi uçağı inmişti. Devasa bir uçak olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu büyüklüğünden dolayı alana 3 ila 4 dakika arası uçak inişinin olmaması gerekiyor. Nedeni ise bu devasa uçak havada türbülans (vorteks) yaratıyor. Bizim uçağımız ise alana 2 dakika sonra indiriliyor. İnerken yakalandığı bu türbülans etkisiylede düşüyor. Uçakta ölü sayısının az olma nedenide bu yüzden. Yani iniş pozisyonunda olmasından dolayı. Kendimizi hep küçük gördüğümüzden nedeni hemen bize mal ettik. Kamuoyuda bu yönde etkilendi ve günlerdir THY yönetimini eleştirdi. Ancak ben en mantıklı nedeni bu olarak görüyorum. Eğer böyle ise Hollanda yönetimi bu olayı nasıl örtpas etmeye çalışacak onuda merak ediyorum.

Hafta Sonu'nun Ardından

- Uzun zaman sonra ilk defa film izledim ve biraz abartıp iki filmi üstüste izledim. İlki 96 saat adlı filmdi ve akıcıydı. Diğeri ise I am legend oldu. Onu anlatmaya gerek yok.

- Liverpool ne zaman şampiyonluk yarışını Nisan ayına taşıyacak merak ediyorum. Benitez Avrupa'da çok iyi ancak ligde rotasyon yapıcam diye şampiyonluğu kaybediyor. Bu arada Sir Ferguson Carling Cup'dada şampiyon oldu. O da rotasyon yapıyor ancak ne hikmetse yine kazanıyor.

- Fenerbahçe'nin Sivas önündeki futbolunu ve hırsını çok beğendim. Çarşamba günüde rahat alırlar bu oyunla. Ancak aklımı karıştıran Bülent Uygun'un Galatasaray maçlarında takım halinde yarı sahayı bile geçmeyen anlayışını bırakıp bütün oyuncualrıyla hücuma çıkması oldu.

- Uzun süre sonra bir Beşiktaş maçı izledim. Hala bıraktığım yerde gibiler. Denizli'nin oynattığı oyunu hiç beğenmiyorum. Şampiyon olmaları gerekli ve benim gönlüm (Galatasaray'dan sonra)onların olmasını istiyor. Ancak böyle karambolden kazanarak bunu başarmaları zor. İlkyarıyı Belediye 3-0 önde bitirebilirdi.

- Trabzonspor tek farklı galibiyetlerine devam ediyor. Tita penaltıyı atsa o maçı çevirmeleri imkansızdı. Şampiyon gibi oynamaya başlamalarını beklemek artık zor.

- Sampdoria Milan maçına bakıyorum İnzaghi ve Favalli kurtarıcı olarak giriyor.maçın daha farklı bitmesini istedim ancak Milan neredeyse beraberliği kurtarıyordu. Ancelotti kadro revizyonu yapmazsa kendi revize edilecek.

- Real Madrid yine galip, Barca ise mağlup. Kötü kardeş kıyak yaptı bu sene. Puan farkı 1'e indi. Barnebau'da galip geleceğimiz kesin.

- İnter Roma maçını ne zaman açsam gol gördüm. Balotelli penaltıda havuza atladı ancak hakem yedi. İnter o kadar antipatik bir takım ki her maçında yenilmesini istiyorum. Beraberliği kurtardılar ancak bunu Baptista ve Vucinic formsuzluğuna borçlular.

- Bayern Münih 10 kişilik Werder Bremen'i yenemiyor ancak şampiyonluk yarışından hala 3 puan uzaktalar. Bu yüzden bu seneninde şampiyonu onlar olacak. Bu arada rakibimiz Hamburg evinde 3 gol yemiş. Biz iki atarsak yeterli olur.

Konyaspor 0-1 Galatasaray

Maç için söylenecek hiçbirşey yok. Sıradan tatsız tutsuz bir maç oldu. Arda zekasını hızıyla birleştirerek bir gol attı ve sonrasında, takım halinde savunma yapan bir Galatasaray izledik. Bir ara Bülent Korkmaz'ın Kayseri Erciyes maçını izliyor hissine kapıldım. Gol atmayı asla düşünmeyen ve ileriye doğru hamle yapamayan bir Galatasaray seyrettik. Tek olumlu gelişme bütün takımın gol yememek için takım halinde savunma yapması oldu. Bülent hoca'nın görmesi gerek bir kaç not var dünden kalan. Ümit Karan ve Aydın (özellikle Ümit) Galatasaray misyonlarını çoktan bitirmişler. Dün Ümit Karan'ın oyuna girmesi Nonda adına bir felaketti. Ümit'i bu sene hep böyle rezalet futbolla gördük. Yeni hoca gelmiş ancak ona hırs asla uğramamış. Lincoln orta sahada rakiplerini eksiltiyor ancak ileri bakıyor kimse yok. Koşu yapması gereken Ümit Lincoln'ün üstüne doğru geliyor tabi o sırada şaşıran Lincoln topu kaptırıyor. Bu pozisyona Lincoln'ü çıkarıp başka bir isim koyuyorsunuz yine aynısı yaşanıyor. Acilen bi tedbir alınmalı çünkü takıma çok zarar veriyor. Aydın ise o narin haline devam ediyor. 25 dakika gibi bi süre oyunda kaldı ancak hiç bir olumlu hareketi yoktu. Arda ve Ayhan'ın gayreti birde Meira'nın ilk defa bu kadar özverili mücadelesi vardı sahada. Konyaspor ise hücum gücünü Veysel ve arkasında oynayan Cihan'a bağlamış. Onları daha fazla anlatmaya hiç gerek yok. Bu gayet açıklayıcı bir örnek.