Salı, Ağustos 31

TÜRKLER UÇUYOO

Kahpe Yunanıda, hakemide devirdik. Teşekkürler çocuklar. 30 Ağustos sonrası bir Yunan zaferi harika.

Misimovic ve İnsua @ Galatasaray



İftarın Tatlısı

tiramisu

Misimovic Galatasaray'da

Transferi konusunda 10 gün önce yazdığım yazıyı şimdi yayınlayabilirim.

Misimovic bir Bayern Münih üretimidir. Münih doğumlu Misimovic 2002-2004 yıllarını Bayern Münih’in ikinci takımında geçirdi. Bayern takımında A takıma çıkma şansını yakalayamadı bu yıllarda. 2004 yılında ise Bochum günleri başladı Misimovic’in. 3 sene kaldığı Bochum’da 99 maça çıkan Misimovic 24 gol atıp, 26 asistlik bir performans sergiledi. Sonrasında iise Nürnberg takımına transfer oldu. 37 maçta 13 gol 5 asistlik bir perforansı vardı burada.

Kariyeri ilk başlarda düşüşte görünsede Nürnberg’de oynadığı futbol Magath’ın dikkatini çekmiş olmalı ki Wolfsburg takımına transfer etti kendisini. Buradaki ilk yılı kariyerinin en parlak dönemi oldu. Wolfsburg’un şampiyonluğunda beklide en önemli katkı ondan gelmişti. O sezon ligde 33 maça çıkan Misimovic 7 gol atıp, 20 de asist yapıyordu takım arkadaşlarına. Şampiyonluk apoletine bir de asist krallığı ekliyordu. Rüya gibi bir sezon yaşamıştı Almanya kupasında 4 maça 7 asist sığdırdı. Uefa kupasının son sezonunda ise 8 maç forma giydi ve 4 gol, 1 asistlik katkı sağladı takımına. Sezon boyunca toplam istatistiği ise 42 maç, 11 gol ve 28 asist olmuştu.

Geçtiğimiz sezon ise Misimovic performansındaki yükselişini korudu. Ancak takım olarak kötü bir çizgi çizdiler. Yinede Misimovic en etkili oyuncularından birisiydi. Ligde 31 maça çıkıp 10 gol, 15 asistlik gayet başarılı bir performans sergiledi. Kupaya erken veda eden Wolfsburg’da 2 maçta 2 gol ve 1 asistlik bir oyun sergilemişti. İlk kez çıktığı Şampiyonlar ligi arenasında ise 6 maçta 1 gol, 2 asistlik bir istatistiğe sahip oldu. Sonrasında aynı istatistiği Avrupa ligindede sürdürdü.

2004 yılından itibaren Bosna Hersek milli takımına seçilen Misimovic. 31 maça çıktı şuana kadar. 9 gol ve 15 asistlik bir performansa sahip ülkesi adına.

Misimovic’in oyun yapısı hakkında detaylı bir yazı yazma bilgisine sahip değilim. Fakat gördüğüm kadarı ile ofansif yönünün biraz daha ağır olduğu ancak savunma konusunda da istekli bir yapıya sahip. En azından takımdaki çoğu oyuncudan daha çok savunma potansiyeline sahip. Duran toplardaki hasretimizi biraz olsun dindirecek nitelikleri de mevcut. Misimovic asla kötü transfer değildir fakat takımın eksik listesinin ilk sırasında o mevkimi var işte ondan emin değilim.

Şimdi Rijkaard’ın önünde verilecek kritik kararlar var. Elano’nun hangi mevkiye monte edileceği en kritik karar. Orta üçlünün Cana – Elano – Misimovic olarak kurulması da söz konusu olabilir. Misimovic Wolfsburg yıllarında gıpta ile baktığım bir oyuncuydu. Sarı-Kırmızı forma altında olması dahi yeterli benim adıma. Futbolu zekası ile oynayan ender yeteneklerden kendisi. Ayrıca kardeş ülke Bosna vatandaşı olması da bu transferi güzel kılan sebeplerden bir tanesi. Çok değil iki sezon önce Misimovic gelecek dense kimse inanmazdı. O zamanki değeri 20 milyon eurolara kadar çıkmıştı. 8 milyona bu tarz bir oyuncuyu transfer edebilmek güzel bir olay. Şimdiden başarılar Misimovic.

Pazartesi, Ağustos 30

İftarın Tatlısı


kazandibi
* illaki damla sakızlı

O An


Oğluma
Gam, keder, elem, tasa, gurbet
Hasret, dertler geçip gider elbet
Bir merhaba, acı kahve, hatır sorma ve
Dostluklar sürer elbet.
Sımsıkı sev sen, sevmeyi
Bazen almadan da vermeyi
İstanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok ya.
Gün olur devran döner,
Akar seller kalır pullar, kavuşuruz
Eser yeller, yağar karlar,
Gelir bahar, açar güller koklaşırız.
Sultan Süleyman'a kalmamış,
Ha babam dönen şu dünya.
Babanın tapulu malı olsa,
Kefenin cebinde yer yok ya.
Papazın eşeğini kovala dur,
Ali'nin külahını Veli'ye uydur.
Aldat dur, aldan dur
Oğlum hayat bu mudur?
İşte ağaç, işte deniz, işte toprak
İşte, hayat budur oğlum...
Başını dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven.
Çağını bil, çağına yakış
Güzelliklerle yarış.

Cem Karaca

Eskişehirspor 1-3 Galatasaray, Lige Tutunuş

Maç öncesi çoğu Galatasaray taraftarı gibi umutsuzdum. Maçı izlemeye 9. Dakikada başladım. Skora çok şaşırmıştım açıkcası. Milan Baros’un golü bu kötü zamanda ilaç kadar değerliydi. Perşembe gününden çok da farklı bir takım yoktu sahada. Rijkaard’a sadece bu sebepten sinirlendim maç boyu. Hakan Balta dışında kızağa çekilen oyuncu yoktu. Hakan Balta’ya ceza değil ödüldü açıkcası 11 de başlamaması. Serkan Kurtuluş onun görevini maç boyu iyi kotardı. Zor durumlara düştüğünde yaptığı hamleler pozisyonun büyümesini önledi.

Eskişehirspor golü yedikten sonra yüklenmeye başladı. Galatasaray ise o silik oyununa devam etti. Arada cılız kontra girişimleri olsa da çoğu kez Barış’ın futbol zekasının kıtlığı sebebiyle yarım kaldı bu ataklar. Bu atakların birinde ise takımın kaptanı Arda Elano’ya gördüğü halde pası atmayarak mutlak bir golü engelledi. Sahada zoraki oynuyordu yine. Bu çocuğun iki sene içinde bu hale gelmesi çok acı veriyor bana. Artık Messi gibi bir performans dahi gösterse bazı kişilerce asla sevilmeyecektir. Çünkü yanlışları o kadar büyük ki sahadaki oyunu ile bunları kapatamaz.

Eskişehir ilkyarı ortasından itibaren yüklendikçe yüklendi. Ufuk, Sezer’in enfes şutunu aynı güzellikle kornere çeldi fakat korner sonra topu elinden kaçırınca golü kalesinde gördü. Bu pozisyonda topa çıkış açısı ve şekli çok ilginçti. Aylardır maç oynamama sıkıntısından kaynaklanıyor bu gol. Aykut’a heba edilen onca maç için Rijkaard’a selam olsun. Neyse ufuk artık eğrisiyle doğrusuyla bir sezon Galatasaray kalesinde olacak. Güvenmekten başka çare yok.

İkinci yarıda ise sahada görmek istediğim bir Galatasaray vardı. Kalite olarak yine kötüydü fakat sahada onurunu kurtarmak için mücadele eden 11 oyuncu vardı. Özellikle Ayhan’ın can siperhane oyununu takdir etmek gerekli. Tamam basit hatalar yapıyordu ancak kazanmak için varını yoğunu sahada ortaya koyuyordu da. Yeni ergen genç gibi sahada fizik gücüyle varolmaya çalışan Pele’ye güzel dersler verdi. Takım oyunundan bi haber oyuncu. Uzaktan şut atmaya güdümlü bir oyuncu. Çoğu kez pas yerine şut atarak takımın enerjisini bi anda düşürüyor. Kaçak güreşçi Sarp ise sorumluluk almaktan yine kaçındı. Gelmesi muhtemel orta saha oyuncusu sonrası forma yüzü görmemesini diliyorum. Cana oyuna dahil olduktan sonra orta saha biraz olsun nefes almaya başladı. Topu daha rahat ayağında tuttu. Arda Turan karşı karşıya kaldığı ilk pozisyonu İvesa’ya teslim etti ancak bir sonrakinde akıllı bir vuruşla ve Volkan’ında gayretiyle gole kavuştu. Sonrasında ise psikolojik olarak rahatlayan Galatasaray Servet ile bir gol daha bularak maçı kazanmayı başardı.

Galibiyet ve puanla tanışmak takım için çok önemliydi ve bunu başardılar. Ancak oyun kalitesi yine çok zayıf. Dün ayağa pas oynamayı düşünmeleri bile galibiyeti getirdi. Gereksiz zorlamalardan Arda hariç tüm takım kaçındı. Umarım bu zihinlerine yer eder ve böyle oynamaları gerektiğine inanırlar. Bu galibiyet biz taraftara yaşattıkları şoku asla azaltmaz fakat kendileri adına iyi bir özgüven getirir. Şimdi 15 günlük bir milli takım arası var ve bu ara yaraların sarılmasında çok önemliydi. Sakatların dönmesi ve olası transferler sonucu Gaziantepspor karşısında daha istekli ve kalite bir Galatasaray görmeyi istiyorum.

Rijkaard’ın geçtiğimiz yıldan beri uyguladığı bir sistem var. Sakatlıktan yeni çıkan veya yeni transfer edilen her oyuncuyu ilk maçta 15, ikinci de 30 sonrasında yarım devre oynatarak takıma ısındırıyor. Ancak bu uygulamayı doğru bulmuyorum. Oyuncuyu limitine kadar zorlaması gerekli. Elano ikinci yarıda her koşulda bir 20 dakika daha oynayabilirdi. Böylelikle maç kondüsyonunu sadece iki maçta sağlar. Ancak Rijkaard’ın bu uygulaması ile bir oyuncunun tamamen oynayacak düzeye gelmesi 4-5 maç sürüyor.

30 Ağustos

Geçtiğimiz yıl yayınladığım Yavuz Selim DEMİRAĞ'ın 30 Ağustos ile ilgili yazısını tekrar yayınlıyorum :

Ağustos sıcağı, Ramazan rehaveti, Pazar tatil hakkını yarına erteleyin. Tıpkı kurban ve ramazan bayramlarında olduğu gibi erken kalkın. Toyda, düğünde kaldırılan, asılan bayraktan öte bugün sancaklar yürüyecek başkentte. Ankaralı olanlar şanslı. Hipodroma gidemeyenler televizyonlarının başına geçsin. Belkide son 50 yılın en anlamlı bayramı olacak 30 Ağustos. Cumhuriyet tarihinde ilk defa sancakların hepsi bir araya gelecek.Sancakların geçişini ayakta selamlayacak millet.

Birileri şimdi “Ne var bunda, 19 Mayıs’ta 29 Ekim’de asker yürür diyecek.” Kuyruk acısı olanlarla, vurdum duymazların kol kola girdiği ortamda, oturup sancak üzerine yazmaya, ilköğretimde sosyal bilgiler, lisede Milli Güvenlik dersi vermeye hiç niyetim yok. Bayrak ve sancak gibi kutsallarımızdan bihaber olanlarla, kutsiyetlerimize savaş açanlar arasında da fazla fark göremiyorum. Senelerdir planlı olarak tacize uğrayan, iğfal edilmek istenen, namusumuza tasallut edenlere karşı, uyarı günü olarak görüyorum 30 Ağustos’u. Milli devletimizin Tecavüze uğramayacağının, bir p****e gebe bırakılmayacağının kararlılık günü olarak addediyorum. Gücü ve gücün birliğini temsil eden sancağın kılıfından çıkarılıp meydanlara dikilmesi ve bütün dünyanın gözü önünde sergilenmesi yerli ve yabancı düşmanlara meydan okumaktır resmen.

Dünyanın her ülkesinde orduların milli günleri vardır. Ruslar Kremlin meydanında, Çinliler Pekin’de, ABD’liler Washington’da, İngilizler Londra’da kısacası yüzlerce ülke, ordu günlerini kutlarken, ülkelerinde görev yapan yabancı büyükelçi ve diplomatları davet ederek, askeri güçlerinin ne denli muhteşem olduğunu sergileyerek psikolojik savaş yaparlar. Türkiye Cumhuriyeti de milli bayramlarımızla beraber bu uygulamayı 30 Ağustos’ta gerçekleştirir. Bir nevi Türkiye üzerinde hesap yapanları uyarır. Dünyadaki gelişmelerde ise yer yüzünde barışın teminatının Türk milleti olduğunu hatırlatır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki soğuk savaş döneminde Türkiye’yi NATO’ya mahkum edenlere; Coniler, “Don lastiğinizi bile biz veriyoruz” diye küçümseyerek bu memlekette darbeler bile yaptırdılar. 1974 Kıbrıs harekâtıyla beraber konan silah ambargosu uyandırdı milletimizi. Dost ve müttefik sandığımız Almanya’dan satın aldığımız Leopar tanklarıyla beraber, askerin başına taktığı çelik başlıkların, Güneydoğu’daki operasyonlarda kullanılmasına bu yıla kadar izin verilmediğini bu memlekette aydın diye geçinen kaç kişi biliyor.

Bu Ağustos, başka Ağustos. Senelerce zeminini hazırladıkları bölme planını açılım adıyla uygulamaya koymaya karşı ilan edilen savaş gününün de adı oldu 30 Ağustos.Yarın sancaklar açılacak. Sancağın gücü karşısında ayağa kalkacak herkes. 60 sancak ile beraber Türkiye’nin dört bir yanından gelen 25 bin seçkin askeri personel yürüyecek.Yüzde 100 yerli harp malzemeleri sergilenecek başkentte. Çankırı’da, Arifiye’de, Kayseri’de ve ASELSAN’da Türk mühendislerinin ve Türk işçilerinin yaptığı füzeler, toplar, tanklar, tüfekler, elektronik aygıtlar tanıtılacak. Tunç yürekli paraşütçüler inecek gökten. Türk yıldızları yeryüzünde hiçbir pilotun gerçekleştiremediği dalışları gerçekleştirecek, uçaklarımızla.

Kısacası sancakların gücüne güç katacak asker. Kuyruklarını paçalarının arasına kıstıran itler sessizce sıvışıp gidecekler.30 Ağustos’ta açılan sancakları saygıyla selamlıyor, Peygamber ocağımızın Mehmetçiklerini gözlerinden öpüyorum.

Yavuz Selim DEMİRAĞ - Yeniçağ Gazetesi

TÜRK MİLLETİ ORDUSUNU ÇOK SEVER.

Cumartesi, Ağustos 28

Dünya Basketbol Şampiyonası Başlıyor

A Grubu - Kayseri
16:30 - Avustralya - Ürdün
19:00 - Angola - Sırbistan
21:30 - Almanya - Arjantin

B Grubu - İstanbul
16:30 - Tunus - Slovenya
19:00 - ABD - Hırvatistan (NTV ve HD-en)
21:30 - İran - Brezilya

C Grubu - Ankara
16:00 - Yunanistan - Çin (NTV SPOR)
18:30 - Rusya - Porto Riko (NTV SPOR)
21:00 - Fildişi Sahili - Türkiye (NTV ve HD-en)

D Grubu - İzmir
16:00 - Yeni Zelanda - Litvanya
18:30 - Kanada - Lübnan
21:00 - Fransa - İspanya (HD-en)

Turnuvaya kolay bir başlangıç yapıyor A milli takım. Maç yayınları daha geniş olabilirrdi. 6 maç yayınlaması gerekli Ntv'nin. HD-en seçeneğine ise diyecek birşey yok. TRT her ne kadar güzel sunuşu olmasada spora ve halka saygısı olan bir kurum.

Cuma, Ağustos 27

İftarın Tatlısı

ayva tatlısı

* dün bayağı büyük bi porsiyon yedik.

Gururumuzsun Beşiktaş




Gönül isterdi ki tüm takımlarımız turlasın... Fakat mümkün olamadı... Beşiktaşımız kendisiyle mukayese edilmeyecek rakibi karşısında galip gelmesini bilerek Türk halkını bi nebzede olsa gülümsetti ve Halkın Takımı Beşiktaş olgusunu devam ettirdi.

Gruplardaki rakiplerimiz Porto, CSKA Sofya ve Rapid Wien. Portoyla birincilik için yarışırız, Rapid Wien'e dikkat diyorum. Not: Cenk daha fazla şans bulur ve gereksiz cesaret gösterilerinden kaçınırsa özlediğimiz, beklediğimiz bak işte sabredince oluyormuş diyeceğimiz bi kaleci olur.

Avrupa Ligi Gruplar

A Grubu
Juventus, Manchester City, Salzburg, Lech Poznan

B Grubu
Atletico Madrid, Leverkusen, Rosenborg, Aris

C Grubu
Sporting Lisbon, Lille, Levski Sofia, Gent

D Grubu
Villarreal, Club Brugge, Dinamo Zagreb, PAOK

E Grubu
AZ Alkmaar, Dinamo Kiev, BATE, Sheriff

F Grubu
CSKA Moskova, Palermo, Sparta Prag, Lausanne-Sport

G Grubu
Zenit, Anderlecht, AEK, Hajduk Split

H Grubu
Stuttgart, Getafe, Odense, Young Boys

I Grubu
PSV, Sampdoria, Metalist Kharkiv, Debrecen

J Grubu
Sevilla, PSG, Borussia Dortmund, Karpaty Lviv

K Grubu
Liverpool, Steau Bükreş, Napoli, Utrecht

L Grubu
Porto, Beşiktaş, CSKA Sofia, Rapid Wien

Çürük Yumurtalar Grubu
Galatasaray, Fenerbahçe, Aston Villa, Celtic

İhanet, İhtiras, Acziyet ve Galatasaray

Aydın’ın kendini bi 5 yıl daha bu takımda tutabilecek golü sonrasında maçı kazandık diyemedim bile. Galatasaray dün akşam turu geçseydi bile düşüncelerim değişmeyecekti. 90 dakika Galatasaray maçı izlemek artık çok büyük bir işkence. Galatasaray’ı bu duruma getirenler utanmalı her şeyden önce. Maç sonun Frank Rijkaard şu cümleleri kullandı :

"Defalarca söyledim, mazeretlere sığınmak istemiyorum ama savunma oyuncusu istedim. Fakat defans oyuncusu alınmadı. Şu anda burada bulunan oyuncularımızda sakat çok, kalite yok. Herhangi bir oyuncumu kadro dışı bırakmıyorum, çünkü bunu yapacak lüksüm yok, kadromuz yeterince kısıtlı zaten. Kesinlikle burada, görevimin başındayım. Turu kaybettik diye gitmeyeceğim. Ben mücadelemi sürdürmeye ve savaşmaya devam ediyorum."

Aslında daha çok ayrıntı var ama en önemli kısmı bu cümle. Geçtiğimiz sezon sonunda Rijkaard doğru teşhisi elbette koymuştur. Kaleci istemeyecek kadar futbol bilgisi olmayan bir insan değil. Bunu Galatasaray’ı 3 maç izleyen herkes görebilir çünkü. Defans konusunda alınan Ali Turan’dan haberi varmıydı bilemiyorum. Ancak onunla olmayacağını en baştan biliyordur. İsimlere takılmamak gerekli bu aşamada. Sadece birkaç isim var onlarıda yazacağım.

Adnan Polat ve ekürisi Sezgin 5 aydır oyuncu transferini bitirememişse Rijkaard’ın bu başarısızlıkta ki payı % 30 olur en fazla. Kurtarıcı olarak bu sezon resmi olarak hiçbir maçta forma giymemiş Aydın’ı almak zorunda kalıyor Rijkaard. Orta sahanın ve takımın en iyi ismi Ayhan oluyorsa düşünecek çok şey var demektir. Kafasında bir çok kişiyi kadro dışı bırakmak var ancak bunuda yapamayacak kadar kıt bir kadroya sahip olduğunu belirtiyor. Fakat Rijkaard’ında hataları var. En önemlisi ise suçluyu medya önünde deşifre eden bir yapıda olması. Oyuncularına kalitesiz yaftası yapıştırmak ne derece doğru tartışılır. Hele ki ligin daha yeni başladığı ve takımın çehresini değiştirecek transferlerin yapılamayacağı şu dönemde sadece “acı gerçek” olarak yereder beynimize. Belkide Rijkaard artık gitmek istiyordur fakat kendi isteği ile değil yönetim kurulu kararı sonucu gitmek isteyebilir. Buna inanmıyorum ama Rijkaard gibi tecrübeli diyebileceğimiz bir ismin bu tarz açıklama yapması düşündürücü.

İşin en komik kısmı ise Rijkaard’ın gitmesi veyahut kalmasına karar verecek olanların basiretsiz kişiler olması. Galatasaray camiasını yöneten kişilerin işlerin ehli olmadığı apaçık ortada. Sorunları çözmeye en alttan değil en baştan başlamak gerekli. Adnanlar bu işi yapamadık deyip özür dilemeliler.Güvenleri sarsılmıştır ve bir daha asla geri kazanamayacaklar. Stad ve kriterlerle kafayı bozmuş bu kişiler. Galatasaray’ın yıllık geliri 1 milyar dolar olsa bile taraftar sezon sonu ligdeki durumuna ve Avrupa kupasında neler yaptığına bakar. Ucuz hesaplarla transfer yapamayıp sezon öncesi şu kötü kadroya bağımlı olursan bu sonuçlar kaçınılmaz. Özetle Galatasaray son 3 yıldır çok kötü yönetiliyor. Başkanın ağzı mayasır olmuş sürekli vaadler verip duruyor. Dört koldan yapılan transfer taarruzundan hala ses yok.

Yönetimin suçu büyük olabilir fakat futbolcuların ki beklide onlardan daha büyük. Karpaty takımını elemek için üstün meziyetlere sahip olmak gerekmiyor. Sahada mücadele etmek çok çok yeterli. Bir takımın mücadelesi kaptanında bağlıdır. Galatasaray kaptanı olan ve ismini dahi zikretmediğim oyuncu açıkca Rijkaard’ın gitmesi için takımını sabote etmektedir. Kafası saha içinde asla değil. Başka planların peşinden koşuyor. Abilerinden gördüğünü uyguluyor çok fazlada yüklenmemek gerekli.

Karpaty ile eşleştikten sonra turu Hakan Balta’nın göğsü ve göğüs ucu belirleyebilir denseydi sanırım kahkaha patlatırdım. Ancak turun kaybedilmesinde bu organların çok büyük katkısı var. Hakan’ı beğenirdim, aklını kullanan ve soğukkanlı kalabilen bir oyuncuydu. Ama son bir aydır izlediğim Hakan aynı kişi olamaz dedirtiyor bana. Dün yememize sebep olan goldeki hatasını anlayabilmek mümkünmü? Sadece aklının sahada değil başka yerlerde olduğu ile açıklanabilir.

Ve Servet Çetin. Rijkaard açıkca onu eleştirdi dün. Yenilen gollerdeki futbol görgüsüzlükleri canına tak etmiş arık Rijkaard’ın. Dünde başrollerdeydi yenilen golde. Bir savunma oyuncusunun sahip olması gereken en önemli özellik konsantrasyondan eser yok artık Servet’te. Şuursuzca dolaşıyor sahada. Kendi yetersizliğini biliyor fakat inanmak istemiyor. Israrla topla ileri çıkması, kendi bölgesinde olmayan pozisyonlara koşması bunun kanıtıdır.

Pazar günü Eskişehir deplasmanı var. Ligde iki sezondur galibiyetimiz bulunmayan bir takım. Rijkaard’dan tek bir isteğim var. Bu oyuncuların olmadığı sahada Galatasaray formasını giydiğinin bilincinde olan bir kadro çıkarsın.

Perşembe, Ağustos 26

İftarın Tatlısı


şekerpare

Avrupa Ligi Play Off #2

Trabzonspor'un Liverpool'u 1-0 yendiği kadro.
Bu akşam dört büyükler Avrupa Ligi gruplarına kalmak için maçlara çıkacak. Beşiktaş hariç diğer üçünü çok zorlu 90 dakika bekliyor. Kara kartal ilk maçta elde ettiği 2-0 avantajı kullanıp gruplara kalacaktır. Fakat diğer takımlarımız ilk maçta aldıkları kötü skorları döndürme peşinde olacaklar.

En zorlu rakip Trabzonspor’un. Liverpool Gerard, Torres gibi oyuncularını getirmedi. Gerard sakat, Torres ise riske edilmemiş. Ligede kötü başladılar bu sebepten bu maçtan kötü bir skorlar ayrılmak istemiyorlar. Roy Hodgson’ın son 1 hafta içerisindeki demeçleri stresli olduğunun kanıtı. Trabzon cephesi ise istim üstünde. Bu maçı alıp turu geçerlerse şaşırmayacağım. Ancak Liverpool her zaman tehlikelidir. Özellikle 1-0 gibi lanet bir skor dezavantıjınız varsa bu dahada kötü oluyor. Bordo Mavililere sonsuz başarılar. Avrupa’da Karadeniz fırtınası esmeyeli yıllar oldu.

Fenerbahçe PAOK önünde iki farkı arayacak. Ancak bu pek mümkün durmuyor şuan için. Takım henüz birbirini tanımıyor. Aykut’ta buna çanak tutuyor. Rotasyon denen olguyu anlayamadım bir türlü. Öncelikle kafandaki ilk 11 i kullanırsın. Sezon başında kesinlikle bu kadro bozulmamalı ve uyum sağlanmalıdır. Uyum sağlandıktan sonra ufak değişiklikler takımı etkilemez. Özellikle Stoch gibi bi silahın yedek beklemesi saçmalık. Bu maçtan PAOK’un tur ile geçeceğini düşünüyor ve umut ediyorum açıkcası. Ancak Fenerbahçe’nin gol yollarında ki becerisi de göz ardı edilemez. Özellikle Niang bu akşam bambaşka oynayacaktır. Alex ve Stoch desteğinide alırsa durdurulamaz.

Ve Galatasaray. Bu gece Galatasaray tarihinde büyük önem arzediyor. Bu akşam turun geçilememesi kuvvetle ihtimal ve o ihtimal gerçekleşirse olacakları kestirmek çok güç. Takımın en etkili silahı Kewell kadroda yok. Elano neden yok onu Rijkaard dahi bilmiyordur. Yabancı oyuncu transferi için hala görüşmeler yapılıyor fakat atı alan çoktan Üsküdar’ı geçti. Bu saatten sonra takıma çok fazla katkı sağlayacak oyuncu getirmek çok güç. Getirmek içinde büyük meblağlar gerekli. Bu da olmadığına göre Galatasaray taraftarı isimsiz futbolculara hazırlıklı olsun. Bu gece takımın nasıl oynayacağını kestirmekte bir o kadar güç. Rijkaard’ı Mustafa-Ayhan-Barış-Serdar’a mahkum etmek büyük beceriksizlik. Tur geçilse dahi ilerisi için hiç umut yok. Arda Turan’ı bir kez daha merakla izleyeceğim. Bursaspor maçındaki karaktersizliğini tekrarlamamasını diliyorum. Avrupa’ya bu turda havlu atmak büyük olaylara yol açar. Umarım futbolcular bunun farkındadır.

19:45 HJK Helsinki – Beşiktaş FutbolSmart
20:30 Trabzonspor – Liverpool Loca
21:45 Fenerbahçe – PAOK Euro Futbol
21:45 Karpaty Lviv - Galatasaray Futbol Smart

Şampiyonlar Ligi Grupları

1. Torba
İnter , Barcelona, Manchester United, Chelsea, Arsenal, Bayern Münih, Ac Milan, Lyon

2. Torba
Werder Bremen, Real Madrid, AS Roma, Shaktar Donetsk, Benfica, Valencia, Marsilya, Panathinaikos

3. Torba
Tottenham, Glasgow Rangers, Ajax, Schalke, Basel, Sporting Braga, Kopenhag, Spartak Moskova

4. Torba
Hapoel Tel Aviv, Twente, Rubin Kazan, Auxerre, Cluj, Partizan Belgrad, Zilina, BURSASPOR

Grup kuraları bu akşam çekilecek. İlk kez bu arenada mücadele edecek olan Bursaspor 32 takım içinde puan olarak son sırada yer alıyor.Bursalılar Real Madrid ile eşleşmek istiyorlar fakat pek gerçekci bi istek olmaz. 2. Torbadan Real Madrid gelmesi işlerinin çok daha zor olması manasına gelir. Kendilerinden pek haz etmesemde Bursaspor’un Avrupa’da başarılı olmasını istiyorum. Bol şans.

En İyi Kura
Milan, Panathinaikos, Kopenhag, Bursaspor

En Kötü Kura
İnter, Real Madrid, Tottenham, Bursaspor

Tahminim
İnter, Benfica, Galsgow Rangers, Bursaspor

Çarşamba, Ağustos 25

İçime sinmiyorsun Aurelio




Finkin gönderilmesi resmileşmiş oldu. Yazıkta oldu... Yine de eğer Fink gidiyorsa yerini doldurmak için hem maliyet hem de Türk statüsünde oynaması açısından yerinde bir transfer olarak değerlendirilebilir.


Fakat ne yazık ki... ne olursa olsun... hem eski bir fenerli olması hem de geçmişte ki o ezik oyuncu görüntüsüyle ayrıca Ricardo Luiz Pozzi Rodriguese (Ricardinho) yaptığı YAMUK sebebiyle içime sinmiyorsun Aurelio...

İftarın Tatlısı

dondurmalı irmik

Pazartesi, Ağustos 23

İftarın Tatlısı

şam tatlısı

Ohh beeee


Sözleşmeler karşılıklı fesh edilmiş. Geçen hafta içinde gelen teklifin Schuster tarafından onaylanmaması beni baya üzmüştü. Belediye maçından sonra fikir değişmiş tabi... Abu dabi ye gidecek matias layık olduğu lig anca ora zati...

Kulüp sırtındaki bi yükten daha kurtuldu umarım fazla yara almamışızdır.

Darısı tabata ve nobre^nin başına...

BELEDİYE ÇUKURU



Maçtan sonra Schuster; Zemin bizi zorladı, 6+2+2 beni üzüyor, Guti yorgundu...

Belediyeyi kutluyorum Avcı beni yine yanıltmadı. Komik ve üzücü olan belediyeyi, Türkiye süper ligini Schustere anlatmamak...


Tayfur konusu enteresan tribünde oturuyor tayfuR. Analiz için...


Aslında konu tayfur değil Schusterin ligi küçümsemesi, tayfuR belediyeyi anlattıktan sonra Schustere ne gerek var...


...

Sabahın serin ve insanın içine huzur veren rüzgarı ile birlikte uyandım. Gökyüzü maviye boyanmıştı sanki. Güvercin sesleri arasında kümese doğru ilerledim. Tavukların kokusu geliyordu burnuma. Yumurtalarını az evvel yapmışlardı. Sesleriyle ormanı inletmişlerdi adeta. Her zamanki yerlerinde 7 adet yumurta topladım. Geri dönüşte arkadan dolandım. Derenin kenarından geçerken bir süre su sesine kapıldı ruhum. Akıttı tüm enerjisini dereye. Dere aldı götürdü negatiflerini. Pozitifleri ise daha güçlü olarak yükledi ruhuma. Eve gittim tereyağını tavaya koymamla birlikte mutfak güzel kokmaya başladı. Tereyağının cezp edici kokusu güneşle birleşiyor ve fantastik bir görsel oluşturuyordu. Çift sarılı yumurtayı az pişmiş olarak, sıcacık köy ekmeği ile birlikte yedim. Yanında ise taze demlenmiş bir çay. Sonrası ise sıcaklık. Elveda …

Bundesliga 1. Hafta

Bayern Münih 2-1 Wolfsburg ( 9 Müller, 90 Schweinsteiger – 55 Dzeko )
Mönchengladbach 1-1 Nürnberg ( 31 Idrissou – 15 Hegeler )
Köln 1-3 Kaiserslautern ( 8 Novakovic – 70 ve 84 Lakic, 88 İlicevic )
Hoffenheim 4-1 Werder Bremen ( 20 Ba, 37 Mlapa, 41 İbisevic, 43 Salihovic – 3 Frings )
Hannover 96 2-1 Frankfurt ( 21 Rausch, 75 Konan – 28 Köhler )
Freiburg 1-3 St Pauli ( 78 Cisse – 83 Boll, 89 Sukuta-Pasu, 90 Bartels )
Hamburg 2-1 Schalke ( 46 ve 83 Nistelrooy – 80 Farfan )
Mainz 2-0 Stuttgart ( 26 Allagui, 47 Rasmussen )
Dortmund 0-2 Leverkusen ( 19 Barnetta, 22 Augusto )

Frank Rijkaard'dan Özür Dilerim

Galatasaray’ın şuan ki durumunu açıklamak için saha içindeki yapıya son olarak bakmamız gerekli. Saha dışına bakarsak Florya ve Ali Sami Yen’de olan olaylarıda görmezden gelmeliyiz. Son bir yıldır yaşananlar ile ilgili Rijkaard’a haksız yere kızdığımın farkına varmış bulunuyorum. Rijkaard elbette suçludur fakat şuan Galatasaray sportif olarak başarısızlığından daha da öte kurumsal olarak yerlerde sürünmesini irdelemek gerekli. Tv lerde spikerler ve yorumcular klubün yöneticisi ile dalga geçiyor, klube aleni şekilde küfür eden Damat Ercan’ın ayağına gidiliyor, milyonlar önünde verilen sözler tutulmuyor.
Büyük bir ihanet söz konusu şuan. Gizli gizli yapılan görüşmeler var. Mide bulandırıcı olaylar oluyor yaşananların arkasında. Geçtiğimiz sezon Rijkaard’a yaptığım eleştirilerde haklılık payım vardı fakat bu sene yaptığım tüm eleştiriler ve hatta bazen hakaretlerden dolayı kendisinden özür diliyorum. Bu pis ve mide bulandırıcı ortamda hala duruyor olması onun futbol sevgisindendir. Bu kirli oyunların peşinden koşanlar belki bugünlük emellerine ulaşacaklar fakat yarınlar onların sonu olacak. Galatasaray

Cumartesi, Ağustos 21

Kitap : Dün Devlet, Bugün Cemaat

Hanefi Avcı hakkında hemen soruşturma açılmasına neden olan bir kitap yazmış. En kısa sürede alıp okuyacağım. Cemaatin devlet kurumlarındaki hakimiyetini ve pisliklerini anlatıyor genel olarak. Fetoş ve cemaatinin ülkeye verdiği kötülükleri ve iktidarla birlikte nasıl büyük bir ihanet politikası güttüklerini merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız. Kitabın açıklaması şu şekilde :

"Emniyet Teşkılatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve saplıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorunun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendisinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.

Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, Jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkılatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkılatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emarelerin olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddiaların, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.

Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkılatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı’nın dürüst ve cesur sesine kulak verin !"


Açılım ve referandum hakkında pis kokuların ayyuka çıktığı bugünlerde kitabını yayınlama cesareti gösteren Hanefi Avcı'ya tebrikler. Zamanı geldiğinde Referandum hakkında bir yazı yazacağım ve neden "Hayır" diyeceğimi özetleyeceğim.

Kepaze Federasyon ve Türk Sporuna Ekilen Nefret Tohumu Fenerbahçe

Fossa Cimbom çok güzel bir yazı yayınlamış. Yazıyı tamamiyle kopyalıyorum. Çünkü yaşanan olayları o kadar güzel anlatmışlarki daha başka türlü izah edilemez.

Bugüne kadar basketbol federasyonu tarafından bir çok rezillik gördük, bir çok rezilliğe tanık olduk. Turgay Demirel'in başkanlığını yaptığı federasyon tarafından uzun zamandır öyle çifte standartlara, haksız rekabetlere tanık olduk ki; basketbol ile alakası olmayan şeyler yaşandı. Yeri geldi öyle kararlar, öyle saçmalıklar gördük ki 'Yok artık, daha neler' dedik. Fakat öyle bir yönelge, genelge açıklandı ki 'Hadi canım, yok daha neler' diyebileceğimiz bir karar oldu. Hani bunun ötesi yok, bunun adı federasyon başkanlığından ziyade Galatasaray düşmanlığıdır, apaçık. Konu hakkında fazla uzağa gitmeye gerek yok, gelin en yakın geçmişe hemde bizleri doğrudan etkileyen ve bu kadar sinirlendiren olaya bir göz atalım.Fenerbahçe Ülker'de 3 yıldır forma giyen Sloven oyuncu Emir Preldzic türlü oyunlar ve senaryolar eşliğinde Türk statüsüne geçirildi. Türk statüsüne geçirilirken yaratılan kamuoyu ve baskının ortak noktası ise gelecek günlerde ülkemizde düzenlenecek şampiyonada ulusal takım forması giyeceği yalanıydı. Preldzic statüye geçtiği andan itibaren 12 Dev Adam kadrosuna katılacaktı. Fakat sadece oyuncu statüye geçirildi, vatandaşlık hakkını aldı. Sonrasında ise Slovenya federasyonu ve FIBA sözde bizim federasyona göre gizli (!) belgeler ve kurallar ile oyuncunun oynamasına izin vermemişti. Bu durum sonrasında yapılacak tek bir şey vardı. Preldzic'i statünden çıkartmak fakat böyle bir durum gerçekleşmedi tabii ki. Peki bu durum kime yarardı? Hiç kuşkusuz Fenerbahçe Ülker'e yarayan ve 10 günde jet hızıyla süren bir prosedür ile oyuncu Türk statüsüne geçti. Sonrasında da Fenerbahçe Ülker'e yabancı oyuncu transfer etme fırsatı doğdu. Mrsic takımdan ayrılınca da Preldziç bu statüde forma giyerek, yeni bir yabancı oyuncu kontenjanı açmış oldu. Ulusal takımı birilerinin çıkarlarına kullanmak en hafif tabirle karaktersizlik, onursuzluk, gurursuzluk, kişiliksizliktir. Ulusal takımı böyle bir oyuna alet etmek en hafif tabirle şerefsizliğin önde gidenidir.Galatasaray Café Crown'un yeni transferi Preston Shumpert'ın bu sezon Türk statüsünde oynaması için gerekli girişimler başlamış ve vatandaşlık işlemlerinde bir takım yol katedilmişti. Fakat TBF tarafından yayınlanan ve düzenlenen genelge doğrultusunda Shumpert ne kadar Türk vatandaşlığına geçerse geçsin ligde Türk statüsünde forma giyemeyecek. Peki geçen sezon ile bu sezon yayınlanan kararlar, genelgeler neydi? İşte buyrun geçen sezonun ve bu sezonun genelgeleri. Türkiye ulusal basketbol takımında oynaması için statüye geçirilen Preldziç takımda oynamayacak olmasına rağmen statüde sayılırken bugünlerde böyle bir genelgenin yayınlanması tamamen Fenerbahçe yalakalığı ve ayrımcalığıdır.

2009-2010 TBF Yönergesi24.6.:
Türkiye basketbol liglerinde en az üç (3) sezon resmi müsabaka takım kadrosunda bulunan TC vatandaşlığına geçmiş yabancı sporcularda, ümit, genç ve yıldız takımlardan yetişmiş olma şartı aranmaz. Bu sporcular Türk oyuncu statüsünde sözleşme imzalayabilirler. Sonradan Türk vatandaşlığına geçerek Türk A Milli takımının formasını giyen sporcularda da aynı şekilde, ümit, genç ve yıldız takımlardan yetişmiş olma şartı aranmaz. Bir takımın maç kadrosunda bulunan bu tip sporcuların sayısı biri geçemez.

Bu karar doğrultusunda Fenerbahçe Ülker takımı sezon sonu saçma sapan senaryolar ile, alel acele 10-15 gün içerisinde Türk statüsüne geçirildi.

2010-2011 TBF Yönergesi24.6.:
Türkiye basketbol liglerinde en az üç (3) sezon aynı takımda peş peşe resmi müsabaka takım kadrosunda bulunan TC vatandaşlığına geçmiş yabancı sporcularda, ümit, genç ve yıldız takımlardan yetişmiş olma şartı aranmaz. Bu sporcular Türk oyuncu statüsünde sözleşme imzalayabilirler. Sonradan Türk vatandaşlığına geçerek Türk A Milli takımının formasını giyen sporcularda da aynı şekilde, ümit, genç ve yıldız takımlardan yetişmiş olma şartı aranmaz. Bir takımın maç kadrosunda bulunan bu tip sporcuların sayısı biri geçemez

Bu saçma sapan ve jet hızıyla değiştirilmiş karar sonrasında Preston Shumpert yerli oyuncu statüsüne geçemiyor.FCN Blog ekibi olarak, Galatasaray Basketbol Şubesi sayfası olarak tek bir rica ediyoruz. Artık Galatasaray camiası olarak, basketbol severler olarak, Galatasaray Basketbol Şubesi olarak, taraftarlar olarak kısacası sporseverler olarak masaya yumruğumuzu vurmamızın vakti geldi. Bugün bu kararın açıklanması, genelgenin kabul edilmesi ve böylesine saçma sapan bir kararın çıkması Galatasaray'ın ve diğer takımların da hedeflerine taş koymaktır. Birileri sırf kontenjan açılsın diye alel acele, 10-15 günde statüye geçirilirken bu sezon Telekom'dan Efes'e transfer olan Dudley 1.5 yılda statüye geçirildi. Bütün taraftarlarımızı bu protestoya davet ediyor ve katılım bekliyoruz. "

Bir hafta sonra başlayacak Dünya Basketbol Şampiyonasından hiçbir haber vermedim blogda. Bunun nedeni bu federasyona ve milli takım antrenörüne karşı olan kinimden. Bu şampiyonada başarısız olacağımız gün gibi aşikar keza. Türk milli takımını bir klubün arka bahçesi olarak görenler bir gün hesap verecekler. Fenerbahçe denen klubün Türk sporuna verdiği zararları yazmaya kalksak sayfalar, kitaplar yetmez. Şampiyonada desteklediğim takım futbolda olduğu gibi Arjantin’dir. Türk milli takımı, onun Sırp antrenörü ve turnuvaya zoraki gelen oyuncular beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Üzerlerinde taşıdıkları formaya yazık sadece. Şu hayatta bir kez gelecek fırsatı böyle kepaze şekilde kullananlardan hesap sorulduğu günü bekliyorum.

Cuma, Ağustos 20

İftarın Tatlısı

ballı lokma

Bundesliga Başlarken

Bundesliga bu akşam başlıyor. Açılış çok güzel bir maçla olacak. Son şampiyon Bayern Münih, bir önceki şampiyon Wolfsburg ile oynayacak. Bu senede maçlar Trt’den yayınlanacak. Umarım Trt o saçma yayın politikası gereği Bundesliga maçlarını Meclis Tv veyahut Dünya Salon Şampiyonaları uğruna heba etmez. Geçtiğimiz yayınlamayan çok kritik maçlar oldu. Bundesliga her geçen yıl yükselen kalitesiyle Avrupa’nın büyüyen ender liglerinden. İtalya, Seri A’nın pabucunu çoktan dama attılar bile. Şampiyonluk bu senede Bayern Münih’in elinde gibi duruyor. Sonrasında ise Schalke, Werder Bremen, Hamburg, Leverkusen ve Wolfsburg geliyor. Bu takımların kısaca bir değerlendirmesini yapıp 21:30 daki startı bekleyelim.

Bayern Münih
Son şampiyon kadrosunu korumayı ve para harcamamayı tercih etti. Gerçi bu birazda Van Gaal’ın isteği ile oldu. Takımdan ayrılan isimler Luca Toni, Gorlitz, Lell, Rensing oldu. Mehmet Ekici ise Nürnberg’e kiralık olarak gönderildi. Transfere para harcamayan Bayern, geçtiğimiz yıl çeşitli takımlarda kiralık forma giyen Kroos, Sosa, Breno, Braafheid, Ottl gibi isimlerin geri dönüşü ile kadrosunu güçlendirmiş oldu. Kroos tüm bu isimlerin yanında kalite olarak bariz önde duruyor. Bu sezon Van Gaal ile birlikte defansif anlamdada gelişecektir. Kaliteli bir stoper transferi yapabilirlerdi ancak Van Gaal, Breno’ya güveniyor yada Badstuber’i bu bölgede düşünüyor olsa gerek. Birde Van Bommel’in yedeğini bulmalı yavaş yavaş takıma monte etmeli diye düşünüyorum. Herşeye rağmen hücum gücü olarak ligin çok ötesindeler. Özellikle Robben ve Müller’in futbolunu izlemek bu senede çok keyif verecek. Van Gaal alt yapıdan bir iki oyuncu daha çıkartabilir.

Schalke
Magath’ın gelişi ile toparlanan takım geçtiğimiz yılı ikinci olarak tamamladı. Bu sezon kendilerini biraz daha geliştirmek niyetindeler. Magath transferde ve takım yönetiminde tek yetkili olması nedeniyle çok rahat hareket ediyor. Bu sebepten kendisine karşı sitemkar davranan Rafinha Genoa’ya yollandı. Westermann ise Hamburg’a transfer oldu. Asamoah, Sanchez, Kuranyi, Ze Roberto, Bordon gibi isimler bedelsiz olarak serbest bırakıldılar. Bedelsiz gelen isimler ise Metzelder ve Raul. Özellikle Raul Magath’ın sevdiği tipte bir futbolcu. Raul tecrübe olarak takıma çok şey katacağı gibi performansı ilede öne çıkacaktır. Diğer transferler ise hep genç isimler oldu. Japon Uchida, Yunanlı Papadopoulos ve İspanyol Escudero Magath’ın yeni gözdeleri olacak. Göze hoş gelmesede oyun disiplini açısından ligin en iyi takımlarından birini oluşturan Magath, bu sezonki hedefini şampiyonluk olarak açıkladı.

Werder Bremen
Mesut Özil’siz
olarak sezona başlayacaklar. Ancak şampiyonlar liginde Sampdoria önünde lige hazır görüntüsü çizdiler. Mesut harici ciddi kayıpları yok transferde. Arnautovic gibi parlaması beklenen bir isim transfer ettiler. Her zaman üst sıralarda oynayan bir takım olmayı kadro istikrarı ile başardılar. Tabi Thomas Schaaf’ında payı yadsınamaz. Alışkın oldukları sistemde devam edecekler. En beğendiğim hatları stoper bölgesi. Mertesacker ve Naldo gibi kaliteli isimler var bu mevkide. Ancak orta sahada orta göbeği kapatacak oyuncu sıkıntısı var. Frings, Borowski ve Vranjes alternatifleri var sadece. Onların önündeki isimler ise gayet kaliteli isimler. Mesut sonrası Marin’e daha fazla sorumluluk yüklenecek. O da bunu kaldıracak kapasiteye sahip. Werder Bremen’den bu senede üçüncülük bekliyorum.


Leverkusen
Ligin en sevdiğim takımı konumundalar. Yıllardır oynamaya çalıştıkları güzel futboldan ödün vermiyorlar. Son anlarda tecrübe eksikliğinden dolayı liderliği ve şampiyonluğu kaybediyorlar. Ancak bu sene onun çözümü için büyük bir hamle yaptılar. Alman milli takımınında kaptanı Ballack’ı ikna edip tekrar kırmızı-siyah forma giydirecekler. Transfere fazla ihtiyacı olmayan Leverkusen genç isimlere ağırlık verdi. Takımdan gönderilen önemli bir isim yok. Gekas, Zdebel ve Sinkiewicz gibi rotasyon elemanlarıyla yolları ayırdılar. Oturmuş bir kadrosu var ve buna Ballack’ıda katarsak bu sezonda lige iyi başlayacaklardır. Kiessling forvetteki en önemli isim. Onun sahadaki varlığına çok ihtiyaçları var. Leverkusen bu sezon en azından Şampiyonlar Ligine katılmayı başaracaktır.

Hamburg
Geçtiğimiz yıl büyük ümitlerle başladıkları seneyi 7. Olarak tamamladılar. Bu sezonda kadroya ciddi takviyelerde bulundular. Küme düşen Hertha Berlin’den Kacar ve Drobni gibi iki kaliteli ismi aldılar. Ayrıca stoper bölgesindeki zaafiyeti Westermann ile giderdiler. Boateng’in Manchester City’e transfer olması en büyük kayıpları. Ayrıca büyük umutlarla alınan Berg’de PSV ‘ye kiralık olarak gönderildi. Bu sezon başarı için Westermann – Trochowski – Elia – Petric hattının formda olmasına ihtiyaçları var. Hamburg bu seneyide aynı sıralarda bitirecektir.

Wolfsburg
Misimovic’i bırakmayarak bizi üzselerde kendileri adına en doğru kararı verdiler. Zira Diego dahi gelse Misimovic kadar katkı yapacağını zannetmiyordum. Zira Bundesliga’da 64 maçta 17 gol ve 35 asist istatistiğine sahip bir oyuncu Misimovic. Bir başka güzel hamleleride Martins’i Rubin Kazan’a yüksek bir rakama satmaları oldu. Tek kayıpları Stuttgart’a giden Gentner oldu. Bu ismin devamlılığını ve iyi oyununu arayacaklardır. Takımın en büyük zaafı elbetteki gol yeme sorunuydu. Geçtiğimiz yıl yedikleri 58 gol bunu anlatıyor zaten. Bu zafiyeti kapatmak adına Hertha Berlin’in milli stoperi Friedrich’i ve Palermo’nun yükselen değeri Simon Kjaer’i aldılar. Ayrıca forvet bölgesine de genç Hırvat Mandzukic’i alarak Martins’in gidişinden etkilenmeyeceklerini gösterdiler. Wolfsburg iki yıl önceki şampiyonluğunu tekrarlaması gerçekten güç. Fakat aynı havayı yakalayıp ligde ilk 5 içine girebilirler. Kadroları buna müsait ve kadro yapısıda zevkli maçlar izletecek nitelikte. Bu akşam Bayern önündeki performanslarını çok merak ediyorum.


Bu takımlar dışında ligde iddialı olan takımlarda var. Son yıllardaki istikrarlı çıkışıyla Borusia Dortmund bu takımların başında. Klopp ve öğrencileri geçtiğimiz yılki beşincilikten daha iyi bir sırayı hedefliyorlar. Açıkcası Dortmund’ada büyük bir sempatim var ancak Leverkusen’in sadece futbol oynamayı düşünen yapısı sebebiyle gönül ibrem onlarla birlikte. Dortmund’da izlemekten zevk aldığım iki isim var. Biri bizim Nuri Şahin, diğeri ise bitmek bilmeyen enerjisiyle Kuba.

Diğer önemli takım ise Stuttgart olacak. Ancak yakın dönemde yaşadıkları şampiyonluktan sonra çok güç kaybettiler. Lige zevk verecekleri ve sürpriz galibiyetleri imza atacaklarından eminim. Gentner ve Audel transferi takıma gerekli bölgelere yapılan yerinde transferler. Takımın en büyük kaybı ise Real Madrid’e geçen Khedira oldu. Takip edeceğimiz başka bir takım ise Skibbe’nin ikinci yılını yaşayacağı Frankfurt olacak. Bu sezona daha hazır giriyorlar. Eksiklerini biraz olsun giderdiler. Ayrıca ilk çıktığı yılki süksesini yitiren Hoffeinheim’da takip edilmesi gereken bir takım. Ancak güç kaybettiler ve ligin orta sıra takımlarından biri halindeler şuan itibariyle. Özellikle Zuculini ve Maicosuel gibi kayıpları varken. Bir ideoloji takımı olarak St. Pauli’de takip edilesi bir ekip. Kaiserslautern’i Bundesliga’da tekrar görmekte güzel.

Tüm takımlara başarılar diliyorum.

İlk Hafta Maçları

Bayern Münih – Schalke
Köln – Kaiserslautern
Freiburg – St Pauli
Mönchengladbach – Nürnberg
Hannover 96 – Frankfurt
Hamburg – Schalke 04
Mainz 05 – Stuttgart
Dortmund – Bayer Leverkusen

Galatasaray 2-2 Karpaty Lviv

Dün maç öncesi yazısını “sürpriz bir beraberliğe şaşırmam” diye bitirmiştim. Beraberlik sürpriz oldu gerçekten. İlk yarı sonunda 0-2 gösteriyordu tabela. Bu ilk yarıyı yorumlama işini benim sinirlerim dayanmaz. Maddeler halinde yazarsak :
- Ali Turan ya stoper olsun yada antremanlarda takım tamamlasın.
- Aykut ya çıksın yada çıkmasın dicem ancak Aykut bu konuda yıllardır böyle. Utanıyorum onu Galatasaray kalesinde görünce.
- Arda Turan kesinlikle gitmeli artık. Bi güneşli bi kara bulutlu hiç çekilmiyor.
- Takım savunması diye bir olayı iki senedir unuttuk.
- Mehmet ve Serdar umarım yaşlarından ve performanslarından dolayı utanıyordur.

İkinci yarı başladığında Karpaty skoru koruma telaşına düştü. Tehlikeli pozisyonlar oldu fakat bunların nerdeyse tümü kanat ortalarından ve duran toplardan geldi. Mustafa Sarp yeteneği olmadığını anladı ve sadece pas yaptı. Ayhan daha dengeli oynadı ve Barış’ın oyuna girişi ile orta sahadaki güçsüzlük bi nebze giderildi ve dönen topları toplamak kolaylaştı. Sonrasında ise Kewell’ın üstün formu ve Baros’un golcülüğü beraberliği getirdi. Rövanş maçında her şey olabilir. Turun geçilememesi dahi söz konusu. Bunları düşünmesi gereken Rijkaard ve transferi yapamayan yönetim. Rijkaard demişken onun gidişi gerçekleşene kadar kazanmamayı benimseyeceğiz.

Transfer konusu ise artık taraftarı canından bezdirmeye başladı. Ancak benim için asıl soru işareti transferdeki oyuncu seçimi. Acilen kaleci ve defans ile hücum arasında geçişi sağlayacak ve dafansif yönü daha güçlü bir orta saha oyuncusu gerekiyor. Kaleci transferi yapılmadığı takdirde şampiyonluk ve Avrupa kupaları sadece hayal olarak kalır. Sonrasında ise bir stoper gelir transfer önceliğinde. Neill geldiği günden beri bana güven vermiyor. Tekniğinin iyi olması nedeniyle göz boyuyor. Servet ise teknik direktörüne sözlü saldırıda bulunan bir isim. Bu bölgeyede takviye gerekli fakat bu gerçekleşmeyecektir. Misimovic tipinde bir oyuncu ise alınabilecek en son mevkiye isteniyor. Bir de santrafor komedisi var. Baros’a yapılan her faulde yürekler ağza geliyor. Onu yedekleyecek bir isim iki senedir aranıyor. Ne diyelim kenarda bir sığır, yönetimde onlarca sığır olduğu sürece başarılı olmamız mümkün değil.

Perşembe, Ağustos 19

İftarın Tatlısı


kalburabastı

En iyiler

Bence;













Ya sizce?


işte adaylar; Kaleciler ; Julio Cesar, Hugo Lloris, Victor Valdes

Defans ; Lucio, Maicon, Pique

Orta Saha ; Xavi , Robben Sneijder

Forvet ; Messi, Milito, Rooney

BEŞİKTAŞ 2: 0 HELSİNKİ

ehh

zamanı var


çok fazla

Avrupa Ligi Play-Off #1

Avrupa liginde gruplardan önceki son eleme turundayız. Bugün sırası ile Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor sahne alacak. Maçları kısaca değerlendirip günün programını yazalım.

Galatasaray – Karpaty Lviv
Geçtiğimiz sene böyle bir eşleşme olsa tereddütsüz olarak turu Galatasaray çok rahat geçer derdim. Fakat bu sene konu Galatasaray olunca net konuşmamak gerekli. Tek güzel haber Baros’un oynayabilecek durumda olması. Umarım ilk 11 de yer bulur. Cana ise sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecek. Sakatlık ve Galatasaray ayrılmaz bir ikili artık. Kısacası bugün Galatasaray2ın nasıl oynayacağını kestirmek imkansız. Ancak çok iyi oynamayacağını biliyoruz. Karpaty takımı ise çok genç bir ekip. Kendileri hakkındaki tek bilgim bu. Sürpriz bi beraberliğe şaşırmam.

PAOK – Fenerbahçe
Young Boys talihsizliğinden sonra daha zorlu bir rakiple eşleşmesi Fenerbahçe adına şanssızlık. Bu gece Selanik’te çok zorlanacaklar. Gol atmaları kendileri adına çok iyi olacak. Ancak PAOK kendi sahasında oldukça saldırgan ve yıpratıcı bir yapıda oynuyor. Ajax eşleşmesinde izledğim PAOK Fenerbahçeyle eşit şansa sahip. Bu gece Emre’nin oynamayacağıda sürpriz bir haber. Semih ve Alex ile Süper ligde maç kazanırsın fakat Avrupa’da bu tutarmı bunu göreceğiz.

Liverpool – Trabzonspor
Kuralar çekildiğinde Trabzonspor’un iki güzel maç oynayacağını yazmıştım. Ancak tur ümidim hiç yoktu. Günler geçtikçe ümidim artmaya başladı fakat Gerard, Kuyt, Joe Cole gibi isimler bu ümidi söndürüyor. Yine de Trabzonspor oyun olarak ezilmeyecek ona inanıyorum. Jaja’yı izlemeyide umud ediyorum bu gece. Teofilo çok güçsüz kalır ileri uçta. Umut’la başlayabilir Şenol hoca. Trabzonspor’a bol şans şimdiden. 2-1 mağlubiyetle dönebilirse turu burada geçer.

15:00 Sibir 1–0 Psv
19:00 BATE Borisov 3–0 Maritimo
19:30 CSKA Moskova 4–0 Anorthosis
19:30 Paris S.G. 2–0 Maccabi Tel Aviv
19:30 Leverkusen 3–0 Tavriya Symferopol
19:45 Rapid Vien 1–1 Aston Villa
19:45 Bratislava 0–1 Stuttgart
20:00 AIK 0–0 Levski Sofia
20:20 Dnipro 2–0 Lech Poznan
20:00 SC Vaslui 0–0 Lille
20:00 Omonia 0–1 Metalist Kharkov
20:05 Odense 2–1 Motherwell
20:15 Feyenoord 1–0 Gent
20:45 Steau Bükreş 1–0 Grasshoppers
21:00 Galatasaray 2–2 Karpaty Lviv
21:30 Club Brugge 2–1 Dinamo Minsk
21:30 CSKA Sofia 3–0 TNS
21:30 Genk 0–3 Porto
21:30 Hajduk Split 4–1 Unirea Urziceni
21:30 Lausanne 1–1 Lokomotiv Moskova
21:30 Palermo 3–0 Maribor
21:30 PAOK 1–0 Fenerbahçe
21:45 Celtic 2–0 Utrecht
21:45 Timisoara 0–1 Manchester City
21:45 Liverpool 1–0 Trabzonspor
22:00 AZ Alkmaar 2–0 Aktobe
22:00 Dundee United 0–1 AEK
22:00 Getafe 1–0 Apoel Nicosia
22:00 Gyor 0–2 Dinamo Zagrep
22:00 Napoli 1–0 Elfsborg
22:05 B. Dortmund 4–0 Karabağ
22:05 Sturm Graz 1–2 Juventus
22:30 Sporting Lisbon 0–2 Brondby
23:00 Villarreal 5–0 Dnepr Mogilev

Çarşamba, Ağustos 18

İftarın Tatlısı

irmik tatlısı


1 hafta icinde 2 net skor ve bu maclarda bir Teo'nun attigi 2 gol. Simdi gundem Teofilo. Gecen sezon 90 dk sans bulamadagi 9 macta atamadigi goller yuzunden fos denilen oyuncu 2 macta 90 dk lik perfonmasi ile attigi 5 golle kahraman oluyor. Golcu oluyor. Budur deniliyor.
Bu yazi Teofilo hakkinda degil ama madem degindik Teo iyi guzel Ankaragucu macindaki perfonmansina bakilirsa top yumusatmasi ve top surmesi bir anda aklima Sota yi zaman zamanda Tekke'yi getirmedi diyemem. Gokhan UNAL'LI duvara carpip geri donen toplar geldi aklima 2 yil onceki .
Teo'nun bitiricili takimin kazandigi golcu kimliginden cok beni daha cok Selcuk İNAN ve ozellikle Gustavo COLMAN adina sevindirdi. Bu senenin onlarin yili olacagini gosterdi bana. 2 yildir bu ikilinin mac basina ortalama 3 4 yuzde yuzluk net gol paslari ( Felippe'nin yillar once GS'da Arif'i gol krali yaptigi asistler gibi ) Umut'un bonkorlugu, comertligi, Becerisizligi sebebi ile onemsizlesirken artik bu paslarin bi anlami olacagini hissettiren Teofilo, Trabzonspor taraftarindan cok Colman ve Selcuk'u sevindirmistir heralde


Salı, Ağustos 17

Mesut Real Madrid'de

Fotoğraf Real Madrid internet sitesinden. Ne kadar gurur duysak az gerçekten. Hem Real Madrid hemde bir Türk futbolcu ikisi biraraya gelince sevinç katlanıyor. Kaka'nın yerine alındı Mesut. Werder Bremen blöfünü daha fazla uzatmadı. 15 milyon euro karşılığında 5 yıllık anlaşma yapıldı. Transfer nasıl yapılır adeta ders verdi Real Madrid ve Mourinho. Demeçleriyle Bremen'i bu karara ittiler. Dünyanın en büyük klübünde güzel günlere Mesut.

İftarın Tatlısı

dilber dudağı