Pazar, Ekim 31

O An


Gözlerim bağlanarak,
Elim kelepçelendi.
Karanlık perde perde,
Ruhumda şekillendi

Demir şakırtıları,
Ve nöbetçinin sesi.
Bir kaçak yakalandı,
Hazırlansın hücresi.

Beş numaralı hücre,
Zamanın buz tuttuğu.
Asırlara eş değerde,
Saniyenin artığı

Gün ışığına hasret,
Rengi solmuş bir deri.
Zaman, zaman ey zaman,
Bir ileri üç geri

Buraya mazlum düşmez,
O halde suçlusun sen.
Adalet yanılmaz ki,
Beyhude ne söylesen.

Konuş konuşamazsın,
Ağlamak, gülmek yasak
Bir yasak ki sormayın,
Yaşamak, ölmek yasak

Ekmeğim taştan katı,
Ve kırık çanakta su.
Ölümü hatırlatır,
Zindanların uykusu.

Ve bir gün olmaz olur,
Demir kapı açılır.
Hürriyetin kokusu,
Üzerime saçılır.

Derler; eğlen, gül, oyna,
Bedenin azad olsun.
Nereden bilecekler,
Ruhum zindanda kaldı.

A. Kasım BALTACI

Beşiktaş 2:1 Sivasspor


Ne olursa olsun ligte uzun bi aradan sonra galip gelmek önemliydi. Bugünün kaybedilen maçlardan farkı Quaresma-Guti ikilisinden Guti'nin yokluğunun takıma hiç yaramadığıydı. Quaresma olsa mutlaka etkili yalnız kadro'da alternatiflerin azalmasına Guti'nin yokluğuda eklenince takım yokları oynuyor.

İlk yarı erken gelen gol maçı kopartır havasındaydı. Guti'nin klas pasına İbo'nun klas ortası eklenince gerisi klaslıkta kendisine laf getirtmiyecek Boboya kalmıştı ki klas bi vuruşla bizi şaşırtmadı. İkinci gol ise bizlere Necip'in sık sık kaleyi yoklaması gerektiğini bizlere bir daha hatırlatmıştı. İlk yarı gayet güzel bi Beşiktaş izlemiştik Yiğidoların ara ara M.Yıldız ile bulduğu ataklarda yok değildi.

İkinci yarı ise o top oynayan Beşiktaş gitmiş, yerine ölesine bi takım gelmişti. Bunda Rıza Çalımbayın M.Yıldızı forvet arkasına çekip Suarezi ileri uca koyarak orta alandaki Beşiktaş üstünlüğünü birazda sertlik artışı ile egale etmesi sağlamıştı. Sivas inceden geliyordu ama gol atmasıda zordu. Toraman ve Ersan ikilisi tutmuştu ve çok başarılıydı ki...

Sahneye Necip çıktı... Çok kötü bi hataydı. Sivasın ekmeğine en güzel böyle yağ sürülürdü. İkinci yarı tek pozisyonumuz Nihatlaydı. Sivas ise son dakikalarda çok şansızdı. Son dakikada Sivas adına harcanılan pozisyon maçın iki takım açısından kader anıydı.

Bu maçın artıları defansın daha derli toplu olması, herşeye rağmen kazanılan 3 puan ve Guti'nin takımı sahiplenme arzusunu göstermesiydi.

Eksisi ise bireysel olarak Holosko etkisiz mi etkisizdi, sanki futbol oynamayı unutmuş.

Takım olarak bu sistemde bu kadroyla bu oynanır. Beşiktaş daha öncede belirttiğimiz gibi bu sezon çok pozisyon verecek çok pozisyon bulacak. İş yakanılan pozisyonları değerlendirmeye bakar. Bobo şuan bomba fakat Tekke'de kısa zamanda form tutmalı.

Bişey demeden geçemeyeceğim günün en kötü olayı Taksimdeki canlı bomba saldırısı... Ne denilebilir ki ŞEREFSİZLER SiKTİR OLUP GİDİN! HEPİNİZİN SOYU KURUSUN !!!

Issız Adam

karda donmak üzeresin
uyku tatlı geliyor ama
sen öldüğünün bile
farkında değilsin...


dipnot: Bu gece Fox'ta izledim tekrar her defasında bi başka bişey bulunabilecek bi film...
izlemeyenler varsa tavsiye ederim.

Cuma, Ekim 29

ALEMİN GÖZÜ YAŞLI ALLEN IVERSON ARTIK BEŞİKTAŞLI




Yeni Yıldızımız Beşiktaşımıza Hayırlı Olsun... Kendisini bu pazar oynanacak olan ALİAĞA PETKİM-BEŞİKTAŞ mücadelesinde DÖRT GÖZLE bekliyor olacağım...


CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


Milli Birlik ve Beraberlik içinde nice nice 87 yıllara...

Çarşamba, Ekim 27

Farid Farjad - İstanbul'un Ruhu

Martin Demichelis


Resmi olmayan kaynaklara göre Beşiktaşımızın devre arasındaki transfer atağı Demichelis ile başlayacak, oyuncu devre arasında Bayern Münihten ayrılacağını aylar öncesinden belirtmişti. Bu transferin gerçekleşmesi ümidiyle...

Salı, Ekim 26

O An

Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

Ataol Behramoğlu

Ahtapot Paul

Dünya kupası sırasında isabetli seçimleri ile ünlenen ahtapot Paul bu dünyadan ayrılmış. Dünya kupası sırasında dikkatleri üzerine çeken ve bizleri gülümseten Paul'ün ölüsü dahi iyi fiyata satılacak.


Pazartesi, Ekim 25

Kayserispor 1:0 Beşiktaş






Üst üste dördüncü resmi maçımızdan da mağlup ayrıldık. Kayserisporu kutluyorum canavar gibiler. Maçın zor olacağı belliydi ki Kayseri ligin en zor deplasmanları arasındadır. Fakat ben bugün bu kadar çaresiz ve basireti bağlanmış bir Beşiktaş beklemiyordum.
Maç boyunca tek pozisyonumuz Tekke'dendi. Rakibin ise 5 net gol pozisyonu vardı bu maçtan alınacak 1 puan altın değerindeydi o da olmadı...
Takımda geriye gidiş son sürat devam ediyor ligin başlarında olsakta, bu maçların telafisi olsada Bursayla puan farkı 10 olunca dikkat çekici oluyor. Bu durum ne zamana kadar sürecek? Quaresma'nın dönüşüne bağlıysak....
Son olarak Onur diyorum. Bunu kim yapardı Schuster, Gerets, Lucescu ve diğer emsalleri dışında, yedek kulübesinde o kadar tecrübeli alternatifleri varken. Maçın Beşiktaş açısından tek artısı Onurdur.
Maçı izlediğim lokalde toplusuna, topsuzuna, topunuza.... şeklinde nidalar hat safhadaydı bu hafta, onlar oyuncu, bizler seyirciydik.... Ya Schuster...


DipNot: Beşiktaş kalesinde boşa çıkma şenlikleri devam ediyor... Cenk cenge hazır değil mi?

Iverson Beşiktaş'ta

Fazla söze gerek yok Beşiktaşımız yaptığı bu transferle sadece futbolda değil armasının bulunduğu tüm dallarda zirveyi hedeflediğini ve Türkiyede sporda her alanda en büyük camia olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Umarım bu gibi atılımlar kendisini büyük olarak niteleyen, tırı vırı yapan, febe, gese gibi topluluklarada örnek teşkil eder.

Pazar, Ekim 24

Fenerbahçe 0-0 Galatasaray

Çok fazla yazmaya gerek yok detayını yarın vakit bulabirsem yazmaya çalışırım. Hagi Galatasaray ruhunu biliyor ve bunu sahaya yansıttı. Daha zevkli derbilerde olmuştu ancak kadro kalitesi bu kadarını yaptırdı Hagi'ye. Elindeki imkanları iyi etüt etmiş. Pino, Elano, Cana gibi oyuncuların en iyi oyunlarını ortaya koymasıda sevindirici. Tam kadro olması halinde daha güzel bitebilirdi.

Fenerbahçe'de Volkan ve Jobo maçın en iyisi ise sahada doğru işler yapılmış demekki. Rijkaard ile gelen ölü toprağındanda kurtulmuş olduk. Hakemin Neill'ı atmaması şanslı tarafımızdı. Ayrıca Kadıköy'deki en centilmen derbide oynanmış oldu. Rövanşta aynı şekilde karşılık vermek gerekir.

Derbi

Kadıköy'de yine bir derbi günü. Ülkede derbi deyince sadece bu maç akıllara geliyor. Bu ülke için iki takımda büyük bir nimet. Bunu kendini büyük zanneden diğer takımların öğrenmesi gerekli. Galatasaray her zamankinden farklı şekilde favori olmadan maça çıkıyor. Hatta hafta arasında espirilere konu bile oldular sıkça. Herkes bugün Fenerbahçe'nin kaç gol atacağını konuşuyor. Belki sonuçlara göre haklılar fakat unuttukları birşey varki; o neden maçı çevirecek kudrete sahip.

Hagi yenilgiyi kabullenecek bir isim değil. Rijkaard gibi uyuşuktan sonra Hagi gibi bir ismin bu maça çıkacak olması benim adıma avantaj. Oyunculara kendi hırsını aşılamıştır geçen iki günde. Sonuç nasıl olursa olsun Galatasaray yoluna devam edecektir. Bugün maçın hakeminden tek bir isteğim var o da Fenerbahçe'ye tanıyacağı sertliği Galatasaraylı oyuncularada tanıması. Maçın kilit noktası buradadır. Kısacası Kadıköy'de daha önce gösterilmemiş adaleti istiyorum. Herkese iyi seyirler.

Cumartesi, Ekim 23

Hagi Hagi Hagi



Yarın bizi alıp götürecek
Evden uzak bir yere

İzmir

bu koca zincir değil
beni buraya mecbur eden,
birini bekliyorum
kalkamam o gelmeden...

Perşembe, Ekim 21

Beşiktaş 1:3 Porto

Yazık oldu, o kadar sakatlık var diyoruz yalnız bugün Porto maçına çıkan 11' in kötü olduğunu kim söyleyebilir ki?

Gerçekten maça Beşiktaşımız güzel başlamıştı oyunun hakimiyeti bizde, pozisyonları bulan taraf bizdik ki sahneye Hakan çıktı... geçen sezon ilk 11' de oynamıyorum diye mızmızlanan Hakan... bu sezon daha hepi topu 15 resmi mücadele yapan takımın şu zamana kadar ki en önem li iki mücalelesinde de (dip not:febe ve porto) hatalı gollerin baş kahramanı olan Hakan...

Derken yeniden diriliyor Portoyu 10 kişi bırakıyoruz, ikinci yarıya ateşli başlangıç yapıyoruz bu sefer sahneye Zapo çıkıyor... halı sahada yenir böyle bi gol... sonrası zaten kör dövüşü...

Zaponun takımda kalmasını hep istedim ama şunu da hep kabul ettim bu adam üst düzey mücadelelerde mıçar. Yanın da Sivoksuz zati heran herşeyi bekleyebilirsiniz ki bugün bombasını patlattı. Avrupa mücadelelerinde zaten bunları yapıyor alışkınız (dip not: metalist) Zapo bizim ligimizde oynar Edirneden dışarı çıkarmamalı...

Bu defans oyuncularıyla Avrupa ligi falan hikaye Avrupa liginde başarı için bu defans kurgusunda bu adamlarla bu iş olmaz daha seri, atletik, ayağı top yapan, agresif defans adamları gerekir...

Hagi

Adnanların yeni kurbanı ...

Salı, Ekim 19

İzinliler !!!




Galatasaraylılara tarifsiz acılar yaşatan oyuncular bugün izinli. Evet hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçı var ancak çok yoruldukları için izin verilmiş. Rijkaard fazla düşündü biraz beynini dinlendirsin. Gerçi Pazar günü maçta forma giymemek için sarı kart peşinde koşanlar var bu takımın içinde ve kaptan ...


Pazar, Ekim 17

Defolun Gidin !!!

Senin sisteminin içine, senin devrimine ...

Senin yaptığın transferlerin yüzüne, Senin Sineminin de seninde sıfatına ...

Senin şerefsizliğine ...
Beni bu formadan bu klüpten utandırdınız ya Allah belanızı versin. Topunuz siktirip gidin ...



Beşiktaş 2:3 Manisaspor



Beşiktaşımız ligin daha 8. haftasında ikinci mağlubiyetini alarak bizleri kahretti. Bu maçın zor olacağı belliydi, rakip Manisaspor özellikle Hikmet Karaman'ın göreve başlamasıyla çıtasını yükseltmişti. Yalnız bu mağlubiyete Karamanın oyunu dışında Schusterinde katkısı açıktı.

Neydi bu katkılar;

Schusterin hala ligimizi küçümsemesi (dipnot:sanırım Tayfur bu konuda ciddiye alınmıyo ya da Tayfun da anadolu ekiplerini küçümsüyo)

Schusterin Quaresma ve Guti gibi Beşiktaşın oyununa farklılık katan yetenekli isimlerin olmadığı maçlarıda düşünmeyip bu oyunculara bağımlı bi görüntü yansıtıyor olması.

Schusterin bu yıldızların yokluğunda ısrarla Necip-Ernst-Fink gibi aynı tip adamlarla orta saha kurup oyunun tam kadrolu halindeki renkliliğinin aksine mat bir görüntü sergiletiyor olması.(dipnot: trabzon maçı Ernst-Necip-Aurelio)

Schusterin iki yıldızın yokluğunu düşünüp o bölgelere alternatifler bulamaması.( dipnot: Quaresma yerine Holoskoyla başlanıp, Gutinin yerine Tabata oynuyor zati Aurelio yerine Necip ya da Fink, sağda ise formsuzda olsa Nihatla başlanabilir Bobo ileride yalnız bırakılabilirdi. Böylece takım her zamanki dizilişine devam eder ve bence bundan daha iyi futbol oynardı.)

Sadece Schuster değil tabi... defans berbattı Karamanın defans arkasına attırdığı toplar, yaptırdığı koşular geri dörtlüsünde İbo'dan başka atletik futbolcusu olmayan Beşiktaşı zor durumda bıraktı.

Beşiktaşın sezon başından beri yapmaya çalıştığı önde defans rakibi mümkün olduğunca kaleden uzak tutayım anlayışının risklerini kaleciler Hakan ve Cenkin üst düzey performansıyla farketmemiş olmasının bu maçtaki Hakan handikapıyla ortaya çıkmış olması mağlubiyete zemin hazırladı.

Umarım artık bu maç Schustere ders olur, sakatlıklar çoktur kabul ama bu Beşiktaş gibi büyük bir kulübe mazeret değildir olmamalıdır ki biz bu sezon geniş kadromuzla övünürken...

Cumartesi, Ekim 16

Gitti gidiyor derken


Podolski'ye Kaymak

Dortmund Köln deplasmanına çıkıyor.

20. dakikada Barrios Deplasman ekibini 1-0 öne geçiriyor.

82. dakikada Podolski eşitliği sağlıyor ve Nuri'yle dalga geçiyor. Eliyle 3 ve 0 işareti yapıyor.

90. dakikada Nuri'ye kasıtlı bir faul yapıyor.

Ve ...

90+2 oynanırken Nuri topu Köln filelerine göndererek takımına galibiyeti getiriyor. Sonrasında ise Nuri ile birlikte biz ekran başındakiler hepbirlikte resimdeki gibi Podolski'ye kayıyoruz.

Adamsın Nuri ...

Cuma, Ekim 15

Beşiktaş-Manisaspor



Beşiktaşımız uzun bir aradan sonra MABEDE geri dönüyor ve evinde Manisasporu ağırlıyor. Hikmet KARAMAN şapkadan tavşan çıkarmaya çalışacaktır ve gerçekten geldiğini belli etti.


Beşiktaşımız cephesinde sakatlıklar hat safhada Quaresma, Guti, Aurelio, Tekke, Erhan, Ekrem yoklar. Fink, Tabata, Holosko, Necip ilk 11de başlayacaklardır. Özellikler Fink için önemli bir fırsat ki bence bu zamana kadar Schuster bu oyuncudan faydalanmalıydı. ( dipnot: Ernstin Trabzon maçındaki yorgunluğu)

BEŞİKTAŞIMIZA BAŞARILAR...


Demirören'den İnciler



Başkanımız bu akşam NTVSPOR'un konuğuydu, kısa bi özet ve değerlendirme;

* Dönüp baktığımda yaptığım en büyük iş Fulya projesi...

* Beşiktaşın taşınmazlardan yıllık geliri 18 milyon dolardır... ( fulya 15 milyon dolar, akatlar 3 milyon dolar)

* Stadımızın ismi FİYAPI İNÖNÜ STADI oldu çünkü diğer tekliflerde sadece marka ismi olacaktı...

* Yeni stad için gerekli izinler tamam ve kazma vurmak için son safhaya gelindi, stadın kapasitesi 42 bin kişilik...

* 75 milyon dolarlık alınan kredi ile kısa vadede ki borçlarımızı uzun vadeye yaydık faiz indirimine gittik...

* Iverson ile görüşmeler devam ediyor...

* Robinho Milanda mutlu değil Serdar ADALI takip etmeye devam ediyor...

* Fabianoyla şuanda ilgilenmiyoruz sene başında ilgilenmiştik...

* Avrupada ve Türkiye de tek rakibimiz kendimiziz Adnan beye katılmıyorum...

* Kıbrısta 80-100 dönümlük bir arazi bize hibe edilecek...

* Beşiktaş TV yeniden yayına başlıyor...

* En büyük hatam Del Bosqueyi göndermekti...

* Hatalar yaptım ama bunları bilerek değil Beşiktaşı daha ileri götürmek istediğim için oldu...

Sn başkan size sadece şunları söylemek isterim 5 sene içinde 11 milyon dolar borçla aldığınız kulübü 300 milyon borca nasıl soktunuz üstelik 1 LİG şampiyonluğu elde edilmişken...

Stadımızın isminin değişmesi tabiki de hoş birşey değil benim hiç hoşuma gitmedi yalnız günümüzde olmasıda kaçınılmaz, benim tek takıntım daha karizmatik bir isim olabilirdi FİYAPI antipatik yapıyor bence...

Iverson benim için basketbol idolüdür, türk basketboluna renk katacaktır yalnız çok problemlidir...

75 milyon dolarlık borçla borçlar kapatılıyor, kulübün mali yapısı kulüp değeri göklere çıkarılırken hala ŞEFFAF DEĞİL...

Perşembe, Ekim 14

Akıllanmamak

Dün Ntvspor’da izledim Arda’yı. Erman Toroğlu mayasır olmuş ağzını açmış yine. Arda buna çok içerlemiş. Daha önce başka bir kızla ev hali medyaya yansımıştı fakat bu kadar alınmamıştı. Bu yazıya alınma sebebi Arda’nın Sinem’i çok sevmesidir kanımca. Sonuçta bu tip olay ilk kez başına gelmiyor.

Aslında Arda artık bazı dersleri almalıdır fakat ısrarla aynı hatalara düşüyor. Her yazılana cevap verecekse işi çok zor, saha içine konsantre olmalı artık. Medyaya bu kadar yükleniyor fakat hala medya içerisinden sıkı dostlukları var. İşin ilginç tarafı ise röportajı Galatasaray düşmanlığı ile bilinen Ntvspor’da yapması. Ntvspor bunu öyle güzel kullandı ki gece boyunca aynı kareleri verdi. Yayına Sergen, Rıdvan gibi Galatasaray nefreti ile dolu isimler bağlandı ve dalgalarını geçtiler.

Arda Turan’ın Galatasaray kaptanı olduğunu hatırlaması gerekli artık. Kişisel sorunları için Galatasaray camiasını kullanmamalı. Galatasaray yeterince sahip çıkmıştır Arda’ya. Hem taraftar hem de klüp yönetimi her zaman yanında oldu. Artık Arda’nın bu sevgiye karşılığını verme vakti. Bu duygusal halinden kurtulamazsa hiçbir zaman yıldız olamayacak. Sakatlık sonrası çıksın topunu oynasın ve her mikrofona espiri yapmaktan vazgeçsin.


Salı, Ekim 12

Aferin Çocuklar !!!



Öncelikle aldıkları haklı galibiyetten dolayı Azerbaycanlı kardeşlerimi kutlarım. Gerçekten bu zamana kadar Azerbaycan tarafından sergilenen en karakterli oyunu izledik bu akşam ve yaşlı panzer Vogst basın toplantısında söylediği gibi süprizini yaptı ve bize bu hafta ikinci Alman darbesini indirdi.
Maça gelecek olursak Azerbaycan özellikle ilk 15 dakikada milli takımımızı ezdi, ilk yarının ikinci 15 dakikasında ise millilerimiz az da olsa kımıldadı ve bu azıcık kımıldama dahi 3 net pozisyonu beraberinde getirdi. Fakat futbol yine güzelliğini göstererek " atamayana atarlar hocam " nidaları eşliğinde Azerbaycanın enteresan golünü bizlere sundu. Enteresan diyorum çünkü biz böyle bir golü yiyorsak hele ki Azerbaycandan yiyorsak daha da bişey demeye gerek yok... ben böyle golleri Fifa 99 oynarken atardım ve orda kaldı sanıyordum... Yediğimiz kötü golün ardından ilk yarıyı tamamlamak için oynadık gerçekten acizdik.

İkinci yarı başlamadan önce eminim benim gibi birçok vatandaşımız şunu düşünüyodu... " Ya şimdi ikinci yarının başında bi tane sallarız, sonra gerisi gelir " NERDE HOCAM !

Nerde gerçekten nerdeydi bizim çocuklar kafa olarak falan değil herşeyleriyle sahada yoklardı ikinci yarıda da... ve maç öylece bitti.

Ne olursa olsun son zamanlarda izlediğimiz en kötü, en ne yaptığını bilmez futbolu, en aciz milli takımını izlemiştik ve rakip AZERBAYCAN dı.

Peki problem neydi??? Evet az çok hepimiz futbolu takip ediyoruz ve az çok kendi çapımızda futbol Prof.uyuz. Şu milli takım aday kadrosu da uzun süredir aşağı yukarı aynı, bazen bu çocukları tepelere dikiyor bazen yerle bir ediyoruz hocalar gidip geliyor, sistemler değişiyor, ekoller havalarda uçuşuyor o yetmiyor ümit milli falan ne kadar teknik direktör varsa hepsi Federasyonun değişmesiyle alt üst oluyor...

Öte yandan daha geçenlerde oynadığımız Almanyanın başarılı olmasının nedenlerini hepimiz biliyoruz.

Evet şu kadrodan Hamit dışında her adamın yanına soru işaretini koyarım ben ayrıca ismi tartışılmaz ama teknik direktörlük kariyerinin sonuna gelmiş Hiddinkten de medet ummam...

Ne mi yaparım bizim gruplarda başarılı olmadığımız, turnuva finaller takımı olduğumuz ortada bizim sorunumuz finallere gidememek gitsek ilk 3-4 geliyor zaten... Bunun istikrarlı olması içinse benim önerim bu kadro gibi bi jenerasyon evvellallah 5-10 senede bir gelir, teknik direktör olarakta Terim ve Lucescu diyorum. İkisinden biri değil ikiside evet aynen öyle. Gruplarda Lucescu geçsin 1-0 olsun bizim olsun, lider çıkarız her gruptan kesin. Finallere gelince Terim başa gelsin bi motivasyon bi gaz alsın yürüsün gelsin kupalar milli sevinçler... nasıl ama

Euro 2012 #4

A Grubu
18:00 Azerbaycan 1–0 Türkiye
20:00 Kazakistan 0–3 Almanya
21:45 Belçika 4–4 Avusturya

B Grubu

18:00 Ermenistan 4–0 Andorra
21:30 Makedonya 0–1 Rusya
21:30 Slovakya 1–1 İrlanda

C Grubu
18:00 Faroe Adaları 1–1 Kuzey İrlanda
21:30 Estonya 0–1 Slovenya
21:50 İtalya – Sırbistan Ert

D Grubu
20:30 Beyaz Rusya 2–0 Arnavutluk
22:00 Fransa 2–0 Lüksemburg

E Grubu
18:30 Finlandiya 1–2 Macaristan
21:30 Hollanda 4–1 İsveç
21:30 San Marino 0–2 Moldova

F Grubu
20:00 Letonya 1–1 Gürcistan
21:45 Yunanistan 2–1 İsrail

G Grubu
21:30 İsviçre 4–1 Galler
22:00 İngiltere 0–0 Karadağ

H Grubu
21:15 Danimarka 2–0 Güney Kıbrıs
22:45 İzlanda 1–3 Portekiz

I Grubu
21:00 Liechtenstein 0–2 Çek Cumhuriyeti
22:00 İskoçya 2-3 İspanya

Pensilvanya'dan Mektup Var

Uzunca bir söyleşi var , tamamını ;
http://www.herkul.org/bamteli/index.php buradan okuyabilirsiniz. (site adına dikiz)

Satır başları şu şekilde :

"Referandumda “evet” oyu verilmesi yolundaki mülahazalarımı ifade etmeyi bir vazife saydım. Çünkü, faydalı olacağına inandığım bir işi yapmazsam, ötede Allah’a hesap verme ve Peygamber Efendimiz karşısında mahcup olma durumuna düşerim; boynum bükülür ve ezilirim. Ülkem, milletim ve mefkurem adına yararlı olduğuna inandığım bir mevzuda sükut durmam, dilsiz şeytanlık olurdu. Zira, yapılan reformlar çok önemliydi. Öncelikle, milletimizin bazı vesayetlerden sıyrılması söz konusuydu. Vesayetlerden sıyrılması, insanımızın kendi gibi düşünmesi ve kendi olmasına da yolun açılması demekti. Diğer taraftan da, halk sandık sayesinde çok önemli değişiklikler yapabileceğini gördü. Bazı kimseler yurt dışından gelip oy kullanmak için biraz zahmete ve masrafa katlanmak zorunda kalmış olsalar da, insanımız bir yönüyle ucuz, zahmetsiz ve meşakkatsiz bir mücahede ile bundan sonra da çok büyük inkılaplara vesile olabileceğine inandı. Halkta, yaptığı işin kıymet ifade ettiği psikolojisinin uyarılması, -bence- bu reformlardaki kazanımdan çok daha büyük oldu."

( Ben Hayır dedim diye kafirmi oldum şimdi. Ülkem, milletim, mefkurum kuru kalabalık laflar. Bir kez bile Türk kelimesini kullanmış mı zat-ı şerefsiz. Reformlar çok önemliydi deyip duruyor ancak ne açıdan önemli bunu bi anlatmadı aylardır. Kendi koyunlarının kafasını yıkamaktan başka bir fikri olmadı referandum için. Tabi oy kullanmamasıda ayrı bir çelişki.)

“Fethullahçı” yakıştırmalarından çok rahatsız oluyorum. Şayet milletimizin bu harekete sahip çıkması illa bir şekilde tarif edilecekse, “Muhammedî ruhun toplumun sinesinde yeniden canlanması” denilebilir. Ya da yapılan hizmetler, sonraki dönemler itibariyle, Ahmed Yesevî, Hazreti Mevlana, Yunus Emre veya Hasan Şazilî, Abdulkadir Geylânî, Şah-ı Nakşibendî ve Ahmed Rifâî hazeratı gibi büyüklerle temsil edilen sevgi ve şefkat ruhunun bu asra uygun bir makamla yeniden seslendirilmesi ve evrensel insanî ruhun çağa göre tercümanlığı olarak görülebilir."

( Bu açıklamanın nesine cevap verilebilir ki. Kendini gördüğü mevkilere bakmak yeterli.)


"Son günlerde emniyet teşkilatından birisinin “falan yerde kadrolaşma” gibi çok yakışıksız iddiaları oldu. Allah taksirâtını affetsin, Allah insanları cehenneme gitme yoluna düşürmesin, sukut ettirmesin. Hiç kimse için öyle bir akıbeti dilemem. Elli senedir aleyhimde yazı yazan birisi için bile Cehhennemle cezalandırılması aklımdan geçince odama girip ağlamış ve “Hayır ya Rabbi, öyle yapma; hidayet et, Cennet’e gitsin” demişimdir. Kimse hakkında olumsuz konuşmam. Nalına mıhına gitmiş insan, aslında kendi değerine mıh çakıyor, kendi kıymetine bir nal vuruyor demektir. O mum uzun sürmez; yalancı demiyorum, terbiyem müsaade etmez; fakat, o mum uzun sürmez, sürse bile yatsıya kadar sürer ve söner."

( Yine aynı taktik; kendini ulvi bir karakter olarak gösterme isteği. Kimsede sen kimsin benim için af dileyeceksin demiyor tabi.)

İşin özü yakında Ülkesine, Milletine ve Mefkuruna kavuşacaktır. Zira çok 5 sene içinde Şeyhülislam veyahut Halife olarak bu toprakalrdan içeri girer. Demedi demeyin ...

Pazartesi, Ekim 11

Azerbaycan-Türkiye

Almanya maçındaki hüsrandan sonra millilerimiz bu sefer Azerbaycan karşısında ter dökecek. Can azerbaycan gardaştır lakin baküde kendi özünde pek katıdır bize karşı bu herkesçe bilinir.

Eski yaralı panzer Vogst' un maçla ilgili " süpriz yapabiliriz " açıklaması enteresan olmakla beraber Hiddink' in " Dünya birincisi gibi konuşmayı çok seviyoruz. Ağır bir yenilgi aldık ifadesine katılmıyorum " demesi ilginçtir.

Evet yarın bir maça çıkıyoruz ama akıllar hala bir önceki Almanya maçında... Bu maç neden bu kadar akıllarda kaldı? Kimse Almayanın gücünü bilmiyor mu ? Kimse Almanyanın Dünya Kupasında Arjantin ve İngiltereyi dörtlediğini bilmiyor mu? Kimse bu Almanyanın üç senedir aynı tertip ve %80 aynı kadroyla mücadele ettiğini bilmiyor mu?

Bunları tabiki Türkiye de az çok futbolla ilgililenen herkes biliyor peki anlaşılmak istenmeyen nedir ?

Anlamadığımız milli takımımızın arkasında bu kadar büyük beklentilerle ümit bağlamış bir HALK varken sahada gösterdiği EZİK, sonucu kabullenmiş görüntüsüdür...

Bir Federasyon yetkilisinin " en son 1951 de yenmişiz ne yani " gibisinden açıklamasıdır...

Kendi takımlarında bile sakatlıklarında dolayı oynamayan futbolcuların, kendi takımlarında sakat olmadıkları halde oynamayan futbolcuların makina gibi işleyen bir takım karşısında sahaya sürülmesidir... Üstelik bu ÜLKE ALMANYA dan ZAFERLE dönülmesini beklerken...

Cahit Sıtkı Tarancı 100. Yılı


Bi şair için zaman lehine geçen bi kavramdır diye düşünüyorum. Şairler ne kadar çok yaşarlarsa o kadar çok eser çıkarırlar ortaya. Çünkü sıradan bir olayı bile gözlem yetenekleriyle özel bir olguya dönüştürebilirler. Bu sebeple şiire ve şaire olan saygım büyüktür. Necip fazıl o kadar farklı olaylar yaşamasa şiirlerinde herkes bir parça bulmazdı yada Nazım o kadar hasret çekmese duygu yoğunluğu bu denli büyük olmayabilirdi şiirlerinde.

Cahit Sıtkı ise 46 yıllık yaşamında epeyi eser çıkartarak bu dünyaya veda etti. 1910 Diyarbakır doğumlu şair son nefesini Viyana’da verdi. Vefat etmeden iki yıl önce (1954) ağır bir hastalık sonucu felç geçirdi. Tedavi için götürüldüğü Viyana’da hakkın rahmetine kavuştu. Şiirlerinde çoğu kez ölüm ve çocukluğu vurgulamıştır. Otuz Beş Yaş şiiri ile dimağlarda yer tutar fakat benim en sevdiğim şiiri Ben Ölecek Adam Değilim olmuştur her daim. Bu şiir ile 100. Doğum gününü kutlayan Cahit Sıtkı’yı yad edelim :

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Alıştım bir kere gökyüzüne;
Bunca yıllık yoldaşımdır bulutlar.
Sıkılırım,
Kuşlar cıvıldamasa dallarında,
Yemişlerine doymadığım ağaçların,
Yağmur mu yağıyor,
Güneş mi var,
Farketmeliyim
Baktığım pencereden.
Deniz görünmeli çıksam balkona.
Tamamlamalı manzarayı
Karlı dağlarla sürülmüş tarlalar.
Ekmekten olamam doğrusu,
Nimet bildiğim;
Sudan geçemem,
Tuzludur teneffüs ettiğim hava.
Ya nasıl dururum olduğum yerde,
Öyle upuzun yatmış,
İki elim yanıma getirilmiş,
Hareketsiz,
Sükûta râmolmuş;
Sanki devrilmiş bir heykel?

Ellerim ne der sonra bana?
Soğumuş kalbime ne cevap veririm?
Utanmaz mıyım ayaklarımdan?

Kalkmalıyım,
Dolaşmalıyım,
Sokaklarda, parklarda.
El sallamalıyım
Giden trenlere,
Kalkan vapurlara.
Bilmeliyim,
Gölgelerin boyundan,
Saatin kaç olduğunu...
Islık çalmalıyım.
Türkü söylemeliyim
Yol boyunca,
Keyfimden ya hüznümden.
Geçmiş günleri hatırlamalıyım,
Dalıp dalıp akarsuya,
Hayaller kurmalıyım,
Güzel geleceğe dair.
Yanımdan geçenler olmalı,
Selâm almalıyım;
Robenson'u düşünmeliyim,
Garipliğini:
Şükretmeliyim
İnsanlar arasında olduğuma.
Nedir ki eninde sonunda ölüm?
Ayrı düşmek değil mi aşinalardan?

Kapımı çalıp durma ölüm,
Açmam;
Ben ölecek adam değilim.

Pazar, Ekim 10

Eski Şarkı Benim Herşeyimdir......!

efkan şeşen-dokuz altı yollarında | izlesene.com


benim için "eski"nin her türlüsü güzeldir.... "eskiden" olan herşey mutlu eder beni... köylerde gördüğüm yöresel kıyafetli teyzeler hoşuma gider, ya da eski bi konak... gezerken içinde yaşanmışlığı hissetmek paha biçilemez türdendir... ya da ne biliyim müzeler mesela..... eski mumluklar, daktilolar, savaş silahları, kılıçlar, kınlar, mektuplar.... herşey... hele bi de eski şarkılar varya... bi başkadır arkadaş..... şarkı hareketli dahi olsa, ben gibi ilginç insanları, hüzünlendiren cinsten olması muhtemeldir. müzik dinlemek hoştur da, şarkı eski olunca başkadır başkaa... feyisbuk'u bazen sırf bu yüzden seviyorum.... sevdiğimiz ama özlediğimiz ve hatta resmen unuttuğumuz şarkıları bazen hatırlamama vesile olması onu sevmem için yeterli mi bilinmez ama bu şarkı için teşekkürümü hak eder.... hadi bakalım.... hep beraber. "dokuz-altııı yoollllarındaaa.........." ;)

Dövesim Vaaaaar!!!!


Saç baş dalasım geliyo... ne olum-kızım senin derdin diye gözlerinin içine girip hırsımı alamayıp, o simsiyaha boyanmış gözleri çıkarasım geliyo.... efenim haddim olmadan ülkeden sınır dışı bile ederim onları ki bence bunu hakederler yani... peykan hayırdır kimlere estin gürledin derseniz EMO diye nitelendirilen insancıklara efendim insancıklara...
Gülse Birsel'i severim ben... G.A.G.'da milyonların hayranı olmayı başarmış bi bağyandır benim gözümde.... zekidir çalışkandır, ötesini ben bilmem... herneyse işte geçenlerde bi yazı paylaşmış; bence birçoğunun aklından geçenleri döküvermiş yazıya.. baknz. aynen paylaşıyorum... tüm EMO'ların mıncırılması dileklerimle... =))

"EMO"
Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi,
grip "Yatınca ...geçer"di, başın ağrıyorsa "Çocukların başı ağrımaz" denirdi, uykun kaçıyorsa "Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün" şeklinde konu halledilirdi!
Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya, "Tembel"din ya "Yavaştan, sağlam
sağlam öğreniyor"dun!
Hüzünlü bir çocuksan "Yazar olacak herhalde" derlerdi,
yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı,
susup otururdun.
Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar.
Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk 'astım başlangıcı', okuma yazmayı zor söküyorsa 'disleksik', hüzünlüyse 'depresif', aşırı hareketliyse 'hiperaktif' diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler! O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular? Emo!
Emo ne?
Hani beş-altı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska,
dar pantolonlu, converse'li, siyah ojeli ergenler var ya...
Taksim'de kaldırımlarda filan oturuyorlar.
Aha onlar Emo!
Emo kelimesinin emotional'dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor.
Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı!

*HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM*
Ay kıyamaam! Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım. Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem "Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa..." şeklinde pedagojik bir açılım yaptı.
"Sıkılıyorum... Hayat çok anlamsız" cevabımın üzerinden sanırım
birkaç saniye geçmişti ki, acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım.
Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu 'mıncırma' hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmiş ti.
Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir.
Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir!
Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle, yüzünü yüzüme yaklaştırarak "Alırım ayağımın altına" diye başladı ve "Karnın tok sırtın pek! Aklını başına topla! Sıkılıyorsan da git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah..." şeklinde bitirdi!

*NE DERDİM KALDI NE DE TASAM*
Malumunuz eti mıncırılan ergen olay yerinde fazla kalamaz, mıncırandan tırstığı için kendisine yalakalık yapar, arzu ettiği aktiviteleri gerçekleştirir.
Mıncıran mutlu, mıncırılansa artık efendi bir insandır! Aynen öyle oldu.
Mıncırma sonrası ne derdim kaldı ne tasam! Emo'luğum o gün bitti, bu yaşa kadar da hep mutlu mesut, uyumlu, üretken biri olarak yaşadım. Şimdinin sokakta bira içen, gelen geçenden ihtiyacı var diye değil, hayat tarzı sandığı için para dilenen, dünyanın bütün derdi sırtındaymış gibi davranıp, bunalım takılıp bir işin ucundan tutmayan emo'larının başında, bizim zamanımızın anne babaları olacaktı ki. Ohoo... Muma dönerdi hepsi! Bir kere her şeyden önce bütün o yüzü gözü saçla kaplı eşek herifleri bir eşek tıraşına götürürlerdi, kesin!
Ülkenin gençlerine bak.
Tarikat yurtlarında yetiştirilen çocuklar, polise atsın diye eline taş verilenler, bir de emo'lar!
Gelecekten çok umutluyum çok!

Cumartesi, Ekim 9

Sting - Shape of My Heart



Bu yağmurlu ve soğuk günde iç ısıtan ölümsüz bir şarkı.

Almanya 3-0 Türkiye


Biri seçimiyle Dünya yıldızı oldu ve Real Madrid’e gitti. Diğeri hissi davrandı ve ay-yıldızlı milli formayı tercih etti. Tıpkı Sinan ve Mevlüt gibi. Sinan kadroya bile çağrılmıyor ve isyan ediyor. Mevlüt ise antremanlara katılmak için geliyor milli takıma. Daha düne kadar Valencia’da ilk 11 başlayan Mehmet Topal çağrılmıyor fakat yerine Selçuk Şahin denen kabzımal davet ediliyor. Tüm bunları yapan kişiler yıllık 4 milyon euro alıyor ve normal bir mağlubiyet diye demeç verebiliyor. Yanında ki karaktersiz ise Sinan’a telefon edip seni takip ediyoruz diyor. Bize böyleleri müstehak. Azerbaycan maçında Kazım’ıda oynatsınlar ve form tutsun. Nasılsa iki hafta sonra Oğuz’un derbisi var. Yerlerde sürünen Gökhan Gönül'ü birde o maçta seyredin. Volkan ayağıyla tutamadığı topları poposuyla tutuyor o maçta. Merak ediyorum Hiddink Özer'i nerede seyretti ve ilk 11 oynattı.

Cuma, Ekim 8

Haftanın Tatlısı

Alman pastası


Road to Euro 2012 #3

A Grubu
19:00 Kazakistan 0–2 Belçika
21:30 Avusturya 3–0 Azerbaycan
21:45 Almanya 3–0 Türkiye

B Grubu
18:00 Ermenistan 3–1 Slovakya
20:00 Andorra 0–2 Makedonya
21:45 İrlanda 2–3 Rusya

C Grubu
21:30 Sırbistan 1–3 Estonya
21:45 Kuzey İrlanda 0–0 İtalya
21:45 Slovenya 5–1 Faroe Adaları

D Grubu
21:15 Lüksemburg 0–0 Beyaz Rusya
21:30 Arnavutluk 1–1 Bosna Hersek

E Grubu
20:00 Macaristan 8–0 San Marino
21:30 Moldova 0–1 Hollanda

F Grubu
20:00 Gürcistan 1–0 Malta
21:45 Yunanistan 1–0 Letonya

G Grubu
21:30 Karadağ 1–0 İsviçre
21:30 Galler 0–1 Bulgaristan

H Grubu
21:00 Güney Kıbrıs 1–2 Norveç
22:45 Portekiz 3–1 Danimarka

I Grubu
21:15 Çek Cumhuriyeti 1–0 İskoçya
23:00 İspanya 3-1 Litvanya


Bir Zamanlar

Davor SUKER - Predrag MİJATOVİC

Real Madrid



Bu Sefer Sıra Bizde

Euro 2008 tüm hayallerimi alan goldü bu. Oysa ki finali hak etmiştik. Bu gece aynı acıyı biz yaşatalım Almanlara. Kendi evlerinde deplasmanı yaşayacaklardır umarım. Milli takımımız son günlerde biz Galatasaraylıları çok üzse de vazgeçmek mümkün değil. Hiddink bu gece kalitesini ve futbol aklını sonuna kadar zorlamalı. Beraberlik dahi iyi bir sonuç olur. Hele birde Nuri Şahin gol atarsa o zaman tadına doyum olmaz.


Salı, Ekim 5

Ani'de Kılınan Cuma Namazı

Bir alttaki yazıda Sultan Alparslan’ın Anadolu’yu fethetmek için Ani’de mola verdiği e burada ki kısa öyküsünü yazmış idim. Bu Cuma namazı sonrasında Anadolu artık bir Türk yurduna dönüşecekti. Burada araya girip kısa bir not vereyim. Sultan Alparslan’ın ordusunda bir çok boydan binlerce kişi mevcut idi. Sonrasında bu Türk boylarından birkaç tanesi ülkemizde şuan Kürt adı ile anılmaya başlandı. Bu işin derinine bir gün inmek isterim fakat bazı laf anlamaz insanlar olayı farklı yönlere çekiyor.

Alparslan’ın bu Cuma namazının aynısını MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli gerçekleştirmek istedi. Sonucunda Kültür Bakanlığına başvurdu. Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay’ın yanıtı aynen şu şekilde oldu :

''Bir toplu gösteri yapmaya kalkarsa sanıyorum ki Anayasa, Siyasi Partiler Yasası bir siyasi partinin din istismarı ile yola çıkmasını galiba engelliyor. Ama bireysel olarak bir hakkını kullanmasına saygı duyarım'’

Şu açıklamanın neresinden başlasak acaba. Siyasi partinin din istismarı ifadesi var. Bunu en iyi kendileri yapıyor. Bunun sayesinde iktidara geldiklerini unutuyor sanırım. Ki Bahçeli’nin istismar yapmadığı da apaçık ortada. Yazının sonunda neden orada Cuma namazı kılmak istediğini yazacağım. Günay’ın son ifadesi ise “bireysel olarak bir hakkını” ifadesi var. Cuma namazını tek başına gidip orada kılmasını istiyor. Halbu ki bunu diyen kişinin parti başkanı referandum öncesi camilerde miting bile yapıyordu. Nede Camiler onların kışlası değil mi?

Sonrasında ortaya birde baş müzakereci(pazarlayıcı) Egemen Bağış çıktı ve din istismarı öyle olmaz böyle olmaz minvalinde bir açıklama yaptı. Bu densiz Egemen çok biliyomuş gibi Kuran-ı Kerim’den Maun suresinin ayetlerini örnek gösterdi. Örnek verdiği ayetler şunlar :

“Gördün mü o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,Onlar namazlarını ciddiye almazlar.Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar.Ufacık bir yardıma bile engel olurlar."

Ayet tam kendilerini anlatıyor fakat din istismarını daha iyi bildikleri için başkalarına yapıştırıyorlar o sıfatı. Bağış öncelikli Abd vatandaşlığını bırakmalı. Türkiye Cumhuriyetinde önemli görevler üstlenen bir kişinin aynı zamanda Abd vatandaşı olması hangi etiğe sığıyor bunun cevabını vermeli.

Son olarak Dr. Devlet Bahçeli’nin neden Ani’de namaz kılmak istediği sorusuna cevabı şu şekildeydi :

"Kılınan namaz, bu milletin birliğine karşı geliştirilen küresel projelere bir karşılık olarak eda edildi. Anadolu’nun Türkleştiği ilk yerde, Sultan Alparslan gibi Sayın Bahçeli, Türk milletinin birliğine, dirliğine dayalı olarak MHP’nin tek başına iktidar kampanyasını başlatmıştır. "

Tabi o da işi kendi tarafına çekiyor. Mhp’nin “tek başına iktidar yürüşü” acaba buna kendisi inanıyor mu bunu çok merak ediyorum. Ancak her şeye rağmen Mhp liderinin bu tavrına destek oldum. Özellikle de Akdamar’da ayine izin verilen bir ülkede (ki bu doğal bir haktır, ancak amaç provakatiftir) manen değeri büyük olan bir yerde Cuma namazı kılmak istenmesine karşı çıkılması büyük bir skandaldır. Ayrıca Baş Pazarlayıcı Bağış, Ermenileri üzecek davranışlardan kaçınmalıyız gibi laflarda etti. Bu işte çözemediğim bir yer daha var. Ermenistan mı bize muhtaç biz mi Ermenilere?

Binlerce Ermeni’nin ülkemize çalışmaya geldiğini ve sınır kapısının dibinde beklediğini görünce cevap anlaşılıyor. Eğer bir taraf teviz verecekse bu elbette ki Ermeni tarafından olmalıdır. Ancak ülkede ki iktidar sahipleri tam tersi bir strateji uygulamaktalar. Hala bu kanı bozukların arkasında olanlar varsa vay haline. Çok değil 10-15 sene sonra Anap , DYP ve DSP gibi parti mezarlığında olacaklar ve bu sefer kime yalakalık edecekler bekleyip göreceğiz.

Pazartesi, Ekim 4

Sultan Alparslan ve Ani



Zaman;
Bed yüzleri seğirten ve kem ağızları böğürten muratların terlediği,
Ad adlanmış, adaklanmış ve sadaklanmış yiğitlerin,
gem azıda doludizgin gürlediği,
Elleri nasırlı, dizleri hasırlı ve alınları sırlı anaların,
tomur kızlarını erlediği,
Dede, torun, emmi, dayı, çağa-çocuk bir ağızdan
Tanrı’yı birlediği zamandır!


1071 yılının sıcak bir Ağustos gecesinde, Büyük Selçuklu Hakanı Sultan Alparslan otağında çetin bir cengin ön hazırlıklarını tamamlamak üzereydi. Söz ehli ve kavga fenli kumandanları, beyleri ile dönemin en güçlü ordusuna sahip olan Bizans İmparatorluğu’nun zayıf yönlerini irdeliyorlardı.
Sultan Alparslan ve beyleri, birden dışarıdan gelen sese kulak verdiler;

Nazlıca hey kara toprak kucak açmış nazlıca
Can almaya can vermeye nice deli ser gelir
Yurt bağrından Rûm eline bir ok gibi hızlıca

Kalkan geren mızrak salan kılıç tutan er gelir
At sırtında doludizgin “
Allah Allah” der gelir

Gök yıldırım yer velvele bir inilti derinden
Öbek öbek kaba taşlar doğrulunca yerinden
Delişmenler od üstünde aşın bin bir türünden

Geyik boynu manda döşü deve budu yer gelir
“Hamd sanadır şükür sana Sübhânellah” der gelir

Başı duman koca dağlar duyduğunda çağrını
Buz bulağlı vadilerin ter basınca bağrını
Demir süslü Rûm erinin sızlayınca yağrını

Türk ilinden dindirmeye pençe pençe şîr gelir
“Rahim
Allah Hâkim Allah Ya Bismillah” der gelir

Çayır çimen baştanbaşa çiy börkleri çektirip
Sık ormanlar dal budaktan tuğlarını diktirip
Koç yiğitler boz atları şahlandırıp sektirip

Vardığında yılgınların
gözlerine fer gelir
“Zürriyetim oğlum kızım ırkım billâh” der gelir

Buğra beyler oluk oluk nefesleri sezince
Rûm’a doğru ok çekip de temrenleri ezince
Gürbüzleri kefenleyip tan vaktine dizince

Kurt yürümüş em tutmayan yaralara pîr gelir
“Yüz bin kılıç boynum vursa dönmem vallah” der gelir

Otağdakiler, az önce okunan şiiri sessizce dinlemişlerdi. Şiir biter bitmez oturduğu yerden ayağa kalkan Sultan Alparslan;

- İşte! Bizans ne kadar güçlü olursa olsun, bu ruh ve kemâlat; bizleri, onların karşısında dimdik ayakta tutacaktır! İşte! Bu ruh ve kemâlat…

Dedikten sonra sözlerini tamamlayamadı. Otağın girişinde duran nöbetçilerden biri hızla içeriye girdi. Sağ elini sol göğsüne koyup, yere diz vurdu. Başını öne doğru eğdi:

- Hakanım! Bizans Ordusu hakkında bilgi almak için Anadolu’ya gönderdiğiniz şahbazlarımız geldiler. Önem arz eden haberleri var!

Sultan Alparslan, nöbetçiye baktı. Nöbetçiye buyruk vereceği sırada, az önce dinledikleri şiiri okuyan ozanın sesi, yeniden otağın içlerine doğru süzüldü:

Han duruşu yiğidim hey buğz körleten emirle
Konar göçer Rûm sırtına nefes vurur ses vurur
On bin yıllık pınarlardan su katılmış demirle

Salkım saçak koşumuna perçem perçem süs vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur

Kocamışlar Aksakallar Hâkka niyâz eyleyip
Sehere dek divan divan gökyüzünü meyleyip
Er tükenmez Oğuzlar’ın dirliğini söyleyip

Şahbazlara destur verir yürek oynar his vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur

Bozca kırdan toynaklara çalı çırpı ağınca
Od mızraklar kırbaç oklar yağmur gibi yağınca
Gerilerde cağ direğim yeni yetme çağınca

Yanar durur döner durur duman duman is vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur

Dolun bulur ay
gecede ışık ışık kurdundan
Erenlerin ermişlerin kutsadığı yurdundan
“Tanrı yolu! ” deyip cenge gidenlerin ardından

Sanmayasın şol tarihe kara yüzlü yas vurur
Doru taylar kişneyende kopuz titrer kös vurur

Sultan Alparslan, dışarıdan otağa ağan sesi dikkatle dinledikten sonra nöbetçiye seslendi:

- Daha ne durursunuz, otağa alın! Nöbetçi, başı öne eğik bir şekilde diz çöktüğü yerden doğruldu ve geri adımlarla otağdan dışarıya çıktı. Ardından Anadolu’dan haber getiren şahbazlar kan-ter içerisinde otağa girdiler. Sultan Alparslan’ı Türk töresince yere diz vurup, selamladılar. İki Türk çerisindeki endişe, otağda bulunan Sultan Alparslan dışındaki herkese aniden sirayet etti. Sultan Alparslan’ın kumandanları, beyleri merakla Anadolu’dan gelen haberi bekliyordu. Sultan Alparslan:

- Nedir bu hâl, yiğitlerim! Az soluklanın! Getirdiğiniz önemli haber nedir?

Haber getiren iki çerinin en kıdemlisi Salukbay söz aldı. Ciğerlerine derin bir nefes çektikten sonra konuştu:

- Hakanım! 260 bin kişilik Bizans Ordusu bize doğru hızla yaklaşıyor! Salukbay’ın bu sözlerinin ardından; dışarıdaki sımsıcak Ağustos gecesine inat, Sultan Alparslan’ın otağı buz kesmişti. Zira Bizans Ordusu ile Malazgirt Ovası’nda karşılaşacak olan Büyük Selçuklu Ordusu yaklaşık 60 bin kadardı. Dışarıdaki ozan haykırışı, yeniden otağı bürüdü:

Hey Salukbay sana derim iyi belle sözünü
Azgın dinli kara kâfir saldıranda öz gerek
Rûm yağısı heybetiyle sararttıysa yüzünü

Zağlı kılıç yarasından gün yanığı yüz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek

Koç yiğit ki akın edip
ırmak gibi akacak
Koç yiğit ki volkan olup şol meydanı yakacak
Nal çatlatıp gem azıda yıldırımlar çakacak

Yağı üzre atılmaya yürek gerek köz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek

Rûm elinin barındıkça cayır cayır yandığı
Şahididir ol toprağın alca kana kandığı
Oğuzlar’ın destan yazıp şölenlerle andığı

Çetin olan kavgalara sakınmayan
göz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek

Salukbay hey sana derim usun nice dar mıdır?
Yağı görüp benzi solup soluk almak ar mıdır?
Issı Tanrı şol acunda bâki kalan var mıdır?

Bir ağızdan Tanrı’ya ant Malazgirt’e söz gerek
Kından çıkan her kılıca Rûm erinden yüz gerek

Ozan susunca Salukbay, haddini aştığını anladı.
Hududunu yeniden belirleyeceği düşüncelere daldı.

Salukbay’ın getirdiği haberi duyan ve ardından sessizce ozanı dinleyen Sultan Alparslan, otağın içerisinde şöyle bir göz gezdirdi. Sonra gülümseyerek;

- Biz de onlara, Salukbay! Biz de onlara yaklaşıyoruz!

Uluyanda gök yeleli kurşun belli kurtlarım
Benim rüzgâr gibi esip eşkin atlar çatlatan
Gök tutanda bulutlaşıp konup göçen yurtlarım

Benim yetme adımlara dolgun eşik atlatan
Gür neslime volkan benim adım Sultan Alparslan

Buğra beyler koç yiğitler ata baba yükünce
Omuz verip kargı salıp yağı üzre çökünce
Pirinç uçlu telek saçlı oklarını dökünce

Benim çelik alınlarda parıldayan kızıl tan
Gövdelere kalkan benim adım Sultan Alparslan

Kılıç çekip kın sarkıtıp
yeşil boğum kemerden
Işıl ışıl pürce billur indiğinde kamerden
Sağ tarafım Ali’dendir sol tarafım Ömer’den

Benim görklü Muhammet’e han ırkımdan adak han
Gürül gürül al kan benim adım Sultan Alparslan !!!


Ertesi gün Sultan Alparslan bembeyaz giyinip ordusuna Cuma namazında imamlık edip savaşa öyle gidiyor. Sonuçta ise Anadolu toprakları kıyamet gününe kadar Türk soyuna kapılarını açıyor.


Total Futbol

Midem bulandı artık bu tabirden. Öyle birşey varsa ve bunu Barcelona oynuyorsa. Bu topraklarda onun gibisini geçtim ona benzer bir futbol bile hayal. Bizim genimizde yok bu tip kontrol futbolu. Bünye kabullenmez bunu. Fazlada zorlamaya gerek yok diyeyim laf yerine gitsin.


Cuma, Ekim 1

Haftanın Tatlısı

Safranbolu Lokumu
Kısa bir aradan sonra tekrar başlayalım bu seriye. Bu hafta ki tatlı sportif olarak çok değerli.
Safranbolu in Karabük

Başın Sağolsun Frank Rijkaard

Antrenörümüz Frank Rijkaard babası Herman Rijkaard'ı kaybetmiş. Tüm Rijkaard ailesinin acısını paylaşıyor, kendisine başsağlığı diliyoruz.