Çarşamba, Mart 30

Galatasaray 2012

Galatasaray’ımızın düştüğü bu acı tablo neticesinde radikal kararların alınması gerektiğine inananların başındayım. Bu kararların biran önce hayata geçirilmesi gerekli. İlk etapta ise bu başarısız kadro ile yolların tamamen ayrılması gerekiyor. İlk bakışta imkansız gelebilir fakat etraflıca düşünüldüğünde mantıksız gelmeyecektir. Zira mevcut kadronun yaptıkları ve yapamadıkları ortadadır. Suçun büyüğü yönetim ve teknik heyette olsada saha içinde futbolcu reaksiyonlarıda çok önemlidir. Bu kadro son 3 senede kırılma maçlarında başarılı sonuç alamıyor. Bu sebeple kökünün kazınması gerekli.

Öncelikle takımdan ayrılacak isimlerden elde edilecek gelir çok önemli. Kendi düşüncemle oluşturduğum bir liste mevcut ve 30-35 milyon euro arasında bir gelir düşündüm. İsimler ve elde edilecek gelirleri şu şekilde :

Aykut+Ufuk --- 1 M Euro
Gökhan + Servet --- 3 M Euro
Çağlar --- 500 B Euro
Hakan --- 2 M Euro
Sabri --- 3 M Euro
Sarp --- 250 B Euro
Cana --- 5 M Euro
Yekta --- 1 M Euro
Culio --- 500 B Euro
Arda --- 8 M Euro
Pino --- 1 M Euro
Kazım --- 1 M Euro
Baros --- 4 M Euro
Stancu --- 3 M Euro

Diğer isimler ise bedelsiz olarak gönderilebilir. Toplamda ise 33,25 M euro gibi bir gelir elde edilmiş olur. Bundan sonra ise işin en zor kısmı başlayacaktır. Yeni bir yapılanma ve tamamen yeni bir kadro. Yazının sonunda oluşturacağım kadro içinizi ısıtacaktır emin olabilirsiniz.

Kalecilerden son yıllarda çok çektik. Üst düzey isimler transfer edilse de verim bir türlü alınamadı. Benim kale için önerim Sinan Bolat olacaktır. Standart Liege ‘de iki senedir as kaleci olarak görev yapıyor ve bu sezon geçirmiş olduğu sakatlığı atlatarak kaleyi tekrar devraldı. İstikrarlı bir şekilde ilk 11 de başladığında kendini göstermekte güçlük çekmiyor. Geçtiğimiz yıl şampiyonlar Ligindeki performansı bunun kanıtı niteliğinde. Sinan’ı 2 M euro gibi bir bütçeyle alabiliriz.

Yeni oluşturulacak kadroda hassas davranılması gereken noktalarından biride takımın defans hattı olmalı. Sağ bek mevkiine şuanda Genk takımında oynayan ve başarılı maçlar çıkaran Belçikalı Vanden Borre’nin alınması bu mevkinin uzun bir süre emin ellerde olacağını gösterir. Başarısız geçen Fiorentina, Genoa kariyerleri sonrası Genk ile tekrar çıkışa geçti. 2 M Euro gibi bir ücrete alınabilir. Sol bekte ise biraz ütopik dahi olsa Toulouse’da forma giyen Senegal asıllı Fransız M’Bengue kalıcı bir çözüm getirecektir. Bu yılki performansı sonrası üst düzey klüplerin kendisi ile ilgilendiği dedikoduları var ancak Fransa ile bağları kopmayan Adnan öztürk bu transferde rol oynayabilir. M’Bengue 5 M Euro nakit ve gelecek satıştan pay opsiyonu ile alınabilir. Stoperler konusunda ise yıllardır takımda görmek istediğim Köln’lü Geromel ve Kayserispor’da başarılı sezon geçiren Serdar Kesimal ikilisi ile hızlı, güçlü ve serin kanlı bir birliktelik yaratılabilir. Geromel Avrupa kupalarında oynama kozu ile getirilebilir. Ayrıca gelecek satıştan kar verilmek üzere 5 M Euro gibi bir rakama Köln ikna edilebilir diye düşünüyorum. Kayserispor’a ise nakit 3 M Euro ve Aydın teklif edilirse anlaşılabilir. Bu ikili aynı dili konuşabilmeleri sayesinde de kolay uyum sağlayabilir.

Orta saha bölgesi takımın en fazla transfere ihtiyaç duyacağı mevki. Bu sezon bu mevkinin güçlendirilmesi adına çok kritik bir sezon. İhtiyaç duyulan bir çok futbolcunun sözleşmesi bu sene sona eriyor. Trabzonspor’dan Selçuk İnan geçde olsa sarı-kırmızı formaya kazandırılmalı. Kendisine yıllık 2,5 m Euro ödenmesi de düşünülebilir. Sonrasında ise Hamit Altıntop ile karşılıklı görüşerek ikna edilmeli ve 3 M euro veya daha fazla bir rakama Türkiye’ye getirilmeli. Bu iki hamle oluşturulacak iskelet için çok önemli. Ayrıca Hamburg’da oynayan Tunay’da bonservis bedeli ödenmeyecek rotasyon için düşünülebilir. Orta üçlünün son adayları ise Köln’den Taner Yalçın ve Bayern Münih’in bu sezon Nürnberg’e kiraladığı ve formu ile milli takımımıza seçilen Mehmet Ekici. Taner 1 M Euro gibi bir ücrete getirilebilir. Mehmet 4 M Euro’yu Bayern Münih kabul ederse getirilir. Veyahut kiralama ve satış opsiyonu ile takıma kazandırılmalı. Böylece orta sahanın ortası konusunda sıkıntı yaşanmaz. Bu 4 oyuncuya Cumhur, Musa, Emre Çolak gibi genç isimlerde monte edilebilir.

Her iki kanat içinde yabancı tercihler yapılmalı. Yerli isimler sezonun tümünde aynı performansı sürdüremiyor. Sağ kanat için St Etienne’de son 4 senede başarılı maçlar çıkaran Dimitri Payet düşünülmeli. Bu sezonki üstün performansı transferini zorlaştıracak olsada ekonomik olarak sıkıntıda olan St Etienne 6,5 M Euro gibi bir ücreti geri çeviremez. Payet’in patlayıcı ve golcü özelliği Türkiye için ideal bir kanat oyuncusu olduğunun göstergesi. Sol kanada ise Deportivo ile beraber düşüşe geçen Meksikalı Guardoda transfer edilebilir. Guardado iki sezon önce revaçta iken transfer yapamayarak form düşüklüğü içine girdi. Ferguson tarafından bir çok kez izlenen ve takip edilen bir oyuncu iken bu duruma düşmesi transferi için yeşil ışık yakar nitelikte. 5 M Euro gibi bir ücrete transferi bitirilebilir. Bu iki isim dışında bu sezon 3 maçını izlediğim Genk’in 19 yaşındaki oyuncusu De Bruyne’de rotasyonda kullanılabilecek ve ilerisi için klübe gelir getirecilecek bir isim. Bu seozn oynadığı 22 maçta 4 golü ve 9 asisti bulunuyor. 3 M Euro bu oyuncu için yeterli olacaktır. Belçika milli takımı için düşünülen isimlerden biri ayrıca.

Baros sonrası forvet mevkiini doldurmak zor olasada buraya ligi tanıyan ve kalitesini ispatlayan Emenike monte edilebilir. Emenike ile birlikte şuan Parma’da kiralık olarak forma giyen Amauri Galatasaray için yeterli olacaktır. Emenike 3 M euro, Amauri ise 1 M Euro kiralama bedeli ile transfer edilebilecek isimler.



Tüm bu isimlerin toplam maliyeti 47 m Euro oluyor. Elde edilmesi düşünülen 33,25 M ile arada 13,75 M Euro gibi bir rakam var. Buda Galatasaray gibi bir klüp için pek büyük bir miktar değil. Ayrıca Elano, Keita, Kewell, Neill, Baros, Arda gibi isimlere verilen yıllık ücretlerden daha az miktara oynayacak isimler transfer edilmiş olacak. Takımın kaptanlığını Hamit yapmalı ve duran topları Guardado ile paylaşmalı. Resimdeki kadro detaylı düşününce birbirini tamamlayan oyunculardan oluşan ve başarı için istekli olan futbolculardan kurulu olduğu görülüyor.

Salı, Mart 29

...

Bloga bir girip beş giremeyince dengeler şaştı. En iyisi tamamen açılana kadar beklemek. Digiturk'ün aldırmış olduğu saçma karar ne kadar öfkelensek az. Özgürleşince tekrar devam edeceğiz.

Pazar, Mart 13

Açık ve Net

Galatasaray kafilesi Ankara'da bu pankartla karşılandı. Emeği geçenlere teşekkürler.

Cuma, Mart 11

Salı, Mart 8

Dünya Kadınlar Günü

Kadın olmak ve özellikle anne olmak zordur ülkemizde. Annemizin, eşimizin, arkadaşlarımızın yüzünü güldürmeye çalışalım.



Kalıp değil bir fikir...
Elmas sorguçlu fakir;
Açıkta sırrı bakir;
Kadın...
Çölde kaçan bir serap;
Yönü kementli mihrap...
Madeni som ıstırap;
Kadın...
Dipsiz hasrete tuzak;
En yakınken en uzak....
Tadı zehrinde erzak;
Kadın...
Bir işaret, bir misal;
Ayrılık remzi visal...
Allah'a yol bir timsal;
Kadın...

Cuma, Mart 4

Türkiye Kuponu

155-A Konyaspor - Ankaragücü 1,75
317-1 Ç. Rizespor - Gaziantep BB 1,75
319-1 Tavşanlı - Giresunspor 1,8
332-1 Kasımpaşa - Antalyaspor 2,3
383-İY1 Beşiktaş - Trabzonspor 2,7
Toplam Oran 34,2

Avrupa Kuponu


125-1 Anderlecht - Genk 1,75
178-0 Newcastle - Everton 3,1
274-0 Valenciennes- Monaco 3
287- İY0 MS2 Juventus - Milan 5,5
342-1 Groningen - Heraclo Almeo 1,5

Toplam Oran 134,2

Haftanın Tatlısı

bisküvili pasta

Salı, Mart 1

2 Aralık 1998 den 2 Mart 2011'e



2 Aralık 1998
Şampiyonlar liginde Juventus’u ağırlayacağız Ali Sami Yen’de. Lise yıllarındayım ve sınıftan birkaç arkadaşla maça bilet bulabilmiştik. O biletlere sahip olmak için çektiğimiz sıkıntıyı tarif etmek güç. Metrobüs yok iken sabah saatinde okulu kırıp Ali Sami Yen gişelerinde beklemiştik. Gerçi biletlerimiz Eski Açık’tı fakat olsun ne önemi var ki. İtalya ile olan gerginlikten ötürü o maça mutlaka gidilmeli idi.

Stadın önüne vardığımızda saat sabahın dokuzuydu. Maça 12 saatten fazla vardı. Kapılar ise 15:00 açılacak dendi. Gişenin hemen dibindeydik. Zira öğlene doğru kalabalık artıyordu. Saat 13:00 olduğunda ise stad kapasitesinin çok üzerinde insan dışarı bekliyordu. Birkaç karaborsacı ile takıştık yerimizi muhafaza edebilmek adına.

Hatırlıyorumda o senenin en soğuk günlerinden biriydi. Paramızın büyük çoğunluğunu bilet için harcamıştık. Geriye dönüş paralarını çıktıktan sonra birkaç bardak çay içecek paramız kalıyordu. Erzağımız ise her zaman ki gibi yanımızdaydı. Kaşar ve domates takviyeli birer tam ekmek. Yarısını tüketmiştik içeri girmeden. Birer bardak çay içtikten sonra içeriye girmiştik bile. Gişenin önüne ayağımız yere basmadan geldik diyebilirim. O izdihamda ayağını yere basmak lükstü.

İçeriye girdikten sonra herkes maçın havasına çok kısa sürede girmişti. Maç İtalya ile olan siyasi çekişme dolayısıyla bir hafta ertelenmişti ve İtalyan ürünlerine karşı büyük bir tepki vardı. Stadın içinde İtalya bayrağı yakanlar dahi vardı. Biz ise soğuktan korunmak için zıplamayı tercih ediyorduk. Grubun ilk maçında Della Alpi’de 2-0 öne geçmiştik ancak berabere tamamlamıştık maçı. Bu sefer kazanmalıydık ve kazanacaktık. Takıma olan güvenimiz tamdı. Rakip kim olursa olsun ve skor ne olursa olsun hep bir ümit ile takip ederdik maçlara.

Juventus ısınmak için sahaya çıktığında staddaki ıslık sesinin şiddetinden oyuncular kulaklarını tıkamak zorunda kaldılar. Maç başladığında ise yağmurun şiddetinden daha fazla bir coşku vardı tribünlerde. İlk yarı golsüz bitmişti. Ancak dediğim gibi güvenimiz tamdı. Maçı almalıydık ve alacaktık. Çünkü o Galatasaray’dı.

77. dakikada Zidane’ın ortasına arka direkte bulunan Amoruso topu ağlara gönderdi ve Juventus öne geçti. Son 10 dakikada ise olanca gücüyle yüklenen bir Galatasaray vardı. Nitekim 90. Dakikada Hagi’nin kullandığı serbest vuruş sonrası altıpas içinde bulunan Suat kafa vuruşuyla beraberliği sağlıyordu. Bu gol sonrası ise stad deyim yerindeyse yıkılıyordu. O sevinçle sanırım 6-7 sıra aşağıda bulmuştuk kendimizi. Maç bu sonuçla bittiğinde ise Galatasaray liderliğini sürdürüyor ve Bilbao deplasmanında alacağı beraberlik ile bir üst tura çıkmaya hak kazanacaktı. Yani son ana kadar yarışın içinde bulunuyordu o tarihlerde.

Yarın ise 2 Mart 2011 :
Türkiye kupası çeyrek final rövanş maçı oynanacak. Bu maça favori olarak Gaziantepspor çıkıyor maalesef. Stad yeni, koltuklar yeni, soğuğu minimum ölçüde hissediyorsun ancak sahada oynayanlar Galatasaray ruhunu temsil etmiyor. Dün akşam elime geçen maç biletini işte bu sebepten reddettim. Aklıma 2 Aralık günü geldi ve öylece durdum. Sahada her şeyi unutturacak bir TAKIM olmayınca gidip kendine işkence etmenin bir anlamı olmuyor.



Blogger.com YASAKLANIYOR

Bir blog sitesi sahibi kendi blogu üzerinden ligtv yayını vermeye çalışmış olup, bunu tespit eden yayıncı kuruluş dava açmış ve blogger.com tıpkı youtube gibi yasaklanmıştır. Ouicknet SUPERONLINE bu karara uyup blog sitelerine erişimi dün 28/02/2011 itibarıyla yasaklamıştır. Aynı blog siteleri TT net üyeleri tarafından hala görüntülenebilmektedir. İlerleyen günlerde Diyarbakır Mahkemeleri uyarınca alınmış bu karar TT net tarafından da yürürlüğe konulursa blogger.com yani sonu blogspot.com ile biten sitelerimiz tamamen tarihe karışmış olacak.

Bu talihsiz kararın en kısa zamanında iptalini diler, hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletirim.
Emre KARATAŞ