A Grubu
Anderlecht – Dinamo Zagreb
Poli Aek Timisoara – Ajax
B Grubu
Slavia Prag – Genoa
Valencia – Lille
C Grubu
Celtic – Hapoel Tel Aviv
Hamburg – Rapid Vien
G Grubu
Levski Sofia – Villarreal
Salzburg – Lazio
H Grubu
Sheriff – Steau Bükreş
Twente – Fenerbahçe
I Grubu
AEK – Everton
Bate Borisov - Benfica
Çarşamba, Aralık 2
Uefa Avrupa ligi # 5.1
Etiketler: uefa avrupa ligi
Gönderen aksilaz zaman: 12/02/2009 04:34:00 PM 0 yorum
Salı, Aralık 1
4. Güneş Dönemi
Trabzonspor dördüncü kez Şenol Güneş ile anlaştı. Daha önce üç kez göreve gelen Güneş bu kez yine bir Belçikalı Broos'un ardından göreve geldi. İlginç olan Şenol Güneş'in bu dört seferin hiç birinde göreve takımı yeni baştan yaratması için gelmiş olmaması. Sürekli bir kurtarıcı gözü ile bakılmış kendisine. Bu sefer hem takımın hemde Sadri Şener'in kurtarıcısı oldu. Meydanları kolbastı ile coşturması bekleniyor. Güney Kore deneyiminin kariyerine ve antrenörlüğüne neler kattığını zaman içerisinde göreceğiz. Değişmeyen birşey var ve bu konuda avantajlı konumda. Trabzon ve Trabzonspor camiası eskisi gibi duruyor. İşler iyi gidince herkes arkasında olacaktır. Başarıyı sahiplecek ve ön planda olmak isteyecektir. Ancak ters giderken arkasına baktığında Ünal Karaman'dan başka kimseyi göremeyecek. Tüm bunların bilincinde olan ve bu zor görevi kabul eden Şenol Güneş'e şimdiden başarılar.
Etiketler: trabzonspor
Gönderen aksilaz zaman: 12/01/2009 01:28:00 PM 0 yorum
Haftanın Ardından
Her hafta olduğu gibi bu haftada liderden başlayalım. Fenerbahçe bir gün önce Galatasaray mağlubiyetinden sonra Kasımpaşa maçında daha bir iştahlı oynayacak diye düşündürdü . Ancak bu durum sadece zihinlerde kaldı. Yılmaz Vural’la birlikte şuan fit noktaya erişen Kasımpaşa, Kadıköy’de tarihi bir zaferi kaçırdı. 3-1 lik galibiyetle ligde rahat nefes almış oldu. Fenerbahçe cephesinde ise raylar oynuyor yine. Daum’a olan güven ve saygı azalıyor gün geçtikçe. Yavaş yavaş Aykut Kocaman ısındırılmaya çalışıyor sanki. Ancak Daum bu ülkeyi iyi tanır ve ne zaman galip gelmesi gerektiğinide çok iyi biliyor. Ayrıca oyuncular arasındada bir bölünme yaşanmış durumda. Sürekli gideceğini belirten Carlos hala 11 de başlıyor, sahada uyurgezer gibi dolaşan Alex’ten forma alınamıyor, Güiza bir türlü alışamadı, Deivid ise geçen yıl Galatasaray’a attığı golden sonra hala kayıplarda. İşte böyle bir ortam söz konusu yabancı sorunu devrearasında çözülmezse Fenerbahçe bir daha liderliği göremez. Bu hafta sonu oda elinden kaçacaktır zaten.
Galatasaray hakkında tek bir şey yazacağım. Rijkaard bugün dönecek İstanbul’a, Benim canımı sıkan bu konudur. İnsani neden vardı elbet ama bu 5. Gün gittiğinden beri. Futbol takımı çalıştırdığını biliyor olmalı. Rijkaard’la bir tek antreman bile farklı diyen bazı blog tutan arkadaşlar vardı bu konuda bir şey yazmadılar henüz. Bursaspor ise her hafta tebriğimi alıyor. Bu hafta sakin ve kararlı bir oyunla istediklerini aldılar. Ancak bazı sorunları var hala. Batalla kaliteli bir ayak ve takıma monte edilemedi henüz. Orta sahadaki üretkenliği arttıracak tek isimo kadroda. Bu uyumuda başarırlarsa daha rahat galibiyetler alacaklar. Bu hafta attıkları gol ise gerçekten güzeldi. Leo her zamanki gibi seyretti.
Beşiktaş deyince şu tabloya bakmak lazım. Kayserispor’a içeride kaybedilen maçtan sonra oynadığı 7 maçıda kazandı. Birde Ankaraspor galibiyeti var bu arada. Liderliğe her hafta yaklaştılar ve bu haftada ikinci sıraya oturdular. Pazar gününün lideri olabilecek şansa sahipler. Bu hafta Sivasspor önünde alışılagelmiş oyunlarından birini oynadılar. Göze hoş gelmeyen ama maçın heranında sürpriz bir golü arayan ve arkasını sağlam tutan bir takım görünümündeler. Şu ana kadar yedikleri 6 gol bunun göstergesi. Galatasaray önünde 3 gol yediklerini varsayarsak sadece 4 maçta gol yediler bu sezon. 14 maçta 6 gol ciddi bir başarıdır. Hücumsal olarak kötüler diyoruz her zaman ancak atılan 17 golle gelen 9 galibiyet var. Sivasspor ise revizyon için devre arasını bekliyor. Ancak bu sene küme düşme kabusundan kurtulamayacaklar.
Kayserispor bu hafta geçen haftanın flaş takımı Manisaspor deplasmanındaydı. Güzel oyun çıkmadı ortaya ancak Kayserispor istediğini almayı başardı. Gökhan Emreciksin eski formuna hızla kavuşuyor. Boş geçen bir sezondan sonra şimdi toparlama sürecinde. Takımına ciddi katkılar yapıyor ve bu haftaki 3 puan onun ayağından geldi. Liderle arasında sadece üç puan kaldı. Şampiyonluk yarışının içindeler ve bu haftaki Bursaspor maçı çok önemli hale geldi. Anadolu takımlarının önderliği kimin yapacağını belirleyecek bir maç. Manisaspor ise forvetteki kalitesizliği yüzünden gol atmakta ve dolayısıyla puan almakta zorlanıyor. 11 gol atmışlar bu haftaya kadar ve bu çok düşük bir oran. Devre arası bu bölgeye transfer kaçınılmaz. Yoksa Yaser, Ergin ve İsaac ile seneyi tamamlayamazlar.
Antalyada oynan Antalyaspor-Gençlerbirliği maçı çarpıcı sonuçlar doğurdu. Jedinak sezon başı Gençlerbirlğinden kiralandı ve sahibi olan takıma iki gol birden atarak takımını galibiyete ulaştırdı. Birde hafta içi Cavcav Antalyaspor’dan yılalr önce şike teklifi aldığını açıklamış ve ortamı germişti. O takıma yenilerek sus payını almıştır. İki golde yan top sonucu oluştu. Jedinak iyi takip ederek golleri atmayı başardı. Kendisini bu yaz Dünya kupasında izleyeceğiz Avustralya formasıyla. Ayrıca Mehmet Özdilek’i tebrik etmek gerekir. Şuanki kadrosu ile azami ölçüde puan almış durumda. 20 puanın 16 sını evlerinde kazandılar. Ne zaman deplasmanda kaybetmemeyi öğrenirlerse o kadar üst sıralarda olurlar.
Trabzonspor geçtiğimiz hafta yaşadığı depremden sonra suları biraz durultarak tekrar yol almaya başladı. Bugünde Şenol Güneş ile sözleşme imzalayacaklar. Bu adımı olumlu yada olumsuz bulduğumu söyleyemiyorum. Çünkü işler iyi giderken kimse ses çıkarmıyor ancak biraz kötüye döndümü her yerden bir ses çıkıyor Trabzonda. Belki Şenol Güneş’e bu sesler biraz gecikmeli çıkar. Sadece o yönde bir avantajı var Şenol Hoca’nın. Bu hafta Eskişehirspor önünde Alanzinho ve Gabric formasına kavuştu. Bu onları kamçılamış göründü ve maçta oldukça üretken oynadılar. Ceyhun ise defansın gerisine çekilerek oradaki boşluk dolduruldu. Trabzonspor için bu sene kayıp senedir ve tüm güçlerini Türkiye kupasına ve yeni oyuncu kazanmaya vermeliler. Eskişehirspor ve Rıza Çalımbay bu maçtan çok önümüzdeki hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçını düşünüyorlar. Rıza Çalımbay’ın Fenerbahçe’ye karşı bir zaafı mevcut ve bu zaaf ona çok şey kaybettiriyor.
İ.B.B. – Gaziantepspor maçını izleyen kaç kişi vardı merak ediyorum. Belediye takımını bu ligde görmek istemiyorum. Ayrıca Abdullah Avcı’nında başarılı bir antrenör olduğuna inanmıyorum. Yıllardır ne etliye ne sütlüye karışıp ligi götürüyor. Transfer bütçesi olarak ciddi harcamalardada bulunan bir klüp halbuki. Karşısındaki Gaziantepspor ise kado kalitesine ihanet etmeyi sürdürüyor. Portekizli antrenör hala istenen takımı oluşturamadı. Kendisine sabit bir 11 bulup o kadroda ısrar etmeli. Süreklilik sorunu mevcut takımda. Transfer edilen ve kariyerli oyuncular olan Jorginho ve Linz’den hala yararlanılamıyor. Önümüzdeki hafta Antalyaspor maçında alınacak kötü sonuç sonu olabilir Portekizlinin.
Ligde görmek istemediğim diğer bir takım olan Ankarasporgücü bu hafta ligin en formsuz ekibi Denizlispor’u tek golle yendi. Bu takım hakkında diyeceğim tek şey bu haftaki 11 inde tam 8 Ankaraspor’lu oyuncunun olduğudur. Bu kadar şaibeli bir takıma sahip çıkan taraftara acıyorum. Denizlispor ise her geçen sene cepten yedi ve sonunda bu sene dibe vurdu. Alınan 7 puan var ancak üç puanı Ankaraspor’dan geldi. Sanırım bu kötü durum sene sonuna kadar sürecek.
Etiketler: tsl
Gönderen aksilaz zaman: 12/01/2009 10:33:00 AM 0 yorum
Pazartesi, Kasım 30
Bir Eksiklik Yokmu?
Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, bir günlük aradan sonra çalışmalarına Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla devam etti.
Alt antrenman sahasında basına ve taraftara kapalı olarak yapılan antrenman, Johan Neeskens, Nezih Ali Boloğlu, Albert Roca ve Carlos Cuadrat yönetiminde, saat 18.00’de, ısınma ve açma germe çalışmalarıyla başladı.
Antrenmanın ana bölümünde teknik çalışmalar yapıldı.
Etiketler: galatasaray
Gönderen aksilaz zaman: 11/30/2009 11:50:00 PM 0 yorum
Cumartesi, Kasım 28
Bursaspor 1-0 Galatasaray, Çöküş ve İhanet
Bumaçta teknik olarak bir analiz yapmak imkansız. Yapılacak tek analiz Bursaspor için olur. Ne oynadığını bilerek mücadele ettiler. Ertuğrul Sağlam'ı 14. hafta sonunda takımına ikinci sırada yer bulduğu için tebrik etmek gerekir. Karşı cephede ise takımın başında antrenörü olmayan bir ekip. Sahada başıboş dolanan, kimin nerede ne yaptığı belli olmayan, mevki olarak karmaşık bir sistemi olan bir takım.
Bu takım sıradan bir takım olsasanırım gazetelerde dalga geçilirdi. Ancak adı Galatasaray olunca işin rengi tamamen değişiyor. Dünkü oyundan dolayı açıkcası utanç duyuyorum. Saymaya kalksak yazılacak çok yanlış var. Orta sahada güya üç adet kesici oynadı. Ancak kim ne kesti derseniz hiçbirşey deriz. Onların önünde dönme dolap gibi değişen bir üçlü vardı. Forvette genellikle Arda durdu. Maç sonu demecinde iyi duvar olduğunu ve görevini yaptığını söyledi. Demekki kendini başarılı buluyor. Bu performansı yeterli görüyor kendine. Birde bu takımın kaptanı kendisi. Diyecek birşey yok. Bu kadar şımartılırsa o da bu demeci verir.
Arka dörtlüye gelmek istemiyorum ancak değinmemek elde değil. Sabri hariç diğer dörtlüden bahsediyorum. İçinde kalecide olandörtlüden. Göbekte iki adet başı kesilmiş tavuk gibi dolananadam var. İkisini toplasak eli ayağıdüzgün bir defans oyuncu asla çıkmaz. Onların solunda ise tüm yetilerini yitirmiş Hakan Balta var. Bu kadar vurdumduymaz ve konsantrasyondan yoksun bir oyun oynamaya asla hakkı yok. Bu formuyla geldiği yere geri döner. Ancak bunu görebilecek ne teknik heyet nede yönetim var. Bu defansın arkasında iseher maç gol yeme başarısına sahip sadece ismi güzel olan bir kaleci var.
Ve Frank Rijkaard...
Herkesin dediği gibi düşünmüyorum ben bu duruma. Eşi hastalanmış olabilir. Bu hiç istenmeyen ve insanı üzen bir durumdur. Ancak bu insanın yaptığı iş var ve bunun karşılığınıda fazlası ile alıyor. Yarın gelip hangi futbolcuya sözünü dinletebilecek ve futbolcuların ona karşı bağlılığını koruyabilecek. Bu kötü drumda takımın başında durup kritik maçı yönetmeli ve oyuncuların mücadele ruhunu aşılamalıydı diye düşünüyorum. Çünkü ligdeki gidiş hiç iyi değil ve takım asla mücadele etmiyor. Yenilgiyi kabullenmiş gibioynuyorlar. Durağan ve sıradan bir takım haline geldiler. Sezonu erken açmış olmanın etkisi bu olamaz. Bu kötü durumu yönetebilecek bir yönetimde yok maalesef. Başarısızlığa doğrı yelken açmış ilerleyen bir takım var. Ancak ben sezon başından beri bu seneyi kaybetmeyi göze almıştım. Ama beni yanıltan bir durum. Takımın her geçen ay daha organize ve daha güzel oyunlar oynayacağını düşünüyordum. Şuanki duruma bakınca sene başındaki futbolun çok uzağındayız. Belkide bu topraklarda asla olmayacak bir "total futbol" çılgınlığına kendimizi kaptırdık. İşte bundan çok korkuyorum.
Etiketler: galatasaray
Gönderen aksilaz zaman: 11/28/2009 10:25:00 AM 0 yorum
Cuma, Kasım 27
2. Mesaj da Peykan'dan... :) !

evet geç kalmışım sanırım... :)
Valide Sultan olmadan; bi de çalışınca anca bu zamana kadar temizlik tamamlanıyo... :)
aksilaza söz vermiştik bayram mesajı için ama benden önce davranmış, affına sığınıyorum yüce aksilaz :) :P kızdırdıysak affola:) duygu sömürüsü yapmıyım neyse; tek başına temizlik yapmanın ne denli zor olduğundan hele hele çalışınca aman Allah'ım zorluğun kat kat arttığından hiç bahsetmicem.. :)
neyse;
sadece kurban kesip,tamamdır hadi eyvallah değildir bayram.... bayramı bayram yapan; pek muhterem değerler vardır... dostluk-arkadaşlık-akrabalık...vs
bunları en iyi bilen ve yaşatan tüm dostlarımın; canlarımın ve tüüümm blog dünyasının Kurban Bayramı'nı kutlar;
evlenince çalışmayı bırakan yüce kadınların ellerinden öper, saygılarımı sunar; böylece mesajımı sulandırır ve ben kaçarım...:)
iyi bayramlar herkese.....
Etiketler: kurban bayramı
Gönderen peykân zaman: 11/27/2009 02:10:00 PM 2 yorum
Perşembe, Kasım 26
Samimiyyet...

Kaçımız havadan gelen yedi yüz bin liraya hayır diyebiliriz...?Kesin birşey söylenemez tabiki.Yaşamak gerek yukarıdaki resimdeki şahsın başına geldiği gibi.
Hikayeyi duymuş yada yeni duyuyor olabilirsiniz.Kenan Sofuoğlu,adına iddiadan oynanan bahislerden hesabına geçen bu 700.000 lirayı reddetmiş.Tabiki almış parayı ama 300.000 lirasıyla memleketine okul yaptırmış.Geri kalanını da yine hiç kendi namına kullanmadan hayır işlerine aktaracakmış.İster istemez merak uyandıran bir mevzu elbette.Meraklıların (neden) sorusuna da gayet net"inancım gereği haram olduğu için" cevabını vermiş.Bir insan havadan gelen servete nasıl yüzçevirebilir değilmi?Zamanımız koşullarıyla da karşılaştırınca çoğumuz "oğlum manyakmısın nesin alınmazmııı?" yada "inancı gereğiymiş yemişim" diyordur.Diyenlerde haklı kendi çapında ona da amenna..!İster "manyak" diyelim ister "dini şovanizm yapıyor".Sofuoğlu,"inancım gereği almadım" diyor.Çok zor olan birşeyi yaparken inancındaki samimiyetini de kanıtlıyor.Uzaktan bakmak etkisizdir böyle durumlarda.Bizzat sınanmak gerek.Samimiyyet dediğinde büyük le sınanır zaten..Kim ne derse desin sana Sofuoğlu.Benden okkalı bi helal olsun.Yiğit,sadece er meydanında olunmuyor..
Etiketler: sofuoğlu
Gönderen hrmpasa zaman: 11/26/2009 03:13:00 AM 2 yorum
Çarşamba, Kasım 25
Manchester Fatihi Beşiktaş
Maç öncesi kadrolara bakınca beraberlik çıkabilirdiye düşünmüştüm. Ancak galibiyeti beklemiyordum açıkcası. Beşiktaş en iyi yaptığı işi yaptı bu gece. Takım olarak savunma yapmayı ülke sınırı içerisinde becerebilen tek takım olduğunu gösterdi bize. Bu maçta öne çıkan isim yazamayızherkes iyiydi. Denizli Üzülmez-İsmailile osl kanadı, Kaş-Ekrem ilede sağ kanadı kapattı. Tello sağ kanada yakın oynadı. Fink ve Ernst ise her zamanki görevlerini yerine getirdiler.
Ferguson maç içerisinde fazla bir hamle yapmadı. Aynı takım ve şablonla devam etti. Son anlarda tüm hünerli ayaklarını soktu ancak Beşiktaş'ın o direncini kıramadı. Ayrıca hesapta olmayan Rüştü performansı 23 maçlık yenilmezlik serisinin sonunu getirdi.
Tello ve Bobo o miskin hallerinden kurtulmaya başladılar. Beşiktaş ligdede psikolojik üstünlüğü ele geçirdi bu galibiyetle. Ancak en rahat nefesi başkan Demirören almıştır. Üzerindeki o baskıdan bi nebze kurtuldu bu galibiyetle. Son maç İnönü'de CSKA Moskova ile olacak. Son dakika Ekrem'in attığı gol ile Beşiktaş bu maçta alacağı galibiyetle Uefa kupasına gidecek. Ancak işimiz zor görünüyor. CSKA deplasmanlarda daha rahat oynayan bir ekip. Bu maçın skorunuda Beşiktaş savunması belirleyecek. 8 Aralık'taki maç Beşiktaş'ın avrupa ümidini yeni seneye taşıyıp taşıyamayacağını belirleyecek. Bu galibiyetin anlamlı olması için İnönü'de 3 puan almak şart. Ben Beşiktaş'a güveniyorum. Şuan oynadığı futbol bunu başaracak güçte.
Bugünkü galibiyet için bir kez daha tebrikler. Manchester United Galatasaray ve Fenerbahçe'den sonra Beşiktaş'danda darbe yedi. Türk takımlarına karşı bir zaafları var.
Etiketler: beşiktaş, Champions League
Gönderen aksilaz zaman: 11/25/2009 11:58:00 PM 11 yorum
Miralem Pijanic
Miralem Pijanic Bosnalı ve Lyon'da oynuyor. Ancak ilginç bir kariyeri var bu oyuncunun. Bosna doğumlu olmasına rağmen hayatının önemli süresini Lüksemburg'da geçirmiş. Oradan Metz klübüne geçmiş bir isim. 2003-2007 yılları arsı Metz forması giydi. 2007 yılında 38 maça çıkarak kendini göstermiş oldu Avrupaya. Ligin abisi Lyon kaçırmadı bu yeteneği ve kadrosuna kattı. Bu sırada hem Lüksemburg hemde Bosna Hersek milli takımında oynatmak başvurdu kendisine. O da ülkesi olan Bosna'yı tercih etti. Juninho ile sadece bir sene oynayabildi. Ancak ondan çok şey öğrenmiş bu oyuncu. özelliklede frikik atışlarını. Dün akşam bir kez daha izledim ve emin oldum. Topa gelişi ve topa vuruş şekli tamamen benziyor. Juninho'nu o kendine has topun üstüne sert vuruşu Pjanic'dede var. Lyon'lular memnun bu durumdan. Juninho sonrası frikik sorunu yaşamayacaklar. Pjanic'in önünde uzun bir yol var ve bu yolu başarılarla geçecektir. 1990 doğumlu oyuncu Bosna formasınıda 4 kez giydi şuana kadar.
Gönderen aksilaz zaman: 11/25/2009 09:09:00 AM 1 yorum
Liverpool Avrupa Liginde
Azda olsa gruptan çıkmak için bi umut mevcut idi. Ancak Fiorentina Lyon'u tek golle yenince bu şans ortadan kalkmış oldu. Fiorentina'ya tebrikler, Rafa'ya ise daha büyük tebrikler. Kolay değil bu duruma getirmek.
Etiketler: Champions League
Gönderen aksilaz zaman: 11/25/2009 12:08:00 AM 0 yorum
Salı, Kasım 24
Uçan Kupa
Türkiye Tekvando Şampiyonası'nda birinci olan TES Kulübü'nün kupa töreni az kalsın faciaya dönüşüyordu. Antrenörün havaya attığı kupa sporculardan Serap Aydeniz'in kafasına çarptı ve genç sporcunun dili nefes borusuna kaçtı.
Etiketler: taekwandoo
Gönderen aksilaz zaman: 11/24/2009 05:04:00 PM 0 yorum
Haftanın Ardından
- Derbide Beşiktaş'ın net bir galibiyeti vardı. İkinci oynadığı ısıran ve yaratıcı futbol sayesinde maçı koparttılar. Fenerbahçe'de ise Daum freni ve Alex'in durgun performansı vardı. Forvet olarak Kazım tercihi bu derbide tutmadı. Semih için üzülüyorum doğrusu. Eminimki 3 hafta sürekli forma şansı bulsa gol atmaya başlayacak. Ancak Herr Daum bildiğini okumaya devam ediyor. Güiza konusu ise ayrı bi komedi. Milli takımda gol atan asist yapan oyuncu kadroda yok. Medya bu konuyu fazla işlemedi. Ancak bariz bir kriz olduğu apaçık ortada. Ayrıca Fenerbahçe için 21 günlük bir boşluk mevcut idi. Bu süre içinde hazırlık maçı yapmamaları biraz düşündürücü. Beşiktaş cephesinde ise 7 de 7 lik bir seri mevcut. Ayrıca bu hafta İbrahim ve Ernst'in oyunu takıma müthiş bir dinamizm kattı. Buna başka oyuncularda eklenirse Beşiktaş geçen seneki temposunu bulacaktır.
- Liderin takipçisi Galatasaray eline geçen fırsatı kullanamadı. Maçı yazamadık bu hafta. Sıcağı sıcağına yazmayı tercih ediyorum. Maçtan sonraki günlerde yazmak doğal olamıyor sadece analiz olarak kalıyor. Maça dönersek sahada organize olamayan bir Galatasaray ve ön alanda iyi basan ancak yetenekleri kısıtlı bir Manisaspor vardı. Kewell ve Sabri'den başka bu maçı isteyen oyuncu göremedim sahada. Özellikle Gökhan ve Servet ikilisi tam facia. Geriden oyun kurmaya çalışan bir takım için asla oynayamayacak bir ikili. Devre arası olası Servet transferi sonrası bu bölgeye ciddi takviye yapılmalı. Servet'in kalması halinde transferi düşünmeyecektir Rijkaard. Orta sahadaki sorun sene başından beri çözülemedi takımda. Topal ve Barış'ın kıpırdanmaları bi dinamizm kattı ancak o kısırlığı çözemedi. Elano ise hala deneniyor en verimli mevkii bulunmak için. Ben bu konuda Borges gibi düşünüyorum. Orta üçlüden birisi olabilir Elano. Tabi şu aşamada asla olamaz. Sezon öncesini iyi geçiremediği için bu kadar formsuz duruyor. Devre arasında sıkı bir tempo ile bu mevkinin adamı olmalı. Manisaspor'da ise Simpson göze batmaya devam ediyor. Ancak forvet oyuncuları çok kalitesiz. Bu yüzden oraya gelince tıkanma yaşıyorlar.
- Trabzonspor'u yazmak istemiyorum ancak olaylar bir türlü durmuyor. Kasımpaşa maçı öncesi yaşananlar bu maçın kaybedileceğine işaretti. Deplasman kamp programı yapılmamış. Oyuncular apartopar maç günü İstanbul'a geliyor. Dinlenemeden maçı oynuyorlar. Maçta ise birbirinden kopuk ve anlaşmazlık içinde 11 oyuncu olduğu apaçık ortadaydı. Şanssızlıkları ise formu yükselen Kasımpaşa ile oynamaları oldu. Yılmaz Vural çıkışa geçeceklerini söylemişti ve bunu başardılar. Küme düşme hattından çıktılar. Trabzonsporda ise maç sonucu deprem etkisi yarattı. Tüm suçlular bulundu ve cezalandırıldı. Sadri Şener göreve geldiği motivasyonundan çok uzak. Olası bir kongrede koltuğunu bırakabilir. Şenol Güneş ve Tekke transferleri bir nefes olur sadece. Zaten Trabzon'un o cadı kazanı gibi olan fısıltıları başladı bile. Bu takımın başarısı birazda şehrin profiline endeksli. Takıma köstek olan bir yapı mevcut. Aynı yapı komşu il Rize'dede var. Onlarında hali içler acısı. Rizespor hakkındada devre arasına doğru bir yazı yazacağım.
- Artık güzel şeyler yazabiliriz. Bursaspor'dan başlayalım bu güzelliklere. Ertuğrul Sağlam ile çıkışları sürüyor. Bu hafta Gaziantep'te tam bir kırılma maçı oynadılar. Son dakikalarda Krita ile üç puana ulaştı Bursaspor. Önceki yazılarda dediğim gibi kaliteli yabancıları var ve takıma müspet katkıda bulunuyorlar. Gol yememe konusundada oldukça başarılılar. Ömer ve Zapo ikilisinin uyumu başarılı oldu. Sercan'da katkıya başlayınca daha çok puan alacaklar. Bu hafta Galatasaray ile evlerinde oynacaklar ve bu maç sezonun gidişini belirleyebilir. Alacakları galibiyet ile bir sıra daha yukarı çıkacaklar.
- Kayserispor'un yükselişi şöyle açıklayalım. Son 10 maçta bir mağlubiyet ve iki beraberlik aldılar sadece. Ayrıca Ariza Makukula gibi nokta santrafora sahipler. Ancak Kayseri seyircisi hala bu takıma yakışmıyor. Yine boş koltuklar vardı stadda. Devre arasına kadar alacakları 3 galibiyet ile Avrupa hedefini kovalayacaklar. Kupadan elenmeleri biraz moral bozsada lige daha sıkı asılmalarına yol açacak. Diyarbakırspor ise düşüşe başladı ve böyle gidecek gibi duruyor. Takımın hücum yükü iki oyuncu üzerinde. Tazameta ve Mendoza tüm sezon formda olmayacaklar.
- Thomas Doll başarılı çizgisini sürdürmeye devam ediyor. Bu hafta formda olan İBB'yi üç golle yendiler. Atılan goller kişisel beceri olsada takım oyununu iyi uyguluyorlar. Sahada ne yaptığını bilen bir görünüm sergiliyorlar. İBB ise bu maçı kayıp olarak görmüyordur. Ligin ne akan nede kokan takımı olma özellikleri yıllarca sürecek gibi.
- Eskişehir ve Ankaragücü arasında oynanan maçta futbol dışında olaylar gelişti. İki takım seyircisinin yaptığı çirkinlik yakışmadı. Gerçi Ankaragücü bu ligde asla görmek istemediğim ilk takım. Seyirci profilide keza öyle. Norveçli Sollied farklı bir hava katabilir Ankaragücü'ne. Ancak yönetim olarak rahat bırakmayacakları kesin. Oyuncu bolluğunu ise kadro dışı bırakarak çözdüler. Bu bile zihniyetlerini açıklıyor.
- Denizlispor-Antalyaspor maçı ev sahibinin kazanması gereken bir maçtı. Beraberlik Antalya adına kazanç sayılabilir. Denizli 7 puanla son sırada ve bu formu ile ligde tutunabilmesi güç olacak. Antalyaspor ise evinde aldığı puanlar ile rahat götürüyor ligi.
Etiketler: tsl
Gönderen aksilaz zaman: 11/24/2009 12:05:00 PM 0 yorum
O An #22
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa,
tuzak kursa, kurşun atsa;
Yiğidi çökertmezs kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.
Düşman yılan olup soksa,
Dokuz kavim taşa tutsa;
Yiğidi çökertmez kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa,
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür
Ömer Lütfi Mete
Etiketler: o an
Gönderen aksilaz zaman: 11/24/2009 10:33:00 AM 0 yorum
Öğretmenler Günü
Etiketler: öğretmenler günü
Gönderen aksilaz zaman: 11/24/2009 09:38:00 AM 0 yorum
Pazar, Kasım 22
Deli İbo Resitali 3-0
Maç öncesi kadrolar açıklandığında bu maçın golsüz beraberlikle biteceğini düşünmüştüm. Daum her derbi ve kritik maçta olduğu gibi bu maçtada 4-4-1-1 düzeni ile çıktı. Ve yine ilk düşüncesi gol yememekti. Araya bir gol sıkıştırırsam ne ala mantığı işliyordu. Denizli ise kontrollü oyun oynayabileceği bir 11 ile sahadaydı. Serdar Özkan tercihini anlayamadık yine.
Maç Beşiktaş'ın baskısıilebaşladı. Bir ara iyi bunalttılar Fenerbahçeyi. Ancak Serdar Özkan'ın geleneksel gol vuruşu noksanlığı yine devam etti. Sonrasında oyun dengelendi ve ilk yarı sonlarında Fenerbahçe gole daha yakın olan taraftı. Alex'in ilk yarının sonunda direkte patlayan serbest vuruşu maçın kaderini belirleyebilirdi.
İkinci yarıda Denizli Serdar-Tello değişikliğine gitti. Hareketli başlamıştı bu yarıda. Karşılıklı gol kaçan gol pozisyonlarının ardından Deli İbo, namı diğer Delinho sazı eline aldı ve Barcelona maçındaki performansından bile yukarıda bir performans gösterdi. İlk gol onunyaptığı sayısızbindirmelerden birinin sonucunda geldi. Fink ceza sahasında buvuruşları hep koklar. Bu sefer Delinho ona topu muhteşem kesti. O da topun gelişine sert vurarak skor eşitliğini bozdu. Sonrasında Daum Emre'nin yerine Wederson'u tercih etti. Santos Baroni ile birlikte göbeğe çekildi. Bu değişiklikten kısa süre sonra yine Delinho'nun hazırladığı bir pozisyon sonrası Bobo en iyi yaptığı işi yaptı. Topu çok güzel sakladı ve sırtı dönük rakibi ekarte ederek müthiş bir vuruş çıkardı. Volkan hamle dahi yapamadı bu pozisyonda. Kazım'ın Galatasaray derbisindeki etkinliği yok olmuştu. Sivok ve Ferrari gibi iki zeki defans oyuncusu arasında ve Ernst'in katkısıyla adım atamadı. Alex'te silindi bu üçlünün markajıyla. Denizli yorulan Yusuf yerine Uğur hamlesini yaptı. O da Delinho'nun verdiği pasla golünü attı. Bu golden önce Delinho'nun orta sahada attığı çalım unutulmayacak cinstendi. Kazım'ın kırmızısı sonrası Semih'in tercih edilmesi Semih adına üzücü olmuştur.
Bu derbiden çıkan notları şöyle özetleyelim. Alex her büyük maçta olduğu gibi yine yok oldu sahada. Fenerbahçe yenik duruma düştüktensonra yelkenleri çok çabuk suya indirdi. Milli mola yaramamış göründü onlara. Emre'nin olası sakatlığı ciddi zorşuklar çıkarır Fenerbahçe'ye. Beşiktaş adına ise 6 maçta 6 galibiyet güzel performans. Ancak bu düzende gol atmakta yine zorlanacaktır. Orta saha ile forvet arası geçiş çok ağır oluyor. Ernst'in olmadığı her maç zor biter Beşiktaş için. Maç sonu yapılan bir tezahürat ile bitirelim :
“İbo doğru söyle ,İbo doğru söyle ,Ne içtin bu gece,Ne içtin bu gece..”
Etiketler: beşiktaş, fenerbahçe, tsl
Gönderen aksilaz zaman: 11/22/2009 12:49:00 AM 3 yorum
Cumartesi, Kasım 21
Dansöz Medya
Skandalsaray
Etiketler: galatasaray
Gönderen aksilaz zaman: 11/21/2009 09:13:00 AM 0 yorum



