Salı, Mayıs 31

Didier Demişken

gel artık

Didier Zokora Trabzonspor'da

Trabzonspor kan kaybından sonra ufak çaplı bir yapılanma yaşıyor. Orta sahda akıl kaybını enerji yüklemesi ile telafi edecek gibi duruyor. Barış Özbek transferinden sonra Sevilla'dan alınan Zokora bunun göstergesi. Zokora orta sahada defnasif açıdan ligimizin çok üstünde bir beceriye sahip. Takımda kalırsa Colman ile uyumunu merak ediyorum.

Tottenham'a 8 milyon sonrasında Sevilla'ya ise 9 milyon euro bedelle transfer olmuş bir oyuncudan söz ediyoruz. Zokora'nın ilginç bir istatistiği var. Genk, St Etienne, Tottenham ve Sevilla kariyerlerinde sadece üç golü var. 310 maçta atılan üç gol epeyi ilginç bir istatistik. Tottenham ve Sevilla kariyerinde golle tanışamamış Zokora.

Trabzonspor'un aynı takımdan Romaric ilede ilgilendiği haberleri gelmekte. Romaric ile Zokora ikilisi kaybedilenden daha fazlasını kazandırabilir Trabzonspor'a. Ayrıca Bobo yada Hamdoui transferleride heran açıklanabilir. Şenol Güneş gelecek sezonda iddiasını devam ettireceğini gösteriyor. Gelecek sezon bizi çok daha heyecanlı bir Türkiye ligi bekliyor.

Pazar, Mayıs 29

Viva BARCA!!!















Since 1453



Yürekler kabarık gözlerde damla,
Mehteri saygıyla dur da selamla,
Bir huşu içinde dinle gülbankı,
Sesleniyor tarih bu ses o yankı.

Sen böyle yürürken tuğla sancakla,
Türk'ün savaşları geliyor akla...

Asırlar boyunca çınladı serhat,
doğudan batıya yemen belgrat,
Duyarak bakışan gözler görüyor,
Fatih topkapıdan şehre giriyor.

Sen böyle yürürken tuğla sancakla,
Türk'ün savaşları geliyor akla...

Cumartesi, Mayıs 28

Perşembe, Mayıs 26

Necip Fazıl Kısakürek ; Edebiyatçıdan Daha Ötesi


26 Mayıs 1904 ,İstanbul - 25 Mayıs 1983, İstanbul


Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde veralar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı alemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!





Çarşamba, Mayıs 25

Emenike Sızlatıyor, Selçuk İnan Umut Veriyor

Selçuk İnan Galatasaray'a hayırlı olsun.
Ancak Emenike için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim maalesef. Keza Karabükspor-Fenerbahçe maçında Emenike'nin neden oynamadığı bugün itibarıyla resmi olarak ayyuka çıkmıştır. Demek ki, koca Fenerbahçe birkaç hafta evvel Emenike'den bir hayli korkmuş!..

Belki Emenike başarılı olacaktır; hiç lafım yok. Ancak bu transfer bana göre bir ahlaki şikedir! Herkes elini vicdanına koysun.

Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum(!) sizlerin katkılarıyla bugün taraftarlık duygularımız içimize içimize batıyor...

Selçuk İnan Galatasaray'da

Ünal Aysal ve ekibinin en güzel hamlesi bu oldu. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ında ısrarla istediği yıldız oyuncu ile beş senelik anlaşma sağlandı. Yaraya merhem olacaktır.

Manisaspor sonrası transfer edilmiş olsa bu kadar üst düzey bir oyuncu olmayabilirdi. Zira Trabzonspor'da gelişimini tamamladı ve olgun bir şekilde Galatasaray'da oynayacak.

Salı, Mayıs 24

Tarihe Not Düşülsün



Bu puan tablosu ve onu yaşatanlar bir bir not edilmeli. Galatasaray tarihinin en başarısız sezonunu geçirdi. Bu başarısızlık şüphesiz bu oyuncu grubunun katkısı büyük. Ancak yönetim ve teknik heyetide unutmamak gerekli.



Pazartesi, Mayıs 23

Aykut Kocaman 1-0 Emre Karataş

Büyüklerim hep derdi ki: “Eğer futbolun içerisinde bir yer edinmek istiyorsan, önce hatalarını ve mahcubiyetini açık sözlü bir şekilde dile getirmelisin.” Naçizane benimde artık bazı okuyucularım var ya, işte tam olarak bu amaç uğruna kaleme alıyorum bu yazıyı…

Sezon başında Avrupa’dan elendiğimiz için değil, Türkiye kupasına yine havlu attığımız için değil ya da Daum’a tam destek vermediği için değil de, sadece ve sadece Fenerbahçe yedek kulübesinin önünde, üstelikte takım golü atmışken somurttuğu için bir önyargım var Aykut Kocaman’a.

Şuan bilemiyorum; belki de daha tam kırılmamıştır bile bu önyargım. Bu arada belirtmemde fayda var, tam olarak büyüklerimin dediğini yapabilmek uğruna özellikle seçiyorum bu ‘önyargı’ kelimesini(herkese duyurulur).

Her şeye rağmen dün gönül verdiğim takımım şampiyon oldu ve ben daha kutlamaya başlamadan bir görüntü ilişti gözüme. Bir Aykut Kocaman görüntüsü…

Herkes koşarken O, emin adımlarla uzaklara bakar bir görüntüyle yürüyordu. Tam da o andı, 1-0 yenik duruma düştüğüm an…

Hani haksızlığa gelemeyen hep benimdir ya; galiba bu sefer ben düşmüşüm aynı hataya…

Şu an elimi koydum vicdanıma ve işte buyurun itiraf ediyorum: “Aykut Kocam 1-0 ben!..

Bir yandan da ümit ediyorum: “İnşallah bu maç seneye berabere bitmez!”

“Doğruluk, her türlü şartlar altında meyve verir.” Friedrich Schiller


Fenerbahçe Şampiyon

Şampiyon olmuşlar ancak kibirlerinden zerre kaybetmiyorlar. Biz bize yeteriz, Çünkü Fenerbahçeyiz. Gerginlikten beslenen ve güç alan bir klüp olmak garip bi duygu olmalı.

Maç sonu Emre'nin "tek bir haram puanımız yok" açıklaması ise gecenin en komik anıydı. Bu senenin şampiyonu tek kelimeyle Fenerbahçe taraftarıdır. Dolayısıyla bu sevinci sonuna kadar yaşamalılar. Trabzonspor ise ikinci kez Aykut Kocaman engeline takılmış oldu. 82 puan ile şampiyon olamamak ise acı verici.

Gelecek sezon daha kaliteli bir lig izlemememiz dileğiyle.

Cuma, Mayıs 20

Şampiyonluk Bizim Değil, Sizin Umurunuzda

Futbol tutkusu çok hatırlamadığım çocukluk dönemlerimde sarmış olmalı beni… Hani insan emeklediği dönemleri pek hatırlamaz ya, işte bende Fenerbahçe’ye gönül verdiğim dönemleri pek hatırlamıyorum doğrusu. Gelişigüzel izliyordum tabii ama esas olarak futbolu sevdiğimde, Saraçoğlu çimlerinin üzerinde üç tuhaf rengin birbiriyle olan muhteşem uyumu vardı; yeşil çim, kırmızı krampon, siyahi futbolcu.

Evet, sebebi Jay Jay Okocha’ydı!.. Onun hayran olduğum hareketleri yüzünden benim gökkuşağı renklerim, o dönem bu tuhaf üç renk arasındaki bana göre muhteşem bir uyumdan oluşmaktaydı…

“Allah’ın Afrikalısına ne bu hayranlık?” diye sorardı büyüklerim, çocukça: “Ama onun çalımlarını başkası atamaz!” diye cevapladığımı dün gibi hatırlarım…

Endüstriyel futbolun bana attığı ilk kazık, onun yüksek bir maliyetle Fenerbahçe’den gidişiyle gerçekleşmişti…

Çok üzülmüştüm!..

Ama aradan çok zaman geçmemişti ki, kendi içimde çok önemli bir şeyi fark ettim; ona olan tüm sevgim artık Fenerbahçe hanesine yazılıydı…

Her taraftar gibi bugüne kadar bende destekledim takımımı. Bu yazıyı esas kaleme alış sebebim ise, bugün peşimi hala bırakmayan kötü hatıralar…

Denizli!.. Trabzon!..

Nasıl oldu; neye mahsuben, bugün hala bir anlam verebilmiş değilim… Ve aynı manzara yine karşımda.

Denizli ve Trabzon maçları işin serim ve düğümüydü. Fakat bu sefer çözüm tam anlamıyla bizden diyebilirim. “Niye mi?”

Çünkü haftalardır yanlış anketler yapıldı… Yurdun genelinde ‘kim şampiyon olur?’ anketi düzenleyeceklerine: “Hangi takımın taraftarı ruh sağlığı olarak daha güçlüdür?” anketi yapılmalıydı.

Çünkü Denizli ve Trabzon maçları bize hüsranı değil, kabusu değil; nasıl güçlü olunur onu öğretmiş. Bir Fenerbahçe taraftarı olarak bugün geldiğim noktada son hafta, ya yine şampiyon olamazsak…

“O zaman ben naparım!”

Ayağa kalkar Trabzonspor’u büyük büyük alkışlarım… Çünkü bir Fenerbahçelinin Avrupa kapısı bugün sahip olduğu olgunluk seviyesiyle açılmıştır…

İnsan, her yerde aynı insandır ve bir insan yaratılışında asalet olmadı mı dünyanın tacını giyse, yine çıplak kalır.
MONTAIGNE

Büşra İçin Yardım !!!




Büşra AKBAŞ yakalanmış olduğu hastalık ( Still ) nedeni ile Ankara GATA’da tedavi görmektedir. Tedavinin şuan ki aşamasında Büşra’nın elleri ve ayakları bilekleri hizasından kesilmiş durumda.Kendisi 17 yaşında olup ailesinin yetersiz maddi imkânları ile hayatını sürdürmektedir.

Büşra’yı tekrar hayata bağlayabilmek için, temel ihtiyaçlarını giderebileceği protezlerin temini ve genel bakım ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere sizlerden yardım toplamayı arzu ediyorum. Yapabileceğimiz yardımları aşağıdaki hesap numarasına yönlendirmenizi rica ediyorum.


Hasta Adı : BÜŞRA AKBAŞ

Banka Hesabı Sahibi : FÜSUN GEDİK (Hastanın Annesi-Dul)

İş Bankası Ankara Etlik Şubesi (4239)

Hesap No : 108 52 21

IBAN : TR 78 0006 4000 0014 2391 0852 21


(Hastanede tedavi gördüğüne dair belgeleri, hastanın ve yakınlarının telefonu mevcuttur.)

Haftanın Tatlısı

bademli muhallebi

Perşembe, Mayıs 19

İmparator Yuvasında

Galatasaray'ımıza hayırlı olsun. Tek hedef Şampiyonlar Ligi.

Salı, Mayıs 17

İleri Demokrasinin Getirdikleri




En sağdaki milletvekili sıfatı ile başkentte volta atabiliyor. Yanındaki kendi başkentinin belediye başkanlığını yaptığına inanıyor. Bu ülke insanın sabrı deneniyor sanırım. Dağlardan topladıkları leşlerini toprağa defnediyorlar. Fakat bilmiyorlar ki bu topraklar onurlulara kucağını açar.




İş sokaklara çıkıp, yakmakla, yıkmakla oluyor sanıyorlar. İktidarın eli sürekli koruyor onları bunun farkında değiller. Türk halkının kurtuluş savaşı daha bitmedi. Bu sefer kurtarılacak yerler değil irinlerden arınılacak yerler var. Vakit safını belli etme vaktidir.

Beşiktaş 3:1 Eskişehirspor









Kupa coşkusunun alevlendirdiği Beşiktaş seyircisi takımının şampiyonluk umudu olmasada İnönüde sezonun son maçında takımını mükemmel şekilde uğurladı ve önümüzdeki sezon için umut tazeledi.


İki iddaasız takımdan güzel futbol beklemek için haksız değildik, iki takımda bu sene alabilceklerini almışlardı.


Beşiktaştan ayrılan her futbolcu gibi Erkan Zenginde aşırı motiveyle çıkmıştı sahaya ve son zamanlarda izlediğim en güzel duran top organizasyonuyla öne geçmesini bildiler. Eskişehirdeki maçtada Tello çözmüştü düğümü...


Neyse ki Beşiktaş taraftarını arkasına alarak Fernandes'inde jeneriklik golüyle karşılık verdi Eskişehire. Fernandese bir parantez açmak lazım, kumaşı tartışılmaz bu sezonun ikinci yarısında bize yaptığı katkı ise daha son 3-4 maçtır gözleniyor, Mete Düren'in açıklamalarına göre alınmak isteniyor fakat tuzlu biraz... Bence Fernandes kalmalıdır tam takıma ısınmış ve uyum sağlamışken bu futbolcudan önümüzdeki sezonlarda da faydalanılmalıdır.


Almedia'nın şık kafa golü maçı kopardı diyebiliriz ama eskişehirin son dakikaya kadar bitmeyen enrjisinide görmezlikten gelemeyiz. Simaonun penaltısı ise skoru beliryerek İnönüye bu sezon güzel bir veda busesi kondurdu Beşiktaşımız.


Tayfur Havutçu ile 2+1 yıllık sözleşme imzalanması ise beni sevindirdi açıkçası. Schusterden çok şey bekledik ve kalsaydıda bekleyecektik oda bazı şeylerin farkına vardı ki delikanlı gibi ayrılarak veda etti bizlere fakat sezon başından beri tribünlere gönderdiği Tayfuru kılavuz olarak kullansaydı hala aramızda olabilirdi. Neyse olacağı varmış.


Tayfur geçmişte fulbolculuğuyla,kişiliğiyle örnek bir adamdır. Teknik Direktörlüğüne gelince Schusterden sonra takımın üzerindeki ölü toprağını atmış ve kısa sürede kupa kaldırmıştır. Yıllardır önemli hocalarla çalışmış ve yabancı dili olan kendini geliştirmiş, Futbolcuların sevdiği bir hocadır.


Önümüzdeki sene ki iyi bir başlangıç Tayfuru uzun yıllar Beşiktaşta tutabilir lakin bu sene sonunda önümüzdeki sezon için yapılacak transferlerde istemediği halde yöneticilerin transferlerine onay verip eyvallah derse ozaman akıbeti diğer Beşiktaşlı hocalarla aynı olacaktır.


Bunun kararını hesabını Tayfur iyi yapmalıdır. Önümüzdeki sezon ki takım tamamen Tayfurun takımı olmalıdır ki Tayfuru değerlendirelim. Bu konuda Schustere verilen olanaklar onada verilmelidir yönetim olarak.


Forlan transferi daha resmileşmesede ön protokol imzalandı. Bu adam tartışılmaz ve alır götürür. Tek soru işareti sakatlık mevzuu sanırım o konuda bi problem yok. Almedianın satılacağı ve Boboyla nalaşılamadığı konuşuluyor. Bobonun kalmasını isterim fakat uçuk bir ücret talebi söylentileri var. Haberleri bekliyoruz bugün başkanla görüşeceği ve konunun netleşeceği söyleniyor.











Mayısın OnYedisi



Pazartesi, Mayıs 16

Sınırda Oniki Leş, Şehirde Binlerce Kalleş

Sınırda askerlerle çatışan 12 pkk'lı öldürüldü. Leşlerden üç tanesi bulunamadı. Diğer 9 leş ailelerine teslim edildi. Kalan üç leşi ise resimdeki Bdp liler dağlarda aradılar durdular. Sonuçta aradıkalrı bir leş. Kurda kuşa yem olmuştur sanırım.

Şehirdeki kalleşler ise Taksim meydanında bu insanımsı canlıların neden öldürüldüğü hakkında eylem yaptı. Gerçi sadece ismi eylem. Yaptıkları ayaklanam provasından başka birşey değil. Polis ise bu insanımsılara gerektiği dersi vermedi tabi ki. İleri demokrasi sanırım burada başlıyor. ileri demokrasinin şerefsiz, hain ve onursuz olursan o kadar kollanırsın diye gizli bir yasası var sanırım. Neyse son sözümüzü söyleyelim :



Keser döner; sap döner, gün gelir hesap döner.


Pazar, Mayıs 15

Ne Tarafa Koyalım

Beşiktaş ve Manchester City... İkiside yıldızlar topluluğu. İkisi de UEFA'dan Dinamo Kiev takımı tarafından elendiler. Biri Ziraat Türkiye Kupa'sını kazandı, biri de dün FA Cup'ı. İkisi de kendi lig'lerinde Şampiyon olamadılar...

Açıkcası şu an biraz karmaşık duygular içerisindeyim. Yıldızlar topluluğu yeni toplama takımlar genelde şampiyon olamazlar ya hani, kazandıkları bu birer kupa sonrasında ister istemez düşünür oldum: "Şimdi bu Manchester City ile Beşiktaş aldıkları birer kupa ile bu sene başarılı mı sayılırlar yoksa başarısız mı?"

Perşembe, Mayıs 12

KUPA KARTALI !!!









Böyle bir sezonda kupa kaldırmak paha biçilmez...


Beklediğimden de sancılı oldu açıkçası , Önümüzdeki sene nice nice kupalara...








Galatasaray 3-1 Kasımpaşa



Maçı yazmanın bir anlamı yoktu. Yenilen gol bu sezonu çok iyi açıklıyor. Baros'un neden yedek soyunduğu ve Stancu'nun yararlı bir oyuncu olup olmadığı maçın diğer ayrıntılarıydı. Son olarak Aykut Erçetin'i 8 sezondur bu takımda besleyenlerin amacı nedir acaba?

Pazar, Mayıs 8

Püskevit Meselesi ve Bobiler

Gavim Gardaş. NERDESEN ?



Mecliside kaptırdık peşmergelere..
Evleride kaptırdık çapulculara..
Tapularıda kaptırdık dağ ayılarına..
Gelemedik can gardaşlar gelemedik..
bir olamadık..
Bizede yazıklar olsun ki bıraktık sizi oralarda..

Cuma, Mayıs 6

Euroleague Final Four 2011


6 MAYIS CUMA
19:00 - PANATHINAIKOS 77–69 M. SIENA NTV SPOR
22:00 - MACCABI 82–63 REAL MADRID NTV SPOR

8 MAYIS PAZAR
14:25 - REAL MADRİD - M. SİENA NTV SPOR
17:30 - PANATHINAIKOS - MACCABI NTV SPOR

Haftanın Tatlısı



cevizli incir tatlısı

Çarşamba, Mayıs 4

Ali Sami Yen



Henry ve Mondi



GUNAHKAR TARAFTAR ( LAR )

Blog yazari ve kurucusu AKSILAZ nick li cok sevdigim arkadasim, bir sporsever olarak , yaklasik 3 4 aydir Trabzonspor hocasi, sonrasinda baskani en sonunda taraftarina yonelik elestiri yazilari arka arkaya gelmisti... bende bu sene hep Y.OZDIL in dile getirdigi PEMBE BASIN in bu haftaki yeni gundemine AKSILAZ arkadasimin nasil alet oldugunu uzulerek gormus olarak GUNAHKAR TARAFTAR yazisina hitaben
---->
bu resmi ekleyop baska bir yoruma gerek olup olmadigini soruyorum Aksilaz arkadasimiza ( ozellikle

" Blogger aksilaz dedi ki...

Galatasaray ile Fenerbahçe çekişirken bile daha seviyeli bir ortam vardı ülkede. " yorumunu yapmis olan arkadasimiza


ve pembe basina


Salı, Mayıs 3

3 Mayıs Kutlu Olsun


Bugünün anlamaını Alparslan Türkeş çok güzel özetlemiştir. Bunun üstüne ne yazsak boş kalacak o yüzden önce Alparslan Türkeş'in bugünü ve Türkçülük hareketini özetleyen konuşmasını yazalım ve son olarak Sami Yavrucuk'un kaleminden o günü doğuran nedenleri okuyalım.

"Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür. Türklük şuuruna erişmiş, samimi olarak "Ben Türk'üm" diyen herkes Türk'tür. Türkçülük ve Türk'ün tayininde, sapık ölçülere, özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuvar ırkçılığına inanmıyorum. Başka milletleri küçük gören, Dünya barışını tehlikeye sokan antropolojik ırkçılık, Türk Milliyetçilik ülküsünün dışındadır.."
Alparslan Türkeş



"Genç Cumhuriyetimizin yeni nesillerinin eğitim ve kültürel yapısını yürüten milliyetçi kadrolarımız, Büyük Türkçü M. Kemal Atatürk’ümüzün uçmağa varmasından sonra etkinliğini kaybetmişlerdi. Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyinzade Ali Turan Bey gibi Türkçü eğitimcilerimiz de, daha önceki yıllarda uçmağa varmışlardı. Bundan sonra Milli Eğitimimiz, köksüz inkarcıların ve yabancı kültür temsilcilerinin uygulamalarının esiri olmuştur. Türk kültürü eserleri yerine bütün Greko-Latin Avrupa klasikleri Türkçemize çevrilerek kütüphanelerimizi doldurmuştur. Eğitimimiz, milliyetçi görüş karşıtlarına devredilmiştir. “Eskiyi unut, yeni yolu tut. Türklüğe umut sen ol çocuğum. Geçtiği yerde kalsın geçmişler, bize bundan inkılapçı demişler” diyen inkarcı zihniyet Milli Eğitim’e hakim olmuştu. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültemizin rektörlüğüne yanlış görüşlü Şevket Aziz Kansu getirilmiş, felsefe şubesi komünist görüşlü Behice Boran, Niyazi Berkes gibi öğretim üyelerine teslim edilmiştir. Her yıl 30-40 komünist felsefe öğretmeni yurdumuza dağıtılmıştır. Devletimizin her konuda sanatkar yetiştiren tek meslek okulu Devlet Konservatuvarı’mızın müdürlüğü komünist Sabahattin Ali’ye verilmiştir. Özetlersek, Cumhuriyetimizin tekamülü ve inkılapçı uygulamaları, komünist görüşlülere bırakılmıştır. Cumhuriyetimizin eğitimindeki gayri milli bu uygulamaları önlemekle görevli Başbakanımız Şükrü Saraçoğlu, TBMM’deki bir konuşmasında, “Ben Türküm ve Türkçüyüm, hayatım boyunca da Türkçü kalacağım” diyerek, Türk Milliyetçileri ile beraberliğini ortaya koymuştu.Bunun üzerine, İstanbul’da çıkan Orkun Dergisi’nin başyazarı H. Nihal Atsız Hocamız “Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na Açık Mektup” başlıklı ve cesur ifadeli iki mektubu ile Türkiye’mizi ayağa kaldırdı. Hoca’nın açık mektuplarının birinde suçladığı ve yirmi beş yıl sonra, yurtdışına kaçarken sınırda öldürülen Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davası oturumu için Ankara’ya geldiğinde, bizlerin de içinde bulunduğumuz milliyetçi gençlik tarafından karşılandı. Adliye sarayında ve şehir içinde kendisine gösterilen sevgi gösterileri, mevcut yönetimi endişelendirdi. Verilen altı aylık mahkumiyet cezası ertelendi fakat Orkun Dergisi kapatılarak Atsız Hoca’nın edebiyat öğretmenliğine son verildi. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, aynı günlerdeki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramının açılışında, Türk Milliyetçilerinin aleyhine ağır ifadeler yüklü nutkunu söyledi ve Türk Kültürüne hizmet eden, seçkin milliyetçi grupları suçladı. Üsteğmen Alparslan Türkeş’in de içinde bulunduğu Türkçü eğitimciler tutuklanarak, bir buçuk yıl süreli muhakeme edilmiş ve sonunda beraat etmişlerdir."
Sami Yavrucuk

Pazartesi, Mayıs 2

Şampiyon Aydınspor

Efsane geri döndü gibi triplere girmiycem tabiki 90 yıllarda birinci lig ve ikinci lig playofflarda adını sıkça duymuşsunuzdur eminim aldığı süpriz sonuçlar ve playofflarda finallerde üstüste 1.lig hayallerine son verilirken...

Aldılar sattılar ne hallere düşürdüler Aydınsporumuzu... vakti zamanında, rezillikler diz boyuydu.

Şİmdi bir kımıldama var belediyenin katkılarıyla umarım sağlam planlama ve emin adımlarla yavaştan süper lige koşar gönülleri titretiriz.

Fenerliler bizi iyi bilir...

Beşiktaş 2:0 Galatasaray

İddaasız iki ezeli rakibin mücadelesi beklenildiği gibi olmasada ne de olsa derbi olması sebebiyle adrenalin salgılattı bizlere azcık da olsa...

Evet gerek Beşiktaş gerek Galatasaray çoktan yarıştan kopmuştu bu maç prestijden öteye geçmiyecekti iki takımın daha istekli ve ciddi olmalarını beklerdim. Sanki iki takımda zorla gol arıyor gibiydi.

İlk yarı etkili başlayan Galatasaraya karşı Beşiktaş daha az etkiliydi İnönüde, bir iki tehlikeli atağa karşın rakip ilk yarıda bizden üstündü vesselam.

Öyle bir maçtı ki golü bulan koparacakmış gibiydi ki öyle oldu ardarda gelen iki gol Beşiktaşı hayli rahatlattı, Bobonun kaçırdıkları inanılır gibi değildi kafası sözleşmede ya da sakatlıktan yeni çıkmış olmasımı bu pozisyonları kaçırttırdı ona bilemedim.

Tayfurda gelen iki golden sonra rahatlamış ve bizleri duymuş olacak ki Rıdvan ve Onuru oyuna aldı iyide yaptı.

Nede olsa derbiydi ve kazanmak sevindiriciydi.

Nuri Şahin > Real Madrid

İnşallah demek kalıyor sadece. Bir yanda Xavi - İniesta diğer yanda ise Nuri - Mesut ikilisini karşılıklı izlemek büyük zevk verir. Transfer dedikodusu her geçen gün artıyor. Nuri Dortmund ile şampiyonluğu doyasıya kutlasın ve sonrasında Real Madrid yolunu tutsun istiyorum.

Stadyum

Kardemir Karabükspor'un yeni tribünleri ilkyarıdan beri dikkatimi çekiyordu. Bu kadar saçma mimari olamaz. hangi mantıkla hazırlanmış anlamak güç. Çizen mimarın diploması rahatlıkla yırtılabilir. Ortaya çıkan görüntü kirliliği bir tek beni mi rahatsız ediyor?

Karabük halkının düşüncesini merak ediyorum.


Günahkar Taraftarlık

Dün Trabzon'da oynanan maçın en dikkat çekici yanı şüphesiz bu pankarttı. Türkiye Futbol Federasyonu gözlemcisi pankartın kaldırılmasını istiyor. Trabzon emniyetide infiale yol açar gerekçesiyle pankartı kaldırmıyor(kaldıramıyor). Futbolun sadece bir oyun olmadığını hepimiz biliyoruz. Fakat hayatın merkezinde olmaması gerektiğini bir çok sprosever bilmiyor sanırım.

Hangi kulübümüz temiz?

Bu soruya olumlu cevap verebilecek kişi varmıdır bunu merak ediyorum. Burak Yılmaz'la kazanılan penaltı belkide maçın kırılma anı oldu. Pozisyonda kırmızı kart tercihi doğru ancak Danny harekete ceza sahası dışında başlıyor net olarak penaltı değil. Bu olay bile çok büyük bir tokattı aslında. Ama anlayana.

Sadece trabzon taraftarına değil elbette. Kendi şahsımada atılan bir tokat niteliğindeydi. Zira olaylara tek taraflı bakmaya alışmışız. Toplum olaran bencil yetiştirilmemiz bizi bu şekilde düşünmeye itiyor.

Son olarak Trabzonsporlular bu güzel takımdan zevk almaya baksınlar. Şampiyon olunmasa dahi bu takım her türlü desteği hakediyor. Beklenen şampiyonluk sabredilirse bir kaç sene içinde elbette gelecektir.