2011-2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2011-2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 19

Galatasaray 3-1 Samsunspor

İBB önünde alınan mağlubiyet sonrası mutlak kazanması gereken bir maça çıktı Galatasaray. Ligin ilk haftasından farklı olarak Riera ve Hakan ilk 11 de başladı maça. Servet ise sakatlığı sebebiyle forma giyemedi. Muslera'nın sağında Sabri solunda ise Hakan Balta yeraldı. Defans göbeği ise Gökhan ve Ujfalusi'den oluştu. Artık standar bir defans dörtlüsü takıma monte edilmeli ve zaten takım genelinde olan uyumsuzluk dahada artmamalı.

Bu dörtlünün önünde yine Melo yeraldı. Selçuk ve Eboue ona yardımcı olan isimlerdi. Sağ kanatta Kazım solda ise ilkkez forma giyen Riera. En uçtaki isim haftaiçi çok konuşulan Baros oldu. Takımın sahaya yayılışı ise 4 - 1 - 4 - 1 şeklindeydi.

Samsunspor karşısındada etkili bir başlangıç yapıldı ve ilk 15 dakika pozisyon zenginliği ve bol tempo ile geçti. 18. dakikada ise dün gecenin yıldızı Felipe Melo muhteşem bir şutla takımını öne geçirdi. Biz Galatasaraylılarında yıllardır hasret kaldığı uzak mesafeden atılan sert şutlar hasreti bi nebze olsa dinmiş oldu. Bu golde kaleci Ahmet'inde hatası var ancak topun aldığı falso muazzamdı. Gol sonrası ise son yılların hastalığı skoru artıramama sendromu baş gösterdi. Nedenini bir türlü anlayamadığım bir olay var Galatasaray'da. Öne geçilen maçlarda farkı ikiye çıkarmak için yeterince çaba harcanmıyor. Dünde buna benzer bir ilkyarı izledik. Gole kadar kanatları etkili şekilde kullanma isteği golden sonra kesildi. Sabri, Kazım ve Riera ile gole kadar yapılan orta sayısı golden sonra yarıyarıya azaldı.

Bir başka önemli eksiklik ise gol bölgesindeki az adam sendromu. Yapılan ortalarda veyahut paslarda Baros sürekli yalnız kalıyor. Üstüne bir de Baros'un formsuzluğu eklenince pozisyon kısırlığı had safhaya çıkıyor. Bunun titizlikle incelenmesi gerekiyor. Eboue biraz daha serbest kullanılıyor orta alanda. Ancak bu pozisyon için yeterli teknik bilgiye ve beceriye sahip değil. Eboue sağ bek olarak iyi olabilir ancak diğer bölgelerdeki performansı vasatın biraz üzerinde olur sadece. Geçtiğimiz hafta sol açık olarak kullanılması ise acizlikti. Selçuk ise Trabzon'daki başrol görüntüsünün uzağında. Melo ile bu rolü paylaşmalı ancak ilk topları Melo alınca oda kayboluyor. Yine de takımın işleyişi açısında kritik bir oyuncu ve vazgeçilmez. Kazım'da formsuz olunca yapılan onca pas sonucu üretkenlik sağlanamıyor. Riera ise ilk maçında faydalı oalcağı izlenimini verdi. Riera tekniği ve fiziği ile ligde farkını ortaya koyacaktır.

İkinci yarı başladığında aynı futbol devam edince Samsunspor bir kaç cılızda olsa kaleyi yoklama şansı buldu. 54. dakikada ise Gökhan yaptığı hata pahalıya maloldu. Mustafa Sarp tek başına olsa gol yapamayacağı bir pozisyonda Melo'nun katkısı ile golü buldu. Gol yemek bir yana golün Mustafa Sarp'tan yenmesi her Galatasaraylıyı üzdü.
Oda tribünlere gerçek yüzünü göstermekten geri kalmadı. Gerçi Galatasaray camiası birazda hakediyor bunları. Değer verilmeyecek kişilere fazlası ile özen gösterilirse bu kaçınılmaz. Gol sonrası panik havası kısa sürdü. Elmander ve Sercan'ın oyuna dahil olması ise taktik biranda 4 -4 - 2 oldu. Nitekim bunun sonucu çabuk alındı. Sercan şık bir topuk pası ile Elmander'i gördü ve onun yaptığı net vuruş sonucu tekrar öne geçildi. Bu golün en dikkat çeken yanı. Sercan'a pas verenin ismin Selçuk olması. Bu ikili ne kadar çok birlikte oynarlarsa Sercan'dan alınacak verimde o kadar artacaktır. Selçuk - Burak birlikteliğinin bir diğeri Selçuk - Sercan arasında oluşabilir. Zira Baros ile Selçuk kimyası pek uymuyor. Baros bir adım geride veyahut ileride kalıyor Selçuk'un vermiş olduğu paslarda.

Golün hemen sonrasında ise Elmander tecrübe ve artistliğini konuşturarak hem penaltı hemde kırmızı kart kazandırdı takımıbana. Bu pozisyonda verdiği tepki abartılıydı ve hazmedilecek gibi değildi. Penaltı atışını kullanan Selçuk iki farklı öne geçiriyordu Galatasaray. İşte bu golden sonra yine o umursamaz görüntü ortaya çıktı. Maçı kafalarında bitirdi futbolcular. Sadece Elmander ve Riera aynı istekle mücadelelerini sürdürdü. Bu dakikalarda Fatih Terim'den kendine has uyarıları bekledim. Ancak o da takımın fizik gücüne henüz güvenmiyor olmalı ki suskun kalmayı tercih etti.

Geçtiğimiz haftadan farklı olarak sol kanadın daha etkili kullanıldığı ve takım bütünlüğünün biraz daha arttığını söylebiliriz. Ancak takım olarak defansif açıdan hala büyük zaaflar mevcut. Bir önemli konuda saha dizilişi konusunda bu takım kadrosunun 4 - 4 - 2 yi iyi uygulayabileceği gerçeği. Nitekim Elmander bu ligin üstünde bir fiziğe ve oyun görüşüne sahip. Ondanda yeterince faydalanmak gerekli. Haftaiçinde oynanacak Karabük deplasmanında Elmander ilk 11 başlamalı ve Kazım yerine Eboue oynamalı. Ayrıca bir kez daha görüldü ki Servet'in yerini dolduracak isim Gökhan Zan değil. Sezonun ilk galibiyeti ve gollerin yeni oyunculardan gelmesi geceni keyifli yanı oldu. Artık galibiyet serisi ile takım bütünlüğü sağlanmalı.

Pazartesi, Eylül 12

İ.B.B. 2-0 Galatasaray

Çalkantılarla dolu bir futbol arasından sonra nihayet sadece adı süper olan ligimiz başladı. Galatasaray değerlendirmesi vakitsizlik nedeniyle yazamamıştım ancak en büyük eksikliğin defans hattında olduğuda bir gerçekti. Geçtiğimiz yılın en kötü tarafı yenilen gollerdi. Büyük hatalarla kaybedilen bir çok maç vardı ancak bunlar gözardı edildi transfer sezonunda. Sol bek ve stoper mevkilerine transfer yapılmamasının bir açıklaması yok.

Sezonun ilk maçında Galatasaray karmaşık bir saha içi dizilimi le başladı. Kalede Muslera vardı ve yıllar süren kaleci sıkıntısında çözüm olacak özellikte bir kaleci. Defans dörtlüsü ise Ujflausi - Gökhan - Servet - Çağlar dan oluşmuştu. Beli dönmeyen ve ağır olan dört oyuncudan oluşan bir defans hattı. Onların önlerinde Melo yeraldı. Melonun sağında Sabri; solunda ise Selçuk vardı. Kazım asıl mevkisi sağ açıkta, Eboue ise belikde ilkkez oynadığı sol açıkta yer buldu. En uçta ise Baros vardı:

Galatasaray istekli başlayarak lige moralli girmek istediğini belli ediyordu. Ancak bu istek ve tempo yarım saatten fazla süremedi. Fiziki yorgunluk çok erken kendini gösterdi. Ligin geç başlaması takımların daha hazır gireceği izlenimi yaratmıştı bende. Oynanan İnter, Liverpool maçlarında dünkünden daha hazır bir Galatasaray izlemiştik. Ancak dün umduğumun çok gerisinde bir takım vardı sahada. O yarım saatlik bölümde gol gelmeyince maçın zor geçeceği belli olmuştu. Nitekim Belediye takımı istediği tarzda bir oyun anlayışı ile ve Muslera'nın ilk maçında yaptığı büyük bir hata ile öen geçen taraf oldu.

İkinci yarıya Gökhan, Yekta değişikliği başlandı. Ujfalusi stopere geçerken Sabri'de sağbek pozisyonu geçiyordu. Terim bu değişiklik ile orta sahaya dinamizm ve sağ kanatta Sabri-Kazım uyumu kurmak istediğini belli ediyordu. Kazım'ın kötü gününde , Yektanınsa savruk olması sebebiyle bu düşünce pratiğe dönüşemedi. Pozisyona girme konusunda büyük zorluklar yaşanıyordu. Rijkaard'ın ilk senesindeki ilk 6 maç dışında bu sıkıntı süregeliyor Galatasaray'da. Dünkü neden ise takımca olan uyumsuzluk. Defans hattı oyunu öne taşıyamıyor, bunun nedeni stoplerin topla arasının kötü olması. Orta sahanın ortasında bulunan üçlünün hücuma çıkışlarda geç kalması, buda fiziki yetersizlikle açıklanabilir. Kazım ve Eboue'den oluşan kanatların verimsiz kalma nedeni ise fiziki yetersizlik. Tüm bunların toplamında ise takımın uç bölgesinde yalnız kalan ve istediği pasları alamayan bir Baros.

Abdullah Avcı'nın takımı ise bunların aksine oyun disiplini olan, fiziki açıdan yeterli ve en önemlisi sahada ne yaptığını bilen niteliklerdeydi. Nitekim bunun sonucunu buldakları ikinci golle aldılar. Bu golde savunma hattı çok kötü pozisyon aldı. Eboue ve Servet golün mimarları sayılabilir. Maç bittiğinde ise geçtiğimiz sezonki görüntüsüne devam eden bir Galatasaray buldum.

Bu tür mağlubiyetler bazı takımlar için iyi gelebiliyor. Zira sezonun hemen başında yenilen bu tokat sezon içinde daha dikkatli olmaya sebep olabilir. Ancak Galatasaray bütünüyle ham bir takım. Mayalanması gerekli ancak bu mayanın tutması içinde ölçünün yeteri miktarda olması lazım. Takımla fazla oynanması İmparatorun arayışta olduğunu gösteriyor. Ancak oynatmak istediği anlayışın yerleşmesi için hem bu isimlere takviye yapılmasına hemde büyük bir zamana ihtiyaç var. Stoper ve solbek eksikliği sezon genelinde sıkça karşımıza çıkacak. Yerli oyuncularla bu sorun çözülemez. Eboue sol bekte denenebilir ve sol açık gibi ütopik bir deneme yapılmamış olur. O bölge Riera'nın olacak zamanla.

Gelecek hafta oynanacak Samsunspor maçında daha hazır bir Galatasaray izlemek hepimizin hakkı.