milli takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
milli takım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Eylül 12
Tahta & Tebeşir
2014 Dünya Kupası elemelerinde ilk iki viraj öyle ya da böyle dönüldü. İlk maçta Hollanda karşısında alınan mağlubiyetle moraller bozulsada memleketçe geçirdiğimiz şu berbat günlerde dün alınan Estonya galibiyeti azda olsa tebessüm ettirdi bizlere...
Hollanda karşısında Abdullah Avcı ilk resmi sınavını verdi evet rakip total futbolun beşiği Hollandaydı. Adını koysa finallere ilk 4 diyebileceğimiz bir takım ama onlarda yapılanma dönemindeler şuan... Nedeni son Avrupa Şampiyonasındaki tabloları... Adamların hayatları plan program ama hala işler bazen yolunda olmayabiliyor yani bu işler o kadarda kolay değilmiş o anlaşılıyor.
Hollanda maçını kaybetmiş olabiliriz sanki ilk mağlubiyetimizi aldık yalnız sıkıcı olan neden yenildik soruları'nın tek cevabı olarak SELÇUK denmesiydi. Neden bukadar basite indirdedik olayı anlamıyorum bir futbolcuyla olacaksa bu işler SELÇUK tek başına oynasın ozaman demeden geçemiyeceğim. Evet SELÇUK şuan en değerli oyuncumuz, evet bende ilk onbirde başlamasını hadi onu geçtim daha sonra oyuna katılmasını (oyun gidişatıda onu gösterdi sanki) bende isterdim. Ama mağlubiyet nedenimiz bu değil bence. Biz Hollanda maçında kötü oynamadık Hollanda kötü oynadı ve biz onları elimizden kaçırdık. Duran toptan kötü bir gol yedik, Arda yakaladığı pozisyonu gol yapabilse, Emre-Topal ikilisi daha söz sahibi olsaydı oyunda, bugün SELÇUK konuşulmazdı. Yediğimiz ikinci golden sözetmek bile yersiz...
Grupta ikinci maçımızda Estonyayı ağırladık ve 3-0 gibi net bir skorla galip geldik. Maça göz atıcak olursak 3-0 lık skorda biz iyi oynasakta rakibin 70 dakika 10 kişi oynaması, skor 0-0 iken rakibin verilmeyen penaltısı etkiliydi. Emre-Topal ikilisi bu maçta daha iyiydi fakat defansif hatalar bu maçta çok göze çarptı. SELÇUK oyuna girince EMRE-TOPAL-SELÇUK üçlüsü önlerinde ofansif üçlü (BURAK-SERCAN-ARDA) neden olmasın ? dedirtti. Bence oyun böyle oynanacak bundan sonraki milli maçlarda.
İlk iki maçımızda 3 puan kötü değil fakat 4 -6 puan tabiki daha iyi olurdu. Gruptan birinci çıkacaksak evimizde puan kaybetmemeliyiz ve Hollanda'nın puan kaybetmesini beklemeliyiz. Ekim ayındaki Macaristan ve Romanya mücadeleleri kolay değil ama 6 puan çıkarmak hiç zor değil.
Kulüp takımı tutar gibi Milli takım desteklenmez ve yorumlanmaz. Ama milli takımın başındakiler ve oyuncularıda kulüplerinde olmadıklarını anlamalıdırlar. Şu iki maç sonunda olmayacak sebeplerden gerilen milli takım umarım bi daha böyle olaylarla anılmaz. Keşke Hollanda maçı sonrası Abdullah hoca tahta & tebeşir demeseydi, keşke Emre dünkü maçtaki iyi performansından sonra sağa-sola salvolar göndermeseydi ve keşke SELÇUK attığı golden sonra yedek kulübesinde hocasına gidip geyik muhabbetini bitirseydi. MİLLİ TAKIM HEPİMİZİN!@alpertrgt1
Etiketler:
dünya kupası 2014,
milli takım
Perşembe, Şubat 10
Yok Birbirinizden Farkınız
Dün akşam oynanan milli maçta soldaki karaktersiz kırmızı kart görmeyi başardı. Sağdaki ise hakemin iyi niyetiniyle sahada kalmayı başardı. Futboldan soğutan insanlar bunlar. Dün Emre'nin rakibine attığı tekme keza Sabri'nin ona yapılan faulde rakibe savurduğu kolu ahlaklarının göstergesidir. Hiddink güzel bir yola çıktı ve dünkü demecinde şıu ifadelere yer verdi. :"Maçın negatif tek yönü Emre’nin atılmasıydı. Buna sessiz kalabilirdim, ama sessiz kalamam. Bu kırmızı karttan hoşlanmadım. Oyuncularımı sabah toplantısında dikkatli olmaları, hakemle uğraşmamaları için uyarmıştım. Bu kart büyük bir ders olmalı. Emre’nin kartı yüzünden oyuncu değişikliğine gidemedim. Oyun planımız alt üst oldu”
Umarım bu demecinden sonra Emre'ye ve türevlerine hakettiği dersi verir. Milli takımın oyununa bakınca zaman ve golcü gerektiğini gördüm sadece. Umut Bulut sahaya gol umudun olarak çıkıyorsa ters giden birşeyler var demektir. Bu Umut'un kötü oyuncu olduğunu göstermez aksine azimli olduğununda kanıtıdır. Ancak milli seviyede ki bir golcü bu şekilde olmamalı kanımca. Gol yollarında daha etkin ve becerikli bir golcü kazandığımızda bu takımın çehresi değişecektir. Tıpkı Milan Baros'un Galatasaray'a olan katkısı gibi. Ben Hiddink'in denemeye çalıştığı sistemi savunuyorum. Ancak kaybedecekde zamanımız yok maalesef. Euro 2012'de mutlaka olmalıyız. Garip bir ikilem doğrusu.
Etiketler:
emre belözoglu,
milli takım,
sabri sarıoğlu
Cumartesi, Kasım 13
Hiddink ve Seçimleri
17 Kasım'da Hollanda ile özel maç yapacak olan A-milli takımımızın kadrosu açıklandı. Ülke gündeminde milli takım hep geri planda kalıyor. Sadece maç haftası konuşulur. Şuanda ligde olan dalgalı durum nedeniyle Hiddink'in seçimleri incelenemedi tam olarak. Ancak Salı gecesi konuşulacaktır. Çarşamba günüde olası farklı bir yenilgi ise iki günlüğüne ana gündemi oluşturur. Hiddink tercihlerinde bazı riskleri göze almış. Azerbaycan ve Almanya maçlarındaki rezalet performansdan sonra yeni bir yapılanmaya gideceğinin sinyallerini vermişti.Milli takımda böyle bir değişim yıllardır beklenen birşeydi. Bunu göze almaya çalışan Şenol Güneş ve Ersun Yanal fazla tutunamadılar ancak Hiddink o konuda daha dik duracaktır. Hollanda maçı için seçilen kadroya saygımız var ancak kaleci konusunda Sinan Bolat'ın hala gözardı edilmesi ve Hasan Kabze'nin adının dahi anılmaması haksızlık. Yine de Hiddink'i aldığı bu cesur karardan dolayı takdir ediyorum. 2012'yi pas geçersek birşeyler kaybederiz fakat atılacak yeni temel önümüzdeki yıllarda bize çok şey kazandıracaktır. Çünkü yeni gelen nesilin büyük çoğunluğu yurt dışı orijinli olacak. Buda daha çok kalite ve disiplin demektir. Kadro şu şekilde :
Kaleci: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Onur Recep Kıvrak (Trabzonspor), Ufuk Ceylan (Galatasaray)
Defans : Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin (Galatasaray), Serdar Kesimal (Kayserispor), İbrahim Öztürk (Bursaspor), Ersan Adem Gülüm, İsmail Köybaşı (Beşiktaş), Gökhan Süzen (İstanbul Büyükşehir Belediyespor)
Orta Saha : Hamit Altıntop (Bayern Münih), Yekta Kurtuluş (Kasımpaşa), Selçuk İnan (Trabzonspor), Yiğit İncedemir (Manisaspor), Orhan Gülle (Gaziantepspor), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Mehmet Ekici (1.FC Nurnberg), İbrahim Akın (İstanbul Büyükşehir Belediyespor), Engin Baytar (Trabzonspor)
Forvet : Batuhan Karadeniz (Eskişehirspor), Burak Yılmaz (Trabzonspor), Umut Bulut (Trabzonspor), Kazım Kazım (Fenerbahçe)
Etiketler:
milli takım
Salı, Ekim 12
Aferin Çocuklar !!!

Öncelikle aldıkları haklı galibiyetten dolayı Azerbaycanlı kardeşlerimi kutlarım. Gerçekten bu zamana kadar Azerbaycan tarafından sergilenen en karakterli oyunu izledik bu akşam ve yaşlı panzer Vogst basın toplantısında söylediği gibi süprizini yaptı ve bize bu hafta ikinci Alman darbesini indirdi.
Maça gelecek olursak Azerbaycan özellikle ilk 15 dakikada milli takımımızı ezdi, ilk yarının ikinci 15 dakikasında ise millilerimiz az da olsa kımıldadı ve bu azıcık kımıldama dahi 3 net pozisyonu beraberinde getirdi. Fakat futbol yine güzelliğini göstererek " atamayana atarlar hocam " nidaları eşliğinde Azerbaycanın enteresan golünü bizlere sundu. Enteresan diyorum çünkü biz böyle bir golü yiyorsak hele ki Azerbaycandan yiyorsak daha da bişey demeye gerek yok... ben böyle golleri Fifa 99 oynarken atardım ve orda kaldı sanıyordum... Yediğimiz kötü golün ardından ilk yarıyı tamamlamak için oynadık gerçekten acizdik.
İkinci yarı başlamadan önce eminim benim gibi birçok vatandaşımız şunu düşünüyodu... " Ya şimdi ikinci yarının başında bi tane sallarız, sonra gerisi gelir " NERDE HOCAM !
Nerde gerçekten nerdeydi bizim çocuklar kafa olarak falan değil herşeyleriyle sahada yoklardı ikinci yarıda da... ve maç öylece bitti.
Ne olursa olsun son zamanlarda izlediğimiz en kötü, en ne yaptığını bilmez futbolu, en aciz milli takımını izlemiştik ve rakip AZERBAYCAN dı.
Peki problem neydi??? Evet az çok hepimiz futbolu takip ediyoruz ve az çok kendi çapımızda futbol Prof.uyuz. Şu milli takım aday kadrosu da uzun süredir aşağı yukarı aynı, bazen bu çocukları tepelere dikiyor bazen yerle bir ediyoruz hocalar gidip geliyor, sistemler değişiyor, ekoller havalarda uçuşuyor o yetmiyor ümit milli falan ne kadar teknik direktör varsa hepsi Federasyonun değişmesiyle alt üst oluyor...
Öte yandan daha geçenlerde oynadığımız Almanyanın başarılı olmasının nedenlerini hepimiz biliyoruz.
Evet şu kadrodan Hamit dışında her adamın yanına soru işaretini koyarım ben ayrıca ismi tartışılmaz ama teknik direktörlük kariyerinin sonuna gelmiş Hiddinkten de medet ummam...
Ne mi yaparım bizim gruplarda başarılı olmadığımız, turnuva finaller takımı olduğumuz ortada bizim sorunumuz finallere gidememek gitsek ilk 3-4 geliyor zaten... Bunun istikrarlı olması içinse benim önerim bu kadro gibi bi jenerasyon evvellallah 5-10 senede bir gelir, teknik direktör olarakta Terim ve Lucescu diyorum. İkisinden biri değil ikiside evet aynen öyle. Gruplarda Lucescu geçsin 1-0 olsun bizim olsun, lider çıkarız her gruptan kesin. Finallere gelince Terim başa gelsin bi motivasyon bi gaz alsın yürüsün gelsin kupalar milli sevinçler... nasıl ama
Etiketler:
milli takım
Pazartesi, Ekim 11
Azerbaycan-Türkiye
Almanya maçındaki hüsrandan sonra millilerimiz bu sefer Azerbaycan karşısında ter dökecek. Can azerbaycan gardaştır lakin baküde kendi özünde pek katıdır bize karşı bu herkesçe bilinir.Eski yaralı panzer Vogst' un maçla ilgili " süpriz yapabiliriz " açıklaması enteresan olmakla beraber Hiddink' in " Dünya birincisi gibi konuşmayı çok seviyoruz. Ağır bir yenilgi aldık ifadesine katılmıyorum " demesi ilginçtir.
Evet yarın bir maça çıkıyoruz ama akıllar hala bir önceki Almanya maçında... Bu maç neden bu kadar akıllarda kaldı? Kimse Almayanın gücünü bilmiyor mu ? Kimse Almanyanın Dünya Kupasında Arjantin ve İngiltereyi dörtlediğini bilmiyor mu? Kimse bu Almanyanın üç senedir aynı tertip ve %80 aynı kadroyla mücadele ettiğini bilmiyor mu?
Bunları tabiki Türkiye de az çok futbolla ilgililenen herkes biliyor peki anlaşılmak istenmeyen nedir ?
Anlamadığımız milli takımımızın arkasında bu kadar büyük beklentilerle ümit bağlamış bir HALK varken sahada gösterdiği EZİK, sonucu kabullenmiş görüntüsüdür...
Bir Federasyon yetkilisinin " en son 1951 de yenmişiz ne yani " gibisinden açıklamasıdır...
Kendi takımlarında bile sakatlıklarında dolayı oynamayan futbolcuların, kendi takımlarında sakat olmadıkları halde oynamayan futbolcuların makina gibi işleyen bir takım karşısında sahaya sürülmesidir... Üstelik bu ÜLKE ALMANYA dan ZAFERLE dönülmesini beklerken...
Etiketler:
milli takım
Cumartesi, Ekim 9
Almanya 3-0 Türkiye

Biri seçimiyle Dünya yıldızı oldu ve Real Madrid’e gitti. Diğeri hissi davrandı ve ay-yıldızlı milli formayı tercih etti. Tıpkı Sinan ve Mevlüt gibi. Sinan kadroya bile çağrılmıyor ve isyan ediyor. Mevlüt ise antremanlara katılmak için geliyor milli takıma. Daha düne kadar Valencia’da ilk 11 başlayan Mehmet Topal çağrılmıyor fakat yerine Selçuk Şahin denen kabzımal davet ediliyor. Tüm bunları yapan kişiler yıllık 4 milyon euro alıyor ve normal bir mağlubiyet diye demeç verebiliyor. Yanında ki karaktersiz ise Sinan’a telefon edip seni takip ediyoruz diyor. Bize böyleleri müstehak. Azerbaycan maçında Kazım’ıda oynatsınlar ve form tutsun. Nasılsa iki hafta sonra Oğuz’un derbisi var. Yerlerde sürünen Gökhan Gönül'ü birde o maçta seyredin. Volkan ayağıyla tutamadığı topları poposuyla tutuyor o maçta. Merak ediyorum Hiddink Özer'i nerede seyretti ve ilk 11 oynattı.
Etiketler:
milli takım
Çarşamba, Eylül 8
Türkiye 3-2 Belçika

Maçı kazanıp kazanmamamız zerre umrumda olmadı. Şu çocuğu 18 kişilik kadroya almamak Nuri özelinde futbola ihanettir. Selçuk İnan gibi çapsız bir insan o formaya layık görülüyor fakat Bundesliga'nın kalburüstü takımlarından Dortmund'un oyun kurucusu kıvamına gelen Nuri Şahin tribünden bu karşılaşmayı izliyor.
Tv bir ara onu gösterdi ve yüzündeki acı ifadeyi hissetmemek elde değil. Zamanında milli takımımıza kazandırmak için harcadığımız çabadan dolayı büyük bir özür borçluyuz Nuri'ye. Şuan Almanya takımı ile Euro 2008 finali ve 2010 Dünya Kupası Yarı finalini oynamış bir futbolcu değilse bu bizim suçumuz. Fatih Terim hiç değilse ara sıra oynatıyordu. Hiddink yüzüne dahi bakmıyor. Bir ay sonra Almanya deplasmanında kime güvenecek merak ediyorum.
Etiketler:
euro 2012,
milli takım
Çarşamba, Şubat 17
Milli Takım Hiddink'e Emanet
Aylar süren sürüncemeden sonra Futbol Federasyonu A milli takım teknik direktörlüğü görevini Guus Hiddink’e teslim edecek. Görev süresi 2+2 yıl olacak Hiddink’in. Doğru bir seçim gibi duruyor. Hiddink turnuvalarda başarılı olan bir antrenör. 2002’de Güney Kore’yi Dünya kupasında dördüncü yapması. Sonrasında PSV ile Şampiyonlar ligi yarı finali. 2006 Dünya kupasında Avustralya’yı ilk kez ikinci tura çıkarması. Bu turda tartışmalı bir kararla Dünya şampiyonu İtalya’ya elenmesi. Ve en son olarak Euro 2008 de Rusya ile oynadığı yarı final var. Umarım tercihlerine saygı duyulur ve önce Euro 2012 sonrasında ise 2014 Dünya kupasında boy göstermemesi sağlar.1982 - 1984 De Graafschap
1984 - 1987 PSV ( Asistan )
1987 - 1990 PSV
1990 - 1991 Fenerbahçe
1991 - 1994 Valencia
1994 - 1998 Hollanda
1999 - 2000 Real Betis
2000 - 2002 G. Kore
2002 -2006 PSV
2005 - 2006 Avustralya
2006 - 2009 Rusya
2009 Chelsea
Etiketler:
milli takım,
türkiye
Salı, Şubat 2
Euro 2012 Kuraları Çekiliyor
Kuralar pazar günü TSİ ile 13:00 da Varşova'da çekilecek ve milli takımımızın hala bir teknik direktörü yok. Bu turnuva elemerindede kötü bir performans sergilersek 3. torbada buluruz kendimizi. Grup tahminlerinizi bekliyorum.1. Torba : İspanya, Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere, Hırvatistan, Portekiz, Fransa, Rusya
2. Torba : Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, İsveç, İsviçre, Sırbistan, TÜRKİYE, Danimarka, Slovakya, Romanya
3. Torba : İsrail, Bulgaristan, Finlandiya, Norveç, İrlanda, İskoçya, Kuzey İrlanda, Avusturya, Bosna Hersek
4. Torba : Slovenya, Letonya, Macaristan, Litvanya, Beyaz Rusya, Belçika, Galler, Makedonya, Güney Kıbrıs
5. Torba : Karadağ, Arnavutluk, Estonya, Gürcistan, Moldova, İzlanda, Ermenistan, Kazakistan, Liechtenstein
6. Torba : Azerbaycan, Lüksemburg, Malta, Faroe Adaları, Andorra, San Marino
Tahminim : İtalya, İsrail, Macaristan, Arnavutluk, Lüksemburg
* Gruptaki takımları en fazla sayıda tahmin eden kişiye blogumuz adına bir kitap hediye edilecektir.
Etiketler:
euro 2012,
milli takım
Cuma, Kasım 6
Vizyonsuz TFF
14 ve 18 Kasım tarihleri arasında Dünya Kupasına kalmak için eleme maçları oynanacak. Bu tarihlerde aynı zamanda ülkeler hazırlık maçları yapıyor. Dolayısıyla kadrolar açıklanıyor her ülke antrenörü tarafından. Bizde ise böyle birşey olmayacak. Çünkü bu tarihlerde Türkiye A milli futbol takımının bir maçı görünmüyor. Federasyonun sitesinden araştırdım ve mail attım neden maç yapmadığımız hakkında. Takım antrenörü 10 Ekim'de istifa edeceğini bildirmiş ve hala yerine geçecek bir antrenör bulunamadı.Hadi diyelim en iyi ismi getirmeye çalışıyorsunuz. Belkide anlaşılan bir isim var ve sözleşme tarihinin bitmesi bekleniyor. Bunlar doğal sebeplerdir ve anlayışla karşılanabilir. Ama hazırlık maçı yapmamanın bir anlamı yok. Takımda antrenör yok diyeceklerdir. Ümit milli takımında o tarihlerde maçı var. Ancak başka alt kademelerdeki antrenörlerden hiç birimi boş değil. Sonuçta tüm bu isimler en baştaki isme bağlıydılar ve onun yoklugunda bu görevi yürütmeleri bekleniyordu. Bizden daha kötü durumda olan Belçika geleceği görüp sezon sonunda takıma katılacak olan Advocat'ı elemeler bitmeden takımın başına getirdi. Biz takım olarak Dünya üçüncüsü, Avrupa üçüncüsü olacak kaliteye sahibiz ancak yönetimsel olarak bu vizyonun çok çok uzağındayız. Önümüzdeki hafta ligde maç yok. Ancak milli takımın hazırlık maçıda yok. Ya sabır ...
Etiketler:
milli takım
Pazartesi, Ekim 12
2006 - 2009 Fatih Terim Yılları
Fatih Terim Çarşamba günü milli takım kariyerini resmen noktalayacak. İlk geldiği gündeki takımla 4 yıl sonraki bıraktığı takıma bakmak lazım. Son derece zorlu Ukrayna deplasmanı vardı mutlak kazanılması gereken. O maçtaki kadro tercihi şu şekildeydi.Volkan - Hamit, İ. Toraman, Alpay, Ümit Özat – Okan, Selçuk, Tümer, Gökdeniz – Fatih, Hakan Şükür
Bu kritik maçta tecrübeli isimlere güveniyordu Terim. Tümer’in tek golü ile kazanıyorduk bu maçı. Gruptan çıkmıştık ve Playoff oynayacaktık Dünya Kupası için. Rakip İsviçre olmuştu. O kritik maçta yani Kadıköy’deki mutlak kazanılması gereken maçtaki kadro tercihi ise şöyleydi.
Volkan – Hamit, Alpay, Tolga, Ergün – Serhat, Selçuk, Emre, Tuncay – Necati , Hakan Şükür
Bu maçı asla unutmayacağız bir nesil olarak. Alpayın daha maçın başındaki kırmızı kartı ve penaltısı. Sonrasında 10 kişi ile oynanan destansı futbol. Heleki Tümer’in son saniyedeki serbest vuruşu sırasındaki heyecanı asla unutmayacağız. Maç sonrasındaki olaylar çok konuşuldu. 5 maçlık bir ceza aldık Uefa tarafından. Buradada terim’in hissi duyguları ön plandaydı. Vogel için Selçuk’a verdiği infaz emri sonradan çok kızmış olsakta o an için bir şey dememiştik. Hatta haklı bile bulanlarımız var idi.
Artık Euro 2008 vardı önümüzde. Zorlu sayılmayacak bir gruptaydık. Çokta iyi başladık grup maçlarına. Ancak işi yine son maçlara bırakmıştık. Moldova ve Malta beraberliği bizi bu duruma itmişti. Norveç ile kritik maçımız vardı ve deplasmanda oynayacaktık. O maçıda mutlak kazanmamız gerekiyordu. O maç için takım tercihi ise şöyle olmuştu :
Volkan – İ. Kaş, Emre Aşık, Servet, Hakan Balta – Hamit, Aurelio, Emre, Arda – Semih, Nihat
Bu zorlu deplasmandan 2-1 lik galibiyetle dönmüştük. Bu maçtada ölüp ölüp dirilmiştik. Maçın başında yediğimiz gol ve sonrası kaçan Norveç pozisyonları vardı. Sonrasında Emre’nin çok uzaktna golü. İkinci yarı başlarında ise Nihat’ın kendine has golü. Önümüzde Bosna Hersek maçı vardı sadece. Bu maçıda bir golle kazanmayı başardık ve Euro 2008 için yerimizi ayırtmıştık.
Bu turnuvada 5 maç oynadık ancak. İlk Portekiz maçı hariç diğer bütün maçlarımızın kaderlerini son dakika belirledi. İlk üçünde biz güldük ancak son maçta aynı şey olmamış ve tersini yaşamıştık. Yarı finaldeki Almanya maçına kadar oynan İsviçre, Çek Cumhuriyeti, Hırvatistan maçları kalp krizi tehlikesi en yüksek maçlar olmuştu. Bu maçlardan sonraki kutlamalar ise yine bize has olmuştu. Ortada büyük bir duygu seli vardı ve bu duyguyu biz damarlarımızdaki kana kadar yaşıyorduk. Milletçe böyle değimliydik. Ya hep almalıydık yada savaşarak kaybetmeliydik. Son Almanya maçı kadromuz ise şöyle olmuştu :
Rüştü – Sabri, Gökhan, M. Topal, Hakan – Hamit, Aurelio, Ayhan, Uğur – Kazım, Semih
Lahm uzatmalarda hayallerimizi bitirmişti. Son saniyelerde attığı gol sonrası bile bi umutla bekledik maçın bitmesini. Bu sefer olmamıştı şans melekleri yanımızda değildi. Ancak yinede turnuvadan çok güzel anılarla ayrıldık. Artık kendimizi Avrupa üçüncüsü görüyorduk. Afrika’daki Dünya kupasında final vaatlerini dinledik ve okuduk sıkça. Kuralardan sonra tek rakip İspanya vardı görünüş olarak.
Kötü başladık gruplara ve böyle devam etti. İspanyadaki maçtaki kadromuz şöyleydi :
Volkan – G.Gönül, E. Aşık, Hakan, İ. Üzülmez – Tuncay, Aurelio, Emre, Arda – Nihat, Semih
Bu maçta beklide ilk kez oyunumuzla övünebilirdik. İspanya dünyanın en formda takımıydı ve ilk yarıda bir çok net pozisyon kaçırdık. Ancak 60. Dakikada Piwue bir karambolde umudumuzu çalıyordu. Sornasında İstanbuldaki maçtada iyi oynadık. Öne geçtik ve pozisyonlar bulduk. Gol kaçırmaya devam ettik. Beraerlik golünü yedik. Son dakikada ise mağlubiyetin acısını yaşadık. Artık son dakikalarda gol yiyen bir takım olmuştuk. Umudumuzu koruduk tüm bu sonuçlara rağmen. Fatih Terim bir şekilde bizi Afrikaya götürecekti. Çünkü hedef finaldi artık. Umursamadı çoğumuz bu durumumuzu. Artık son final maçımız olan Bosna Hersek deplasmanı vardı. Kazanmalıydık ve sadece kazanmamız yeteyecekti. Sonrasında Bosnanın bir takıma daha takılmasını bekleyecektik. Bu maçtaki 11 imiz ise :
Volkan – G.Gönül, Servet, Önder, Hakan – Hamit, Emre, Ceyhun, Arda – Tuncay, Semih
İyi başlayıp öne geçtik. Salihovic’in jeneriklik frikiği sonrasında durduk. İlkyarının berabere bitmesi şanstı bizim için. İkinci yarı oyuncularımıza yeterince yükleme yapılmıştı. Ancak pozisyon vermeye ve gol kaçırmaya devam ettik. Arda’nın son dakikalarda direkten dönen topu beklide bize ders niteliğindeydi. O şansı defalarca verdim artık duygu futbolu değil sistem futbolu oyna diye verilen bir ders.
Cumartesi günkü Belçika maçına kadar bu şekilde gelmiştik. Maç öncesi Bosna Hersek galibiyeti maçtaki konsantrasyonumuzu etkileyecekti mutlaka. Defans arkasına atılan iki top ile golleri yedik. Hücumda ise pozisyon bulmakta oldukça zorlandık. Kadroya baktığımızda ise Ceyun Eriş ilk kez milli formayı giyiyordu. Fatih ve Gökdeniz gibi formda isimlerin kadroda olmayışıda çok konuşuldu. Ancak Fatih Terim onları motive edemeyeceğini düşündüğü için çağırmamıştı diye düşünüyorum.
Böyle bir dört sene yaşattı bize Fatih Terim. Elbette yanlışları oldu. Belkide yanlışları çok çok fazlaydı. Kadro tercihleri hep meşgul etti beynimizi. İstifa kararına sevindik çoğumuz. Zamanıydı diye düşünüyorduk. Ancak bize yaşattığı o sevinçlerin hatrına son bir kez saygı gösterip öyle uğurlamalıyız. Çünkü ister kabul edelim ister etmeyelim bu ülkenin ikinci bir Terim’i yok maalesef. Yerine ise kimin geleceği en merak edilen soru şuan. Herkesin dilinde yabancı olsun, ülkeyi tanımamış olsun cümleleri var. Böyle düşünenlere şu soruyu sormak istiyorum :
Başarısız birkaç maç sonunda onuda eleştirmeyip, arkasında durmaya söz veriyormusunuz ?
Etiketler:
fatih terim,
milli takım
Cumartesi, Ekim 3
Belçika - Ermenistan Kadrosu

Belçika ve Bosna ile oynayacağımız kritik maçlar öncesi milli takım kadromuz açıklandı. Fatih Terim her zamanki gibi sürpriz yaptı kadro seçiminde. Ceyhun Eriş ilk kez adroya dahil edildi. Defans göbeğine çağırılan iki isim var sadece Servet ve Önder. İbrahim Kaş sağ bek, Ceyhun Gülselam ise orta alanda oynuyor takımlarında. Golsüz Nihat ve adı yumurtacıya çıkan Rüştü kadroda yine. Mustafa Sarp'ın çağrılmasını bekliyordum ancak tercih edilmedi. Kadromuz şu şekilde :
Kaleciler: Sinan Bolat (Royal Standard Liege), Volkan Demirel (Fenerbahçe), Rüştü Reçber (Beşiktaş)
Savunma: Gökhan Gönül, Önder Turacı (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Hakan Kadir Balta (Galatasaray), Ceyhun Gülselam (Trabzonspor), İbrahim Kaş, İsmail Köybaşı (Beşiktaş)
Orta saha: Hamit Altıntop (Bayern Münih), Kazım Kazım, Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Ayhan Akman, Arda Turan (Galatasaray), Ceyhun Eriş (Ankaragücü), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Yusuf Şimşek (Beşiktaş), Tuncay Şanlı (Stoke City)
Forvet: Halil Altıntop (Schalke 04), Nihat Kahveci (Beşiktaş), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Gökhan Ünal (Trabzonspor), Sercan Yıldırım (Bursaspor)
Etiketler:
milli takım,
world cup
Perşembe, Eylül 10
Yine Evimizde İzleyeceğiz
Seneye evimizden izleyeceğiz Dünya kupasını. İlk yarı ilk 5 dakika hariç ne oynadığı belli olmayan bir takım, bu kritik maçta ilk kez resmi maçta milli olan oyuncu seçimleri, gol atamayan forvetler, bu kadar kötü istese olamayacak bi Gökhan Gönül, maçın hakemi diye atanmış düdüğü ağzında bi garip adam, vakit geçirmenin kitabını yazabilecek bir Bosna vs. vs.Sonuç biz yine evimizdeiz. Bu saatten sonra gideriz demek Polyanna'nın bile haddine değil. Bizden üstün olmayan bir takımı yenememek en kötüsü belkide. Ne zaman ayağa pas yaparak atak yapmaya çalıştıysak gol pozisyonu ürettik. Ancak bir türlü gol atmayı beceremedik. Ne doğru düzgün bir defans oyuncusuna nede gol vuruşunu yapabilen bir forvet oyuncusuna sahibiz. Yinede hazmedilecek bir olay değil son iki Dünya kupasına gidememek. Bu tabloyu oluşturanın yüz küsür milyarlı maaşı yatmaya devam edecek yinede
Etiketler:
milli takım,
world cup
Cumartesi, Eylül 5
Sen Varsan Herşey Tamam
Arda'dan bahsediyorum. Fotoğrafta kendisi görülmüyor ancak attırdığı bu golü attırabilecek başka bir isim yok takımımızda. Arda turan süperstar olduğunu tüm Dünya'ya gösteriyor. İnşallah gelecek sene bunu tüm Dünya izleyecek. Bu maçı geçeceğimize emindik ve biraz uğraşarakta olsa geçmeyi bildik. Çarşamba günü Bosna'da en kritik sınava çıkıyoruz. Bu maçta ortalrda görünmeyen Kazım'ın yerine Hamit kaymalı. Mustafa Sarp ise orta sahada Emre ile birlikte görev almalı. Bir Arda'mız daha yok bunu iyi bilelim.
Etiketler:
milli takım,
world cup
Perşembe, Şubat 12
Türkiye 1-1 Fildişi Sahilleri
İspanya maçı öncesi son provamızı yaptık.İspanya ile aynı futbolu oynamaya çalışan bir ülkeyle maç yapmak daha faydalı olurdu.Fildişi Sahilleri kadro olarak üst düzeyde ancak takım olma konusunda sıkıntıları mevcut.Zaten onlardan çok bizim ne yaptığımız daha önemliydi dün.Çünkü İspanya ile oynanacak maçlardan en az 2 puan almalıyız Dünya Kupası için.Dışarıda Estonya ve içeride Belçika beraberliğini telafi edecek ekstra puanlar lazım.Fatih Terim maça değişik bi kurguyla başlamadı ancak Aurelio'yu orta sahada tek bırakarak onun önüne Tuncay'ı koyması hataydı benim için.İspanya bu kurguyu orta sahada çok rahat bozabilecek bir takım.Caner sol bekde başarılı oldu diyebiliriz.Ancak önündeki Arda ile uyum sorunu yaşadı.Arda demişken bu sıralar kendisinde bir sıkıntı mevcut.Yaratıcı özelliğini sahaya yansıtamıyor son maçlarda.Terim'in en dikkat çekici tercihi forvetteydi.Gökhan-Semih ikilisi pek uyumlu olmadı maalesef.Zaten İspanya deplasmanında ikili forvet ile oynamak maçı kaybetmek demek olur.Hamit ise görevini yaptı ilk yarı boyunca.Servet - Zan ikilisi bu maçı hatasız tamamladılar ancak hızlı İspanya karşısında yerleşim hatası yapmamaları mucize olacak.
28 Mart'a kadar çok şey değişebilir.Ancak bizde değişmeyen bir şey var o da uyumsuzluğumuz.Hala belli bi sistemle maçlara çıkmıyoruz.O maça göre oynuyor takımımız.Kısa vadede başarılı oluyoruz ancak uzun soluklu işlerde bi türlü başarılı olamıyoruz.Fatih Hoca'nın Aurelio yanına mutlaka Ayhan'ı monte etmesi gerekli İspanya'daki maçta.Onların önünde ise Hamit oynamalı, sağda Tuncay solda ise Arda olmalı.Forvet seçiminde ise o anki form durumlarına bakmak lazım.Bizim için çok kritik İspanya maçlarına şuan için hazır değiliz.Ancak İspanya artık taşlarını yıllardır yerine oturttuğu sistemiyle bizim karşımıza çıkacak.Formda İngiltere'yi 2-0 la geçtiler.David Villa'nın dar alanda yaptığı çalımlarla attığı golü bizede atması uzak bir ihtimal değil.Bu Dünya Kupasınada katılamamak çok şey götürür bizden.Ancak maalesef Belçika bizden daha şanslı duruyor Dünya Kupası için.
Etiketler:
milli takım
Cuma, Kasım 14
Avusturya Maçı Kadrosu

Sürpriz olarak formayı hakeden sadece Eren Güngör var diye düşünüyorum.Orta saha ise bomba olmuş.Bal yapmayan arılarla dolu.Forvette ise uyumu yakalayacak ikili yapamıyorum bu dörtlüden hadi hayırlısı.İmparator ne yaparsa doğrudur.
Kaleciler : Volkan Demirel (Fenerbahçe), Cenk Gönen (Denizlispor)
Savunma : Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu (Galatasaray), Ceyhun Gülselam (Trabzonspor), Eren Güngör (Kayserispor), Gökhan Zan (Beşiktaş), Hakan Kadir Balta (Galatasaray), Caner Erkin (CSKA Moskova)
Orta Saha : Serkan Balcı (Trabzonspor), Kazım Kazım (Fenerbahçe), Ayhan Akman (Galatasaray), Mehmet Aurelio (Real Betis), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Tuncay Şanlı (Middlesbrough), Arda Turan (Galatasaray)
Forvet : Halil Altıntop (Schalke 04), Sinan Kaloğlu (Bochum), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Mehmet Yıldız (Sivasspor)
Etiketler:
milli takım
Perşembe, Eylül 11
DENGE....

Euro 96'da tarihinin ilk Avrupa kupası seyahatine çıkan milli takımımızın katettiği yol dönem itibariyle devrim olarak adlandırılıyordu.Yani katılmanın dahi büyük başarı olduğu bir dönem.Beklentilerin çok olmadığı,takımında bu beklentiler naticesindeki bir mantaliteyle sahaya yansıttığı oyun vardı o dönemlerde.Şimdi aradan geçen 12 yıl ve bugünün milli takımımıza baktığımızda,biri dünya kupası diğeri Avrupa şampiyonasında oynanmış iki yarı final ve iki üçüncülük var.Yani 90'larda bir bankanın reklamlarından aklımda kalan kısmıyla;milli gelirin 30 bin,enflasyonun %o,5 seviyelerine inmesi kadar imkansız görünen sonuçlar(aynı reklamda milli takım Avrupa şampiyonu oluyordu).Bahsettiğim 12 yıllık süreçte gelişen futbolla değişen hayaller ve fikirler ve bunun tekrar futbola yansıması beklentilerin artışıyla beraber dengeli bir ivme kazanmıştı.Yine hatırlıyorumda dün akşam elimizden kaçırdığımıza üzüldüğümüz Belçika'yı kendi evinde yendiğimiz Euro 2000'de ne bayram yapmıştık.Dün akşam aynı sevinç bir puan alan Belçikadaydı.Bu örneği sadece mantalite değişimi ve farkını göstermek açısından verdim.Sadede gelecek olursak çıtamız çok yükseldi,beklentilerimiz arttı,hedefimiz daha da büyük artık.Öyleki Avrupa şampiyonu İspanya'yı grup ikincisi yapacağız diye "ayıp olacak boğalara"gibi düşünenlerde az değil.Bunlar beklentiler tabiki ama birde gerçeğimiz var ki buda işin dengesizlik kısmı oluyor.Milli takımımız beklentire cevap verecek cürüme sahip değil.Çünkü biz artık hep final ve şampiyonluk istiyoruz.artık bizim için ütopya olmayan şampiyonluğu..Teknik taktik açıdan olsun takım olarak olsun rakiplerinden eksiği olmayan bilaks fazlası bulunan takımımızda neyin eksik olduğunu görmek için teknik adam olmaya gerek yok.Ama biz aşikar sevdanın gizli derdini çekmeye devam ediyoruz.
Dün gece ki bazı sonuçlara da baktığımızda bir açıdan sürpriz sayılan skorlar gördük Danimarka'ya evinde 3-2 yenilen portekiz,Finlandiya ile berabere kalan Almanya aynı şekilde Kuzey İrlanda'ya iki puan bırakan Çek'ler.Ortada ilginç bir durum var takımlar güç olarak dengeleniyor ama bu ivmede yükselen mi küçükler yoksa düşen mi büyükler?!!!Değişen taktikler,antreman teknikleri ve teknolojinin spor bilimine katkıları ve bunun futbola etkisi bu dengede önemli faktör elbette.Artık devir ismi büyük olanın değil,hak edenin kazanacağı devirdir.İngiltere'siz Euro 2008'in tatsız geçtiğini düşünenler bence daha fazla hazırlıklı olmalılar:İtalya'sız Fransa'sız Brezilya'sız kupalara..Hak edene başak helal olsun efendim...
Etiketler:
milli takım
Kaptanı Emre Olanın
Belçika gibi ikinci sınıf bir takıma karşı hiçbir üstünlük kuramamak milli takımımıza yakışmadı.Maçın her anı soru işaretleri ile dolu.İlk önce Çağlar isimli futbol özürlü insanı anlatayım.Bir solbek oyuncusunun maçta minimum 4-5 kere bindirme yapıp önündeki oyuncuyu rahatlatması gerekir.Ancak yerinde çakılı durup maçı tamamladı Çağlar.Yediğimiz golden önce rakibe öyle salakça bir faul yapıyorsun ki o top gidip gol oluyor.Hadi faul oldu sonrası tam bir komedi.Tuncay'ın yerine 13. dakika giren Halil, maça gireli 20 dakika olmuş ancak tutacağı oyuncuyu bilmiyor.Golden sonra Mehmet Topal'ın yüz ifadesi bunu açıkca anlatıyor.Kalede ise maçı seyreden bir kaleci olunca güzel bir gol yemiş olduk.Emre diye bir isim var sahada maçın başından beri yüzü gergin öfkeli.Sanki savaşa çıkmış.O yüzden ilk yarı boyunca top ayağına dolandı durdu.Ancak İmparatorun öz evladı olduğu için oyundan çıkartılmadı.Kazım halı sahada bizim sağ açığa ilaç olur ancak.Mehmet Topal ve Gökhan Gönül geçen yıl oynadıklarının 10 da 1 ini oynamıyorlar.Semih ise birşeyler yapmaya çabalıyor ancak pas atılmayınca boşa çırpınmış oldu.Bir tek Arda bu duruma isyan etti.Ancak arkasından gerekli desteği göremedi.Bu oyuncularla bu maçı kazanmamız tesadüf olurdu zaten.Belçika ise maçın başından beri 1 puan için oynadı.Ancak antrenör diye karaktersiz ötesi bir kişi oturtmuşlar klübelerine.Maç öncesi ise Gökdeniz-Emre kavgası yaşanmış.Yeter artık bu densizin yaptıkları.Onu kazanıcaz diye ülkeyi bir Dünya Kupasından daha etmeye kimsenin hakkı yok.Bosna 7-0 yendi Estonya'yı.Bunu düşünmemiz gerekiyor.Belçika'yı orada rahat geçecek gücümüz var ancak İspanya'ya karşı 2 maçtan 4 puan almaktan başka bir çaremiz kalmadı.
Etiketler:
milli takım,
world cup
Salı, Eylül 9
Nike Amblemi
Milli takım formasında birşey gözüme batıyor.Nike amblemi bayrak kadar büyük olmuş formada.Halbuki Nike sadelik için küçük amblem kullanırdı.Kötü bir görüntü ortaya çıktığı kanaatindeyim.Daha küçük olması gerekiyor gibi duruyor çünkü.Sadece bizim formamızdamı böyle bunu araştırmak lazım.* Araştırdım Arsenal, Celtic, ManU, Barcelona, İnter ve Juventus içinde aynı büyüklükte amblem kullanıyorlar.
Etiketler:
milli takım
Mevlüt Sorunsalı
Fransa liginde şuana kadar 3 gol atan Mevlüt milli takımda istenen düzeyde oynamadığı için sorgulanıyor.Belçika maçında yedeğe çekileceğe benziyor.Ancak Mevlüt'ün klübü Sochaux'da oynadığı pozisyon ile milli takımdaki pozisyonu çok farklı.Ben Mevlüt'ün bu yüzden başarısız olduğunu düşünüyorum.Başarısız demek bile gerekmeyebilir.Çünkü Ermenistan maçında ilk yarıda sadece onun koşularıyla pozisyon bulabildik.Euro 2008 de sağ kanatta oynatılmıştı.Ermenistan maçında ise Semih'in arkasında ancak sağ kanata yakın oynadı.Tuncay orta sahaya kaydırılmıştı bu yüzden.Takımında ise ileride en uçta oynatılıyor.Sochaux'da vasat bir takım olduğu için Mevlüt'ün dripling yeteneğini, top saklama becerisini azami şekilde kullanıyor.Kısacası Mevlüt daha yeni yeni bu oyuncularla kaynaşıyor.Nihat'ın yokluğunda Halil Altıntop'tan daha çok şans verilmesini hakediyor.Özellikle İspanya maçlarında bize çok lazım olabilir.Pujol ve Albiol gibi beli ağır oyunculara karşı onun hızını düşünmeliyiz.İyi performans içinse takımla uyumu artmalı.Buda oynatarak olabilecek bir olay.
Etiketler:
milli takım,
world cup
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
