Sabahın ilk ışıkları ve özgürlüğe yürüyen insanlar.
güzel ülkem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel ülkem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Haziran 1
Salı, Şubat 28
Tepki Koyamamak

Pazar günü havanında güzel olması sebebiyle binlerce kişi Taksim’de Hocalı Soykırımını protesto için toplandı. Her toplu gösteride olduğu gibi burada provakatörler ve mikserler ön plana geçti. “Hepimiz Türküz” pankartına diyecek bir söz yok. Kendini Türk hisseden herkes Türktür yada ne hissediyorsa odur. Yeter ki topluma saygılı olsun, genel kurallara uysun. Ancak üst resimdeki gibi bir afiş basılıp binlerce kişiye dağıtılınca tepki göstermek yerine tepki çekmiş oluyorsun. Yanlışı yanlış ile kapatmaya çalışmak büyük cahilliktir.
Öyle bir haldeyiz ki içerisine sinsilik işlememiş hiçbir kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, siyasi parti vs kalmadı. Bu sebeple herkes yanındakini iyi seçmeli. Pazar günü Hocalı’da can veren binleri anmak yerine Ermeni, Rum vs azınlıklara lanet okumakla geçti. Tepki vermek yerine tepki çekildi. Halbuki çok daha anlamlı işler yapılabilirdi. Ancak dediğim gibi hainler, sinsiler heryerdeler. Buna ister derin devlet ister ajan fark etmiyor. Amaçları toplum refahını, huzurunu kaçırtmak. Uyanık olun ve topluluğun koyunu olmayın. TOPLUM OLARAK TEPKİ KOYMAKTAN ANLADIĞIMIZ; KARŞI OLDUĞUMUZ HERŞEYİ YOKETMEK YADA ZARAR VERMEK MAALESEF.
Etiketler:
güzel ülkem
Çarşamba, Temmuz 6
Hakkari'de İki Şehit

Fotoğrafa iyi bakın. Sivil kıyafetleri ile arkadan kalleşçe vurulan bu iki kişi Hakkari Yüksekova’da uzman çavuş olarak ülkesine hizmet eden vatandaşlarımız. Sabah saat 7’de görev yerlerine giderken bir kahpeye yakışan şekilde kalleşçe arkadan çekilen tetikle şehit ediliyorlar.
Bir hafta önce yazdığım postta o bölgede görev yapan devlet memuru ve askerlerimizin psikolojik durumlarının araştırılması gerektiğini belirtmiştim. Ve dün yaşanan bu olay her şeyi açıkca ortaya koyuyor. Şehit Murat Özkozanoğlu’nun eşi memleketi Adana’da ve 3 aylık hamile bir şekilde bu acı haberi alıyor.
Diğer şehidimiz Yahya Karakaya ise henüz 50 günlük evliydi. Eşi ise 3 gün önce yanına gelmişti. Nasıl bir yorum yapılabilir ve ne anlatılabilir bu ailelere. Bu işlerin baş müsebbipleri ise daha birkaç gün önce şu ifadeleri kullanmıştı :
Tunceli’de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK’lı Zeynep Kınacı’nın Diyarbakır’daki anma etkinliğinde konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel şunları söyledi :
"Zilan yoldaş özgürlük hareketi açısından önemli bir isimdir. Zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış, aynı zamanda erkek egemen sisteme karşı kadın mücadelesine önemli bir çıkış yapmıştır. Sadece Zilan değil, Kürt özgürlük tarihine baktığımızda binlerce sehidimiz var. 18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadele yaşamını yitirmiştir. Bunların arasında binlerce kadın arkadaşımız var. Bizim bugun rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz. 30 yılda çok büyük emekler ve çok büyük bedeller verildi. Ancak halen yolumuz var"
Şehir merkezlerinde silah kullanmaktan korkmuyorlar artık. Askeriyede bu soysuzlara dik durmuş ve binlerce leş almış komutanların büyük çoğunluğu suçları yüzlerine okunamadan yıllardır zindanlarda tutuluyor. Bu nasıl bir sabır imtihanıdır anlamak çok güç. Şu insan müsvetteleri Türkiye Büyük Millet Meclisine girmeyi başarıyor. Sebahat Tuncel gibi binlerce şerefsiz ve kansız 35 milletvekili meclise girecek. Ömür boyu devlet maaşını ve imkanlarını kullanma hakkına sahip olacaklar.
Rabbim bu soysuzlardan hesap sorulacak güne ulaştırmaya nasip eylesin. Bütün şehitlerimiz ruhları şad olsun.
Etiketler:
bdpli orospu çocukları,
güzel ülkem,
şehit
Cuma, Aralık 3
Bu Nasıl Mantık ?

İsrail’de Karnel dağlarında başlayan ve halen devam etmekte olan yangın şuana kadar 40 sivilin yanarak ölümüne yol açtı. Ölenleri büyük çoğunluğu cezaevinden tahliye edilen mahkumlar ve gardiyanlar. Fotoğraftaki araçtan kaçamayan onlarca insan yanarak can verdiler.
Buraya kadar acı bir haber, ancak bundan sonra bu linke tıklamanızı rica ediyorum. Burada ki yorumları sıkılmadan okuyunuz. Ben bi yere kadar okuyabildim ve yazılanları idrak etmekte zorlanıyorum. Nasıl bir bağnazlıktır ki yanarak can veren bir insan hakkında bu yorumlar yapılabiliyor.
İsrail politikaları gereği nefret edilesi bir ülke olabilir ancak bu onların da insan olduğu gerçeğini değiştirmez. Böyle acizce sevinmek ise bir müslümana en yakışmayacak hareketlerdendir. Yorumların bazıları şu şekilde :
• yorumunda insanlıktan bahsetmişsinde sen israili ve israil halkının insan olduğunu mu düşünüyosun yoksa açında kuran okuyun demişsinde kuranda okuyamadığın yerlede var sanırım.KURAN- KERİM de de yahudilerin lanetlendiğini bilmiyorsun sanırım???? &8220(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayır küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.&8221 (Bakara 88) ister asker olsun ister sivil olsun farkeden bişey yok
• Gidip iki odun da ben atasım geldi...
• lafa geldımı faşistliğie kızan islamcılar iş israilli sıvıller olunca gerçek yuzlerını cıkarıyor ortaya sızlerde ınsanlık kalmamış şimdi soruyorum mavımarmara baskınını israilli sivlliler mi yaptı ?asker yaptı hukumetı yaptı burada ölenler siviller bu kadar mı yobaz ve bagnaz oldunuz yazıklar olsun bırde ıslamdan dınden bahsedersınız devamlı açında kuranı okuyun sallamayın işkembeden
• savaş gemilerinden uçaklar kalksın körfezden kaldırır mı koşar mı yardıma bakalım. yüzsüz israil yardım istemiş, türk yetkililer kabul etmiş. birçok israil haber sitesinde israilliler yazılarında türkiye yardım eder mi diye çok fazla yazı var...allahim sen yücesin sen büyüksün
• buda bir şeymi? bunlar ufak tefek...
• yanarak canveren yahudiler için 1 g üzülmedim keşke daha çok kişi ölseymiş...
• sevinçten uyuyamadım mutluluk gözyaşları bunlar. :d
• bu ne güzel haber.
• göndermesin itfaiye uçaklarımızı. bir hayvan dahi acı çektiğinde üzülüyorsam. 2008 gazze katliamından sonra filistinli bebeklerin bombalar altında kalmış parçalanmış vucutlarına kahkalarla gülen bir millete ben hiç acımam hiç affetmem ve o bebeklerin üzerine bombalayan millet sınıra geçmiş çekirdek çitleyip insanlığı yok eden mahlukatlara üzülmem. kendi bebelerine bombaların üzerine yazı yazdıran mahlukatlara acımam. allahım daha beterini göstersin bunlara onlar insan değiller ki üzüleyim.
• evet masumsa ölenler israil politikasını desteklemiyorlarsa şayet,onlar için üzüldüm.ancak siyonist düşüncedelerse allah şahidimdir ki içim bir zerre acımamıştır
Şu son yorum başlıbaşına bir olay. Bu kişiye sormak istiyorum Adana İncirlik’ten kalkan ABD uçakları gidip Bağdat’ı bombalarken ve orada masum sivil insanlar ölürken de hiç mi üzülmedin? Hiç mi suçluluk duygusuna kapılmadın? Yoksa ölen insanların dinine göre mi üzüldün? İslam hoşgörü dini değil midir?
Peki bu şerefsizlik niye …
Etiketler:
güzel ülkem,
israil,
müslüman,
vakit gazetesi
Perşembe, Kasım 11
Biri Şu Köpeği Sustursun
''Ama bu ülkenin Başbakanı, yurt içinde, güya milliyetçi olduğunu iddia eden zevat tarafından 'dili koparılmakla' tehdit ediliyor. Bakıyorsun, bir başkası çıkıyor 'onu koltuğundan indireceğim, meraklanmasın' diyor. Siz nesiniz? Siz siyasi parti misiniz, yoksa kasap mısınız? Siz ne zamandan beri ali kıran baş kesen oldunuz? Demokratik parlamenter sistemde bu makamlara millet getirir, millet götürür. Bunun dışında hiçbir yol, yöntem... Buralara indirme, bindirme harekatı yapamaz. Burası, evet açık söylüyorum, Mavi Marmara'nın uğradığı uluslararası sular değil. Orada onu yapanları biliyoruz, eğer onlarla eş durumdaysanız, eş değerdeyseniz buyurun çıkın ortaya. Bu nasıl bir üslup, bu nasıl bir hazımsızlık, bu nasıl bir öfke... Bütün samimiyetimle soruyorum; MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime, milliyetçi harekete, ülkücülere: Bu ülkenin başbakanını kastederek, 'dilini koparacağız' demek reva mıdır? Haydi biz geçtik. MHP'ye, CHP'ye oy vermiş, gönül vermiş kardeşlerim acaba böyle bir üslubu, böyle bir seviyeyi, söylemeyi fark ediyor mu? Seviye farkını görüyorsunuz değil mi, değerli arkadaşlarım. Eminim ki milletim de bu seviye farkını, üslup farkını, dil farkını çok iyi görüyordur. MHP yönetiminin giderek hırçınlaştığını, giderek siyasi nezaketi kaybettiğini milletimiz ibretle izliyor. MHP yönetimi ciddi bir baraj korkusuna kapılmış durumda. Bu korku ve kaygı çirkin bir üsluba kendilerini sevk ediyor. Bataklığa düşen çırpındıkça kurtulmaz, çırpındıkça batar. Şu anda bunlar budur. AK PARTi ile bu çirkin polemiklerin içerisini girenler, eğer bizi o çirkin polemiklere çekeceklerini zannediyorlarsa... Biz o çirkin polemiklerin içinde yokuz. Olmayacağız. Hiçbir zaman bu seviyesizliğe alet olmayacağız. MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime de söylüyorum: Bu çirkin üsluptan, bu gözü dönmüş yaklaşımlardan rahatsızlık duyduklarını çok iyi biliyorum. İnanıyorum ki onlar da bu konuda gerekli dersi gerekenlere verecektir. MHP'nin milliyetçi muhafazakar kimliğini arka plana iten bu yönetimin sergilediği yaklaşım milletin değerlerinden ciddi bir kopuşu ifade ediyor. MHP yönetimi her geçen gün milletin hissiyatından, milleten nezaketinden, milletin gündemin kopuyor. Milletin hoş görmeyeceği bir üsluba, hırçın bir söyleme sarılıyor. Bu tam anlamıyla bir savrulma durumudur, milletten kopma durumudur. Açık söylüyorum bu seviyesizlik karşısında biz nezaketimizi koruyoruz. Ancak Türk siyasetine yakışmayan bu üslubu da milletimizin takdirine havale ediyorum.''Partisini grup toplantısında böyle konuştu. Mavi marmara'dakilerle bir tuttu kendini. Yahudi yaptı toptan muhalefeti yetmedi cazgırca laflar attı tuttu. Mhp ile girdiği söz dalaşını ilk başlatan yine oydu ve verilen o dili keseriz yanıtına böyle cevap verdi. Taprığı müdahalerle Chp'yi bu seçimlik ortadan kaldıran sahipleri şimdi diğer bir muhalefet Mhp'ye aynı taktiği uygulamaya çalışıyor fakat Mhp'nin rest çekmesi sonucu şimdilik başarısızlar. Seçime doğru bir kaç belge, video, resim çıkartır taraf gazetesi. Böylece kukla hükümet durmaz yola devam eder. Bu köpeğin sahiplerine sesleniyorum :
Susturun artık şu iti ...
Etiketler:
güzel ülkem
Çarşamba, Kasım 3
Taksim'in Gelişi, Habur'dan Belliydi

İki resim arasında bir fark var mı ?
İlk fotoğraf gerçekleştiğinde siyasi liderlerin şöyle açıklamaları var dı :
Recep Tayyeap Erdoğan :
“Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü?”
Ahmet TÜRK :
“Bu gelenler teslim olmaya gelmiyor!.. Pişmanlıktan mişmanlıktan faydalanma gibi bir istekleri falan yok. Bunlar temsilci.. Şartları bildirmeye geliyorlar...”
Devlet Bahçeli :
“Dikkat buyurunuz, alkışlarla karşılananlar Mekke-i Mükerreme’den dönen hacı kafilesi değildir. Ya da alın terleriyle ekmeklerini kazanmak için gittikleri yabancı ellerden kesin dönüş yapan gurbetçiler değildir. Milletini yabancı coğrafyalarda şerefle temsil etmiş Mehmetçik birlikleri hiç değildir. Bunlar, elinde bebeklerin, anaların, kadınların, şehitlerin kanı olan, silahlarına masum binlerce vatandaşımızın kanı bulaşmış hain teröristlerdir.
Deniz Baykal :
“Azeri bayraklarını toplatan iktidar, daha dün Türk topraklarında sallandırılan PKK bezlerini görmezden geldi.. Gücünüz PKK’ya yetmiyor da Azerbaycan’a mı yetiyor”
Bir kez daha okuduktan sonra görüyorum ki siyasal erkler her zaman ki gibi popülist davranarak gerçeği manipüle etmişler. Canlı bomba olayından sonraki yorumları ise şu şekilde :
Recep Tayyeap Erdoğan :
“Türkiye'yi karıştırmak, huzuru, istikrarı, güvenlik ortamını bozmak isteyenlere asla ve asla müsamaha gösterilemeyeceğini, bu saldırıların hiçbir şekilde Türkiye'yi birlik, kardeşlik ve kalkınma hedeflerinden alıkoyamayacağını bir kez daha hatırlatıyorum”
Ahmet TÜRK :
"Her barışçıl süreçte bu tür provakatif eylemler yapılıyor. Silahların olduğu bir yerde mantık işlemez, bu nedenle bu tür eylemlerin artık Kürtler tarafındanda Türkler tarafından da mahkum edildiğini biliyoruz. Ama bu çok karışık bir şey, tamamen barışçıl sürecin gelişmesi için çaba sürdürülürken birileri düğmeye basılıyor. Kim tarafından geliştirilmiş olursa olsun provakatif bir eylemdir. Bizde merakla izliyoruz, nedir bu diye bir açıklamada yok"
Kemal Kılıçdaroğlu :
''5'i ağır, 15'i polis, 17'si sivil olmak üzere toplam 32 vatandaşımızın yaralandığı terörist saldırı bir kez daha göstermiştir ki, terörle mücadele zafiyet kabul etmeyen ve kararlılıkla sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Şu da çok iyi bilinmelidir ki, terör bir insanlık suçudur. Terörle, silahla, şiddetle sonuç almak ne mümkündür, ne de kabul edilebilir.
Devlet Bahçeli :
"Taksim'deki canlı bomba ne ise Başbakanın PKK açılımı da aynısıdır. terör örgütünün hedefinin büyükşehirler olduğuna işaret etti. Geçen ay uzatılan tezkereyi de hatırlatan Bahçeli, sınır ötesi operasyon çağrısı yaptı"
Peşlerinde milyonlar olan bu kişilerin hiçbiri dik duramıyor. Biri sağa kıvrılırken diğeri sola yatıyor. Başka birisi ihanetin tam ortasında kalmış ne yönü var ne pusulası. Sonuncusu ise gaflet uykusundan uyanamamış halde ilerliyor.
Bir tek Devlet Bahçeli en başında güzel tespitlerde bulunmuş fakat son açıklaması ile amacının ne olduğunu belli etmiş durumda. Üzüm yemek gibi bi derdi yok amaç bağcıyı dövmek. Teröristlerin baş tacı, şerefsizlerin iktidar olduğu bu ortamda koltuk derdine düşmüş muhalefet olması da ayrı acı. Bu güzel ülkenin güzel insanlarına yazık gerçekten.
Etiketler:
güzel ülkem
Salı, Kasım 2
Berhudar Ol Cumhuriyet

E tabii başımız eğik, gönlümüz kırık.
Her şeye rağmen çok iyi taşıdın bizi.
Bugün ’87. yıldönümünü’ kutladığımıza bakma. Aramızın ’limoni’ olduğunu dost düşman cümle alem biliyor. Ne biz ’seni’, ne sen ’bizi’ anlayabildin.
Biz sana ’ne’ verdik bilmiyoruz amma, senin bize ’çok şeyler’ verdiğin malum. En azından ’ağız dolusu sövme’ hürriyetini bahşettin bize. Sen daha boy atıp filizlenmeden, biz ’gırtlağımızı’ temizledik çemkirerek.
Zira, ’kurulu düzenimizi’ deşifre etmiştin.
’Ağa’, ’şıh’ ne derse hayat ondan ibaretti.
Oysa sen “Yahu Allah’ın kulu, akl et, aklın yok mu?” diyordun. Akl ettikçe, birileri ’bacılarımızı’ zevce, ’emeğimizi’ servet, ’yarınımızı’ esaret etmekten alıkonuyordu.
Dolayısıyla sen ’daha doğmadan’ ölüme mahkum edilecek bir ’melun’ diye şifreleniyordun.
’Birilerinin’ kurulu düzeni çatırdıyordu. İşte o yüzden ’kafir’ diye yaftalanıyor, gizli kapaklı toplantılarda ’ipe’ çekiliyordun.
Sana mı düşmüştü ’elin kurulu düzenine’ çomak sokup, ’çocuk yaştaki’ kızları tek ayağı çukurda ’uçkur düşkünlerinin’ elinden çekip almak.
Sana mı düşmüştü ’ukba’ deyip dünya malına ’yeni gelin’ misali sarılanların ipliğini pazara çıkarmak.
Olmadı, olmadı Cumhuriyet.
* * *
Ne yapsak ödeyemeyiz hakkını.
Önünde saygıyla eğiliyoruz. İhtiramla ’iki kat’, ’dört büklüm’ oluyoruz. Say say bitiremiyoruz ’bize bahşettiğin’ nimetleri.
Daha dün temellerinin atıldığı Ankara’da ’Kürdistan marşı’ okunurken ayağa kalktık, ihtiramda bulunduk.
Ne mübareksin ki bize, “Türk” lafını ağzımıza almadan; ’Türk’e hükmetme’ şerefini bahşettin ey Cumhuriyet.
’İhtida merasimimiz’ yüz yılı bile geçmediği halde, Talas savaşından bu yana Müslüman olan ve tarihinin ilk döneminden beri ’tek tanrılı dinlere’ inanan bir millete İslam’ı öğretiyoruz.
’Vehhabiliğe’, ’Şiaya’ olan gönül muhabbetimizi bu milletten gizleyip, bin bir türlü desiseyle onları ’din bağından’ sıkı sıkı esir alıyoruz.
Kendi ’kırma’ ırkımızı kamufle ederken, evlad-ı fatihan’ı ’çakma Türk’ olarak yaftalıyoruz.
Küfrettiriyoruz ’atalarına’, cümle geçmişlerine.
Ey Cumhuriyet ne büyüksün ki, Türkler ’bu tezgahın’ farkına bir türlü varamıyor.
* * *
Bizi ’nesepsiz’, ’soysuz’, ’sopsuz’ bağrına bastın. Başına ’taç’ ettin. Ayağımızın türabı oldun ey Cumhuriyet.
Acı, tatlı 87 yılı geride bıraktık. Bak, senin ’takiyeden’, ’ilm-i siyasetten’, ’riyadan’haberinin olmadığı bir kere daha ortaya çıktı.
Ve bizler nihayet gelip senin ’en mahrem kalelerine’ kuruluverdik.
Kabul, hep ’ikili’ oynadık. Düşmanların ile, ’denize döktüklerin’ ile işbirliği yaptık.
Kabul, senin ’bütün kazanımlarını’ haraç-mezat pazara çıkardık.
Ama anlaman lazım ey Cumhuriyet. ’Hayat’ dedikleri şey de bu değil mi zaten?
Senin ’temel fikrin’ nedir tam kavrayamadık amma, bizim ’hayattan’ anladığımız, namusluca ya da namussuzca hep kazanmaktır.
Artık kabul etmen gerekir ki, ’biz’ kazandık be Cumhuriyet.
87. yılında ’lafazanlıkla’, ’din bezirganlığıyla’, ’hokkabazlıkla’ ipleri elimize aldık.
Ha, o ’Cumhuriyet’in bekçisi’ olduklarını söyleyip, tozu dumana katanlar mı?
Onlar, toplumdan kopuk bir şekilde ’fildişi kulelerde’ yaşayıp, ’Godo’nun seni kurtaracağı günü’ bekliyorlar.
* * *
Sunmuş olduğun ’imkan ve şerait’ dahilinde, seni ’tarihe gömmenin’ son adımlarını atıyoruz.
’100. yılına’ ulaşmaman için elimizden gelen her şeyi yapacağımızdan emin olabilirsin.
Berhudar ol cumhuriyet.
Her şeye rağmen çok iyi taşıdın bizi.
Bugün ’87. yıldönümünü’ kutladığımıza bakma. Aramızın ’limoni’ olduğunu dost düşman cümle alem biliyor. Ne biz ’seni’, ne sen ’bizi’ anlayabildin.
Biz sana ’ne’ verdik bilmiyoruz amma, senin bize ’çok şeyler’ verdiğin malum. En azından ’ağız dolusu sövme’ hürriyetini bahşettin bize. Sen daha boy atıp filizlenmeden, biz ’gırtlağımızı’ temizledik çemkirerek.
Zira, ’kurulu düzenimizi’ deşifre etmiştin.
’Ağa’, ’şıh’ ne derse hayat ondan ibaretti.
Oysa sen “Yahu Allah’ın kulu, akl et, aklın yok mu?” diyordun. Akl ettikçe, birileri ’bacılarımızı’ zevce, ’emeğimizi’ servet, ’yarınımızı’ esaret etmekten alıkonuyordu.
Dolayısıyla sen ’daha doğmadan’ ölüme mahkum edilecek bir ’melun’ diye şifreleniyordun.
’Birilerinin’ kurulu düzeni çatırdıyordu. İşte o yüzden ’kafir’ diye yaftalanıyor, gizli kapaklı toplantılarda ’ipe’ çekiliyordun.
Sana mı düşmüştü ’elin kurulu düzenine’ çomak sokup, ’çocuk yaştaki’ kızları tek ayağı çukurda ’uçkur düşkünlerinin’ elinden çekip almak.
Sana mı düşmüştü ’ukba’ deyip dünya malına ’yeni gelin’ misali sarılanların ipliğini pazara çıkarmak.
Olmadı, olmadı Cumhuriyet.
* * *
Ne yapsak ödeyemeyiz hakkını.
Önünde saygıyla eğiliyoruz. İhtiramla ’iki kat’, ’dört büklüm’ oluyoruz. Say say bitiremiyoruz ’bize bahşettiğin’ nimetleri.
Daha dün temellerinin atıldığı Ankara’da ’Kürdistan marşı’ okunurken ayağa kalktık, ihtiramda bulunduk.
Ne mübareksin ki bize, “Türk” lafını ağzımıza almadan; ’Türk’e hükmetme’ şerefini bahşettin ey Cumhuriyet.
’İhtida merasimimiz’ yüz yılı bile geçmediği halde, Talas savaşından bu yana Müslüman olan ve tarihinin ilk döneminden beri ’tek tanrılı dinlere’ inanan bir millete İslam’ı öğretiyoruz.
’Vehhabiliğe’, ’Şiaya’ olan gönül muhabbetimizi bu milletten gizleyip, bin bir türlü desiseyle onları ’din bağından’ sıkı sıkı esir alıyoruz.
Kendi ’kırma’ ırkımızı kamufle ederken, evlad-ı fatihan’ı ’çakma Türk’ olarak yaftalıyoruz.
Küfrettiriyoruz ’atalarına’, cümle geçmişlerine.
Ey Cumhuriyet ne büyüksün ki, Türkler ’bu tezgahın’ farkına bir türlü varamıyor.
* * *
Bizi ’nesepsiz’, ’soysuz’, ’sopsuz’ bağrına bastın. Başına ’taç’ ettin. Ayağımızın türabı oldun ey Cumhuriyet.
Acı, tatlı 87 yılı geride bıraktık. Bak, senin ’takiyeden’, ’ilm-i siyasetten’, ’riyadan’haberinin olmadığı bir kere daha ortaya çıktı.
Ve bizler nihayet gelip senin ’en mahrem kalelerine’ kuruluverdik.
Kabul, hep ’ikili’ oynadık. Düşmanların ile, ’denize döktüklerin’ ile işbirliği yaptık.
Kabul, senin ’bütün kazanımlarını’ haraç-mezat pazara çıkardık.
Ama anlaman lazım ey Cumhuriyet. ’Hayat’ dedikleri şey de bu değil mi zaten?
Senin ’temel fikrin’ nedir tam kavrayamadık amma, bizim ’hayattan’ anladığımız, namusluca ya da namussuzca hep kazanmaktır.
Artık kabul etmen gerekir ki, ’biz’ kazandık be Cumhuriyet.
87. yılında ’lafazanlıkla’, ’din bezirganlığıyla’, ’hokkabazlıkla’ ipleri elimize aldık.
Ha, o ’Cumhuriyet’in bekçisi’ olduklarını söyleyip, tozu dumana katanlar mı?
Onlar, toplumdan kopuk bir şekilde ’fildişi kulelerde’ yaşayıp, ’Godo’nun seni kurtaracağı günü’ bekliyorlar.
* * *
Sunmuş olduğun ’imkan ve şerait’ dahilinde, seni ’tarihe gömmenin’ son adımlarını atıyoruz.
’100. yılına’ ulaşmaman için elimizden gelen her şeyi yapacağımızdan emin olabilirsin.
Berhudar ol cumhuriyet.
Not : Bu yazı 29 Ekim 2010 tarihinde Yeniçağ gazetesinde İsrafil K. Kumbasar tarafından yazılmıştır.
Etiketler:
güzel ülkem
Cumartesi, Eylül 25
Hamili Şerefsizdir
Dün gecelerce mesai harcayarak tamamladığım bir projeyi İstanbul İtfaiyesine sunuma gittim. Proje büyük olduğu için öğleden sonra gelmem istendi. Sadece sizin projeye bakacağız diye de eklediler. Ancak amaçlarını daha önce ki deneyimimden biliyorum. Kısacası onay için ücret istiyorlar. Tıpkı Belediye ve İski’de çalışan onay mühendisleri gibi.Öğleden sonra 14:00 da içeri aldılar. Hiçbir zaman birbirini tutmayan standartlarına göre eksik bir şeyler aramaya başladılar. İki saatlik inceleme sonrası bir noktada yazılmış boru çapının küçük olduğuna ve otoparklarda bulunan muslukların yetersiz olduğuna kanaat getirdiler. Tam bu sırada içeriye elinde projelerle bir bayan girdi. Cebinden çıkarttığı kartı uzattı ve yaklaşık 10 saniye sonra aldığı cevap şu şekildeydi :
“Projeleri şuraya yayın, kaşelerde masanın orada siz kaşeleri basın bizde imzasını tamamlarız”
Evet her şey bu kadar basit aslında. Onca emek, mesai hepsi boşa bu ülkede. Sizinde elinizde “Hamili Kart Şerefsizdir” yazısı varsa işleriniz kolaylıkla döner bu ülkede. Karttaki ampul ambleminide es geçmemek gerekiyor. Zira ülkede ki tüm şerefsizler orada.
Etiketler:
güzel ülkem
Perşembe, Temmuz 8
Ne Farkeder ki?
Gerçekten ne farkeder ki?Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği !
Türk ve Kürt etle tırnak gibidir !
Bu iki kelimenin bi farkı var mı? Elbetteki yok.
İlk cümle Deniz Gezmiş'in, İkincisi ise Alparslan Türkeş'in.
Peki bu iki sözü söyleyen kişilerin birbirinden bir farkı varmı ?
Birlik olup daha refah yaşamak varken bu huzursuzluk niye? Hergün verilen bu şehitler niye ?
Ne güzel demişler "Türk, Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir".
Lütfen oyuna gelmeyelim ...
Etiketler:
güzel ülkem
Salı, Haziran 1
Ez Cümle "Vicdan"
Dün yaşanan iki olay bir kez daha bizi ortaya koymuştur. Toplum olarak çok çabuk bölünüyoruz. Nedenini tam olarak bilmesemde düşüncem “içtenliğimizden” dolayı bu bölünmemiz.Kimisi ölenlere sadece insan olduğu için üzülüyor ki haklılar. Bir başka kesim sadece dini Müslüman olduğu için ölenlere üzülüyor. Bir başkası ölenlerden çok içimizdeki Yahudi vatandaşlarımızı düşünüyor. Diğeri İsraili haklı buluyor. Bir başkası ise savaş açmalıyız diyor. Bu değişik düşünceye sahip insanlar uzar gider.
Tüm bunların nedeni devlet olarak bir politikamızın olmamasından kaynaklanıyor. Eminim Türkiye dışında çoğu devlet vatandaşı kendi halkının başka topraklarda öldürülmesi sonucu devletinin ne yapacağını bilirdi. Bakınız İsrail, Lübnan’da ölen her vatandaşı karşılığı Gazze’ye bombalar yağdırıyor. İşte bu devlet olmanın ve hatta bağımsız devlet olmanın sonucudur. Doğru veya yanlış kendi halkını herkesten üstün görüyor. Onun için mücadelesini sürdürüyor.
Türkiye teröristlere bomba yağdırdığında içimizdeki bazı şahıslar bundan rahatsız oluyor. O insancıllar birden ayaklanıyor. Onlarında insan olduğundan bu ülkenin vatandaşı olduğun dem vuruyorlar. Ancak askerleri vurduklarında ise ortalıkta hiç kimse görünmüyor. Perde arkasından sokaklarda elinde Türk bayrakları ile miting yapan kişilere sakin olmalarını. Fırsatı kaçırmamalarını söylemektende çekinmiyor bu şeref yoksunları.
Ne yazacaktım nerelere geldi. Ancak çok doluyum bu konuda. Demem odur ki; elbette herkes insandır. Ancak Dünya o sizin hayalinizdeki gibi bir yer asla olmayacaktır. Hele ki bizim yaşadığımız Coğrafya’da bu hayaldende ötedir. Yahu biri vatani görevini yapıyor, diğerleri ise onun nöbet değişimini bekliyor ve kahpeçe tuzak kurup öldürüyor. Bu insanlarla o şehit olan kardeşlerimizi bir tutan zihniyeti anlamam yada anlayış göstermem imkansız. Haklı tepkisini gösterenlere Milliyetçi, Faşist, Gerici damgası vurup yaraya tuz basmayın. Vicdan sadece biraz vicdan.
Etiketler:
güzel ülkem
Pazartesi, Mayıs 31
Hatay'da 6 Şehit
Baharın gelmesiyle kış aylarında yaşadıkları inlerinden çıkan insan kılıklılar yurdun her yerinde askerlerimize saldırmaya başladılar. Teröristler bu saldırılara devam ederken meclisteki uzantıları da atıp tutmaya devam ediyor. Gün geçmiyor ki şehit haberi gelmesin. Dün gece acı haber Hatay İskenderun’dan geldi.“İlçe girişindeki Modernevler Mahallesi'nde bulunan Deniz İkmal Destek Komutanlığına, Adana-İskenderun Otoyolundan teröristler tarafından roketatarlarla saldırı düzenlendi.
İlk belirlemelere göre saldırıda 6 asker şehit oldu. Askerler tarafından da ateş açılmasıyla bölgede çatışma yaşandı.
Saldırıda yaralanan 9 asker ile şehit askerlerin cenazeleri, İskenderun Devlet Hastanesine kaldırıldı.”
Bu saldırıyı çok iyi yorumlaması gerekiyor sorumluların. Gece İsrail’in yardım gemilerine saldırmasından önce gerçekleşen bi saldırı. Saldırı yapılan birlik Deniz İkmal Destek Komutanlığı olması da ayrı bir gariplik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ve tüm milletimize baş sağlığı diliyorum.
Etiketler:
güzel ülkem,
şehit
Salı, Nisan 27
Doğru Söze Ne Denirki?
" Öyle ya her şeye kadir bir siyaset için her şeye kadir bir anayasa gereklidir. Ancak bu şekilde siyaset, toplumu yeniden kurgulamak ve dönüştürmek görevini başarabilir. Zira Türkiye’de siyaset hizmet amaçlı değil egemen olmak amaçlı bir paradigmayı esas almıştır. Nitekim Başbakan, 23 Nisan için gerçekleştirilen sembolik törende koltuğuna oturttuğu çocuğa “Artık astığın astık, kestiğin kestik yetki sende” anlamına gelen sözler etmiştir. Bu sözler, Başbakanlık makamının Sayın Başbakan tarafından nasıl göründüğünü göstermesi bakımından önemlidir."
Özcan Yeniçeri - Yeniçağ
Etiketler:
güzel ülkem,
siyaset
Salı, Nisan 13
Haklı Olup Haksız Duruma Düşmeyi Becerebilmek
BDP genel başkanı Ahmet Türk'e dün yapılan saldırı sonrası BDP li vekiller, belediye başkanları ve vatandaşlarımız haklı oldukları durumdan haksız duruma geçmeyi başardılar. Bunu defalarca gördük ancak kendilerinin bunu görmeye niyetleri yok. Olayın o kadar içindelerki biraz geri çekilip bakamıyorlar artık. Hatta MHP Genel Başkanı Bahçeli dahi olayı kınarken bu terörist ruhlu demeçler ve sokakları savaş alanına çevirmenin ne alemi var. Bir kez daha görmüş olduk ki demeçlerinde asla samimi değiller. Velhasıl kelam; biri suyu bulandırıyor ve siz o sudan içince su kötü diyorsunuz. Halbuki suyu bulandıranın kim olduğu apaçık ortada .
Etiketler:
bdp,
güzel ülkem,
siyaset
Çarşamba, Aralık 30
Açıklık ve Açılım İlişkisi
Açıklık sloganıyla yola çıktı. Kaç parça olduğu ve ABD yönetimiyle ile olan ilişkisi ortaya çıktı.Bunlar sadece kısa bir not. İki liderin politikaları ve sonuçları dikkatli incelenirse her şey görülebilir. Yolları aynı yoldur. Tek fark birinin Moskova’dan diğerinin Ankara’dan yola çıkmasıdır. Şuanki durumla ilgili çok kısa bir örnek verip kapatalım.
28 Mayıs 1987 tarihinde 18 yaşındaki Batı Alman vatandaşı Mathias Rust, tek kişilik uçağıyla Finlandiya / Helsinki'den havalanarak ve hiçbir engel ile karşılaşmadan Moskova'daki Kızıl Meydana indi. Kızıl Meydana iner ve kendisi vurulmak istenir. Fakat vurulması engellenir. Bu tarihten sonra Gorbaçov yapacağı “Açıklık” hamlesine karşı çıkan subayları teker teker bertaraf eder. Dünya’nın dengesinin değiştiği tarih olarak kayda geçirilir 28 Mayıs 1987.
Etiketler:
güzel ülkem,
siyaset
Salı, Aralık 29
Kozmik Oda
Bu blogda böyle şeyler yazmaktan kaçınıyorum. Hatta hiç yazmak istemem ancak öyle olaylar oluyorki susmak yerine yazıya döküp paylaşmak daha iyi geliyor. Spor blogu temalı ve genelde spor üzerine kurulu bu blogda bu tip yazı görmek istemediğini belirten kişiler var ve bu kişiler bu yazıları okumayabilir.Dedesi Kubilay’ın şehit edilmesine ön ayak olan ve elebaşı olduğu kanıtlanan malum şahısa yönelik bir suikast iddiası ortaya çıktı bir hafta kadar önce. Bunun ardından birkaç subay çıkmış ve bu subaylar yüksek mevkilerdeki kişilerden emir almış. İşte her şey bundan sonra başladı. Genelkurmay’ın en mahrem yerine giriliyor artık. Ülkenin olası durumlarında atılacak adımları bir savcı bir hakim bile biliyor. Hadi diyelim Genelkurmay başkanlığında birileri bu subaylara malum şahsın katli konusunda emir verdi.
Bu emri yazılı olarak kim verir?
Sadece yazılı değil belgeli şekilde kim saklamak ister?
Bu aramayı yapan şahsın geçmişini bilmeyi çok isterim. Eminim ki onun altındanda kötü kokular gelecektir. Olaya birde şu yönden bakalım. Genelkurmay’ın halk üzerindeki o güven duygusu her geçen gün sarsılmakta ve hatta artık öyle bi güven kalmadı belki. Seferberlik daire başkanlığı altında bu arama ve sonrasında yaşanacaklar askerde ciddi bir güven kaybına yol açacak. Gerçi bizim askeri kurumumuz sütten çıkmış ak kaşık hiç değil. Ancak sonuçta bir ülkenin askeri kurumunun gücü o ülkenin dokunulmazlığının güvencesidir. Bunca olay yaşanırken Genelkurmay Başkanınında susması ayrı bi gariplik. Konu ile ilgili Yılmaz Özdil köşesinde güzel bir yazı yazmış. Okumak bu lazım yazıyı. Gelecek günler bize ne gibi gariplikler gösterecek. Her zaman dediğimiz hayırlısı diyelim. Ancak bu işlerin hayrı bize değil başkalarına yarayacak.
Etiketler:
güzel ülkem,
politik
Salı, Aralık 15
Açılım, Karışım ve İsrail
Son günlerde sokakta yakma, yıkma eylemleri var. Ülkenin büyük çoğunluğunda bu tür olaylar oluyor. Hatta bu karışıklığa başka bölgeleride çekmeyi çalışanlar var. Biraz sakin düşününce işin göründüğü olmadığı apaçık ortaya çıkıyor. En son diyeceğim sözü ilk başta söyleyeyim ve olayları birde bu pencereden anlayalım. Türkiye ne zaman İsrail ile sürtüşse terör olayları artıyor ve ülkenin huzuru ciddi şekilde bozuluyor. Ancak ciddi bir tezat söz konusu. Hükümetteki kişiler İsrail ile uyumlu olmadıklarını her platformda söylemleri ve eylemleri ile gösteriyor. Fakat bu tür çıkışlardan sonra bir türlü dik duramıyordu. Taki son bir aya kadar bu böyleydi. Ciddi anlamda bir uyumsuzluk var iki ülke arasında.Elbette bilmediğimiz şeyler var. Zaten bu tür gizli şeyleri bilmemiz toplumsal yapımız gereği mümkün değil. Beynimize işlenmiş"Ali yat" gibi cümleler mevcut. İrdeleyen bir toplum değiliz. Sürekli önümüze sunulanı yiyoruz. Bu ülkede 3 ayda öğretmen olan kişiler 20 sene öğrenci yetiştirdi. Böyle yetişen bir nesilden ve onların evlatları olan çocukların bu zihinsel prangadan kurtulması mümkün değil. Böyle olmadığınıda gördük. Sonrasında hep bir askeri devrim oldu. Ne zaman ülke dik durmaya düşünen, sorgulayan bir toplum oldu işte o zaman kafasına ve hatta ruhuna bir askeri darbe yedi. Ülkenin tartışan, düşünen ve üreten gençleri hapishanelere ve dar ağaçlarına mahkum edildi. Böylelikle bir kaç nesil daha yok edilmiş oldu.
Herşey bitti derken ülkeyi kalkındıran isim diye anılan Özal sayesinde üç beş çapulcu geldi yurdumuza. Bu üç peş çapulcu yıllar sonra 35 bin genç fidanımızı aldı bizden. Topraklarımıza ektiği nefret tohumları yavaş yavaş yeşerdi. Kimse ses çıkarmadı bu tohumlara. Ne zaman dağlarda kıskaca alınsa sihirli bir el tarafından kurtarıldılar. Elebaşı dahi elimize verildiği halde birşey yapamadık. Ne tesadüf ki bu olaydada "halkçı Ecevit"devletin başındaydı. Gariptir ülkemizde kim birşeye şiddetle karşı çıkıyorsa o işin altında onun imzası oluyordu. Tıpkı imam hatiplerin önünün kapanmasına en çok karşı çıkacağı sanılan Erbakan'ın bu kanunun altında imzasının olması gibi. Sanki o sihirli el yine devreye giriyor ve yapmaz denilen kişilere istediği işi yaptırıyordu.
Şu günlerde yaşadığımız olayların arkasındaki sihirli el yine aynı. Bu yüzden biz bu ülkenin halkı olarak galeyana gelmemeli ve her ne koşulda olursa olsun birlik olmalıyız. Kim inkar edebilir bu ülkede kürt vatandaşların olmadığını. Yada kürtçe diye bir dilin olmadığını. Hangimiz bilmiyor "çavani başiyi". Zaten kimsenin kürt halkını inkar ettiğide yok bu ülkede. O halkın içine sızmış hainler tetikliyor bütün herşeyi. İçlerindeki kini kusuyorlar meydanlarda. Birbiri ile binlerce yıldır yaşayan ve artık et kemik olmuş bir halkı ayırmak istiyorlar.Tıpkı zamanında Şeyh Sait adlı kişinin yapmaya çalıştığı gibi.
Ne zaman bu olaylara bu açıdan yaklaşmayı başarabilirsek ve kürt kökenli vatandaşlarımız gerçekleri görebilirse işte o zaman bu olmayan sorun ortadan kalkmış olur. Sonrasında ise aydınlık günler gelecektir ve gelmemesi mümkün değildir. İlk bin yılda Dünya'yı Doğu medeniyetleri yönetti. Sonraki bin yılda ise batı medeniyeti bu üstünlüğü Osmanlıdan sonra eline aldı. Ve artık tüm bu olayları Dünya'da en yakından hisseden ülke olan Türkiye'nin bu iki medeniyet arasından Dünya'yı etkisi altına alacak bir oluşum ile yükselmemesi mümkün değil. Zira bu altyapı sadece bizde mevcut. Gelecekte güzel günler olacak ancak büyük sancılarla gelecek günler bunlar. Bu yüzden derin bir nefes alıp harekete geçme zamanı. Bu ülkenin dinamikleri faal duruma geçmiştir artık. Cumhuriyet ile yaşanan soluklanma safhası son bulmuştur.
Etiketler:
güzel ülkem
Pazartesi, Aralık 7
Başımız Sağolsun
Tokat’ın Reşadiye ilçesi Sazak Köyü yakınlarında devriye görevi yapan jandarma ekiplerine teröristlerin ateş açması sonucu yaşanan çatışmada 7 asker şehit oldu. Yaralılar arasında sivillerin de bulunduğu belirtilirken, bölgedeki yoğun sis nedeniyle operasyonun güçlükle sürdürüldüğü bildirildi.
Etiketler:
güzel ülkem
Cumartesi, Aralık 5
Var mı ?



Bizden daha demokratı, çağdaşı, aydını var mı? Hangi ülke canını kastedeni besler, korur. Birde şu it kırmalarının sözlerine bakın :"Orada eğer havalandırmanın üstü kafesle kapatılıyorsa, nefes sorunu yaşanıyorsa bu 'Kürt sorununu boğuyoruz, açılım bitti, bitti İmralı'yla beraber, İmralı'ya yaklaşımla beraber bitti zaten."
Anlayan varsa beri gelsin ...
Etiketler:
güzel ülkem
Salı, Ekim 27
İgdaş Gökyüzüyle Arkadaş, Vatandaşla ...

İGDAŞ hakkında bir haber vermek istiyorum. Konu fatura değil baştan belirtelim. Bir zihniyet sorunu. Tüm kuruluşlarda ve özellikle kamu kuruluşlarında görülen bir zihniyet. Görevleri halka hizmet olan bu kuruluşlar nedense hizmet yerine daha başka kaygılara kapılıyorlar. Şöyle açıklayayım:
İGDAŞ doğalgaz proje konusunda Zeta Cad adlı online proje onayını sağlayan programı kullanıyordu. Taki bir süre öncesine kadar. Bu program sayesinde proje onay işlemi eski sistem olan elden teslime göre kat kat daha hızlı yapılıyordu. Ancak İGDAŞ bu online sistemden vazgeçmiş. Nedeni ise "özrü kabahatinden büyük" sözüne eş değer. Proje onayları çok hızlı yapıldığından gaz açma işlemleri hızlanıyor ve şuanki personel bu ihtiyaca yeterli gelmiyormuş. Yani şunu diyor; ben fazladan 20-30 mühendis almak yerine vatandaşın gazlarını 1 hafta - 10 gün geç açmayı tercih ediyorum. İşte böyle kişiler İstanbul'a gaz sağlıyor.
Etiketler:
güzel ülkem,
igdaş,
istanbul
Perşembe, Ekim 22
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



