akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Haziran 15

Habere Gel

Milliyet internet sitesinde bu fotoğraf kullanılmış ve "İşte Erdoğan'ın Masasının Şifreleri" başlığı atılmış. Nasıl bi yalakalık yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Masasında tel zımbalara kadar herşey gösterilmiş. Biri çıkıp bu haberin mantığını açıklasın.

Ayrıca Erdoğan'ın not almak için kullandığı eşsiz bloknotlar, yazmak için kullanacağı altın uçlu dolma kalem gibi detaylar nasıl atlanmış.

Bu arada kulaklarımla duyduğum Hz. Tayyip cümlesinden sonra ne desek boş. Tayyip oldu Hz Tayyip, Amerika'dakine ne sıfat yakıştırıyorsunuz merak ediyorum.

Cuma, Ocak 28

Bir Transferin Hikayesi



Herşeyden önce size Beşir Atalay’dan bahsetmeliyim. Türk tarihini bir çok ilklerine imza atmıştır sayın “İÇİŞLERİ Bakanımız”. İçişleri Bakanı olmadan önceki geçmişi kısaca şu şekilde :

3 Kasım seçimleri sonrası kurulan Gül hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığına getirilmek istendi. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto yedi. Sonrasında ise Devlet bakanı olarak atandı. İçişleri bakanı olarak Milli Güvenlik Kurullarına katılan Atalay vakti zamanında ‘üniversitede irticai kadrolaşmaya’ gittiği gerekçesiyle soruşturma açmış ve 15 Aralık 1997’de de görevden almıştı. Atalay, Türkiye tarihinde YÖK tarafından irtica gerekçesiyle görevine son verilmiş ilk ve tek rektör. Öğretim üyeleri disiplin yönetmeliğine dayandırarak Beşir Atalay’ı görevinden almakla yetinmeyen YÖK, daha sonra Atalay’ın hiçbir üniversitede görev yapamayacağına karar vererek, ‘meslekten men’ cezasını uygulamaya koymuştu. Atalay ise o dönemde YÖK Başkanı olan Kemal Gürüz’le yollarını “Nasılsa bir gün görüşeceğiz” sözleriyle ayırmıştı. Atalay hakkındaki suçlamaların bir bölümü YÖK soruşturma dosyasına, ‘Üniversiteye Atatürk heykeli ve büstü koymamak, kadrolaşma hedefleri doğrultusunda bilim jürilerine mevzuat dışı işlemler yaptırmak, akademik kadroları naklen atamalarla doldurmak’ biçiminde girmişti. İçişleri Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay, bir dönem ANAR araştırma şirketinin yöneticiliğini de yaptı. Söz konusu şirket YİMPAŞ şirketler grubuna dahil. Prof. Beşir Atalay bir sosyolog olup doktora tez konusu ise ‘Radikal İslam’ İslam’ın kendisi olduğunu iddia eden bir tez çalışmasıdır. Atalay’ın İçişleri Bakanlığı’na atanması, bunun beraberinde neleri getireceği de merak ve tartışma konusu oldu.

Başlıkta ki transfer meselesine dönelim. Beypazarı Belediyesi Ankara siyasetinde tarihi özellikleri nedeniyle kritik bir yer tutar. Bu belediyeye sahip olmak bir takım artılar getiriyor olmalı. Zira bölge turistik olarak büyük gelişme göstermekte. Mansur Yavaş dönemlerinde büyük sıçrama kateden Belediye, Mansur Yavaş’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmasıyla görevini bırakmak zorunda kaldı. Sonrasında ise göreve Cengiz Özalp geldi. İşte o Cengiz Özalp geçtiğimiz günlerde Akp’ye katılmak zorunda bırakıldı. Kendisine yapılan baskıyı Mhp İlçe Başkanı Ahmet Uzunoğlu yaptığı açıklama ile anlattı. Açıklama şu şekilde idi :

"Belediye Başkanı Cengiz Özalp AK Parti’ye geçmeden bir gün önce, belediye meclis üyelerini saat 10.30’da acil toplantıya çağırarak, ’İçişleri Bakanımız Sayın Beşir Atalay bu gece beni sabah saat 04.00’e kadar İçişleri Bakanlığının üç kat altında tutarak, üniversite yıllarımdan bu güne geçmişimle ilgili önüme bir takım belgeler koydu. Aile hayatımın biteceğini düşünerek bana bir kağıt imzalattılar. İnanın intiharı düşündüm, eşim ilaçları sakladı. Psikolojim yerinde değil. Onun için sizlerle konuşuyorum. Sizlerden gördüğüm destek üzerine şimdi Salih Kapusuz’u arayıp o kağıtları yırtmasını söyleyeceğim. Telefonlarımı kapattım. Bu saatten sonra AK Parti’ye geçmeyeceğim konusunda namus, şeref sözü veriyorum’ diye açıklama yapmıştır. Gecenin geç saatlerine kadar iki meclis üyemiz yanında bulunmuş, onlara da söz vererek, çocuklarının üzerine yemin etmiştir. Bunlara rağmen yaklaşık 7-8 saat sonra nedenini bilmediğimiz bir şekilde AK Parti’ye katılmıştır. Bu durum kendisinin her zaman arkasında olmuş olan Milliyetçi camiayı üzmüş, mağdur durumuna düşürmüştür. Kendisini esefle kınıyoruz."

Bu olayda basında yer bulmadı. Bulamaması da artık doğal geliyor. Bu zihniyetin kolu heryerde artık. Mide bulandırıcı bir iktidar ve onun kirli elleri.

Salı, Ocak 18

Çekin Kirli Ellerinizi


Bugün Hürriyet gazetesinde yer alan iki yazı son yılların spor açısından özeti niteliğinde. Yılmaz Özdil ve Kanat Atkaya kendilerine has üsluplarıyla gündemi değerlendirmişler.

Akp ikitidarında kirlenmeyen mecra kalmadı. Alenen herkese kafa tutmaktalar. Devletin yapmakla yükümlü olduğu görevleri dahi lütuf olarak görmektedirler. Son olarak Galatasaray'a yaptıkları restleşme yenilir, yutulur cinsten değil. Ancak Adnan Polat ve güruhu yalakalıktan Galatasaray yapılan saygısızlığı göremiyor bile. TÜRKİYE Futbol Federasyonu henüz Galatasaray - Sivasspor maçının oynanacağı stadı dahi açıklayamadı. Baskı altına almadıkları kurum kalmadı sanırım. Spor yerine siyaset yazmaktan bıktım ancak yazmamış olmakda vicdani rahatsızlık veriyor.

Cumartesi, Aralık 25

Biz Bu Hallere Düşecek Adammıydık !!!



Sözlerini çok çok sevdiğim bir şiirdir. Mustafa Yıldızdoğan'ın ağzına ve gönlüne sağlık olsun. Bu şiiri beğenmeyenlerde çıkacaktır elbet. O kişiler için eklemedim zaten. Bu şiir bizi çok güzel anlatıyor. Şuan iktidardaki şerefsizler bir yana muhalefette olan hainler bir olmuş liğme liğme bölmeye çalışıyorlar bu toprakları. Ancak unuttukları bir şey var ki başlarına er geç gelecek. Bu millet susar susar ve zamanı gelince öyle bir tokat atarki karşısındaki bir daha ayağa kalkamaz. Bugün Kürt meselesi adı altında Türkiye ve Türkçe'yi katletmeye çalışanlar zamanı gelince o tokatı yiyecekler hiç şüpheleri olmasın. Mecliste Türkçe dışında başka dillerde konuşanlar ise onların toprak altında dahi yatacak yerleri yok. Köpek bile yemek yediği kabı pislemez. Bunlar hayvandanda aşağılık mahlukatlar. Ya sabır dostlar, dibe vurmaya az kaldı sonrasında yüzeye daha hızlı çıkacağız.

Salı, Eylül 7

Cuma, Eylül 3

Evet Dilencileri



Kim mi bu dilenciler ?

Resimde görüldüğü gibi iktidar sahipleri. İstanbul'da ellerindeki belediyelerde her akşam bir mahallede iftar yemeği veriyorlar. Tüm mahalle halkı katılabiliyor bu iftarlara. Masraflar Belediye'nin kasasından çıkıyor. Buraya kadar herşey normal.

Yemek faslı bitiyor ve işte ondan sonra bu yemeğin amacı ortaya çıkıyor. Belediye başkanı alıyor eline mikrofonu başlıyor "Evet" dilenmeye. Hatta bazıları müslüman olan "Evet" der bile diyor.

Bu kadar kolay bunların müslümanlığı. Başbakanın karısı, kızı, oğlu, bibisi, didisi herkes seferber bu "Evet" için. Onlarda boş durmuyor el açıyor halka "Evet" diye.

Yandaş medya Gazetede, Tv'de "Evet" dileniyor. Devlet kurumları reklam adı altında "Evet" sloganı çıkartıyor. Hatta o bile yetmiyor bilinçaltı reklamları yapılıyor "Evet" için. Artık nereye baksak "Evet" görüyoruz. Hayır yazıları indiriliyor asıldıkları yerden.

Erkan Tanyolaç bile bile "Evet" diyecek artık ...

Allah Belanızı Versin


Az önce Cuma namazı çıkışında kapının dibinde bekleyen kişilerin ne dağıttıklarını merak ettim. Çünkü ellerindeki kağıtları o kadar hızlı ve hararetli bir şekilde dağıtıyorlardı ki dikkat çekmemeleri mümkün değil. Ben onlara yönelmeden onlar gelip beni yakaladılar. Uzattıkları kağıdı aldım.
Kağıtta " Daha çağdaş Bir Türkiye için Evet " yazıyordu. Başka bir şey okumaya gerek duymadan yırtıp attım. Şu işi camilere kadar soktunuz ya. Size beddua etmekten başka birşey bulamıyorum.
Gerçi camileri ve dini kullanmayı sizden daha iyi bilen yok. Bu mühür kadar temizsiniz.