Perşembe, Haziran 12

Yağmur

Dün maçtaki görüntü;maçın içinde olan herşey gökyüzündede mevcuttu.Tablo gibi çekilmiş bi resim.Bizim gibi gökyüzünü karmaşık duygular yaşadı dün gece.

Oooryuket Chelsea'de

Chelsea en aklı selim kararı vererek Luis Felipe Scolari'yi teknik direktör görevine getirdi.Scolari sinsi ve zeki bi teknik adam.Chelsea'de güzel işler yapacaktır.İstediği tipte oyuncuları mevcut.Bide eli kolu ayrı oynamsın orası İngiltere.En ufak hareketinde madara eder oradaki medya.

Gün 5

Arda'ya top aktarıldığında ayağa fırladım yürü oğlum pas çalımını diye bağırdım.Sanırım benim ses tonum evdeki herkesi heyecanlandırdığı ve Arda'nın ceza sahasına geldiğinden olsa gerek ayağa fırladık.Sonrası ise malum Pamukyan'ı üzecek milliyetçilik sevinçleri.

Dünkü maç hakkında yazılacak o kadar çok şey var ki.Bunu kalemi daha kuvvetli arkadaşım hrmpasa'ya bırakıyorum.Ben resimlerle anlatmaya çalışayım.Ama dün sahada herşey vardı.Sanki 90 değil 900 dakika yaşadık.Yağmur,üzüntü,heyecan ve maçın değerini anlatacak kadar kan vardı.Dün bazen fenerli olup Semih'in ne demek olduğunu anladık.Bazen Galatasaray'lı olup Arda'nın yeteneklerini gördük zaten milli takım olgusuda buradan çıkıyor.Dün sahada ve özellikle ikinci yarıda görmek istediğimiz Milli Takım vardı.


Çarşamba, Haziran 11

Ev sahibi

İstatistiklere göre 1976'dan beri ilk maçlarını kaybeden ev sahipleri ikinci maçların tamamını kazanmışlar.Umarız bi kez daha istatistikler yanılır.Bu akşamki 11'i merak ediyorum.Bakalım neler olacak.Her zaman söylediğimiz bir tabir ile bitirelim.Ya tamam ya devam.

Yuh artık

Fatih'te adı usta olan bir insan yakıt tankını Oksijen kaynağı ile kesmeye çalışmış.Nede olsa tank boş hele şunu keselim diye düşünmüş sanırım.Sonuç 3 ağır yaralı ve çevredeki insanlara müthiş bir korku.Ölü olmamasını ümit ediyorum.Ama kardeşim bu kadarda olmaz ki.İzahı zor bir olay.

Kobe 1-2 Celtics

Lakers 88-81 kazanarak 2-1 'e getirdi durumu.Maçın son periyotunu seyredebildim sadece(malum uyku saati).Maçı benim için her zaman dünya'nın en büyük basketbolcusu Kobe'nin sayesinde kazandı Lakers.36 sayı attı bu kısır maçta.Son dakikalarda topu veriyolar Kobe'ye o da gidip sayısını atıp geri geliyor.İnanılmaz bir özgüven var bu adamda.Jordan'ı meraklı gözle hiç seyretmedim ama Kobe çok başka bir oyuncu.Bi insan yürüyerek 20 sayı atarmı.En kötü maçında bu rakama ulaşabilen bir oyuncu.Gönlüm ondan dolayı Lakers ile.Evimizde 3-2 yapar.Oradada bi galibiyetle şampiyonluğu kapıp döneriz.

Gün 4

Hat-trick'le başladı Villa.İspanya orta sahası ilk yarı derinlemesine çok güzel işler çıkardı.Bunun sonucunu iki golle aldılar.Villa'nın 3. goldeki vuruşunu yapacak bi forvetimiz yok takımda.İspanya kadro olarak fazla genişliğe sahip.Aragones bunu kullanmayı başarırsa hüsran yerine sevinçle dönerler evlerine.3 olduktan sonra Torres'i çıkarması saçmalıktı İspanya adına.Rusya'dan söz edersek;kötü bi ekip değil.Defansı ilk yarı oturtamadılar ve arkalara çok kaçırdılar.Ancak 2 toplarıda direkten döndü.Hücum olarak her takıma gol atabilecek varyasyonlara sahip.gerçi defanslarına Yunan maçında pek iş düşmeyecek gibi.O yüzden o maçı alıp İsveç ile final oynayacalar gibi görünüyo.

Yunanlılar bu sefer ne oynadıklarını iyice gördüler.Daha doğrusu oynayamadıklarını.Dün gol atmaları mucize olacaktı.Bi takımın sistemine her zaman saygı duyulmalı ancak bu sistem sistemsizlik üretiyorsa bir sorun var demektir.İsveç seyircisinin ıslıkları herşeyi anlatıyordu.İsveç maç boyu üstündü ve süper yıldızı İbrahimoviç'in bazukasıyla açtılar yunanlıları.İkinci gol ise enteresandı.O kaleci bozuntusuna nasıl tahammül ediyolar hayret doğrusu.Kral Otto bu sefer çuvalladı.Rusya'ya karşı işleri daha zor.Çünkü Rusya yaratıcı bi ekip.Bi Yunanlıya sormak isterdim takımınızın böyle oynamasını neden yıllardır ses çıkarmıyorsunuz.

Salı, Haziran 10

İbrahim Üzülmesin


Resimdeki arkadaş şunları söylemiş;
"Hakan Balta’nın Portekiz karşısındaki performansını beğenmedim.Sol bekte son 10 yıla damgasını vuran tek bir oyuncu var: İbrahim Üzülmez... Ancak şampiyonada yok. En kötü günümde bile olsam, en az 4-5 bindirme yapar, rakibe yengeç gibi yapışırdım. Bunlar görülmedi ya da görülmek istenmedi.“Sekiz yıldır Siyah-Beyazlı formayla yürüyorum. Kimler geldi, kimler geçti. Mücadeleye devam edeceğiz... Kralı gelsin, çabamı sürdürürüm. Güçlü olduğum sürece, formamı kimseye kaptırmaya niyetim yok. Roberto Carlos dediler, hepimiz gördük... Kim, kaç maç oynamış kıyaslama yapılsın... Hodri meydan” .
Umarım bunlar gerçek değildir.Çünkü kaynak Fanatik.Eğer doğruysa insan demezmi Hakan Balta gibi kaç kere kafanı kaldırıp orta yaptın yada Carlos kadar yararlı oldun.Neyse daha fazla yazmaya gerek yok.




Amerikalı


Haberi görünce hiç şaşırmadım çünkü bunu daha öncede yapmıştı.Acaba NBA'de takımı finale kalsaydı oynamayacakmıydı sadece bu sorunun cevabını versin yeterli olur.Diğer amerikalı ise kadroda maalesef.Profesyonellik nasıl oluyo diye gidip Nowitzki'ye sorsun iki kanka.Ama suç onlarda değil onları bunca yaptıklarından sonra hala çağıranlarda.Son avrupa şampiyonasında nasıl rezil olduk bunu hemen unutuyorlar.

Gün 3

Hollanda Dünya şampiyonu İtalya'ya gerçek bir ders verdi dün akşam.Van Basten'in takımı sahada inanılmaz bir oyun örneği gösterdiler.Rakibini çok iyi analiz eden bir hoca olduğunu dün kanıtladı.italya'nın kanatlardan etkili gelemeyeceğini süzmüş ve beklerinden özellikle Van Bronckhorst'u sürekli orta alana soktu.Göbeği kalabalık tutarak İtalya'nın göbek varyasyonlarını tıkadı.İlk yarı boyunca bunu başardılar.İleriye ise Sneijder ve Van Der Vaart ile hızlı çıktılar.Ancak dün sahanın yıldızı 3 gol attıran Kuijt oldu.Tabi Sneijder'ide unutmamak lazım.İlk golde herkes ofsayt olduğunu düşündü ancak olmadığı açıklandı.İki ve üçüncü goller ise İtalya adına dramatik goller oldu.İkinci golden önce kornerden kafa vurulan topu son anda çizgiden çıkartan portakallar çıktıkları kontrada golü buldular.Üçüncü gol ise Van Der Sar ürünü.Pirlo'nun frikiğini güzel çıkardı.Peşine yine kontradan üçü buldular.Ancak İtalya ikinci yarı güzel futbol oynadı.Toni'yi yalnız bırakmasalar gollerde bulabilirlerdi.İki takımın verdiği mücadele şuana kadar turnuvanın en güzel futbolunu izletti bize.İtalya'da Materazzi'nin ne kadar gereksiz bi adam olduğu iyice belgelendi.
Grubun diğer maçını ise yorumlamaya gerek yoktu.iki takımda istediği sonucu aldı.Giderek defans futbolu hakim oluyor heryere.Ama Hollanda her zaman ortaya koyduğu güzel futbol oynama mücadelesi ile bugüne kadar herkesin sevgisini kazandı.Böyle oynamaya devam ederlerse gönlümüz onlarla.

Pazartesi, Haziran 9

River Şampiyon

River Plate lig bitimine 1 hafta kala şampiyonluğa ulaştı.Evinde Olimpo'yu yeni yıldızları Diego Bounanotte'nin attığı 2 golle geçtiler.En yakın takipçileri Estudiantes evinde Colon'la berabere kalınca 4 puan öne geçip şampiyon oldular.Sevinçleri ise görülmeye değer.Arjantin'i hep sevmişimdir ancak ben Boca yerine River'ı desteklerim.İki gol atan Bounanotte bi ara Galatasaray'a yazılmıştı malum gazeteler tarafından duyunca irkilmiştim şimdi ise bu transfer tamamen bi hayal ürünü.


Gün 2

Gerçek bir favori gibi oynadı Almanlar.Sistemleri kusursuzdu.İki beki çok efektif işler yaptılar.Ben özellikle Lahm'a yine hayran kaldım.Tabi bu takımın yıldızı ne Ballack ne de Podolski.Benim favori oyuncum Klose.PES de bile as oyuncumdur.Futbol zekası muhteşem bir forvet.Tam anlamıyla bir forvet yani.Pas yapan,şutatan,çalım atan ve en önemlisi o an ne yapması gerekiyosa onu yapıyor.Podolski ise klasik Alman stili bir oyuncu.Almanlar finale çıkacaklar gibi oynadılar dün.Polonya ise düz oyuncularla düz oynayan bi takım.Ama fizik olarak üst düzeydeler.Hırvatları geçme şansları var.




Hırvatlar maça hızlı başladılar ve ilginç bi stili olan Olic hakkıyla penaltı kazandırdı takımına ve yeni yıldızı Modric golünü attı.Bundan sonra karşılıklı atak olarak geçti oyun.Ama ikinci yarı turnuvada şuana kadar izlediğim en bunaltıcı futbolu oynadı Avusturya.Hırvatları yarı sahalarında boğdu tabiri caizse.Garip bi takımları var.İsmi akıllarda olan bi oyuncu yok ama atakları organizeydi.Kanatlara çokca indiler(bizim en büyük zaafımız buralarda).Kısacası bizden çok iyiydiler dün.Ama Hırvatlar istediğini aldı.Bu arada bizim ülkemizde neden Olic gibi acar forvetler çıkmıyo.Adam rakibi bunaltıyor kene gibi yapışıp topu alıyor.

Anayasa Mahkemesi

Bir ülkede halkın oyuyla ikitidara yada muhalefete gelen kişilerin günlerce tartışarak verdiği bir kararı halkın seçmediği ve tanımadığı hatta çoğunluğunu marksist kişilerin oluşturduğu bi kurum reddebiliyorsa.Bunun sonunda mecliste bulunan 550 kişiden bir ses çıkmıyorsa o ülkede demokrasiden bahsetmek yanlış olur.Bugün birlik olup ses çıkarmayanlar ve karara sevinenler yarın kendi aleyhlerine böyle bir karar verilince ses çıkaracaklar.Bu sefer bugünün haklı olanları o gün susacak.

Cuma, Haziran 6

Başlıyor

İlk düdüğün çalmasına 1 gün kaldı artık.Euro 96 da grupta takıldık.2000'de çeyrek finalde ilginç bir maç sonunda Portekiz'e elendik.2004'de Letonya kabusu gördük.Sıra 2008'e geldi.İlginç olan nokta şu.96 ve 2000 senelerinde hep Portekiz'le oynadık.Grupta ve çeyrek finalde olmak üzere iki maçıda kaybettik.Yolumuz yine keşişti ve bu sefer ilk maçımız onlarla olacak.İyi bir başlangıç bu takıma moralin yanında finale gitmek için ışığı yakar.Bu takıma güvendiğimi hep yazdım.

Sezon Kapandı

Bu sezonlukta bu kadarmış.Bakalım gelecek sene nereden başlayacaklar.Nasıl plan yapacaklar da yeniden toparlanacak.Geriye Polat, Memati, Abdülhey kaldı.Ancak şu bi gerçek ki dün akşam ki bölüm Çakır'ın öldüğü bölümden sonra ki en çarpıcı bölümdü.Tabi ki olaylar değil diyaloglar olarak.Polat İskender konuşması çok şey anlatıyordu.Gelecek sezonu merakle bekliyoruz.

Güven


Barcelona teknik direktör koltuğuna içlerinden biri olan Josep Guardiola'yı oturttu.Yıllarca o formayı terletmiş ve kaptanlık yapmış.Emekli olduktan sonrada bir süre Barcelona alt yapısında görev yaptı ve şimdi ise dünya yıldızlarının başına antrenör olarak geldi.Başarılı olup olmaması önemli değil.Ona duyulan güven ve verilen rol daha önemli.Ülkemizde maalesef bu örnekler çok çok az.Sadece Hakan Kutlu var hatırladığım.

Perşembe, Haziran 5

Salih Usta'dan


Neler Oluyor

Ligler bitti ancak Avrupa'da bir çok sürpriz kararlar açıklanıyor.Önce İskoç takımı Gretna iflas etti,sonrasında Bulgar şampiyonu CSKA ligden men edildi ve bunun sonucunda avrupa kupalarına gidemeyecek.Portekizde Porto'nun puanı silindi ve avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elinden alınacak büyük ihtimalle.En son haber ise Romanya'dan.Şampiyon Cluj takımı son maçta maçı satın aldığı gerekçesiyle 6 puanı silindi.Steau Bükreş'in bir puan önünde bitirmişlerdi ligi.Dolayısıyla kararın onanmasından sonra şampiyonlukları silinecek.Biz kendi ligimize haksızlıkmı yapıyoruz acaba.Son yılların en çekişmeli ligi olaysız bitti.Endüstriyel futbol denen illet beraberinde bu tür sonuçlar doğuruyor ister istemez.

LDU Quito...İzlemeye değer...



Daha önce ismini belki birkaçkez duyduğum ama hiçbir maçını izlemediğim bir takım Quito.Taki geçen günlerde tesadüfen geceyarısı Libertadores Kupasında,Club America karşısındaki maçlarının son bölümlerini izleyene dek.Oynadıkları futbol ister istemez sizi kendine bağlayan türdendi.Bu nedenle dün gece yine sabaha karşı maçın rövanşını izlemek için bekledim.Doğrusu beklediğime de değdi.Maç 0-0 bitsede Quito ilk maçtaki deplasman beraberliğiyle adını finale haklı olarak yazdırdı.Ekvador temsilcisi her ne kadar klasik Güney Amerika takımı olarak görünsede oynadıkları futbol kesinlikle farklı.Total futbolun tüm özelliklerini,kanat varyasyonları,orta sahadan derinlemesine paslar,defansif ve hücum pres hepsini birarada sunan ve bunu müthiş bir rahatlık ve serin kanlılıkla uygulayan bir takım.Stoperinden forvetine hep birlikte hücuma katılırken,aynısını savunma yaparkende uygulayabiliyorlar. Az gol atsalarda sayısız pozisyona girebilen,mantalitesiyle Euro 88'in Hollanda'sını anımsatan bir takım.Zevkli bir maç izlemek isteyenlere şiddetle tavsiye olunur.Copa Libertadores'i ve generalsiz tam bir takım olan Quito'yu takip edin...