Cumartesi, Eylül 26

Tebrikler Trt

Sezon öncesi Bundesliga’yı Trt’den izleyeceğimizi öğrenince bu konuda kaygılarımı belirtmiştim. Trt spor kanalı olarak Trt-3 ü kullanıyor. Ancak bu kanal yetersiz kalıyor sezon içerisinde. Neden başka bir kanalındada maç yayını vermiyor bunu açıklamaları gerek. Açıkcası maçları başka bir kanaldan izlemeyi istiyordum. Bu hafta ki maç seçimi ise komik olmuş. Almanya’da syılı derbilerden olan Ruhr derbisi ( Dortmund –Schalke) var bugün. Ancak aynı saatte başlayacak olan Wolfsburg – Hannover maçını tercih etmiş Trt yönetimi. Tabi Wolfsburg, Beşiktaş’ın rakibi olduğu için bu maçı vermeleri normal karşılanabilir. Ancak başka bir kanalındada Ruhr derbisini vermesi gerekirdi. Bu güzel maçı izleyemeyecek olmak kötü.

Bir başka komedi ise Hamburg – Bayern Münih maçında var. Bu maçın başlangıç saati 19:30. Ancak Trt bu maçı vermeyi uygun bulmamış sanırım. Şampiyonluk için en güçlü iki adayın maçını vermeyecekler. Yayın programına baktım ve o saatte Trt-3 te başka bir maç var. Hemde bu maç banttan yayınlanacak. Saat 14:00 bir maçın tekrarının 18:30 ‘a koymuşlar. Şimdi sıkı durun ve bu banttan yayınlanacak olan karşılaşmayı okuyunca şaşırmayın.

Buz Hokeyi Continental Kupası A Grubu Karş."H.Pituah-Polis Akademisi"

İşte verilecek maç yayını bu. Buz hokeyini yayınlamaları ne güzel. Ancak daha 4,5 saat önce canlı vereceğin maçın tekrarını vermek hangi akla hizmet bunu anlamak güç. Bu arada sayın yöneticilerimiz. Hamburg – bayern Münih maçını banttan vermeyi akıllarına getirmişler. Şimdi sinirlerinizi boşaltın çünkü bu maçın banttan yayın saatini yazacağım. Ramazanda olsaydık saat 03:05 deki maçı sahur keyfi olsun diye izleyebilirdik. Evet maçın banttan yayın saati 03:05 te olacak. Böyle bir yayın anlayışına sahip kanalın. U-20 Dünya şampiyonasını vermeyi akıl etmesi ise ayrı bir tezat. Hepimize "H.Pituah-Polis Akademisi” maçında iyi seyirler.

Cuma, Eylül 25

Haftanın Tatlısı

jöleli küpler
* Her hafta Cuma günü böyle bir post yayınlamak istiyorum. İlginç tatlı çeşitlerini paylaşmak istiyorum. Evet bir tatlı fetişistiyim. Önerilerinizide bekliyorum.

Uyanınnnnn!

Gece yatmak, sabah kalkmak bilmez insanlaaaar!!!
hadi bi 5 dakka daha diye diye hep geç kalanlar!!!!!
bugün çok geç kalkınca ve ucu ucuna işe yetişince bi de sabah tasarım sayfalarında böle bi habere rastlayınca dedim ben bunu yazarım...
minik objeler tasarlamak bence her zaman bi bina tasarlamaktan çok daha keyiflidir... misal bardaklar, saatler, konsol süsleri, yüzükler!!! (bu en güzel olanı benim açımdan:)...
bugün bakarken çalar saatlere takıldı gözüm... sabah sabah küfrettircek(ben hiç öle şeyler bilmem de) cinsten... :)
bunlardan bitanesi Gauri Nanda'nın tasarladığı tekerlekli saatler. alarm çalmaya başladığı anda masadan zıplıyor ve odanın içinde geziniyor... onu yakalayıp susturana kadar uykunuz da açılmış oluyor... bence bu gayet güzel...



Bi de adamlar halı saat yapmışlar...Sofie Collin ve Gustav Lanberg’in tasarladığı bu saat kalkıp üzerine basmadan susmayan bişey... bunu da yatağınızdan uzağa yerleştirirseniz bence gayet de faydası olur...




ben en çok bunu sevdim :) Ena Macana düşünmüş.bu saat sineklerden ilham alarak tasarlanmış.çalmaya başladığında odada helikopter gibi dönmeye başlıyo... tabi bi celallenip onu yakalayıp susturmak için geçen zaman da sizi bilmem de beni kesin ayıltır...



çok düşünceli bi insan tasarlamış bunu da sanırım... meng fendi bu düşünceli insanın ismi... iki tane elastik bant var ve birini eşiniz diğerini kendiniz takıyosunuz eğer farklı saatlerde uyancaksanız bence inanılmaz güzel... Alarmı iki farklı saate kuruyorsunuz ve parmağınıza size ait bandı sarıyorsunuz. Saat hiç ses çıkarmadan, elinize titreşim göndererek sizi uyandırıyor. Böylece eşiniz de küplere binmemiş oluyor... yok biz böle mutluyuz, ben uyanıyosam o da uyancak tabi, o ne öle diyosanız ben karışmam eşinize söleyin... =))

neyse işte böle güzel tasarımlar var hayatta... ben severim böle ilginç objeleri falan, paylaşalım dedik... adamlar yapıyo...
ve de günaydınlar efenim herkese bu vesileyle...
:)

Perşembe, Eylül 24

Açılmayacak Açılım

Her geçen gün azınlık hakları, demokratik açılım, toplumsal barış projesi adı altında binbir türlü oyun altında ülkenin bütünlüğünü zedeleyici konuşmalar duyuyoruz. Blogda çok kez belirttim Laz kökenli olduğumu. Bundan guru duyuyorum ancak son günlerde öyle şeyler yazılıyor ki biz laz kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarınıda ayrılıkçı göstermeye çalışıyorlar. Yıllar önce başladıkları gizli planlarını bugün faaliyete geçirmiş durumdalar. Topu topu 600-700 bin laz kökenli vatandaş var. Bunların çok çok büyük bir kısmının böyle bir düşüncesi olmadığına adım kadar eminim. Böyle göstermeye çalışıyorlar sadece. Anayasada denen hükümler her şeyi özetliyor :

- Türk Devleti´ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk´tür.
- Türkiye Cumhuriyeti´ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.

Herşey o kadar ve netki hala anlamamakta ısrar edip ihanet edenler var maalesef. Bu açılım konusunda ciddi kaygılarım var. Bu kaygım her geçen gün artıyor. Olmayan bir sorunu varış gibi göstermeye çalışıyorlar. Kürtlere, Çerkezlere, Lazlara, Gürcülere vs hiçbir kimseye ne ayrıcalıklı nede kötü davranılmıyor. Asıl sorunun kanunların uygulanmasında. Devlet olarak bunları doğru uygulayabilirsek hiçbir sorun kalmayacak. Ancak şu durumda ki hal kanunu uygulatmaktan ziyade bağcıyı dövmeye benziyor. Alfabeyi bile değiştirmeye cesaret edebilen bir yapı mevcut. İlköğretime "Barış Dersi" bile koyacaklar. Sanki yıllardır o okullardaki çocuklar birbirini dışlamış gibi. Düşünüyorum da ilkokulda bir sırada üç kişiydik. Hala görüşüyorum diğer sıra arkadaşlarımla. Biri Kürt kökenli, diğeri ise İç Anadolulu. Barış dersine ihtiyaç hissetmedik hiçbir zaman. Şimdi bunu koymaya çalışmak varolan barışa ne katkı yapabilir. O küçük temiz beyinlere Ali Kürt, Veli Laz, sen Türksün, Ayşe Çerkez, Agop Ermeni vurgusundan yani bölücülükten başka hiçbirşey yapamaz. Ne diyelim sonumuz hayır olsun.

Haftanın Ardından

Bloglarda yaşanan sıkıntılar sırasında yazı yazamaz olduk. Birde bayram girince iyice koptuk. Bu sırada yine epeyi konu birikti. Kısaca yazmaya çalışalım :

- Liderden başlayalım yazıya. Kasımpaşa maçının ilkyarısını izleyemedim ikinci yarıyı izlerken o malum pozisyondanda haberim yoktu. Hakemin tavrı buram buram eyyam kokuyordu. Kasımpaşalı futbolcular sert oynuyordu ancak en ufak bir müdahalelerine bile faul çalındı. Keita-Sancak gerginliğinde Neeskens’in koşup gelmesi ne kadar güzel. Ali Güneş iki kez kırmızı kartı hak etti ancak 90 dakikayı tamamlayabildi. Bakın hala oynanan futboldan yazamadık. Hakemlerimiz o kadar ön plandaki gözümüz futbolu göremiyor bazen. Nonda Arif olma yolunda ilerliyor. Bence bu şekilde kullanılması daha iyi. Baros savunmaları epeyi yıpratıyor çünkü. Nonda’da zekasını kullanarak yorgun savunmayı silkeleyebiliyor. Keita farkını göstermeye devam etti. Ancak sağ kanattan daha çok içe kaydı ve maçı koparttı. Tabi ki zor rakiplere karşı bunu yapması mümkün değil. Bahsetmek istediğim bir isimde Elano. Çok durgun oynuyor umarım fiziki eksiklikten kaynaklanıyordur bu oyunu. Aksi halde bizimde bir Alex’imiz var artık. Mücadele etmeyen oyuncuyu sevemiyorum pek. Messi bu haftasonu o kadar çok top kaptı ki. Bu anları Arda, Elano, Alex gibi yetenekli oyunculara izletmeli.

- Fenerbahçe maçını oldukça hoş bir ortamda izledim. Maçtan çok ortamdaki muhabbetten keyif aldım. Fenerbahçe yavaş oynamaya devam ediyor. İlk haftalarda normal karşıladım ancak hala aynı temposuzlukta gidiyorlar.Birde Daum’un Kazım inadını anlayamıyorum. Kazım sadece rotasyon açısından bu takımın kadrosunda yer bulabilir. Daum’un artık bu tür inatlarından vazgeçmesi gerekli. Sağ kanadı Topuz’a emanet etmeli. Belediye takımı ise güç kaybetmeye devam ediyor. Abdullah Avcı şapkayı önüne koymalı ve takımın eski görünümüne dönmesinde fikir üretmeli.

- Son şampiyonumuz Beşiktaş ise dökülmeye devam etti bu hafta. Sıkıntıları gol bölgelerinde fazla aceleci olmaları. O bölgeye gelince hızlı oynamaya çalışıyorlar ancak bu hız düzensiz hücumdan dolayı sonuçsuz kalıyor. Sakin oyun setleri denemeye çalışmalılar. Ayrıca Nihat ve Nobreli bir forvet hattında ısrar etmeli Denizli. Kayserispor ise yıllardır boş döndüğü deplasmandan 3 puanla ayrılmayı başardı. İyi oynamadılar ancak istediklerini aldılar. Makukula’nın golü öncesi Tabata’nın top kaybı en göze çarpan olaydı.

- Trabzonspor doludizgin devam ediyor. Antalya’yıda rahat ve gollü geçtiler. Umut ve Gökhan özgüveni yerine gelince baskısız oynuyorlar. Ancak hala şampiyonluğa giden bir takımın forveti değiller. Gabric kıpırdamaya başladı. Alanzinho Broos ile az süre almaya başladı. Bu oyuncunun sürekli oynaması onun performansı açısından çok önemli. Oynadıkça açılan bir yapıya sahip. Yattara ise hala forma giyemedi. İki hafta sonra Galatasaray deplasmanı güzel bir test olacak bu sezonki hedefleri açısından.

- Bursaspor Sivas deplasmanından 3 puan almayı başardı. Bülent Uygun artık bir şeyler yapmalı. Yapamaz ise yolun sonu karanlık görünüyor. Küme düşme tehlikesini yaşamaları onların sonunu getirenilir. İki yıllık bunca emek boşa gitmiş olur. Eskişehir ise Gaziantep gibi güçlü takımıda yenmeyi başardı. Ümit ilk golünü atmış oldu. Bu hafta Galatasaray maçı çok zevkli geçecek. Antep takımından ise çok umutluyum. Son yaptıkları iki transferde kaliteli ve tecrübeli isimler. Ancak Gaziantep’in en büyük sorunu olan sezon başına iyi başlayamamak onları hedeflerinden uzak tutacak gibi. Lig yarın başlıyor ve güzel maçlar olacak. Bakalım iki testiden hangisi önce kırılacak. Kırılmaz ise 10. Haftadaki derbi daha bir ateşli olur.

- Avrupada ise Barca ve Madrid doludizgin gidiyor. Ancak Barca oyun olarak çok önde. Atletico ve Santander maçlarındaki performansını görünce Real Madrid’in şampiyonluk için bir sene bekleyeceğini düşünüyorum. Her iki maçtada ilk yarım saati 3 farklı önde bitirdiler. İspanya’da iki başlı yarış izleyecek bu sene. İngilerede ise City’nin rüzgarını ManU dindirdi. Tartışmalı bir maç oldu. Owen golü 90 +6 da atınca epeyi karışıklık çıktı. Bu maçta futbola doyduk tabirini kullanabiliriz. Ferguson’un artık bir kaleci transferi yapması şart görünüyor. Van Der Saar yokluğunda kale emanet duruyor. Düşününce bizim Volkan’ın hiçbir eksikliği yok ManU için. Liverpool ise bildiğimiz Liverpool. Şampiyonluk yine hayal. Chelsea en büyük adayım sene sonu için. İtalyada ise işler karışmaya başladı. Roma ve Milan ilkyarı sonunda şampiyonluk yarışına havlu atacaklar gibi oynuyorlar. Juventus ise kayıpsız devam ediyor. İnter ile güzel bir rekabet yaşayacaklar. Kadroyu sağlam takviye ettiler ve artık sahneye çıkmaları gerekiyor.

-özür dilerim abi. - hadi len aciz.. ! :)


A: biraz sessiz olur musunuz, rapor yazıyoruz, karışıyo abi ya…
B-C: hahahaa hihihii…. Yok yaa vallaha mı… demek öle ha…hahahaha…
A: sabır!!!!
….
A: yazamıyoruz ya dışarı çıkar mısınız! Başka yerde konuşun….
B: ealllaah alllaaaah…. ( suratlar yirmiyedi karışşş .. bir hışımla çıktı gitti B ve C hey heyyy heeeey… )

Eğer devlette çalıştıysanız, hala çalışıyorsanız, veya çalışacaksanız, dünyanın en salak saçma, bazen en komik diyaloglarına, tavırlarına şahit olmuşsunuz, oluyorsunuz ya da olacaksınız demektir…. Birbirine küsen 60 yaşındaki amcalar, gün yapan 50 yaşındaki teyzeler, yalakaların alâları!...(bunlar kesinlikle çok komik olur.. :) ) evlenme programlarından ziyadesiyle nasiplenmişler, arabulucular, çöpçatanlar, kesinlikle bomboş oturanlar, sendikacılar ve de gerçekten yürekten gelen güzelliği hissedilenler….vb milyon tane insan işte…
Hepsi burada…. J

Üstte geçen diyalog biraz önce yaşanmış bulunmakta…
Ardından A şahsiyeti büyüklüğünü gösterip “yahu kusura bakma abi, yazamıyoduk öyle kovmak istemedim esasında “özür dilerim”” demesiyle beraber, “ha şöle adam ol canımı ye” tavırları başlamaz mı, “tamam koçum özür diledin, hatanı anladın, no problemo”..
Hönk!!! :S
Özür dilemek acziyet midir hakkaten ben anlamakta zorluk çekiyorum… özür dileyen aciz, dilenenin ise burnu kaf dağına erişti erişecek… neymiş bu özür dilemek kardeşim ben anlamadı gitti… !
Neyse sinirlendim celallendim, yazdım gitti… =) ne diyon ki sen gızım peykan, otur hanım gibi çalış demek yok… sıkıldık yazıyoruz hayret bişey… ha bak bi de siz şu hikayeyi biliyo musunuz:
Zamanın birinde padişah vezirini çağırmış yanına, demiş senden bişey isterim: bana öyle bişey yap ki, özrün kabahatinden büyük olsun(aklına gelmiş işte adamın, ne alaka demeyin)… peki padişahım demiş vezir, çekilmiş huzurundan…. Tabi bizim vezir zehir gibi… hemen gözleri parlamış aklına bişey gelmiş…
Padişah o sırada merdivenlerden çıkmakta… koşmuş hemen padişaha arkadan bi el hareketi, bi çimdik, bi bişey işte… dönmüş padişah, alev alev gözler tabi:
- bre densizzzzz sen ne yaparsın, bu ne kendini bilmezlik, bu ne küstahlık..vs bilimum laflar işte… bizim vezir hemen yapıştırmış cevabı:
- “kusura bakmayın padişahım hanım sultan sandım ben sizi”… =))
işte böyle de özrü kabahatinden büyük olanlar vardır ki bence bunlar en eğlenceli olanları.. =)
ben de ekşi sözlük yazarları gibi ordan oraya atladım… hatta bi de şunu ekliyim tam olsun:
bknz. özrü kabahatinden büyük olmak.. ! =)
neyse kalın sağlıcakla… ben de işime döner…. Bissürü bissürü çizim beni bekler.. valla… =)

Kazım Kanat

1950 - 2008
Saygıyla anıyoruz

Çarşamba, Eylül 23

Nokta Ana



Bu şarkıyı elbette ilkönce birol Topaloğlu'ndandinlemek lazım. Ancak Şevval Sam'da çok güzel yorumlamış. Günümüz ezgileri ilede hoş olmuş. Nokta ananın hikayesi için iki rivayet vardır. Benim köylülerdende duyduğum ve doğruluğuna inandığım ilki. Bu iki rivayet şöyle :

- Kocasını da bir savaşta kaybeden Nokta ana, oğlu Ahmet 'i de Kırım savaşında şehit verir. Ardından memleketi Rize/Çamlıhemşin' den kalkar gider Kırım'a ve oğlunun naaşını buraya getirerek toprağına gömer. Sonrasında kendi de ölene kadar, hiç bitmeyen bir ağıt yakar oğlu Ahmet' e.

- ikinci hikayeyse,
Kırım' a gurbete giden Ahmet orda cezaevine girer ve ince hastalığa tutulup ölür. Tüm yakınlarını çok erken yaşta yitiren Nokta hala da ömrünün son gününe kadar, bu sonsuz ağıdı yakar..

Bruno Mezenga

Geçen sezonun en etkileyici performanslarından biriydi. Yıl boyu birçok hafta golleriyle ekrana geldi. Orduspor'da 32 maçta 21 gol atmayı başardı. Adı Trabzonspor ilede anılmaya başlanan bir isim olmuştu. Fakat ne Orduspor nede başka bir klüp transferini veyahut geçen yılki gibi kiralama yolunu denemedi. Denediler belki ama bundan haberimiz yok. Şuan Bruno Flamengo kadrosunda. Adriano ile takım arkadaşı. 25 maçta 34 puanı var Flamengo'nun. Lider Palmeiras'ın 7 puan gerisinde 8. sıradalar. Bruno ise toplamda sadece 13 dakika oynayabilmiş. İki maçta sonradan dahil olmuş oyuna. Elbette Adriano ciddi bir rakip ancak daha fazla süre almış olması gerekliydi diye düşünoyruz buradaki performansına bakınca. Bakalım devrearası bir kulübün aklına gelip transfer istesine girebilecek mi? En çokta Trabzonspor'a yakışacağını düşünüyorum. Umut ve Gökhan'a göre gol vuruşu çok daha kaliteli.

Bayram Bilançosu

Bayram tatili kazan bilançosu 90 ölü, 360 yaralı. Kurban bayramında ekstra bir gün daha tatil olacak. Uyarılar ikazlar hep boşa maalesef ...

Pazartesi, Eylül 21

Cumartesi, Eylül 19

İftarın Tatlısı... !

Tatlı Sooonn... !
Ramazanı da bitirdik... her günki gibi bugün de güzel bi tatlıyla uğurlayalım Ramazan'ı...
daha nice Ramazan aylarına, sağlıkla, sıhhatle, neş'eyle erişebilmek dileklerimizle....
:)

NBA Yıldızı 2

11 Dev Adam'a ve teknik yönetime binlerce teşekkürler. İlk kez kupayı alabilirdik ama son anlardaki şaşkınlıklar bunu engelledi. Bir daha böyle bir turnuva bulmak zor olacak. Gelecek sene NBA yıldızlarından arınmış bir takımı görmek istiyorum.

Cuma, Eylül 18

İftarın Alman Güzeli

afiyet olsun

Panathinaikos 1-3 Galatasaray

Yoğunluktan ancak yazabildik bu maçı. Uzun uzadıya yazmaya gerek yok aslında. Yine rölanti bir oyun ve rahat bir galibiyet. Kazanmayı alışkanlık haline getirmiş artık takım. Ancak eksikler olduğuda bi gerçek. Defans konusu ilerleyen günlerde can sıkacak. Devrearası çözüm bulunur orayada. Elano yavaş yavaş ısınıyor takıma, Leo takımın geri plandaki generali konumunda. Güzel günler çok uzak değil. Yine bir Mayıs akşamı yeni bir final yaşayabiliriz. Bu resim onun başlangıcı niteliğinde.

Perşembe, Eylül 17

İftarın Dadaş Güzeli


afiyet olsun

Perde önüne Değil Arkasına Bakalım

Cem Garipoğlu sonunda teslim oldu ve milletçe beklediğimiz olay sonunda netleşecek. İşin içinde bir çok kişi olduğunu düşünüyorum. Cem’in dediği bilmediğim bir kişi tarafından bilmedğim bi yerde gizlendim ne kadar inandırıcı acaba. Bir sürede Cem’in yaşı kamuoyunu meşgul edeceğe benziyor. 17 yada 20 yaşında şuan için. Hangisi doğru kimse bilmiyor. Bu olayın bu kadar ön planda olmasını anlamak gerçekten güç. Ayda bir bu tip insan kesme cinayetleri yansıyor gazetelerin 3. Sayfalarına. Ancak bu cinayet aylardır gündemde tutuldu. Öyle bir zamanda çözüldü ki inanın üzülüyorum.

Bahsettiğim üzüntü açılım adı altında ülkenin yavaş yavaş parsallere ayrılması değil. Türkiye Cumhuriyetinin dili olan Türkçemize yeni harfler eklenmek istiyor. Q, W, ve X harfleri sokulmak isteniyor alfabemize. İşte bu cinayette güzel bir kamuflaj oluyor şuan için. Kimse bu konuda bir şey yazmıyor. Dün geceden beri tv leri işgal etmiş tek haber Münevver Karabulut cinayeti. Kanunlar gerekli cezayı elbet verecektir. Hiçbir ceza ölüyü geri getirmez bunuda biliyoruz. Ancak sonuç olarak Demokratik bir sistem içindeyiz. Hazmetmemiz gerekiyor bu tip olayları. Ancak hazmetmememiz gereken olaylar oluyor. Ülkemizin garantisi gördüğümüz kanunları değiştirmek istiyor birileri. Perde arkasındaki olayları iyi görmeliyiz…

Çarşamba, Eylül 16

NBA Yıldızı ?

NBA yıldızımız deyip duyuluyor heryerde. Hangi yıldızdan bahsediliyor anlamak güç. Şuana kadar takıma katkısı sıfır. Tarihin en kolay avrupa basketbol şampiyonası oynanıyor ve ilk kez bu kadar kazanmaya yakınız ama en güvendikleri isim namı diğer "hedo" ortalarda görünmüyor.

Ah Engin ahh o şutu sokamaman bizi şampiyonadan etti.

İftarın Tatlısı


afiyet olsun