Salı, Kasım 24

Uçan Kupa




Türkiye Tekvando Şampiyonası'nda birinci olan TES Kulübü'nün kupa töreni az kalsın faciaya dönüşüyordu. Antrenörün havaya attığı kupa sporculardan Serap Aydeniz'in kafasına çarptı ve genç sporcunun dili nefes borusuna kaçtı.

Haftanın Ardından

- Derbide Beşiktaş'ın net bir galibiyeti vardı. İkinci oynadığı ısıran ve yaratıcı futbol sayesinde maçı koparttılar. Fenerbahçe'de ise Daum freni ve Alex'in durgun performansı vardı. Forvet olarak Kazım tercihi bu derbide tutmadı. Semih için üzülüyorum doğrusu. Eminimki 3 hafta sürekli forma şansı bulsa gol atmaya başlayacak. Ancak Herr Daum bildiğini okumaya devam ediyor. Güiza konusu ise ayrı bi komedi. Milli takımda gol atan asist yapan oyuncu kadroda yok. Medya bu konuyu fazla işlemedi. Ancak bariz bir kriz olduğu apaçık ortada. Ayrıca Fenerbahçe için 21 günlük bir boşluk mevcut idi. Bu süre içinde hazırlık maçı yapmamaları biraz düşündürücü. Beşiktaş cephesinde ise 7 de 7 lik bir seri mevcut. Ayrıca bu hafta İbrahim ve Ernst'in oyunu takıma müthiş bir dinamizm kattı. Buna başka oyuncularda eklenirse Beşiktaş geçen seneki temposunu bulacaktır.

- Liderin takipçisi Galatasaray eline geçen fırsatı kullanamadı. Maçı yazamadık bu hafta. Sıcağı sıcağına yazmayı tercih ediyorum. Maçtan sonraki günlerde yazmak doğal olamıyor sadece analiz olarak kalıyor. Maça dönersek sahada organize olamayan bir Galatasaray ve ön alanda iyi basan ancak yetenekleri kısıtlı bir Manisaspor vardı. Kewell ve Sabri'den başka bu maçı isteyen oyuncu göremedim sahada. Özellikle Gökhan ve Servet ikilisi tam facia. Geriden oyun kurmaya çalışan bir takım için asla oynayamayacak bir ikili. Devre arası olası Servet transferi sonrası bu bölgeye ciddi takviye yapılmalı. Servet'in kalması halinde transferi düşünmeyecektir Rijkaard. Orta sahadaki sorun sene başından beri çözülemedi takımda. Topal ve Barış'ın kıpırdanmaları bi dinamizm kattı ancak o kısırlığı çözemedi. Elano ise hala deneniyor en verimli mevkii bulunmak için. Ben bu konuda Borges gibi düşünüyorum. Orta üçlüden birisi olabilir Elano. Tabi şu aşamada asla olamaz. Sezon öncesini iyi geçiremediği için bu kadar formsuz duruyor. Devre arasında sıkı bir tempo ile bu mevkinin adamı olmalı. Manisaspor'da ise Simpson göze batmaya devam ediyor. Ancak forvet oyuncuları çok kalitesiz. Bu yüzden oraya gelince tıkanma yaşıyorlar.

- Trabzonspor'u yazmak istemiyorum ancak olaylar bir türlü durmuyor. Kasımpaşa maçı öncesi yaşananlar bu maçın kaybedileceğine işaretti. Deplasman kamp programı yapılmamış. Oyuncular apartopar maç günü İstanbul'a geliyor. Dinlenemeden maçı oynuyorlar. Maçta ise birbirinden kopuk ve anlaşmazlık içinde 11 oyuncu olduğu apaçık ortadaydı. Şanssızlıkları ise formu yükselen Kasımpaşa ile oynamaları oldu. Yılmaz Vural çıkışa geçeceklerini söylemişti ve bunu başardılar. Küme düşme hattından çıktılar. Trabzonsporda ise maç sonucu deprem etkisi yarattı. Tüm suçlular bulundu ve cezalandırıldı. Sadri Şener göreve geldiği motivasyonundan çok uzak. Olası bir kongrede koltuğunu bırakabilir. Şenol Güneş ve Tekke transferleri bir nefes olur sadece. Zaten Trabzon'un o cadı kazanı gibi olan fısıltıları başladı bile. Bu takımın başarısı birazda şehrin profiline endeksli. Takıma köstek olan bir yapı mevcut. Aynı yapı komşu il Rize'dede var. Onlarında hali içler acısı. Rizespor hakkındada devre arasına doğru bir yazı yazacağım.

- Artık güzel şeyler yazabiliriz. Bursaspor'dan başlayalım bu güzelliklere. Ertuğrul Sağlam ile çıkışları sürüyor. Bu hafta Gaziantep'te tam bir kırılma maçı oynadılar. Son dakikalarda Krita ile üç puana ulaştı Bursaspor. Önceki yazılarda dediğim gibi kaliteli yabancıları var ve takıma müspet katkıda bulunuyorlar. Gol yememe konusundada oldukça başarılılar. Ömer ve Zapo ikilisinin uyumu başarılı oldu. Sercan'da katkıya başlayınca daha çok puan alacaklar. Bu hafta Galatasaray ile evlerinde oynacaklar ve bu maç sezonun gidişini belirleyebilir. Alacakları galibiyet ile bir sıra daha yukarı çıkacaklar.

- Kayserispor'un yükselişi şöyle açıklayalım. Son 10 maçta bir mağlubiyet ve iki beraberlik aldılar sadece. Ayrıca Ariza Makukula gibi nokta santrafora sahipler. Ancak Kayseri seyircisi hala bu takıma yakışmıyor. Yine boş koltuklar vardı stadda. Devre arasına kadar alacakları 3 galibiyet ile Avrupa hedefini kovalayacaklar. Kupadan elenmeleri biraz moral bozsada lige daha sıkı asılmalarına yol açacak. Diyarbakırspor ise düşüşe başladı ve böyle gidecek gibi duruyor. Takımın hücum yükü iki oyuncu üzerinde. Tazameta ve Mendoza tüm sezon formda olmayacaklar.

- Thomas Doll başarılı çizgisini sürdürmeye devam ediyor. Bu hafta formda olan İBB'yi üç golle yendiler. Atılan goller kişisel beceri olsada takım oyununu iyi uyguluyorlar. Sahada ne yaptığını bilen bir görünüm sergiliyorlar. İBB ise bu maçı kayıp olarak görmüyordur. Ligin ne akan nede kokan takımı olma özellikleri yıllarca sürecek gibi.

- Eskişehir ve Ankaragücü arasında oynanan maçta futbol dışında olaylar gelişti. İki takım seyircisinin yaptığı çirkinlik yakışmadı. Gerçi Ankaragücü bu ligde asla görmek istemediğim ilk takım. Seyirci profilide keza öyle. Norveçli Sollied farklı bir hava katabilir Ankaragücü'ne. Ancak yönetim olarak rahat bırakmayacakları kesin. Oyuncu bolluğunu ise kadro dışı bırakarak çözdüler. Bu bile zihniyetlerini açıklıyor.

- Denizlispor-Antalyaspor maçı ev sahibinin kazanması gereken bir maçtı. Beraberlik Antalya adına kazanç sayılabilir. Denizli 7 puanla son sırada ve bu formu ile ligde tutunabilmesi güç olacak. Antalyaspor ise evinde aldığı puanlar ile rahat götürüyor ligi.

O An #22

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa,
tuzak kursa, kurşun atsa;
Yiğidi çökertmezs kahır.

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.

Düşman yılan olup soksa,
Dokuz kavim taşa tutsa;
Yiğidi çökertmez kahır.

Bir dem yar hüzünle baksa,
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür

Ömer Lütfi Mete

Öğretmenler Günü


Bu kutsal görevi yerine getiren yada getirmek için sıra bekleyen tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.

Pazar, Kasım 22

Deli İbo Resitali 3-0

Maç öncesi kadrolar açıklandığında bu maçın golsüz beraberlikle biteceğini düşünmüştüm. Daum her derbi ve kritik maçta olduğu gibi bu maçtada 4-4-1-1 düzeni ile çıktı. Ve yine ilk düşüncesi gol yememekti. Araya bir gol sıkıştırırsam ne ala mantığı işliyordu. Denizli ise kontrollü oyun oynayabileceği bir 11 ile sahadaydı. Serdar Özkan tercihini anlayamadık yine.

Maç Beşiktaş'ın baskısıilebaşladı. Bir ara iyi bunalttılar Fenerbahçeyi. Ancak Serdar Özkan'ın geleneksel gol vuruşu noksanlığı yine devam etti. Sonrasında oyun dengelendi ve ilk yarı sonlarında Fenerbahçe gole daha yakın olan taraftı. Alex'in ilk yarının sonunda direkte patlayan serbest vuruşu maçın kaderini belirleyebilirdi.


İkinci yarıda Denizli Serdar-Tello değişikliğine gitti. Hareketli başlamıştı bu yarıda. Karşılıklı gol kaçan gol pozisyonlarının ardından Deli İbo, namı diğer Delinho sazı eline aldı ve Barcelona maçındaki performansından bile yukarıda bir performans gösterdi. İlk gol onunyaptığı sayısızbindirmelerden birinin sonucunda geldi. Fink ceza sahasında buvuruşları hep koklar. Bu sefer Delinho ona topu muhteşem kesti. O da topun gelişine sert vurarak skor eşitliğini bozdu. Sonrasında Daum Emre'nin yerine Wederson'u tercih etti. Santos Baroni ile birlikte göbeğe çekildi. Bu değişiklikten kısa süre sonra yine Delinho'nun hazırladığı bir pozisyon sonrası Bobo en iyi yaptığı işi yaptı. Topu çok güzel sakladı ve sırtı dönük rakibi ekarte ederek müthiş bir vuruş çıkardı. Volkan hamle dahi yapamadı bu pozisyonda. Kazım'ın Galatasaray derbisindeki etkinliği yok olmuştu. Sivok ve Ferrari gibi iki zeki defans oyuncusu arasında ve Ernst'in katkısıyla adım atamadı. Alex'te silindi bu üçlünün markajıyla. Denizli yorulan Yusuf yerine Uğur hamlesini yaptı. O da Delinho'nun verdiği pasla golünü attı. Bu golden önce Delinho'nun orta sahada attığı çalım unutulmayacak cinstendi. Kazım'ın kırmızısı sonrası Semih'in tercih edilmesi Semih adına üzücü olmuştur.

Bu derbiden çıkan notları şöyle özetleyelim. Alex her büyük maçta olduğu gibi yine yok oldu sahada. Fenerbahçe yenik duruma düştüktensonra yelkenleri çok çabuk suya indirdi. Milli mola yaramamış göründü onlara. Emre'nin olası sakatlığı ciddi zorşuklar çıkarır Fenerbahçe'ye. Beşiktaş adına ise 6 maçta 6 galibiyet güzel performans. Ancak bu düzende gol atmakta yine zorlanacaktır. Orta saha ile forvet arası geçiş çok ağır oluyor. Ernst'in olmadığı her maç zor biter Beşiktaş için. Maç sonu yapılan bir tezahürat ile bitirelim :

“İbo doğru söyle ,İbo doğru söyle ,Ne içtin bu gece,Ne içtin bu gece..”

Cumartesi, Kasım 21

Dansöz Medya

Şöyle demiş bugün Fotomaç :

Skandalsaray
G.Saray'da skandalların arkası kesilmiyor! Sarı-kırmızılı takımda, basketbolda Cemal Nalga'nın başka isimle oynatılması gündemden düşmeden bu kez Arda Turan skandalı yaşandı. Domuz gribi olduğu açıklanan yıldız oyuncu, dün Florya'da idmana çıktı. A takımın sabah 10.30'da gerçekleştirdiği antrenmanın ardından tüm futbolcular tesisleri terk etti. Daha sonra Arda Turan Florya'ya gelerek yalnız başına idman yaptı.


Hadi basketbol skandalında haksız olduğumuz susuyoruz. Ancak Hürriyet ve Fotomaç gibi yanlı gazeteler belaltı vurmaya başladı. Bugün Skandalsaray Fotomaç'tan, dünde Hürriyet'te Gazsaray skandalı vardı. Hatta ileri gidip bütün branşlarda küme düşürülmesi gerektiğini söyleyenler bile mevcut. Beni asıl üzen ise beğendiğim bir yorumcu olan Kaan Kural'ın yaptığı sert yorumlar oldu. Fenerbahçe-Efes pilsen final se risinden sonra ağzını bıçak açmıyordu. Ancak bu maçtan sonra coştukça coştu Kaan. Medya zaten olayların peşinden gitmeyi tercih etmeyip Galatasaray alacağı ceza üzerine yoğunlaşmış durumda. Amaç her zamanki gibi üzüm yemek değil. Cezalar bugün açıklanacak ama Galatasaray taraftarının bu cezanın ne olacağı pek umrunda değil. Onları, beni asıl üzen böyle bir lekenin sürülmüş olması. Bu yüzden bugünkü ceza hiç umrumda değil. Hatta klübün gidip en alt ligden başlamak istemesini beklerdim. Ama Gazsaray yada Skaldalsaray'ın değil Galatasaray klübünün. Zaman içerisinde başka sahtekarlıkları ve olaylara medyanın bakış açısını yazacağım.

Cuma, Kasım 20

Perşembe, Kasım 19

Ömer Lütfi Mete


1950 - 2009

Çocukluk yıllarımın kahramanı olmuştur. Copların Askerleri kitabını kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum bile. Hapishane yıllarında çektiği çileleri, yaşadığı işkenceleri tarafsız bir gözle kaleme almıştı. Güzel insandı Ömer Lütfi Mete. Bir sohbet ortamında konuşmacı olarak katılmıştı. O gün tanışmıştık ve kendisine çocukluk kahramanlarımdan biri olduğunu söylediğimde verdiği cevap hala aklımdadır. Hayatta çizdiği bir yol vardı ve o yoldan sapmadan ilerledi yaşamı boyunca. O elim hastalığa tutulduğunda yenmeyi başarmıştı. Dualarınızla demişti o gün. Ancak bugün ruhuna göndereceğimiz dualarla daha güzel yerlere gidecektir Ömer abi. Ruhun şad olsun hemşerim. Son görevimi kabristanda yerine getireceğim. Bir kahraman daha kutlu yerlere gitti.

Aziz Henry

Fransa Dünya kupasına işte bu elle gidiyor. İrlanda’dan 1-0 galibiyetle dönen Fransa evinde maçı koparır diyenleri şaşırttı. İrlanda muazzam bir oyunla 90 dakikayı 1-0 galibiyetle bitirdi. Hatta golü atan Keane bir tanede kaleciyi geçip gol vuruşunu yapamamıştı. O an eleneceklerini düşündüm ancak maç uzatmaya gitti. İşte bu anlarda Aziz Henry çıktı sahneye. Topu eliyle düzeltti ve kale çizgisindeki Gallas’a aktardı ve boş kaleye atılan bir gol. İrlandalı futbolcuları ve trapatton’yi tebrik ediyorum. Bu haksızlık bize yapılsa idi sanırım değişik görüntüler çıkardı ekrana. Domenech’te gidip Henry’nin elini öpsün. Yoksa bavulları hazırlayıp tatile çıkmıştı bugünden. Henry mi ? Onuda vicdanı ile baş başa bırakalım. Nede olsa bi Barcalı. Orda neler öğrendiği belli.

Rezalet

Yukarıdaki resimdeki oyuncu hepimizin bildiği Cemal Nalga. Ancak giydiği formanın numarası 7 ve yazan isim ise Tufan Ersöz. Cemal geçtiğimiz sezon sonundan 4 maçlık bir ceza ile başlayacaktı sezona. Almanyada yapılan kampta oynanacak iki hazırlık maçında oynamamış görünüyor maç listesinde. Ancak ortaya çıkan videolarda ve resimlerde Tufan Ersöz değilde Cemal Nalga'nın bu maçlarda oynatıldığı açıkca görünüyor. Ligdede ilk iki maçta oynamayarak cezası kağıt üzerinde tamamlamıştı Cemal. Ancak ortaya çıkan bu videolar ve resimler sayesinde yapılan rezalet ortaya çıktı. Bu rezaleti klübüm olan Galatasaray'a yapanlardan hakkımı arayacağım. Böyle bir işgüzarlık olamaz olmamalı. Üstelik bunları yapanlara sorsanız hepsi candan kandan Galatasaraylılar. Daha fazla yazmaya gerek yok bu rezaleti. Galatasaray yönetimi dün gece apartopar toplanıp şu kararı almışlar. Ancak çok geç kalmışlar.

Galatasaray Spor Kulübü Erkek basketbol şubesinde yurtdışındaki hazırlık maçlarında maalesef spor ahlakı ve Galatasaraylılık Ruhu’yla taban tabana zıt bir olay meydana gelmiş, bir Galatasaray basketbolcusu başka bir kimlikle sahaya sürülmüş ve oynatılmıştır. Kulüpte çalışan bazı profesyonellerin isteği ve izniyle gerçekleştiğini yeni öğrendiğimiz bu olay Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray Camiası ve bütün Galatasaraylılar adına büyük bir utançtır. Bizlere bu utancı yaşatanlar adına Galatasaray Spor Kulübü olarak tüm spor kamuoyundan ve Türkiye’den özür diliyoruz.
Tüm camiamızı büyük bir üzüntüye boğan bu olaya neden olan ve Galatasaraylılık’tan nasibini alamamış sorumlu tüm idari ve teknik kadronun kulübümüzle ilişkisi hemen kesilmiştir.
Saygılarımızla
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu

Çarşamba, Kasım 18

Ay Yıldız Dünya Kupasında

Cezayir, Sudan'da oynanan playoff maçında Mısır'ı Anter Tahia'nın ilkyarıda attığı golle 1-0 yenerekDünya Kupasına katılmaya hak kazandı. Mısır'ı yıllar yılı sevmem. Hem politik hemde sosyal sebepleri var bunların. Ancak Cezayir ile aramızda tarihsel bir bağ mevcut. Bayraklarındaki ay ve yıldız bile onların gitmesine sevinmeye bir nedendir. Umarım Dünya kupasındada başarılı sonuç alıp ay-yıldızı dalgalandıracaklar.

Salı, Kasım 17

O An #21

Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf
Ne anlam katan bir harekem…
Kalakaldım sayfalar ortasında.
İşte ben gibi, sen gibi…
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki…
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…

Pazartesi, Kasım 16

Sizleri Özlüyoruz




Bu ülkede sizin gibi futbolcu ve başkan özleniyor.

Ziraat Türkiye Kupası Gruplar

A Grubu
Fenerbahçe, Eskişehirspor, Antalyaspor, Altay, Tokatspor

B Grubu
Trabzonspor, Galatasaray, Ankaragücü, Denizli Belediyespor, Orduspor

C Grubu
Sivasspor, Bursaspor, Denizlipor, Giresunspor, Tarsus İdman Yurdu

D Grubu
Beşiktaş, İstanbul BŞB, Manisaspor,Kasımpaşa, Konya Şekerspor

Antonio De Nigris

Antonio De Nigris ülkesinde kalp krizi sonucu vefat eti. Bu sıralar futbolda ölüm haberleri çoğaldı. Onu güzel kafa vuruşlarıyla hatırlayacağız.

Rezaletin Başlangıcı

Seninde Allah belanı versin kadın !!!

Dün gece o sinirle bu anın resmini bulamadan yazdım postu. Foto Ultras-Movement'ten.

Pazar, Kasım 15

Galibiyet ve Hüzün

Galatasaray basketbol takımı bu sezonun en güzel maçını çıkardı. Ancak tarftar olarakutanç gecesiydi. Bir bayan taraftarın yaptığı el kol hareketiyle bu kadar olay çıkma. İçlerindeki kini zoraki tuttuklarının kanıtı oldu. Fenerbahçeli basketbolcuya yumruk atan bir çocuk vardı sahada. Ona sorsan en büyük Galatasaraylı odur. Yiğit Şardan taraftarını korumaya yönelik açıklamalr yapıyor ancak asıl emeli az ceza almak. Geçen sezon final serisinde yaptığı çirkinliklerle Fenerbahçe taraftarına kızmıştık ancak bu sene hemen hemen aynı olayları yapan klüp olduk. Sezonun ikinci devresindeki maçta olacakları şimdiden kestirebiliriz. Böyle galibiyet olmaz olsun. Basketbolcularımıza sonsuz tebrikler. Hepsi yürekleriyle oynadı bu maçı. Adnan Polat ve Yiğit Şardan'ın yalancı üzüntülerine ise gülüyorum. Seyirci olarak orada olan sözde Galatasaraylıları ise kınıyorum ve onalrdan utanıyorum.

Nefes...!


öldüler.... ve hepsi öldü.
çabuk unutuldular...
"45 saniyeydi kahramanlıkları"... "ya da 53 mü?"
peki farkı var mıydı? sonunda bikaç gün değil miydi hatırlanma süreçleri?
ya anneleri babaları? onlar da bu kadar çabuk unutmuş olabilirler miydi?
sevgilileri? canlarından çok sevdiği eşleri...... ? onlar da mı?

kendimden utandım bugün.... salak saçma sudan sebepler, ya da kendini bilmezler yüzünden salya sümük akıttığım gözyaşlarımdan utandım. yattığım yataktan, yediğim yemekten utandım... evimden utandım. şehrimden. rahatlığımdan. ben!..kendimden utandım bugün!
filmler ikiye ayrılır; evde de izlenebilecekler ve kesinlikle sinema da izlenmesi gerekenler.... işte "Nefes" kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bi film... çatışma sahnelerinde kendinizi orada hissedebileceğiniz kadar canlı bi film.... yer yer korkup kasıldığım anlar dahi oldu, bazen nefes almayı dahi unuttum... terörün iğrençliğini bilmeye biliyoduk da; hiç bu kadar yüreğimi sızlatmış mıydı hatırlamıyorum...... belki de sonuçlarıydı şimdiye kadar olan,,, ama bugün başkaydı.
etkilen-e-meyen var mıdır? vardır elbet......
etkileyen yönü sadece film olarak bakamamak. hepsinin gerçekliğini hissetmek. bi zamanlar bunların gerçekten yaşandığını bilmek. ne için? kim için? bi avuç densizin kandırılmaları uğruna.... sebep bu mu... kendi ülkemizde, kendi topraklarımızda, kendi bayrağımız altında o bi avuçlar yüzünden kan dökmek. bu ülkenin toprağında yaşayın, suyunu için, ekmeğini yeyin, okullarında okuyun,,,, sonra öğretmenini öldürün, askerini öldürün, mühendisini öldürün. sizin de köylerinizi gördüm, Ankara'nın İstanbul'un Kayseri'nin Sivas'ın da.... eksiğiniz yok fazlanız var. ?
oyuncular tanıdık simalar değil, ama sanki cidden kaybettiklerimiz, sanki içimizi burkanlar, sanki gerçekten şehit oldular..... sanki gerçekten onların analarıydı televizyondan gördüğümüz.... sanki karnında bebeğiyle asker karısı olduğu için zoraki kendini tutan, dudakları titreyen gözleri buğulu kadın o şehitin karısı... sanki tabutunun başında hiç bişeyden habersiz selam duran elinde bayraklı küçük onun çocuğu....... tebrikler cidden. bu kadar beklemiyodum. bana hayatta çok daha ciddi meselelerin varlığını hatırlattınız. düşünülecek ve kafa yoracak onca şey varken ülkemde, saçma sapan, manasız şeyleri ve insanları çözmeye çalışmaktan, üzülmekten boş yere ağlaşmaktan, kafa yormaktan kurtardınız. film böyle olmalı işte... kafasına kafasına dank ettirmeli bişeyleri...... unutturmamalı, unuttukça yüzüne vurmalı insanların. vurmalı ki kendimizi aşağılatıcı hareketler yaptırmamalı.

ve filmin sonunda hıçkırarark dinledim hayatımda hiç ilgimi çekmeyen şu şarkıyı belki o an defalarca dinleyesim geldi..... defalarca dinleyip, saatlerce ağlamak istedim....... ülkem için, toprağımiçin, bayrağım için....
izleyin derim ben.... :
sensiz ben nefes alamam..
buralarda hiç duramam,
tek başıma yalnız kalamam....
senin kokunu özledim
hep yollarını gözledim,,,
götür beni gittiğin yere.... <--- şarkı bu...
izlemeyenler için, iyi seyirler şimdiden........

Cumartesi, Kasım 14

Ula Hepsi mi Aynidur?


İnsanoğlu nankördür tamam mı..... askere gider,mis gibi bi yerdir, şükredeceğine gittiği yeri yerden yere vurur, hele öğrenci milleti, hiç bulaşılmaz; kesinlikle kendi memleketi Paris'tir, öğrenci olduğu kentin yanında...... amma velâkin ben bu gruptan hiç olmadım... evet bir Sivas milliyetçisi olabilirim ama; tam da bir Karadeniz aşığıyım. pek möhterem İstanbul şivemi dahi bozup; cümle sonlarına "daaa" yı eklemeden edemez oldum...:) Fasülye turşusu, karalahana çorbası ve hamsili pilav ile bi de sütlacını pek bi özledim :(,,,(gerisini ben daha güzel yapıyorum:)) bi de Temel'e ba-yı-lı-yo-rum..... ( bak bak görüyosun dimi, konuyu müthiş bağladım, kendimle gurur duydum bak şimdi). Neyse işte, Temel fıkrası geldi aklıma;


Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Karadeniz'i dolaşırken, Otobüs şoförün bir dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole yuvarlanır.
Yakın bir yerde evi olan Temel koşarak gelir.yardımseverdir tabi habu Karadenızliler Gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlar.
Ertesi sabah Jandarma soruşturma için Temel'in yanına gelir, Temel'e sorarlar:
- Otobüsteki bütün politikacıları gömmüşsün Temel. Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?
Temel gururla cevap verir :
- Komutanum bazılari, yaşaduklaruni iddia ettıler lakin habu politikacılari biliysınız. hepsi da yalancidır, ben yer miyim...

kat-i suretle ye-mez!
işte böyle birşey bizimki, :)