Çarşamba, Temmuz 25

Hüseyin Nihal Atsız - Mutlak Seveceksin Beni





Kalbin benim olsun diyorum, çünkü mukadder…
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök, ver!
Yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın….


Ram ol bana, ruhun yeni bir âleme girsin…
Yazmış kaderin: Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla, şuurunla, hayâlinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..


Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu, ölsen bile asla açamazsın…

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki…
Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…

Salı, Temmuz 24

Felipe Melo


Felipe Melo geçtiğimiz yıl alındığında bir riskti fakat performansı sonrası gönül rahatlığıyla söylenebilir ki alınmaması bir risk olurdu. menejerlik şirketi vasıtası ile açıklama yaptı ve şartların ikinci kez revize edilmek istemesi Melo'nun canını sıkmış ve Fatih Terim'e teşekkür etmiş. yapılan görüşmelerde neler konuşuldu, hangi özel istekler oldu bunları bilemeiz fakat amaç Galatasaray'ın başarısı ise verilecek fazla para göze batmamalı. Zira Melo yıllardır süre gelen orta saha kısırlığına son veren isimlerden bir tanesi. Daha önce bu tip bir katkı veren bir orta saha oyuncusu sayısı bir elin parmağını geçmez. Bu sebeple Melo'nun alınmaması gerçek bir risktir. Yerine alınacak oyuncu isterse dünya çapında bir isim olsun bu katkıyı verebileceğim muammadır.

2014 Dünya Kupası Brezilya'da yapılacak ve Melo burada olmayı her Brezilyalı gibi isteyecektir. çıkacağı Şampiyonlar ligi maçları onun için en önemli vitrin olacaktır. Melo'da bu bilinçle takıma maksimum katkı vermeye çalışır. Yani herhangi bir riskli durumu ben göremiyorum açıkcası. Acılı geçen yıllar sonrası kurulan Melo-Selçuk orta sahası bozulmamalı ve Melo mutlaka kadroya dahil edilmelidir. Para konusunda tutumlu davranmaya çalışanlar devre arası 2,5 milyon euroya alınan ve sıfır katkı sağlayan Yiğit Gökoğlan'ı ve yıllık 2,7 milyon euro alan Riera'yı unutmuşlar sanırım. Tekrar ediyorum asıl risk Melo'yu almamaktır.

Çarşamba, Temmuz 11

Srebrenitsa Katliamı 1995

Yıl 1995 Saray Bosna'dayız. Temmuz'un 11. günündeyiz. O sıralar Saray Bosna kan kokuyor. İnsanlık düşmanı Sırplar Bosnalıları amansızca öldürmekte. Bu sebeple Birleşmiş Milletler olaya el koyuyor ve yönetim o sırada Hollanda ordusunda. Sırp kasabı KARADZİÇ o gün Birleşmiş Milletler kontrolündeki Srebrenitsa'ya giriyor ve Hollanda ordusu hiçbir tepki göstermiyor. Aksine KARADZİÇ'in hakaretlerine susuyor. Karadziç şöyle diyor : - Buraya zamanında Türklere karşı nasıl ayaklandıysak, şimdide müslümanlardan öç almaya geldik. Diyerek Hollanda askerlerinin tepkisiz bakışları altında şehre giriyor. 24 saat boyunca tüm erkekleri topluyor ve hepsini kurşuna dizerek öldürüyor. Hollandalılar ise bu acıyı sadece izliyor. 24 saatte 8254 kişi öldürülüyor. kadınların ırzına geçiliyor. Bugün bu acı dolu ve insanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri olan Srebrenitsa katliamının 16. yıldönümü. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Elbet bir gün o hesap dönecek. Not : Hollanda ordusu Srebrenitsa'da o tarihte görev yapan tüm askerlerini üstün hizmet madalyası ile onurlandırmıştır (onursuzlandırarak).

Pazartesi, Temmuz 9

Hesap Sor Başkan

Demirören yönetiminin istifa etmesiyle Beşiktaşımızda Lale devri bitmiş oldu. Demirörenin gidişi, gelişi kadar şaşalı ve sesli olmadı. Biranda çekip gittiler, bu da hiç yakışık almadı tabi. Demirören kimilerine göre Beşiktaş sevdalısı öyle ki bu sevda gözlerini kör etmiş, yanlış ekip kurmuş ve kulübü ekonomik olarak bataklığa sürüklemiş, harvurup harman savurmuş... Kimilerine göre başka şeyler...

Demirören yönetimi 11milyon dolar borçla aldığı kulübü 500 milyon TL borcla devretmiştir. Yönetim süresinde 1 Süper lig, 4 Türkiye kupası, 1 Süper kupa şampiyonluğu var futbol şubesinin. Takıma gelen-giden futbolcu ve teknik direktörün haddi hesabı yok... Yani başarısız bir yönetim. Sadece futbolla değil Beşiktaşın geleceğe yönelik birçok gelirinin şuanda çoğunun borca bağlanmış olması, kulübün mali bir disiplinin olmaması, altyapı... nereye dokunulsa dökülüyor açıkçası...

Evet 8 senede alınan ve verilen hesabı yapıldığı zaman herşeyiyle ofsayt... Malesef en çok suçlu olan yine biz Beşiktaşlılarız, 2maç üstüste iyi oynayınca herşeyi unutuyor, bir iki yıldıza kanıyoruz, taraftar olarak. Endişelerimizi erteliyoruz. Tabi ki biz taraftarız "Yeter Demirören" tezahuratları  yıldız savaşlarına girişince "Yetmez Demirören" oluyor...

Tamam taraftar bir yere kadar, tepki koyamaz mı? koymadı mı? koydu ama bir yere kadar işte... Ya Beşiktaşlılığından ödün vermeyen zümreler, gruplar herneyse... Para desen sizde, çevre desen sizde güç desen sizde... siz nerlerdeydiniz? Nasıl bir düzen nasıl bir  işleyiş kafa falan almıyor, oyun sanki bu, senaryolar işliyor dönem dönem Beşiktaş kullanılıyor cebini dolduran gidiyor mu yani?

Yeni yönetim iştahlı ve heyecanlı, zor görevleri var. Şuana kadar bazı icraatları var, hatalarıda bir hayli var. Anlayışlı olup destek vermek boynumuzun borcu umarım en kısa zaman da adapte olurlar, ekonomik olarak bir yerlere gelirken imaj ve marka değerimizi kaybetmemek önemli. Çünkü burası Türkiye, siz ne kadar konuşsanız anlatsanız tribünler tabelaya bakar, medyada cabası...

Avrupa kupalarından men edildik 1 sene... Avrupa Ligine katılsak ne olur, katılmasak ne olur... sanki hersene kupa kaldırıyoruz Avrupada, dünyanın sonu değil tabi ki... İşin acı yönü gitmemek değil alınmamak, ne demek evrak sahteciliği ne demek yanlış beyanlar ve en kötüsü bunun alışkanlık haline getirilmesi... Yani Uefa diyorki kimi yiyorsunuz tamam idare ediyoruz ama b.ku çıktı bu işin...

Hesabını sormak lazım, sorulacaktır da... Barcelona  ki şimdiki başkan Sandro Rosell eski yönetimde yani Laporta başkanlığındaki yönetimden hesap soruyor ne için; İbrahimoviç transferi ve ödenen paralar, kulübün zarara uğratılması v.s.  Barcelona bu boru değil adamlar dünyaya hitap ediyor, onlar hesap soruyorda biz niye sor(aya)mayacağız ? Hesap sorulması gereken başlıca örnekler;

1. Maximilian Hagmayr, Ramazan Özcan transferindeki menajerlik ücreti, 25.000 Euro + avukatlık ücreti +  harç tutarı + faiz.
2. Gaziantep Spor Kulübü Derneği, Yıldırım Demirören aleyhine ilamsız icra takibi, 4.224.117,26 TL (dava sürüyor)
3. Matteo Ferrari, sözleşme feshi, karşılıklı dava, 7.750.000 Euro. (dava sürüyor)
4. Hammarby, Erkan Zengin transferi, 135.000 Euro. (115.000 Euroluk gecikme cezasının davası sürüyor)
5. Udinese, Sivok ve Zapotocny transferleri, 1.450.000 Euro (2010) + 3.000.000 Euro (2011) + faiz + yargılama/avukat masrafları.
6. Porto, Quaresma transferi, 60.507 Euro dayanışma payı + yargılama masrafı.
7. Sporting Club de Portugal, Quaresma transferi, 98.554 Euro dayanışma payı + faiz + yargılama masrafı.
8. Fabian Ernst, alacak, FIFA, 982.166 Euro (dava sürüyor)
9. Bobo, alacak, FIFA, 223.445 Dolar (dava sürüyor)
10. Club Atletico River Plate, Higuain transferi, 616.000 Dolar + faiz + yargılama masrafı.
11. Rubin Kazan, Fatih Tekke transferi, 750.000 Euro + yargılama masrafı.
12. Spal, Parma, Lecce kulüpleri, Ferrari transferi dayanışma payı, sırasıyla 35.595, 45.000, 22.500 Euro + faizler + yargılama masrafları.
13. Sport Lisboa e Benfica, Fernandes transferi dayanışma payı, 19.767 Euro + faiz + yargılama masrafı.
14. Naval 1 de Maio, Almeida transferi dayanışma payı, 28.750 Euro + yargılama masrafı.
15. Sport Lisboa e Benfica, Simao transferi dayanışma payı, 8.248,50 Euro + faiz + yargılama masrafı.
16. Chistian Rapp, Hilbert transferi menajerlik ücreti, 500.000 Euro + faiz (ödemeler başladı ve sürüyor)
17. Milan Lednicky (menajer), ilamsız icra takibi, 212.872,07 TL (ödemeler sürüyor)
18. Mehmet Bayır (?), ilamsız icra takibi, 472.976,97 TL
19. Angora Menajerlik, ilamsız icra takibi, 118.000 TL
20. Aysel Şavkan (Guti'nin ev sahibi), kontrattan önce ev boşaltımı sebebiyle tazminat, 29.412,34 TL
21. Eduard Cisse, alacak + kesilen cezanın iptali, 300.000 Euro + faiz + harç + vekalet ücreti + kesilen 10.000 Dolar ve 100.000 Euroluk para cezalarının iptali
22. Serdar Özkan, alacak, 216.219 TL + faiz + harç + vekalet ücreti
23. Chistian Rapp, Edu transferi menajerlik ücreti, 200.000 Euro (ödemeler sürüyor)
24. Schalke 04, Edu'nun kiralanması, FIFA, 500.000 Euro (dava sürüyor)
25. Uniao Desportiva de Leiria, Almeida transferi dayanışma payı, 10.000 Euro (dava sürüyor)
26. Edu, alacak350.473,91 Euro (dava sürüyor)
27. Michael Fink, icra, 2.121.720, 76 TL (ödemeler sürüyor)
28. Refleks Menajerlik, icra, 126.697,25 TL (kısmen itiraz edilmiş, dava sürüyor)
29. İbrahim Kaş, alacak ve ceza iptali, 100.000 Euro + kesilmiş 83.200 Euroluk para cezasının iptali

(http://eksibesiktas.blogspot.com dan alıntıdır)

Tabi ki bi dünya dava ve davacı var, kulübe her gün icra geliyormuş. Bu liste 27 Ocak 2012 tarihi itibariyle ve sadece sportif olanlar. Bir çoğu şuan devam ediyor olmalı. Hesabı görülmüş olan varsa şu süreçte eyvallah deriz tabi...

             Sor Başkan bunları sor, Mendesle olan ilişkileri sor,  Del Bosqueyi kovalarken tazminat konusu anlaşılıyordu niye okadar paralar ödendi? onu sor, Fulya projesi nedir ne değildir hangi şartlar altında imzalandı Beşiktaşın neleri-nekadar süre temlik edildi? onu sor, 100 milyon liralık senet var ortada kulübe hibe edildi mi? yoksa ortada mı kaldı? Asıl şunu başta kendine sonra tüm Beşiktaşlılara (başta nekadar ne üyesi varsa) 8 senedir nerdeydiniz? neden Beşiktaşlılık adı altında yönetimi mali kongrede her türlü ibra ettiniz? Neden Beşiktaşlılık adı altında doğru dürüst muhalefet yap(a)madınız?@trgtalper

Perşembe, Temmuz 5

Başbağlar Katliamı - 1993


Akşam namaz vaktidir. Hoca güzel sesiyle ezan okumakta, köyün erkeklerinin bir bö­lümü cami avlusunda abdest alırken, bir bölümü de abdestlerini evlerinde almış, camiye doğru hareket etmekte. Köy sessiz; Her günkinden daha sessiz.Hocanın okuduğu ezan sesi bir anda kesiliyor. Köyde bir panik yaşanıyor ve hocanın sesi duyulmuyor artık. Az önceki duygusallık, bir anda, acıya ve çocukların ve kadınların bağırışmalarına bırakıyor yerini.5 Temmuz 1993, Saat 20.30. Köyün etrafında ve içinde yüz ci­varında gözü dönmüş cani
HOCANIN SESİ DUYULMUYOR
Saat 20.30 sıralarında hoca elinde mikrofon, ezan okuyor. Hoca, arkasından gelenleri görmüyor. Ezan daha bitmeden hocanın ensesine bir tokat iniyor. Hoca arkasını dönünce, eli silahlı militanları görüyor. Ezan yarım kalmasın diye “Bırakın eza­nı tamamlayayım” dese de, dinletemiyor. Yaka paça sürükleniyor. Aynı anda camide mevcut bulunan cemaat de dışarı çıkarılıyor.
CAMİDE BULUNMAYAN ERKEKLER TESPİT EDİLİYOR
Caminin içinde olmayan köyün erkekleri tespit ediliyor. “Falan fi­lanı getirin” diye emirler yağıyor. Eşkiyalar aradıkları insanları ismen biliyorlar. Sıradan bir baskın değil bu. Militanlar, evlere dağılıyor, kadın, erkek, çocuk hepsini dışarı çıkarıyorlar. Zaten Adil Hocanın okuduğu akşam ezanının birden bire yarıda kesilmesine köy hal­kı bir anlam verememiştir. Köyün içinde bulunan militanlar, kısa süre­de köyde bulunan tüm insanları bir araya topluyorlar.
OLAYI YAŞAYANLAR ANLATIYOR
Katliamı yaşayanlardan E.A gördüklerini şöyle anlatıyor;”Akşam namazına duracaktık ki torunum geldi. Anarşistlerin kö­yü bastığını söyledi. Ben de hemen kapıyı kapattım. Kapıyı kapatır­ken, beni gördüler. Gelip kapıyı açmamı istediler. Ama ben kapıyı aç­madım. Döndü gittiler. Biz namazımızı kılıp dua etmeye başladık. Pencereden baktım ki komşunun kapısını kırıp evdeki erkeği dı­şarı çıkardılar. Bir adamı başına diktiler. Tüfeği dayadılar ve bekleme­ye başladılar. Birkaç kişi geldi, bizim kapıyı kırıp içeri girdiler ve evde erkek olup olmadığını sordular. Erkeklerin evde olmadığını söyleyin­ce, evin içine girdiler. O sırada yanımda bulunan parayı onlara doğru uzattım, belki parayı alır da bir şey yapmadan çekip giderler diye. Pa­rayı aldılar, tüfeğin ucuyla beni, gelinimi, torunumu iterek dışarı çık­mamızı istediler. Çıkarken geri döndüm ki odaya bomba koyuyorlar. Dışarı çıktıktan sonra evi ateşe verdiler. Beni götürürlerken itti ve kaktılar. Hasta ve yaşlı olduğumu söyledimse de beni sürüklediler. Kadınların toplandığı yere götürdüler. Etrafımıza bomba koydular. Bir taraftan evleri ve arabaları yaktılar. İçlerinde bayan olan terö­rist ziynet eşyalarımı istedi. Olmadığını söyleyince “Siz İstanbul Karagümrük’ten geliyorsunuz, sizin altınınız olmaz mı ? ” dedi.
KATLİAMI GERÇEKLEŞTİRENLER KÖYÜ İYİ BİLİYORLARDI
Baskın sıradan bir baskın değil. Sanki katliamı gerçekleştiren­ler daha önce köye birkaç defa gelmişler. Öyle ki köyün tüm mahalle­lerini ve köyde yaşayanları biliyor, ne tesadüf ki İstanbul’dan köye ta­til için gelen misafirlerin bile bulundukları evler tespit edilebiliyor. Ve siz İstanbul Karagümrükten geldiniz ifadesini kullanabiliyorlar. Köyde bulunan kadınlardan F.P. yaşadıklarını ağlayarak şöyle anlatıyor;”Militanlar, kapının önünden ismen çağırıyorlardı köyün insan­larını. Selim Pato, sen gel dediler. Görümcemin oğluna, Recep sen de gel, dediler. Doğru camiye dediler. Ben içeride pencerenin önünde oturmuş dinliyordum. Birkaç militan sokaklara dizildi. A.C’yi çağırdı.Bu adam yanımızdaki ilçenin köyünde oturuyordu. Bizde tırpan yapı­yordu. Onu görünce hayrete düştüm. Daha sonradan biz kadın ve ço­cukları da topladılar. Derenin yanında toplandık. Başımıza bir kız, bir erkek militan koydular. Erkekleri de öbür tarafa topladılar.”Kanlı bir katliama Başbağlar köyü sahne oluyordu artık. Bu dağ köyünde yaşayan insanlar, üstelik çoğu da yaşlı, suçsuz, günahsız olmalarına rağmen, hain kurşunlara hedef oluyorlardı. Artık köyde ya­nan evlerin ateşi ve kurşun sesleri duyuluyordu. Köy sakinlerinden G.D. “Biz kadınları topladıkları yerde havaya uçuracaklarmış, Allah kurtardı bizi, dereye topladıklarında yanımıza bir şey koydular. Biz tel­siz var sanıyoruz. Ne konuştuğumuzu dinlemek için telsiz koydular sanıyoruz. Aramızda sessiz sessiz konuşuyoruz. Meğer bombaymış. Dereden çıkmışız, bomba patlamış.” Köyün erkekleri öte tarafta kurşuna dizilirken, kadınlar ve çocuklar dere kenarında, yanlarına konan bombadan habersiz, militanlar köyü terk ettikten sonra dere­den ayrılıyorlar. Ayrılmasalar, köydeki erkeklerin akıbetine kadın ve çocuklar da uğrayacaktı. Militanlar, sloganlar atarak kanlı eylemlerini gerçekleştirdiler. Kadınların ve çocukların ağlaşmaları ve köyün ta­mamen yanması onlara adeta büyük bir zevk veriyordu.

Pazartesi, Temmuz 2

ŞAMPİYON İSPANYA

Bir Avrupa Şampiyonasın daha tamamladık. İlk günden bu yana favorim İspanya kupayı kaldırmasını bildi. Kimilerine göre sıkıcı futbollarıyla... 2012 Avrupa Şampiyonasının şampiyonu sürpriz olmasa da finaldeki rakibi İtalya finale kadar çıkarak, Hollanda daha gruplarda elenerek, Almanya finale çıkamayarak sürpriz yaptılar. İngiltere- Ukrayna mücadelesindeki hakem hatası, İtalyada Pirlo'nun performansı ve Balotellinin Almanya maçındaki gol sevinci aklımızda bu kupayla ilgili kalacak enstantenelerdendi. Tebrikler İspanya...

Cuma, Haziran 29

Perşembe, Haziran 28

İlk Finalist İspanya


Yarı finalin ilk maçında favori İspanya’ydı kuşkusuz. Ancak maç başladığında Portekiz’in bu mücadeleye hazır olduğu ve bazı anlarda İspanya’dan daha üstün olduğu gerçeği ortaya çıktı. Özellikle Coentrao muhteşemdi. Maç boyu kendi sol kanadını kullandı. David Silva’yı oyunda kaldığı sürede etkisiz kıldı. Diğer kanatta ise Nani yıldırıcı özelliği ile dikkat çekti. Ronaldo Hollanda maçının aksine etkisizdi. Hugo Almeida ise alternatifsizlikten oynuyordu adeta. Tek tehdidi olan etkili şutlarını da çıkaramayınca vasatı aşamadı. Ancak dakikalar ilerledikçe İspanya’nın kendi halinde işleyen iç ritimi oyuna hakim oldu. Sahanın tümünde pres yapabilen Portekiz oyundan düştü. Nitekim maçın son 20 dakikasında defans yapmaktan başka çare bulamadılar. Son dakikada yakaladıkları kontratakta Ronaldo kötü vurunca finalin kıyısından döndüler.

Uzatma dakikalarında oyun rölanti gitti ve iki takımda adeta penaltılara hazırladı kendini. Penaltı vuruşları öncesi İspanyollar kendinden emin görünüyordu. Önce Alonso sonrada Moutinho’nun atışları kaçırması dengeyi bozmadı. Portekizde Nani ve Pepe golü buldular. Ancak dördüncü penaltı Bruno Alves topu direğe nişanlayınca Fabregas klas penaltısıyla Portekiz’i evine gönderiyordu. Ronaldo ise 2010 sonrasında birkez daha İspanya’ya elenmenin acısını yaşadı. Daha acı olan ise penaltı kullanamadan kupaya veda etmesi. Bruno alves’in penaltı atması abes görünsede Ronaldo’nun ilk penaltıyı atmaması da ayrı bir yanlıştı. Sonuçta İspanya beklenildiği gibi finale adını yazdırdı. Ve bu akşam rakibini bekleyecek. Almanya ve İtalya kıyasıya bir mücadele içinde olacak. 

Çarşamba, Haziran 27

Portekiz - İspanya

Saldır Ronaldo !

Pazartesi, Haziran 25

Euro 2012 Yarı Final Son İki Bileti

Euro 2012'de yarı finalin son iki biletini İspanya ve İtalya kaptı. İspanya - Fransa eşleşmesinde favori İspanyaydı ve rahat oyunuyla sonuca gitmesini bildi. İspanya'nın futbolu çoğu futbolseveri uyuz etsede benim hoşuma gidiyor ve kupayı kaldıracaklar bence. Topa sahip olmadan geçen sistem hoş, hermaç yapılan 750-850 arası pasta cabası. Bu oyunu kim bozabilir? Oynadığı her maçta performansı artan Portekiz mi? sanmam... Maçın diğer tarafındaki Fransa bu oyunu bozmayı tercih etti üç bölgede yakın kaldılar pas trafiğini bozmak için nafile, bu sefer kanatları boşladılar beklenen sonuç kaçınılmazdı yani. Xabi Alonso'nun biri penaltı'dan iki golüyle 2-0 turladı İspanya ve yarı finale gözünü dikti. İspanta iyi h da bi de Torresle başlasa    daha tatlı olur bence.                                                                                                                                                                                       
Yarı finalin diğer biletini İtalya kaptı. İtalya-İngiltere eşleşmesinde favorim ve sempatim İngiltere'den yanaydı. Bu sempati ilk yarıda sona erdi. Maç uzar, penaltılara kalır  demiştim fakat böyle iyi futbol beklemiyordum. İki takım çok iyiydi, turnuvadaki en iyi, göze hoş gelen futbollarını oynadılar. İlk yarı'nın başlangıcıyla birlikte pozisyon zenginliği hat safhadaydı. Gol kaçırma yarışı vardı diyebiliriz. Bunda İtalya'da Buffon, İngiltere'de Terry-Lescott ikilisinin başarısı tartışılmazdı. İtalya daha fazla organize olmuş ve daha fazla pozisyon bulan taraftı İngiltere ise İtalya'nın tanıdığı fırsatları kollayan sıkı savunma yapan taraftı sanki roller değişmişti. Penaltılara kadar gitti maç penaltılarda ayrı bir heyecan yaşandı. Buffon takımını kurtarışıyla sırtlarken Pirlo yıllarca unutulmayacak penaltısıyla gönüllerde ki yerini sağlamlaştırarak  takımlarının son yarı final biletini kapmasını sağladılar.

Almanya- İtalya, İspanya-Portekiz eşleşmeleri sağlam maçlar, Portekiz ve İtalya bir süprize imza atacaklar mı bekleyip göreceğiz. @trgtalper                            

Cumartesi, Haziran 23

Çeyrek Finaller Yeni Başlıyor

 Portekiz, Çek Cumhuriyeti maçında sahadaki en büyük oyuncu Ronaldo oldu ve takımını yarı finale çıkardı. 


Dün akşam Mesut liderliğindeki Almanya, Yunanistan'ı 4-2 ile geçerek yarı finaldeki rakibini beklemeye başladı. Mesut'u izlemek gerçekten büyük bir zevk.

Çeyrek finaller bugün başlıyor diyebiliriz. Bu akşam İspanya - Fransa korakor bir mücadele verecekler. Fransa sürpriz kovalarken ispanya yarı finalde Portekiz'in rakibi olmaya çalışacak. yarın akşam ise İngiltere - İtalya mücadelesi Almanya'nın rakibini belirleyecek. turnuvada gönlüm Mesut'un yani Almanya'nın yanında.

Cuma, Haziran 22

Perşembe, Haziran 21

Çarşamba, Haziran 20

Euro 2012 / D Grubu / Kapanış

     Euro 2012 D Grubu kapanışında İngiltere-Ukrayna, Fransa-İsveç mücadelerine sahne oldu. İki maçıda aynı anda seyretmeye çalıştım ama gözüm daha çok İngiltere-Ukrayna mücadelesindeydi açıkçası. Bumaçın daha zevkli geçeceğini düşünüyordum ve öyle oldu. Ne dersek diyelim 62. dakikada Tery'nin kale içinden çıkardığı top YUH! dedirtti. O ana 1-0 geriden gelen , bastıran Ukraynaydı belki de o gol verilmiş olsaydı şuan başka şeyler konuşuyor olacaktık. Biz hakemleri elştiriyoruz TSL'de fakat böyele bir turnuvada bu hatalar oluyorsa çok konuşmamak en iyisi. Sahada 5 hakem vardı sanırım bu gol çizgisi teknolojisi devreye girmediği sürece 25 hakemde olsa bu hatalar olacak.

     İlk yarıya baskıyla başlayan ev sahibi Ukrayna karşısındaki katı İngiltere savunmasına karşın pozisyon üretmesini bildi fakat bu pozisyonları gole çeviremedi. Böyle olunca neden Sheva ile maça başlanmadı diye düşünüyorum. İkinci yarıya daha baskıcı Ukrayna futbolu bekleniyordu fakat 48.dakikada Gerrard'ın güzel ortasını Ukrayna savunması ve kalecisi es geçince milli forma hasreti çeken Rooney için bıu ortayı gole çevirmek zor olmadı. Daha sonrasında Ukrayna gruptan çıkmak için elinden geleni gösterdi fakat verilmeyen gol herşeye tuz biber ekti, böylelikle bir ev sahibi daha Euro 2012ye veda ederken, gruptan çıkamaz denilen İngilteregrubu lider tamamlayarak Çeyrek finalde İtalya'nın rakibi oldu. Enteresan bir eşleşme, penaltılara kadar gider bence.

     Fransa-İsveç mücadelesini elimden geldiğince takip etmeye çalıştım, ilk yarı hızlı başlasa da daha sonra iki takımda duraksadı. İlk yarıda Fransa ataklarını daha çok izledik diyebilirim. Fransa  rakip kaleye topu iyi taşıyor ama sonrası karışıyor gibi, gerek Ribery gerek Benzema ceza sahasında istedikelrini yapamıyorlar.
     İkinci yarı daha hızlı başlayan İsveçti ve ikinci yarı başlarında Zlatan gol böyle atılır dedi. Euro 2012'nin sonraki mücadelelerinde ne goller atılır bilmem çokta enterese etmez beni bu gol turnuvanın golüdür. Golden sonra İsveç ataklarını daha da sıklaştırırken Fransa maç bitsinde İspanyayla karşılaşalım havasındaydı. 90+1 de İsveçin ikinci golü ve galibiyeti pekiştirdi. İsveç çıktı mücadelesini gösterdi gruptan çıkamasada tat bıraktı bence Fransa ise çeyrek finalde İspanya'nın rakibi oldu, sanırın dönüş için uçak biletleri falan ayrılmış o derece...

     Euro D Grubunda İngiltere, Fransa, İsveç ve Ukraynayı izledik. İngiltere turnuvanın en iyi savunmalarından birine sahip ve heran herşey yapabilir pozisyonunda. Maç kazanmak istediklerinde kazandılar ve bunu herkese gösterdiler. Fransa 2010 dünya kupası trajedisini atmış gözüksede eski Fransa değil ve olamayacak görüntüsünde. İsveç bu gruptaki maçlarını gözden geçirmeli bence ilk iki maç önde başlayıp mağlup oldular son maçta galip geldiler ilerleyen yıllarda daha başarılı bir İsveç görebiliriz. Ukrayna evsahibi avantajını iyi kullandılar, güçleri doğrultusunda iyi işler yaptılar, son maçta verilmeyen golleri hevslerinin kursaklarında kalmasına neden oldu.@trgtalper

Salı, Haziran 19

Ölümün Böylesi

Ülke kürtaj, ev hapsi, genel af gibi konularla çalkalansın, teröristler vatanın her sokağında kol gezsin, sen dağlarda ekmek yedikleri vatana tükürmeye çalışan soysuzların peşinde koş. Hain bir kurşuna canını teslim et.  Memleketine, evine, annene, babana döneme. Kuytu bir köşede ruhunu teslim et azraile. Peki ya sana bu kurşunu atanlar, attıranlar,atılmasına sebep olanlar ? Onlar ölümünü her ortamda meze yapsınlar. Hatta ölümünden dolayı onur bile duyanlar olacak. Sen ömrünün baharında göçüp git bu Dünya'dan. Adına şehit desinler sadece, ismin manşet olsun, medyada 3 gün yer bulursun o kadar. Sonrası anneye babaya kalan ve ömür boyu geçmeyecek bir acı.

Dedik ya ; adın sadece şehit olarak kalır. Ama neye göre? Kime göre ? Ne için olduğu belli olmayan bir şehit !!!

Pazartesi, Haziran 18

Samet Kaptan geldi... Herşey bitti mi?

                Tabi ki bitmedi daha yeni başlıyoruz. Bu kötü dönemde  çıkış yolu olarak Beşiktaş'ın kendi öz evlatlarından faydalanması gerekiyordu ve sancılı'da olsa (birazda mecburiyetten) Samet Aybaba Beşiktaş'ın başına getirildi. Kendisi'nin Beşiktaşlılığını tartışmak abestir, nedendir bilinmez kendisine sinir olan bir zümrede Beşiktaş camiasının bir parçasını oluşturmaktadır. Netice olarak kendisi Beşiktaş'ın kaptanlığını yapmış ülkemizde çeşitli kulüplerde görev almış ve her görev aldığı kulüpte olumlu izler bırakmış bir teknik adamdır. Özellikle altyapı konusunda bilgili ve cesaretlidir. Kendisine neden sinir olunuyor ? sorusunun cevabı bilinmemektedir, bilinen Beşiktaşı görev aldığı kulüplerde baya yenmesi, puan alması, gol sevinci falandır... eee ne yapacaktı adam ?

               Bu zor dönemde çıkış yolu olarak Beşiktaşın öz evlatlarının kullanılması, Beşiktaşa yakışmayacak, formayı haketmeyen futbolcularla yolların ayrılması ayrıca alt yapıdan 1-2 yetenek yakalanırsa 2 senede bu takım eski günlerine döner demiştim.(Maddi-manevi olarak) Onun için Samet Aybaba tercihi doğrudur, kendisi inşallah akıllı adımlar atar, ne oldum delisi olmaz, herşeye kafa sallamaz, ağırlığını yerinde kullanır ve iyi bir başlangıç yaparak uzun yıllar Beşiktaşımızın başında görev alır.

              Samet hoca zirveye oynayacağım diyor... Yönetim küçüleceğiz... Yönetimden Cem Bilge, yönetim dışından ibrahim Altınsay istifa ediyor, çok hoca ismi geçiyor (ürkütücü) sonrada mecbur kalındı biliyorum Samet hoca getiriliyor Beşiktaşın başına. Yönetimde bi kargaşa bir sıkıntı var, görüş ayrılıkları var, net bir hedef belirlenmemiş... Bu da camiayı endişelendiriyor. Başkan çıkıyor Rüştü, Nihat hakkında garip demeçler veriyor, İkinci başkan Egemen hakkında atıp tutuyor... Ya tamam görüşleriniz vardır bir çok konu hakkında ama net bir tavır belirlemeden neden medyaya malzeme oluyorsunuz? Ne oldum delisi mi olacaksınız?

             Evet zor bir görev aldınız, Yanan eve girdiniz,  Beşiktaşa FEDA olsun dediniz, ne olur kendinizden şüphe ettirmeyin bizi.



Cumartesi, Haziran 16

Euro 2012 A Grubunda Sona Gelirken


Euro 2012 A grubunda gecenin final maçları bu akşam Türkiye saati ile 21.45’te başlayacak. 


     Grupta oynadığı iki maçta iki beraberlik alan Polonya, Rusya karşısında dağılmasına rağmen Yunanistan engelini geçmeyi başaran Çek Cumhuriyeti ile karşı karşıya geliyor. Polonya her ne kadar 10 kişi Yunanistan kalesine dahi gidemese de Rusya karşısında özellikle ikinci yarıda oynadıkları futbolla beğeni topladılar. Ancak kontra yemeye oldukça müsait görüntüleri de devam ediyor. Lewandowski-Kuba ikilisi her zamanki gibi takımın en önemli hücum silahları olarak göze çarpıyor. Rusya maçında sonradan oyuna girerek başarılı bir performans gösteren Adrian’ın ilk 11’de başlaması sürpriz olmaz. Çekler ise Yunanistan maçını kazanmalarına rağmen oynadıkları futbolla kimseyi tatmin etmemiş durumdalar. Öne geçtikleri maçta ayaklarında top tutmalarına rağmen hücumda etkili olamamaları ve rakip pas yapmaya başladığında baskı yemeleri en büyük handikapları. Takımda göze batan tek oyuncu Pilar’a eşlik eden bir oyuncuları hala yok. Üstelik Rosicky’nin bu maçta sakatlığı nedeniyle forma giyememe ihtimali de var. Çeklere beraberlik yettiğinden defansif bir kadroyla saha çıkmaları muhtemel. Oynanan futbollara ve saha avantajına bakıldığında Polonya’nın maçı kazanarak gruptan çıkacağı düşüncesindeyim. Ancak beklenen golün gecikmesi Polonya’da seyirci baskısının artmasına ve paniğe sebebiyet verebilir ve buda Çekler’in işine gelecektir.





    Gecenin diğer maçında ise oturmuş kadrosu ve aldıkları sonuçlar ile grubun favorisi Rusya henüz kadro istikrarı oluşturamamış Yunanistan karşısına çıkıyor. Rusya Zenit takımına yaptığı eklemelerle takım olma sorununu aşmış durumda. Üstelik genç oyuncu Dzoagev ve Arsavin takımı çok iyi yönetiyor. Shirkov da hücumda bir diğer etkili silah. Kerzakhov ise tüm şanssızlığıyla bir turnuva geçiriyor. Yunanistan ise oynadığı iki maçta ilk 11’den 4 farklı oyuncu ile sahaya çıktı. Özellikle ofansif anlamda ideal orta saha ve forvet oyuncularını belirleyememeleri büyük handikap. Son maçta kaleci Chalkias’ın sakatlanması ve kart cezalısı Sokratis Papastathopoulos’un dönmesiyle yine farklı bir 11 ile sahaya çıkacaklar. Özetle bu maçı Rusya’nın rahat kazanacağı ve gruptan lider çıkacağı düşüncesindeyim…

twitter: @atakcemil