Salı, Nisan 28

Futbol Nereye Doğru Gidiyor

Konuyu hangi çerçevede değindireceğimi çözemedim o yüzden ben sadece gözlemlerimi yazıp yorumu size bırakmak istiyorum. Yorum kısmında bu sorunun Türk futbolunu nasıl etkileyeceği hakkında görüş bildirirseniz sevinirim.
Pazar sabahı uyandığımda tv yi açıp spor kanallarına göz gezdiriyordum. İstisnasız  her kanalda İddaa programı yayınlanıyordu. İddaa oynamayan biri değilim ancak bütün kanalların aynı konu üzerine yönelmesi garip düşüncelere yol açtı zihnimde. Sporun genellikle futbolun büyük oranda sonucu için takip edildiğini düşündüm. Fransa ligindeki defansif anlayıştan çok o ligdeki maçalrın alt biteceği takip edilir olmuş. Keza Alman liginin heyecanlı ve renkli bi lig olduğundan çok maçları gollü biten bir lig olduğu düşünüldüğü gibi. Bu duygularla tv yi kapatıp ekmek almak için fırına doğru yol aldım. Malum krizden dolayı işimizdende olduk bu yüzden gazetelerin iş ilanlarınada göz gezdirmeyi eksik etmiyorum. Bu yüzden yol üzerindeki eski gazete bayiine (şimdilerde gazete ve tekel ürünlerinden çok iddaa bayii görünümünde) uğrayıp gazete almaya yöneldim. Ancak içeride büyük bir kalabalık mevcut ve çoğunluğu daha lise çağlarına bile girmemiş çokcukalrdan oluşuyordu. Gazetemi aldım ve kasaya yönelirken içerideki konuşmalara dikakt kesilir buldum kendimi. Aynen şu cümleleri duydum :
Rıza bugün Beşiktaşa maçı satacak abi eski Beşiktaşlı o.
Haftaya Beşiktaş Feneri yener en banko maçım o. Fener ligi verecek Beşiktaşta kupayı Fenere verecek.
Ben tv de verilen maçlara oynayacağım bugün.
Bunun gibi birçok konuşmaya şahit oldum o kısa zamanda. Bu düşüncelere sahip olan kişiler daha ilköğretim yaşlarındalar ve böyle teoriler üretebiliyorlar futbol hakkında. Sonrasında eve doğru yöneldim. Kahvaltı faslından sonra dayım ile birlikte basketbol sezonunu açmaya karar verdik. Okulun yanındaki Basketbol sahasına gittiğimizde gördüğüm manzaraya çok şaşırmıştım. Ne basketbol sahasında nede yanındaki futbol sahasında kimseler yoktu. Oysa daha bundan 5 yıl öncesine kadar bu saatlerde o sahaları boş görmek mümkün değildi. İlla ki bi maç yapan yada basketbol oynayan çocuklar olurdu. Hatta küçüklüğümde hatırlıyorum maç yapabilmek için saatlerce beklerdik ve saha kapma sıralarına girerdik. Bu saha sırası yüzünden çok tartışma yaşamışızdır. Yaşça benden büyük olan dayım sayesinde çok kavgadan zedelenmeden çıktığım olmuştur. 
Akşam üzeri ise tekrar fırına gidiyordum ki  parkın yanından geçerken lise çağlarında bir grup çocuk ellerindeki iddaa bülteni hakkında derin tartışmalar yaşıyorlardı. Gün içinde bu kadar çarpıcı örnekleri görmüş olduğuma şaşırmış bir şekilde yoluma devam ettim. Hala düşünmekteyim futbol acaba sadece para kazanmak için takip edilen bir spor olmaya doğrumu gidiyor.

Erciyes Galatasaray Huzurlarınızda

Pazar akşamki maç Galatasaray’ımızın ne hallere düştüğünün acı bir göstergesi oldu. Maç öncesi tribünlere baktığımızda eski başkanların birlik mesajı verme adına maça geldiklerini gördük. Bu bile şuan ki durumun vehametini anlatıyor. Kötü giden birşeylerin olduğunu bilmeleri yinede güzel. Ancak Arda’yı orada görmeyi istemiyorum artık. Bunun nedenini yazının sonunda belirteceğim. Gündemde olmaması gerekli şu sıralar.
Maça geçecek olursak; maç temposuz başladı. Ankaraspor topa hakim olan taraftı. “Erciyes Galatasaray” ise ağır ağır hücum ediyor ve geriye yaslanıyordu. Kornerden gelen gol ile öne geçen “Erciyes Galatasaray” maçın bitimine 66 dakika kalmasına rağmen bu skoru koruma anlayışına gitti. Nonda sağ kanadı, Baros sol kanadı, Lincoln ise göbeği müdafa ediyordu. Kimse kendisine verilen görevi aksatmıyordu. Öyleki top kapıldığında hücumda fovet bölgesinde bir tek kişi bile olmuyordu. Yapılan birkaç  cılız konratakta ise topu kaleye itecek gücü bulamıyordu “Erciyes Galatasaray” . Ankaraspor ise maç boyunca geriye düşse dahi belirli bir oyun planında sahaya yayılıyor ve gol için herşeyi deniyordu. Kötü bir orta yaptılar 89. Dakikada. Morgan Mal Sanctis adlı kişi defansına bırak diyemedi o an dili tutulmuştu sanki. Zira konuşsa seyircisiz sahada sesi rahatlıkla kulağımıza gelirdi. Çünkü maç boyu “Şabani” sesi kulağımızı tırmaladı durdu. Yapılan ortaya Meye hızlı davranıp kafasıyla topu ağlarla buluşturdu ve bende o an artık rahatlamıştım. Çünkü maç boyu  “Erciyes Galatasaray” ın futbolu gına getirmişti bana. Hemen ertesi atakta Mehmet Çakır gole giderken “At Ulan” diye haykırdım ancak gol olamamıştı. 66 dakika sahada uyuyan “Erciyes Galatasaray” uzatma anlarında gol için yükleniyordu şuursuzca. Ancak sahada Hasan ve Ümit gibi eski dostlar vardı. Şarkıda bile unutulan eski dostlar sahada unutulmuyordu. Her maç düzenli şekilde oyuna dahil oluyorlardı. Adı üstünde eski dostlardı. Bu sıralar sahada gözüm Güven’i arar oldu. Gözüm alışmış 70 de oyuna girmesine. “Erciyes Galatasaray” kendi sahasında bir maçı daha galip bitiremeyerek rekorlarına devam etti.
Büyük Galatasaray taraftarı bu sene bu takıma görülmemiş destekler verdik ancak onlar bizi her zaman boynu bükük bıraktılar. Bu yıl bir daha bu gurursuz insanların (futbolcu, yönetici) maçına gitmeyeceğim. Değişmesi gereken şeylerin değişmesini bekleyeceğim. Düzelmeyeceğine şimdiden eminim. Gelecek senede sahada “Erciyes Galatasaray” göreceğiz. Arda Turan ne yaparsa yapsın ceza almayacak. Sezonun en kritik anlarında takımı yalnız bırakanlara hiçbir ceza verilmeyecek. Hatta abartıp bulunmaması gereken yerlerde gezip ekstra ceza alan şımarık çocuklar dahada şımartılacak. Adnan Sezgin ve ekibi  her gün demeç verip bu büyük camiayı küçültmeye devam edecekler. Bunun gibi daha bir çok keyfi olaylar devam ettikçe biz küçülmeyede devam edeceğiz. Vizyon ne kadar güzel bir kelime...

Pazartesi, Nisan 20

İ.B.B. 0-1 Galatasaray

Böyle bir oyunla kazanmak bile kötü geliyor insana. Erciyes taktiğiyle oynuyor koca Galatasaray. Nonda anlık parlamasa maç berabere bitecek. Tabi De Sanctis kaleci olduğu hatırlamasa bi kaç pozisyonda mağlup bile bitecek bir maçtı. Bülent Korkmaz'a Hamburg maçındaki hainliğinden sonra güvenmiyorum. İlk profesyonel maçında bu denli başarılı oynayan bi Semih'i Uefa kupasında ve lig maçlarında oynatmak için bunca süre beklemesi kendi çapının göstergesidir. Büyük bir sitemde Emre Güngör'e gönderiyorum. Adele sakatlığı kendisine bakmayan oyuncuların başında gelir. Böylesine büyük bir camiada bu denli sakatlıklara meyilli olmak ciddiyetsizliktir. Kayseri maçındaki rezilliğinden sonra bu ikinci rezaleti. Çıkarken ağlamak bunun üstünü örtemez. Öncelikle profesyonelliği öğrenecek. Tabi bu kadar lakayıt bi takımda bunu beklemek en son şeydir.

Lincoln oynadı mı oynamadımı belli değil. Gezinti yaparcasına sahadaydı. Ancak yinede 90 dakikayı tamamladı. Topal ve Ayhan formsuz göründüler. Hücuma sıfır katkı yaptılar bugün. Kısacası eleştiri yapacak çok şey var ancak bunun bi anlamı olmayacağını biliyorum. Basiretsiz bi yönetim ve yeteneksiz bi teknik kadro varken başarı beklemek hayal olur. Semih gibi bi yeteneği yok etmeseler yeterli olur. Haftaya seyircisiz Ali Sami Yen'de Semih'in futbolu dahada büyüyecektir. Bu arada geçen hafta sahaya dalan o arkadaşa buradan selam olsun.

Pazar, Nisan 19

İ.B.B. - Galatasaray Maç Öncesi

Bugünkü maç iki takım içinde büyük önem taşıyor. Beraberlik kanımca iki takımında pek işine gelmez. Belediye düşme hattından kurtulmak için 3 puan isteyecektir. Ayrıca Arda ve Emre gibi kilit oyunculardan yoksun Galatasarayı kaçırmak istemez. Galatasaray tarafında ise Sivas ve Fenerbahçe'nin puan kayıplarından sonra zirveye yaklaşmak ve gelecek sezon avrupa bileti kapmak için son şans. Gerçi bu sezon bu tip kırılma maçlarının (Eskişehir, Kayseri, Kocaeli, Trabzon, Fenerbahçe) hiç birinde galip gelemiyoruz da ayrı bir konu.

Bugün Kewell, Lincoln, Baros ve Nonda sahada olacak gibi haberler geliyor içeriden. Eğer bu dörtlü ile maça başlarsa Bülent Hoca ben 1 puana bile şimdiden razıyım. Ne kadar kötüde olsalar Aydın veya Hasan ile başlanmalı sağ kanatta. Barış-Ayhan ikilisi artım ritim yakaladı sayılır. Eski maçlarda ki gibi pozisyon hataları olmuyor. Nonda , Ümit Karan adlı karaktersiz insandan her zaman iyidir. Lincoln ise kesilecek isim olmalı. Son derbide ayakta duracak gücü kalmamış göründü. Son 30 dakika girmeli bu oyuna. Emre Güngör kumarı oynanacak yine. Skibbe bedelini ağır ödemişti bakalım Bülent Korkmaz ne sonuç alacak bu kumarda.

Böyle bir havada ve böyle bir ortamda Belediye'yi yenememek herşeyin sonu olur. Ancak yinede benim ümidim yok bu maç için. Belediye ilk yarı gol yemezse bu maçı rahat alabilecek bi takım. Yapacakları pas trafiğiyle Galatasaray'ı yormayı düşüneceklardir ilk planda. Bu maçta ilk yarı gl bulamazsak galibiyet hayal olur diyorum....

Çarşamba, Nisan 15

15 Nisan 1489 - 9 Nisan 1588

Koca Sinan'ın bugün doğum günü. Bu ülkeye bu millete neler kazandıkları işte burada

Cuma, Nisan 3

Dört Nisan Doksanyedi

Dört nisan gecesi saat onkırkbeş
Seven gönülleri yaktı kor ateş
Bu giden son Başbuğ Alparslan Türkeş
Dualar Tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Dört nisan gecesi zifir karanlık
Ínsan fani imiş hayat bir anlık
Bayındır önünde en son yarenlik
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Dediler ki: Başbuğ HAKK'a yürüdü
Bozkurtlar çaresiz Çınar kurudu
Göz yaşı selinden karlar eridi
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Hastane önüne doldu Bozkurtlar
Saçını başını yoldu Bozkurtlar
Hem yetim hem öksüz kaldı Bozkurtlar
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Başkan anlatıyor: Durmak bilmedi
Seksen yıl çalıştı Asla yılmadı
Bir çocuk haykırdı: Türkeş ölmedi
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Gece saat üçte nöbet başladı
Bir grup bıraktı biri başladı
Íşte...son yolculuk böyle başladı
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Nöbetler uzadı bitmek bilmedi
Bozkurtlar uyumak yatmak bilmedi
Gençlerin kapından gitmek bilmedi
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Üç mayıs dokuzyüz kırk dört'ten beri
Yürüdün en önde dönmedin geri
En son gün...ardında üç milyon çeri
Dualar tekbirler size Başbuğum
Hakkını helal et bize Başbuğum...

Milyonlar sel olmuş kente akıyor
Müezzin ağlıyor... Selâ okuyor..
ÜÇ HÍLÂL BOYNUNU BÜKMÜŞ BAKIYOR..
DUALAR TEKBÍRLER SÍZE BAŞBUĞUM
HAKKINI HELAL ET BÍZE BAŞBUĞUM...

Salı, Mart 31

O An #6


ÜŞÜYORUM
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum…

Muhsin YAZICIOĞLU

Muhsin Yazıcıoğlu Cenaze Programı

10:30 Hastaneden Genel Başkanımızın alınması
MKYK Üyeleri, İl Başkanları, Alperen Ocakları
11:30 TBMM Töreni
13:05 Kocatepe Camii’nde Öğle Namazı’nı müteakip Cenaze Namazı
14:30 Yürüyüş Konvoyunun Kocatepe Camii’nden Hareketi
- Parti önünde kısa program (M. Akif DESTİCİ Kur’an-Dua)…….
Defin yeri (Mehmet Akif Ersoy’un Evi ile Tacettin Dergâhı arasındaki bahçe)

GÜZERGÂH:
- Mithatpaşa Caddesi
- Tuna Caddesi
- Süleyman Sırrı Sokak
- Yenişehir Pazar önü
- Adnan Saygun Caddesi
- Talâtpaşa Bulvarı
- Defin Alanı

Not: Ankara dışından gelecek otobüs ve araçlar için Celâl Bayar Bulvarı ve Hipodrom Alanı tahsis edilmiştir. Toplanma yeri Ankara Kocatepe Camii’dir.

Cuma, Mart 27

Başımız Sağolsun

Tüm ölülerimize Allah cc dan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Zamanla bu işi derinlemesine irdeleyeceğiz. Devletin tüm imkanlarıyla bulamadığı helikopteri köylülerin 3-4 saat gibi bir sürede bulma trajedisini çok kurcalayacağız. Şimdi bize düşen rahmetlilere güzel bi uğurlama gerçekleştirmek.

Başımız sağolsu ...

Perşembe, Mart 26

Kaza Olduğuna İnanmak İstiyorum

Helikopter düşeli 15 saatten fazla oldu ancak hala ulaşılmadığı söyleniyor. Aradıkları ıssız arazide bi madde değil koskoca bir helikopter. Hala bulunamamış olması gelen çelişkili haberler yüzünden neye inanacağını şaşırdı herkes. Kar kalınlığı 2 m olduğu söyleniyor o koşullarda sağlıklı insan bir gece bile kalamaz. Bu kadar aciz bi ülke değiliz. Ağrı dağına düşse 15 saatte oraya gidilirdi. Sis ve kar bulmaya engel olamaz. Cep telefonu ile İHA muhabiriyle oradan konuşulmuş ve bu sinyalden bile bulunabilir. Bazı kanallarda bu habere sevinenleri gördükçe chp denen illet partiden iyice nefret ediyorum. Umarım kötü bir haber almayız ve buda bir komplo değildir. Allah yardımcısı olsun oradakilerin...

* * *

Neredeyse 1 gün geçecek hala bulunamadı enkaz. Yazıklar olsun binlerce kez yazıklar olsun. Düşen Başbakan yada Cumhurbaşkanı uçağıda olabilirdi. Bu kadar acz içindemi benim devletim. Ruhun tekrar şad olsun Eşref Bitlis...

Çarşamba, Mart 25

Maradona ve Claudio Caniggia

Claudio Caniggia çok sevdiğim bir oyuncuydu. 1990 Dünya Kupasında mahalle maçlarında onun ismini kullanırdım. Tabi birde Klinssman vardı kulladığım. Ancak Caniggia sürekli Maradona gölgesinde kaldı. Ancak o bunu kendine dert etmedi. Rüzgarın Oğlu lakabı takılmıştı kendisine. 1990 Dünya Kupasında ülkesini çeyrek finale çıkaran golü atmıştı. Yarı finalde ise İtalya'ya karşı beraberlik golünü o atmıştı. Eşi kendisini Maradona'dan kıskandığını söylüyordu. Caniggia tam bir Maradona aşığıydı. Maradona'da kendisine olan sevgisini sık sık dile getirmiştir. Boca'da beraber resital yaptılar. Bu dönemde 60 maçta 28 golü vardı Caniggia'nın.

Daniel Passarella tarafından uzun saçlarını kesmeyi reddettiği için milli takıma yıllarca çağırılmadı. 2002 Dünya Kupasında kadrodaydı ancak oynama şansı bulamadı. 34 yaşında transfer olduğu Glasgow Rangers'ta 2 sene boyunca 13 gol attı. 2004 yılında futbola Katar'da nokta koydu. Ayrıca milli takım formasını 50 kez giymiş ve 16 gol atmıştır. Şuan ne yaptığını merak ettiğim eski futbolculardan biridir.

Akıllı Transferler

Maurice Ross Kocaelispor'a devre arası Norveç'in Viking takımından transfer oldu. Bu takımda Uefa kupası ön elemelerinde mücadele etmişti. 1981 doğumlu oyuncunun geçmişi ise şöyle :,

1997-2005 Glasgow Rangers
2005-2005 Sheffield Wednesday
2005-2006 Wolverhampton Wanderers
2006-2007 Milwall
2007-2009 Viking

Tüm bu takımlara bedava transfer olmuş Ross. Kocaelispor'da şu ana kadar 6 maça çıktı ve 1 asisti bulunuyor. Galatasaray maçında gözüme çarpmıştı. Yetenekli değil ancak bir sağbek oyuncusunun neler yapmasını bilen bir isim. Altyapı kültürünü Rangers'da almış olması sayesinde tercih edilen bir isim olmuş.



Bir başka sağbek ise Marcin Kus. Polonyalı oyuncu sene başında Korona takımından 534.000 paund karşılığı transfer edilmiş. Onunda futbolculuk geçmişi şöyle :
2001-2004 Polonia Warschau
2004-2005 Lech Poznan
2005-2006 Quenns Park Rangers
2006-2007 Torpedo Moscow
2007-2008 Korona Kielce


O da tıpkı Ross gibi sınırlı yeteneğe sahip ancak neler yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Sezon başından beri takip ettiğim bir isim. Çıplak gözlede seyretmişliğim var kendisini. Akıllı oynuyor ve fiziği son derece yerinde. Etkili bindirmeleri mevcut. 19 maçta 2 de golü var Marcin'in.

Elimizde Gökhan Gönül'den başka etkili bir sağbek oyuncusu yok ancak Polonya ve İskoçya gibi ülkelerin sıradan oyuncuları bile bzim ligimizde sivrilebiliyor. Bu futbolumuz adına önemli bir sorun.

Salı, Mart 24

O An #5


son, karanlık
ya sonsuzluk.
her son,
bir sonsuzluk mu?
yoksa aydınlık mı
her sonun karanlığı?
bütün sonlar sonlandığında
belki de sonsuzluk karşımızda.

Pazartesi, Mart 23

Galatasaray 0-1 Eskişehirspor

Maçı izlemediğim için kendimi şanslı buluyorum. Yeni bi rezaleti izlemeyi kaldıramazdım. Sefil Bülo yine şov yapmış. Lincoln yedek klübesini ısıtmış dün akşamda. 7 yıl önce Jardel'e yapılanalr bugün Lincoln'e yapılıyor. Nede olsa başta aynı kafa bulunuyor. Eskişehir 10 kişi kalmış ama gol yok. ileride Ümit Karan gibi sirk maymunu olursa olacağıda budur. Dikkatimi çeken bir başka noktada Kewell çıkmış yerine Mehmet Güven girmiş. Futbol cahili bu adamı oyuna almak düpedüz salaklıktır başka birşey değil. İzleyenler bu konuda bilgi verirse sevinirim. Kewell çokmu kötü oynuyordu da çıktı ? Semih yine oynama şansı bulamamış. Acaba ne zaman oynatacak bu korkak insan. Adam sandıklarımız "hain" çıktı. Takımı Aziz Yıldırım'a verseniz bu sonuçları almaya utanır. Bu takımı bu hallere düşürenlerin iki yakası bir araya gelmesin diyerek yazıyı bitiriyorum. Zira yazdıkça sinirleniyor bünye.

Not : Bu arada Eskişehirspor'ada tebrikler. Ligde iki maçtada yendiler Galatasaray'ı.

Cuma, Mart 20

Road to Kadıköy 1/8 ve 1/4 Kuraları

Çeyrek Final 9 / 16 Nisan
Hamburg - Manchester City
Paris S.G. - Dinamo Kiev
Shaktar Donetsk - Marseille
Werder Bremen - Udinese

Yarı Final 30 Nisan / 7 Mayıs
Werder Bremen - Udinese / Hamburg - Manchester City
Paris S.G. - Dinamo Kiev / Shaktar Donetsk - Marseille

Finali kaçıran Bülent Korkmaz'a yazıklar olsun. Aalborg'un terlettiği penaltıalrda turu geçen City ve peşine Bremen - Udinese galibi. Söyleyin hangisi daha güçlü bizden. Bülent Korkmaz geldiğin kısa sürede ligi ve Uefa kupasını elinin tersiyle ittin gurur duyabilirsin. Artık disiplinli ve lig 5. si bi takımın var. Lucescu'yu yada Gerets'i tekrar İstanbul'da görmek dileğiyle.

Şampiyonlar Ligi 1/8 ve 1/4 Kuraları

Çeyrek Final 07/08 - 14/15 Nisan
Villarreal - Arsenal
Manchester United - Porto
Liverpool - Chelsea
Barcelona - Bayern Münich

Yarı Final 28/29 Nisan - 5/6 Mayıs
Manchester United - Porto / Villarreal - Arsenal
Barcelona - Bayern Münich / Liverpool - Chelsea

Liverpool - Chelsea eşleşmesi en çetin mücadele olacak. Liverpool'un Ş.L. de Chelsea'ye bariz bir üstünlüğü var. Ancak bu sefer Hiddink faktörü devreye girebilir. Drogba kendini bulursa tura yakınlar. Arsenal İspanya'da çok terleyecek ancak yinede avantaj onlardan yana. Manchester yarı finale şimdiden adını yazdırdı. Porto'nun işini ilk maçta bitirmek isteyeceklerdir. En zevkli ve gollü mücadele Barcelona - Bayern Münich arasında olacağını düşünüyorum. Bayern defans organizasyonu geliştirebilirse sürpriz yapabilecek kapasitede. Bir şekilde gol atıyorlar ancak Barcelona önünde yememek daha önemli. Gönlüm onlardan yana bu sene...

Galatasaray 2-3 Hamburg

Adı büyük beyni küçük olan eski Kaptanımız sayesinde bir klübün başına sadece bir kez gelecek ezeli rakibini ömür boyu susturma hakkını kaybettik. Maç için yazılacak çok şey vardır ancak şuan bunları yazmanın zamanı değil. Şuan Galatasaray'ı bu durumlara düşürenleri cezasını kesme zamanıdır. Trabzon'da çok rahat kazanabileceği bir maçı 1 puan ile kapatan, Uefa Kupasında 2-0 öne geçip turu veren teknik direktörlük görevine gelmiş Bülent Korkmaz'dan hesap sorma zamanıdır. Böyle salakça hamleleri acaba nasıl yapabildi bunu taraftara izah etmelidir. Geldiği günden beri her maçta gol yiyen fizik olarak asla bir kaleci gibi durmayan De Sanctis denen İtalyan vatandaşından hesap sorma zamanıdır. İlk golü çok rahat bloke etmesi gerekirken poz verip topu izlemesinin nedeni açıklamalıdır. Oyuna kurtarıcı olarak girip 3m yanındaki arkadaşına bile pas atamayan Hasan Şaş'tan hesap sorma zamanıdır. Acaba Lincoln onun gibi hatalar yapsaydı neler neler yazılacaktı hakkında. Ümit Karan denen sirk topçusundan hesap sorma zamanıdır. Biraz daha ileriye gidip aldığı kararların hepsinini başarısızlıkla sonuçlandıran Adnan Sezgin'den hesap sorma zamanıdır.

Son olarak Lincoln konusunu yazmalıyım. Geldiğinde pek sevmemiştim. Oyun tarzı olarak çıt kırıldım olmasını hala sindiremedim. Ancak bir teknik direktörün oyuncu kazanmayı seçmek yerine oyuncuyu kaybetmeyi seçmesine anlam veremiyorum. Üstelik bu oyuncun maddi olarak en fazla para kazanan oyuncunsa buna hakkın yoktur. Dün akşam isteksiz oynadığı bir gerçek. Karakter olarak zaten böyle bir yapıya sahip olmayan bir oyuncuydu geldiği günden beri. Bu gerçekten affedilmez bir olay. Ancak onu bu hale getiren etkenleri hazırlayan insanlarında bu olayda suçu çok büyüktür. Dün akşam oyundan çıkarılışı teknik direktörlük faciasıdır. Rakibin Alex Silva isimli oyuncusu ona kendi sahasında top aldırmamaya çalıştı. Sürekli gölge markajı uyguladı. Bu yüzden etkisiz göründü. Burada yapılacak tek şey oyuna bir forvet daha alıp Lincoln üstündeki baskıyı başka yerlere çekmek olmalıydı. Çıkacak oyuncu ise Serkan olacaktı. Sabri o kanadı tek başına idare edebilirdi o dakikadan sonra. Girecek isim ise Nonda olmalıydı. Böylelikle Lincoln biraz daha orta sahaya çekilecek ve rahatlayacaktı. O rahatlamasa bile arkasında iki oyuncu daha boş alan yakalayacaktı. Ancak daha bunun gibi basit bir hamleyi düşünemeyen bir teknik direktörün Galatasaray'ı yönetmesi mantıksızlık.

Lincoln gibi bir oyuncuyu kaybettiğimiz için çok üzgünüm. Klüpte hala külhanbeyi modası hakim. Hasan Şaş kendisini yuhalayanlara çok içerlemiş. Ancak bundanönce maçın kasedini oturup izlesin. Taraftarın o anki ruh halini anlamaya çalışsın. Skor 2-2 olmuş ve bir ara gayet ciddi bir baskı kurulmuş rakip defans topu bilinçsizce uzaklaştırıyor ve top sana boş pozisyonda geliyor. Sen takım halinde ceza sahasına yığılmışken yaptığın orta auta gider, verdiğin pasların tamamını rakibe verirsen o seyircini o tepkiye hakkı vardır. Arda ve Sabri dışında bu elenişe taraftar kadar üzülen hiç bir oyuncu yoktur buna çok eminim. Hasan Şaş soyunma odasında neden kaybettik değil seyirciye küfür etmiştir. Ümit Karan bu gece içelim demiştir. Nonda ipodunu takıp uyumuştur. Barış babasıyla evinin yolunu tutmuş Alman milli takımı için kaçırdığı fırsata üzülüyordur. Biz ise gece boyu ve hatta tüm hafta boyunca kurdeşen dökmeye devam edeceğiz.

Yazıklar Olsun

Resmi sitesi maç sonrası bunu yayınlıyor.


Taraftar sitesi ise böyle övünüyor. Çünkü övünebilecekleri bir Avrupa başarısı yok.


Perşembe, Mart 19

Road to Kadıköy 1/16 vol 2.2

19:00 Metalist Kharkov 3-2 Dinamo Kiev (0-1)
19:30 Shaktar Donetsk 2-0 CKSA Moscow (0-1)
19:30 Zenit St Petersburg 1-0 Udinese (0-2)
21:30 Galatasaray 2-3 Hamburg (1-1)
22:00 Aalborg 2-0 Manchester City (0-2) pen 3-4
22:30 Braga 0-1 Paris S.G. (0-0)