Pazartesi, Kasım 30

Bir Eksiklik Yokmu?

Galatasaray Profesyonel Futbol A Takımı, bir günlük aradan sonra çalışmalarına Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla devam etti.

Alt antrenman sahasında basına ve taraftara kapalı olarak yapılan antrenman, Johan Neeskens, Nezih Ali Boloğlu, Albert Roca ve Carlos Cuadrat yönetiminde, saat 18.00’de, ısınma ve açma germe çalışmalarıyla başladı.

Antrenmanın ana bölümünde teknik çalışmalar yapıldı.

Cumartesi, Kasım 28

Bursaspor 1-0 Galatasaray, Çöküş ve İhanet

Bumaçta teknik olarak bir analiz yapmak imkansız. Yapılacak tek analiz Bursaspor için olur. Ne oynadığını bilerek mücadele ettiler. Ertuğrul Sağlam'ı 14. hafta sonunda takımına ikinci sırada yer bulduğu için tebrik etmek gerekir. Karşı cephede ise takımın başında antrenörü olmayan bir ekip. Sahada başıboş dolanan, kimin nerede ne yaptığı belli olmayan, mevki olarak karmaşık bir sistemi olan bir takım.

Bu takım sıradan bir takım olsasanırım gazetelerde dalga geçilirdi. Ancak adı Galatasaray olunca işin rengi tamamen değişiyor. Dünkü oyundan dolayı açıkcası utanç duyuyorum. Saymaya kalksak yazılacak çok yanlış var. Orta sahada güya üç adet kesici oynadı. Ancak kim ne kesti derseniz hiçbirşey deriz. Onların önünde dönme dolap gibi değişen bir üçlü vardı. Forvette genellikle Arda durdu. Maç sonu demecinde iyi duvar olduğunu ve görevini yaptığını söyledi. Demekki kendini başarılı buluyor. Bu performansı yeterli görüyor kendine. Birde bu takımın kaptanı kendisi. Diyecek birşey yok. Bu kadar şımartılırsa o da bu demeci verir.

Arka dörtlüye gelmek istemiyorum ancak değinmemek elde değil. Sabri hariç diğer dörtlüden bahsediyorum. İçinde kalecide olandörtlüden. Göbekte iki adet başı kesilmiş tavuk gibi dolananadam var. İkisini toplasak eli ayağıdüzgün bir defans oyuncu asla çıkmaz. Onların solunda ise tüm yetilerini yitirmiş Hakan Balta var. Bu kadar vurdumduymaz ve konsantrasyondan yoksun bir oyun oynamaya asla hakkı yok. Bu formuyla geldiği yere geri döner. Ancak bunu görebilecek ne teknik heyet nede yönetim var. Bu defansın arkasında iseher maç gol yeme başarısına sahip sadece ismi güzel olan bir kaleci var.

Ve Frank Rijkaard...

Herkesin dediği gibi düşünmüyorum ben bu duruma. Eşi hastalanmış olabilir. Bu hiç istenmeyen ve insanı üzen bir durumdur. Ancak bu insanın yaptığı iş var ve bunun karşılığınıda fazlası ile alıyor. Yarın gelip hangi futbolcuya sözünü dinletebilecek ve futbolcuların ona karşı bağlılığını koruyabilecek. Bu kötü drumda takımın başında durup kritik maçı yönetmeli ve oyuncuların mücadele ruhunu aşılamalıydı diye düşünüyorum. Çünkü ligdeki gidiş hiç iyi değil ve takım asla mücadele etmiyor. Yenilgiyi kabullenmiş gibioynuyorlar. Durağan ve sıradan bir takım haline geldiler. Sezonu erken açmış olmanın etkisi bu olamaz. Bu kötü durumu yönetebilecek bir yönetimde yok maalesef. Başarısızlığa doğrı yelken açmış ilerleyen bir takım var. Ancak ben sezon başından beri bu seneyi kaybetmeyi göze almıştım. Ama beni yanıltan bir durum. Takımın her geçen ay daha organize ve daha güzel oyunlar oynayacağını düşünüyordum. Şuanki duruma bakınca sene başındaki futbolun çok uzağındayız. Belkide bu topraklarda asla olmayacak bir "total futbol" çılgınlığına kendimizi kaptırdık. İşte bundan çok korkuyorum.

Cuma, Kasım 27

2. Mesaj da Peykan'dan... :) !



evet geç kalmışım sanırım... :)
Valide Sultan olmadan; bi de çalışınca anca bu zamana kadar temizlik tamamlanıyo... :)
aksilaza söz vermiştik bayram mesajı için ama benden önce davranmış, affına sığınıyorum yüce aksilaz :) :P kızdırdıysak affola:) duygu sömürüsü yapmıyım neyse; tek başına temizlik yapmanın ne denli zor olduğundan hele hele çalışınca aman Allah'ım zorluğun kat kat arttığından hiç bahsetmicem.. :)

neyse;
sadece kurban kesip,tamamdır hadi eyvallah değildir bayram.... bayramı bayram yapan; pek muhterem değerler vardır... dostluk-arkadaşlık-akrabalık...vs
bunları en iyi bilen ve yaşatan tüm dostlarımın; canlarımın ve tüüümm blog dünyasının Kurban Bayramı'nı kutlar;

evlenince çalışmayı bırakan yüce kadınların ellerinden öper, saygılarımı sunar; böylece mesajımı sulandırır ve ben kaçarım...:)
iyi bayramlar herkese.....

İyi Bayramlar


Perşembe, Kasım 26

Samimiyyet...



Kaçımız havadan gelen yedi yüz bin liraya hayır diyebiliriz...?Kesin birşey söylenemez tabiki.Yaşamak gerek yukarıdaki resimdeki şahsın başına geldiği gibi.

Hikayeyi duymuş yada yeni duyuyor olabilirsiniz.Kenan Sofuoğlu,adına iddiadan oynanan bahislerden hesabına geçen bu 700.000 lirayı reddetmiş.Tabiki almış parayı ama 300.000 lirasıyla memleketine okul yaptırmış.Geri kalanını da yine hiç kendi namına kullanmadan hayır işlerine aktaracakmış.İster istemez merak uyandıran bir mevzu elbette.Meraklıların (neden) sorusuna da gayet net"inancım gereği haram olduğu için" cevabını vermiş.Bir insan havadan gelen servete nasıl yüzçevirebilir değilmi?Zamanımız koşullarıyla da karşılaştırınca çoğumuz "oğlum manyakmısın nesin alınmazmııı?" yada "inancı gereğiymiş yemişim" diyordur.Diyenlerde haklı kendi çapında ona da amenna..!İster "manyak" diyelim ister "dini şovanizm yapıyor".Sofuoğlu,"inancım gereği almadım" diyor.Çok zor olan birşeyi yaparken inancındaki samimiyetini de kanıtlıyor.Uzaktan bakmak etkisizdir böyle durumlarda.Bizzat sınanmak gerek.Samimiyyet dediğinde büyük le sınanır zaten..Kim ne derse desin sana Sofuoğlu.Benden okkalı bi helal olsun.Yiğit,sadece er meydanında olunmuyor..

Çarşamba, Kasım 25

Manchester Fatihi Beşiktaş

Maç öncesi kadrolara bakınca beraberlik çıkabilirdiye düşünmüştüm. Ancak galibiyeti beklemiyordum açıkcası. Beşiktaş en iyi yaptığı işi yaptı bu gece. Takım olarak savunma yapmayı ülke sınırı içerisinde becerebilen tek takım olduğunu gösterdi bize. Bu maçta öne çıkan isim yazamayızherkes iyiydi. Denizli Üzülmez-İsmailile osl kanadı, Kaş-Ekrem ilede sağ kanadı kapattı. Tello sağ kanada yakın oynadı. Fink ve Ernst ise her zamanki görevlerini yerine getirdiler.

Ferguson maç içerisinde fazla bir hamle yapmadı. Aynı takım ve şablonla devam etti. Son anlarda tüm hünerli ayaklarını soktu ancak Beşiktaş'ın o direncini kıramadı. Ayrıca hesapta olmayan Rüştü performansı 23 maçlık yenilmezlik serisinin sonunu getirdi.

Tello ve Bobo o miskin hallerinden kurtulmaya başladılar. Beşiktaş ligdede psikolojik üstünlüğü ele geçirdi bu galibiyetle. Ancak en rahat nefesi başkan Demirören almıştır. Üzerindeki o baskıdan bi nebze kurtuldu bu galibiyetle. Son maç İnönü'de CSKA Moskova ile olacak. Son dakika Ekrem'in attığı gol ile Beşiktaş bu maçta alacağı galibiyetle Uefa kupasına gidecek. Ancak işimiz zor görünüyor. CSKA deplasmanlarda daha rahat oynayan bir ekip. Bu maçın skorunuda Beşiktaş savunması belirleyecek. 8 Aralık'taki maç Beşiktaş'ın avrupa ümidini yeni seneye taşıyıp taşıyamayacağını belirleyecek. Bu galibiyetin anlamlı olması için İnönü'de 3 puan almak şart. Ben Beşiktaş'a güveniyorum. Şuan oynadığı futbol bunu başaracak güçte.

Bugünkü galibiyet için bir kez daha tebrikler. Manchester United Galatasaray ve Fenerbahçe'den sonra Beşiktaş'danda darbe yedi. Türk takımlarına karşı bir zaafları var.

Miralem Pijanic

Miralem Pijanic Bosnalı ve Lyon'da oynuyor. Ancak ilginç bir kariyeri var bu oyuncunun. Bosna doğumlu olmasına rağmen hayatının önemli süresini Lüksemburg'da geçirmiş. Oradan Metz klübüne geçmiş bir isim. 2003-2007 yılları arsı Metz forması giydi. 2007 yılında 38 maça çıkarak kendini göstermiş oldu Avrupaya. Ligin abisi Lyon kaçırmadı bu yeteneği ve kadrosuna kattı. Bu sırada hem Lüksemburg hemde Bosna Hersek milli takımında oynatmak başvurdu kendisine. O da ülkesi olan Bosna'yı tercih etti. Juninho ile sadece bir sene oynayabildi. Ancak ondan çok şey öğrenmiş bu oyuncu. özelliklede frikik atışlarını. Dün akşam bir kez daha izledim ve emin oldum. Topa gelişi ve topa vuruş şekli tamamen benziyor. Juninho'nu o kendine has topun üstüne sert vuruşu Pjanic'dede var. Lyon'lular memnun bu durumdan. Juninho sonrası frikik sorunu yaşamayacaklar. Pjanic'in önünde uzun bir yol var ve bu yolu başarılarla geçecektir. 1990 doğumlu oyuncu Bosna formasınıda 4 kez giydi şuana kadar.

Liverpool Avrupa Liginde

Azda olsa gruptan çıkmak için bi umut mevcut idi. Ancak Fiorentina Lyon'u tek golle yenince bu şans ortadan kalkmış oldu. Fiorentina'ya tebrikler, Rafa'ya ise daha büyük tebrikler. Kolay değil bu duruma getirmek.

Salı, Kasım 24

Uçan Kupa




Türkiye Tekvando Şampiyonası'nda birinci olan TES Kulübü'nün kupa töreni az kalsın faciaya dönüşüyordu. Antrenörün havaya attığı kupa sporculardan Serap Aydeniz'in kafasına çarptı ve genç sporcunun dili nefes borusuna kaçtı.

Haftanın Ardından

- Derbide Beşiktaş'ın net bir galibiyeti vardı. İkinci oynadığı ısıran ve yaratıcı futbol sayesinde maçı koparttılar. Fenerbahçe'de ise Daum freni ve Alex'in durgun performansı vardı. Forvet olarak Kazım tercihi bu derbide tutmadı. Semih için üzülüyorum doğrusu. Eminimki 3 hafta sürekli forma şansı bulsa gol atmaya başlayacak. Ancak Herr Daum bildiğini okumaya devam ediyor. Güiza konusu ise ayrı bi komedi. Milli takımda gol atan asist yapan oyuncu kadroda yok. Medya bu konuyu fazla işlemedi. Ancak bariz bir kriz olduğu apaçık ortada. Ayrıca Fenerbahçe için 21 günlük bir boşluk mevcut idi. Bu süre içinde hazırlık maçı yapmamaları biraz düşündürücü. Beşiktaş cephesinde ise 7 de 7 lik bir seri mevcut. Ayrıca bu hafta İbrahim ve Ernst'in oyunu takıma müthiş bir dinamizm kattı. Buna başka oyuncularda eklenirse Beşiktaş geçen seneki temposunu bulacaktır.

- Liderin takipçisi Galatasaray eline geçen fırsatı kullanamadı. Maçı yazamadık bu hafta. Sıcağı sıcağına yazmayı tercih ediyorum. Maçtan sonraki günlerde yazmak doğal olamıyor sadece analiz olarak kalıyor. Maça dönersek sahada organize olamayan bir Galatasaray ve ön alanda iyi basan ancak yetenekleri kısıtlı bir Manisaspor vardı. Kewell ve Sabri'den başka bu maçı isteyen oyuncu göremedim sahada. Özellikle Gökhan ve Servet ikilisi tam facia. Geriden oyun kurmaya çalışan bir takım için asla oynayamayacak bir ikili. Devre arası olası Servet transferi sonrası bu bölgeye ciddi takviye yapılmalı. Servet'in kalması halinde transferi düşünmeyecektir Rijkaard. Orta sahadaki sorun sene başından beri çözülemedi takımda. Topal ve Barış'ın kıpırdanmaları bi dinamizm kattı ancak o kısırlığı çözemedi. Elano ise hala deneniyor en verimli mevkii bulunmak için. Ben bu konuda Borges gibi düşünüyorum. Orta üçlüden birisi olabilir Elano. Tabi şu aşamada asla olamaz. Sezon öncesini iyi geçiremediği için bu kadar formsuz duruyor. Devre arasında sıkı bir tempo ile bu mevkinin adamı olmalı. Manisaspor'da ise Simpson göze batmaya devam ediyor. Ancak forvet oyuncuları çok kalitesiz. Bu yüzden oraya gelince tıkanma yaşıyorlar.

- Trabzonspor'u yazmak istemiyorum ancak olaylar bir türlü durmuyor. Kasımpaşa maçı öncesi yaşananlar bu maçın kaybedileceğine işaretti. Deplasman kamp programı yapılmamış. Oyuncular apartopar maç günü İstanbul'a geliyor. Dinlenemeden maçı oynuyorlar. Maçta ise birbirinden kopuk ve anlaşmazlık içinde 11 oyuncu olduğu apaçık ortadaydı. Şanssızlıkları ise formu yükselen Kasımpaşa ile oynamaları oldu. Yılmaz Vural çıkışa geçeceklerini söylemişti ve bunu başardılar. Küme düşme hattından çıktılar. Trabzonsporda ise maç sonucu deprem etkisi yarattı. Tüm suçlular bulundu ve cezalandırıldı. Sadri Şener göreve geldiği motivasyonundan çok uzak. Olası bir kongrede koltuğunu bırakabilir. Şenol Güneş ve Tekke transferleri bir nefes olur sadece. Zaten Trabzon'un o cadı kazanı gibi olan fısıltıları başladı bile. Bu takımın başarısı birazda şehrin profiline endeksli. Takıma köstek olan bir yapı mevcut. Aynı yapı komşu il Rize'dede var. Onlarında hali içler acısı. Rizespor hakkındada devre arasına doğru bir yazı yazacağım.

- Artık güzel şeyler yazabiliriz. Bursaspor'dan başlayalım bu güzelliklere. Ertuğrul Sağlam ile çıkışları sürüyor. Bu hafta Gaziantep'te tam bir kırılma maçı oynadılar. Son dakikalarda Krita ile üç puana ulaştı Bursaspor. Önceki yazılarda dediğim gibi kaliteli yabancıları var ve takıma müspet katkıda bulunuyorlar. Gol yememe konusundada oldukça başarılılar. Ömer ve Zapo ikilisinin uyumu başarılı oldu. Sercan'da katkıya başlayınca daha çok puan alacaklar. Bu hafta Galatasaray ile evlerinde oynacaklar ve bu maç sezonun gidişini belirleyebilir. Alacakları galibiyet ile bir sıra daha yukarı çıkacaklar.

- Kayserispor'un yükselişi şöyle açıklayalım. Son 10 maçta bir mağlubiyet ve iki beraberlik aldılar sadece. Ayrıca Ariza Makukula gibi nokta santrafora sahipler. Ancak Kayseri seyircisi hala bu takıma yakışmıyor. Yine boş koltuklar vardı stadda. Devre arasına kadar alacakları 3 galibiyet ile Avrupa hedefini kovalayacaklar. Kupadan elenmeleri biraz moral bozsada lige daha sıkı asılmalarına yol açacak. Diyarbakırspor ise düşüşe başladı ve böyle gidecek gibi duruyor. Takımın hücum yükü iki oyuncu üzerinde. Tazameta ve Mendoza tüm sezon formda olmayacaklar.

- Thomas Doll başarılı çizgisini sürdürmeye devam ediyor. Bu hafta formda olan İBB'yi üç golle yendiler. Atılan goller kişisel beceri olsada takım oyununu iyi uyguluyorlar. Sahada ne yaptığını bilen bir görünüm sergiliyorlar. İBB ise bu maçı kayıp olarak görmüyordur. Ligin ne akan nede kokan takımı olma özellikleri yıllarca sürecek gibi.

- Eskişehir ve Ankaragücü arasında oynanan maçta futbol dışında olaylar gelişti. İki takım seyircisinin yaptığı çirkinlik yakışmadı. Gerçi Ankaragücü bu ligde asla görmek istemediğim ilk takım. Seyirci profilide keza öyle. Norveçli Sollied farklı bir hava katabilir Ankaragücü'ne. Ancak yönetim olarak rahat bırakmayacakları kesin. Oyuncu bolluğunu ise kadro dışı bırakarak çözdüler. Bu bile zihniyetlerini açıklıyor.

- Denizlispor-Antalyaspor maçı ev sahibinin kazanması gereken bir maçtı. Beraberlik Antalya adına kazanç sayılabilir. Denizli 7 puanla son sırada ve bu formu ile ligde tutunabilmesi güç olacak. Antalyaspor ise evinde aldığı puanlar ile rahat götürüyor ligi.

O An #22

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa,
tuzak kursa, kurşun atsa;
Yiğidi çökertmezs kahır.

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.

Düşman yılan olup soksa,
Dokuz kavim taşa tutsa;
Yiğidi çökertmez kahır.

Bir dem yar hüzünle baksa,
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür

Ömer Lütfi Mete

Öğretmenler Günü


Bu kutsal görevi yerine getiren yada getirmek için sıra bekleyen tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.

Pazar, Kasım 22

Deli İbo Resitali 3-0

Maç öncesi kadrolar açıklandığında bu maçın golsüz beraberlikle biteceğini düşünmüştüm. Daum her derbi ve kritik maçta olduğu gibi bu maçtada 4-4-1-1 düzeni ile çıktı. Ve yine ilk düşüncesi gol yememekti. Araya bir gol sıkıştırırsam ne ala mantığı işliyordu. Denizli ise kontrollü oyun oynayabileceği bir 11 ile sahadaydı. Serdar Özkan tercihini anlayamadık yine.

Maç Beşiktaş'ın baskısıilebaşladı. Bir ara iyi bunalttılar Fenerbahçeyi. Ancak Serdar Özkan'ın geleneksel gol vuruşu noksanlığı yine devam etti. Sonrasında oyun dengelendi ve ilk yarı sonlarında Fenerbahçe gole daha yakın olan taraftı. Alex'in ilk yarının sonunda direkte patlayan serbest vuruşu maçın kaderini belirleyebilirdi.


İkinci yarıda Denizli Serdar-Tello değişikliğine gitti. Hareketli başlamıştı bu yarıda. Karşılıklı gol kaçan gol pozisyonlarının ardından Deli İbo, namı diğer Delinho sazı eline aldı ve Barcelona maçındaki performansından bile yukarıda bir performans gösterdi. İlk gol onunyaptığı sayısızbindirmelerden birinin sonucunda geldi. Fink ceza sahasında buvuruşları hep koklar. Bu sefer Delinho ona topu muhteşem kesti. O da topun gelişine sert vurarak skor eşitliğini bozdu. Sonrasında Daum Emre'nin yerine Wederson'u tercih etti. Santos Baroni ile birlikte göbeğe çekildi. Bu değişiklikten kısa süre sonra yine Delinho'nun hazırladığı bir pozisyon sonrası Bobo en iyi yaptığı işi yaptı. Topu çok güzel sakladı ve sırtı dönük rakibi ekarte ederek müthiş bir vuruş çıkardı. Volkan hamle dahi yapamadı bu pozisyonda. Kazım'ın Galatasaray derbisindeki etkinliği yok olmuştu. Sivok ve Ferrari gibi iki zeki defans oyuncusu arasında ve Ernst'in katkısıyla adım atamadı. Alex'te silindi bu üçlünün markajıyla. Denizli yorulan Yusuf yerine Uğur hamlesini yaptı. O da Delinho'nun verdiği pasla golünü attı. Bu golden önce Delinho'nun orta sahada attığı çalım unutulmayacak cinstendi. Kazım'ın kırmızısı sonrası Semih'in tercih edilmesi Semih adına üzücü olmuştur.

Bu derbiden çıkan notları şöyle özetleyelim. Alex her büyük maçta olduğu gibi yine yok oldu sahada. Fenerbahçe yenik duruma düştüktensonra yelkenleri çok çabuk suya indirdi. Milli mola yaramamış göründü onlara. Emre'nin olası sakatlığı ciddi zorşuklar çıkarır Fenerbahçe'ye. Beşiktaş adına ise 6 maçta 6 galibiyet güzel performans. Ancak bu düzende gol atmakta yine zorlanacaktır. Orta saha ile forvet arası geçiş çok ağır oluyor. Ernst'in olmadığı her maç zor biter Beşiktaş için. Maç sonu yapılan bir tezahürat ile bitirelim :

“İbo doğru söyle ,İbo doğru söyle ,Ne içtin bu gece,Ne içtin bu gece..”

Cumartesi, Kasım 21

Dansöz Medya

Şöyle demiş bugün Fotomaç :

Skandalsaray
G.Saray'da skandalların arkası kesilmiyor! Sarı-kırmızılı takımda, basketbolda Cemal Nalga'nın başka isimle oynatılması gündemden düşmeden bu kez Arda Turan skandalı yaşandı. Domuz gribi olduğu açıklanan yıldız oyuncu, dün Florya'da idmana çıktı. A takımın sabah 10.30'da gerçekleştirdiği antrenmanın ardından tüm futbolcular tesisleri terk etti. Daha sonra Arda Turan Florya'ya gelerek yalnız başına idman yaptı.


Hadi basketbol skandalında haksız olduğumuz susuyoruz. Ancak Hürriyet ve Fotomaç gibi yanlı gazeteler belaltı vurmaya başladı. Bugün Skandalsaray Fotomaç'tan, dünde Hürriyet'te Gazsaray skandalı vardı. Hatta ileri gidip bütün branşlarda küme düşürülmesi gerektiğini söyleyenler bile mevcut. Beni asıl üzen ise beğendiğim bir yorumcu olan Kaan Kural'ın yaptığı sert yorumlar oldu. Fenerbahçe-Efes pilsen final se risinden sonra ağzını bıçak açmıyordu. Ancak bu maçtan sonra coştukça coştu Kaan. Medya zaten olayların peşinden gitmeyi tercih etmeyip Galatasaray alacağı ceza üzerine yoğunlaşmış durumda. Amaç her zamanki gibi üzüm yemek değil. Cezalar bugün açıklanacak ama Galatasaray taraftarının bu cezanın ne olacağı pek umrunda değil. Onları, beni asıl üzen böyle bir lekenin sürülmüş olması. Bu yüzden bugünkü ceza hiç umrumda değil. Hatta klübün gidip en alt ligden başlamak istemesini beklerdim. Ama Gazsaray yada Skaldalsaray'ın değil Galatasaray klübünün. Zaman içerisinde başka sahtekarlıkları ve olaylara medyanın bakış açısını yazacağım.

Cuma, Kasım 20

Perşembe, Kasım 19

Ömer Lütfi Mete


1950 - 2009

Çocukluk yıllarımın kahramanı olmuştur. Copların Askerleri kitabını kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum bile. Hapishane yıllarında çektiği çileleri, yaşadığı işkenceleri tarafsız bir gözle kaleme almıştı. Güzel insandı Ömer Lütfi Mete. Bir sohbet ortamında konuşmacı olarak katılmıştı. O gün tanışmıştık ve kendisine çocukluk kahramanlarımdan biri olduğunu söylediğimde verdiği cevap hala aklımdadır. Hayatta çizdiği bir yol vardı ve o yoldan sapmadan ilerledi yaşamı boyunca. O elim hastalığa tutulduğunda yenmeyi başarmıştı. Dualarınızla demişti o gün. Ancak bugün ruhuna göndereceğimiz dualarla daha güzel yerlere gidecektir Ömer abi. Ruhun şad olsun hemşerim. Son görevimi kabristanda yerine getireceğim. Bir kahraman daha kutlu yerlere gitti.

Aziz Henry

Fransa Dünya kupasına işte bu elle gidiyor. İrlanda’dan 1-0 galibiyetle dönen Fransa evinde maçı koparır diyenleri şaşırttı. İrlanda muazzam bir oyunla 90 dakikayı 1-0 galibiyetle bitirdi. Hatta golü atan Keane bir tanede kaleciyi geçip gol vuruşunu yapamamıştı. O an eleneceklerini düşündüm ancak maç uzatmaya gitti. İşte bu anlarda Aziz Henry çıktı sahneye. Topu eliyle düzeltti ve kale çizgisindeki Gallas’a aktardı ve boş kaleye atılan bir gol. İrlandalı futbolcuları ve trapatton’yi tebrik ediyorum. Bu haksızlık bize yapılsa idi sanırım değişik görüntüler çıkardı ekrana. Domenech’te gidip Henry’nin elini öpsün. Yoksa bavulları hazırlayıp tatile çıkmıştı bugünden. Henry mi ? Onuda vicdanı ile baş başa bırakalım. Nede olsa bi Barcalı. Orda neler öğrendiği belli.

Rezalet

Yukarıdaki resimdeki oyuncu hepimizin bildiği Cemal Nalga. Ancak giydiği formanın numarası 7 ve yazan isim ise Tufan Ersöz. Cemal geçtiğimiz sezon sonundan 4 maçlık bir ceza ile başlayacaktı sezona. Almanyada yapılan kampta oynanacak iki hazırlık maçında oynamamış görünüyor maç listesinde. Ancak ortaya çıkan videolarda ve resimlerde Tufan Ersöz değilde Cemal Nalga'nın bu maçlarda oynatıldığı açıkca görünüyor. Ligdede ilk iki maçta oynamayarak cezası kağıt üzerinde tamamlamıştı Cemal. Ancak ortaya çıkan bu videolar ve resimler sayesinde yapılan rezalet ortaya çıktı. Bu rezaleti klübüm olan Galatasaray'a yapanlardan hakkımı arayacağım. Böyle bir işgüzarlık olamaz olmamalı. Üstelik bunları yapanlara sorsanız hepsi candan kandan Galatasaraylılar. Daha fazla yazmaya gerek yok bu rezaleti. Galatasaray yönetimi dün gece apartopar toplanıp şu kararı almışlar. Ancak çok geç kalmışlar.

Galatasaray Spor Kulübü Erkek basketbol şubesinde yurtdışındaki hazırlık maçlarında maalesef spor ahlakı ve Galatasaraylılık Ruhu’yla taban tabana zıt bir olay meydana gelmiş, bir Galatasaray basketbolcusu başka bir kimlikle sahaya sürülmüş ve oynatılmıştır. Kulüpte çalışan bazı profesyonellerin isteği ve izniyle gerçekleştiğini yeni öğrendiğimiz bu olay Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray Camiası ve bütün Galatasaraylılar adına büyük bir utançtır. Bizlere bu utancı yaşatanlar adına Galatasaray Spor Kulübü olarak tüm spor kamuoyundan ve Türkiye’den özür diliyoruz.
Tüm camiamızı büyük bir üzüntüye boğan bu olaya neden olan ve Galatasaraylılık’tan nasibini alamamış sorumlu tüm idari ve teknik kadronun kulübümüzle ilişkisi hemen kesilmiştir.
Saygılarımızla
Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu

Çarşamba, Kasım 18

Ay Yıldız Dünya Kupasında

Cezayir, Sudan'da oynanan playoff maçında Mısır'ı Anter Tahia'nın ilkyarıda attığı golle 1-0 yenerekDünya Kupasına katılmaya hak kazandı. Mısır'ı yıllar yılı sevmem. Hem politik hemde sosyal sebepleri var bunların. Ancak Cezayir ile aramızda tarihsel bir bağ mevcut. Bayraklarındaki ay ve yıldız bile onların gitmesine sevinmeye bir nedendir. Umarım Dünya kupasındada başarılı sonuç alıp ay-yıldızı dalgalandıracaklar.