Pazartesi, Mart 29

Flash Back

----------------------------

Derbi Yorumları

Maç sonrası birkaç yazarın yazılarından pasajlar var aşağıda. Birkaç tanesi iş güzarlık olsun diye yazan yazarlar tabi. Ancak bu sene belkide ilk kez bu kadar haklılar(Ahmet Çakar’ı ayrı tutuyorum). Rijkaard’dan iyi bilmiyoruz futbolu. Ancak bildiklerini oyuncularına aktarma konusunda sıkıntı yaşadığı aşikar. Servet ile çelişen demecide bunun açık bir örneği. Birde Mevlana'nı güzel sözü var buraya cuk oturuyor açıkcası:
"Sen ne bilirsen bil, senin bildigin karsindakinin anladigi kadardir "
İşte yazarların görüşleri.

Gökmen Özdemir - VATAN
G.Saray kötü kurulmuş, kötü organize olmuş, kötü yönetilen bir futbol takımına sahip. Doğru; G.Saray’da bir devrim yaşanıyor. Ama o devrimin adı “Rijkaard” değil, “Andersen” devrimi.. Yani Andersen’den masallar devrimi! Ya Rijkaard yöneticilere masal anlatıyor ya da yöneticiler bize. Çünkü şu görüntü ile anlatılanlar arasında dağlar kadar fark var.

Ahmet Çakar – SABAH
Şayet adı Rijkaard değil de Rıfat olsaydı, Galatasaray'a bırakın hoca olmayı, kapı görevlisi bile olamazdı. "Devrim yapıyoruz" dedi, yanına da Neeskens'i aldı ve böylesine önemli bir kadronun düştüğü duruma bakın. Galatasaray koskoca maçta bir pozisyon buldu. Devrim ha! Sayın Rijkaard, ne devrimi?Bu gidişle Bursaspor'a Türk futbolunda devrim yaptıracaksınız.

Kanat Atkaya – HÜRRİYET
Ne Özhan Abi’nin hatırasına sahip çıkabildiler, ne ezeli rakiplerinden rövanşı alıp şampiyonluğa yürüme iradesini gösterebildiler.Ben ne diyeyim şimdi?“130 milyon dolarlık bu külüstürü alın şimdi hangi garaja çekecekseniz çekin” diye söylenen taraftara hak veririm, susarak bu ligi bitiririm.Hepinize bravo Galatasaray Futbol Şubesi, çok iyi hazırlanmışsınız!

Levent Tüzemen – SABAH
Kararını düşünerek veren Rijkaard'ın Fenerbahçe sadece uzaktan şutlarla etkiliyken Topal'ı çıkarıp, ısınırken bile 'Hazır değilim' diye bas bas bağıran Arda'yı sokması ve Elano'yu "Ön libero" yapması daha büyük bir hata değil mi? Üstelik; Selçuk'un şutunda zamanında basamayan da, top geçsin diye eğilen de Elano. Bu golle gelen yenilgi G.Saray'ı zirveden kopardı.

Bülent Tulun – FOTOMAÇ
En büyük bravoyu ise Leo Franco gibi dördüncü sınıf bir kaleciyi bu takıma getiren profesörler hak ediyor. Galatasaray'ın bütün kritik maçlarında komik goller yiyen ve hem Avrupa'da hem de Türkiye'de bütün kupalara veda etmesine neden olan Leo Franco, bu sene Galatasaray'ı yakmıştır. 90+1'de Fenerbahçe kalecisinin kurtardığı top ile Leo Franco'nun yedigi golü karşılaştırdığımız zaman takımdaki en önemli mevkilerden biri olan bu yerdeki kalite farkını açıkça görebiliyoruz. Bu yenilginin baş sorumluları Mehmet Topal'ı oyundan alarak adeta intihar eden Rijkaard ve Leo Franco'dur.

Yalçın Dümer - FANATİK
Yırttık kendimizi, nefesimiz tükendi şu kaleciyi gönderin, Nonda’yı tutun diye. Ne olacak dedik, olan oldu, bir sezon daha çöpe gitti. Soruyorum size maçtan önce bir takımın yerlileri kendi istekleriyle kamp yapıp, yabancıları evlerine gidiyorsa anlayın siz nasıl durum. Harç bitti, yapı paydos. Son dakikada Lugano’nun Dos Santos’a yaptığı hareket penaltı ama onu bile konuşmak istemiyorum, hakikaten değmez, iş buna kaldıysa...

Leverkusen'in Düşüşü ve Kiessling

Sezon başı pek şans verilmedi kendilerine. Bundesliga değerlendirmesi yazmıştım sezon öncesi ve aynen şu cümleleri kullandım :

“64 yaşındaki Heynckes gibi deneyimli bir isimle başlayacaklar sezona. Kanımca ideal bir antrenör almayı başardılar. Yaş ortalaması 24 olan bir takımı toparlayabilecek kalitede ve tecrübede olan bir isim sonuçta. Ben bu sezonu ilk 4 içinde kapatacaklarına inanıyorum.”
Ancak onlar herkesi yanıltıp sezona çok çok iyi başladılar. İlk yarıyı lider bitirdiler ve ikinci yarıya şampiyonluk için başladılar. 22. Hafta sonunda 48 puanla liderdiler ve en önemlisi mağlubiyetleri yoktu. Sonrasında ise aşağıda yazacağım 6 hafta oynandı.

Werder Bremen 2-2 Leverkusen
Leverkusen 0-0 Köln
Nürnberg 3-2 Leverkusen
Leverkusen 4-2 Hamburg
Dortmund 3-0 Leverkusen
Leverkusen 0-2 Schalke


Yenilmezlikleri 25. Haftada Nürnberg deplasmanında sona erdi. Bu maçta oynanan oyun sezon ortalamasının çok altındaydı. 3-0 geriye düşüldü ancak son dakikalarda kendilerine gelen oyuncular 2 gol bulabildiler sadece. Sonraki hafta ise Hamburg önünde iyi bir performans ve özellikle Kiessling’in etkili oyunuyla 4-2 galibiyet. Bence sezonun kırılma maçı Dortmund maçı oldu. 3-0 lık skordan ziyade kiessling’in ilk yarı sonunda sakatlanması ve oyundan çıkışı. Yenilen 3 golde ikinci yarıda geldi. Bu hafta sonu ise evlerinde Schalke ile karşılaştılar. Maça çok iyi başlayan konuk ekip Kuranyi’nin etkili oyunuyla iki gol bularak maçı kazandı. Hücum hattında etkisiz olmalarının nedeni Kiessling’in yokluğuydu.

Son 6 haftada alınan 5 puan var sadece. Atılan 8 gol ve yenilen 12 gol var. 22 haftada kalesinde 18 gol gören takım 6 haftada 12 gol yedi. Bunu tamamen defans hattına bağlamak mümkün değil. Zira takımın bütünü halinde savunma yapabilen bir takım Leverkusen. U konuda en önemli oyuncu ise kuşkusuz Kiessling ve onsuz oynana 135 dakikada 5 gol yemişler. Kiessling dönene kadarda bunun acısı sürecektir. Helmes geçtiğimiz yılın flaş oyuncusuydu fakat asla bir Kiessling değil. Eren yeni gelen bir isim ve kendini kanıtlayarak formayı elinden aldı. Leverkusen düşüşünde bir başka etkende kadrodur. Heynckes kadrosunu 24 kişiden oluşturdu. Bu 24 kişinin içinde 4 kaleci mevcut. Yani 20 oyuncudan 10 u oynayacak. Rakiplere baktığımızda Schalke 24, Bayern 23, Dortmund 25, Werder ise 23 oyuncu oynatmış bugüne kadar ilk 11 de. Takımdaki yorgunluğun nedenini biraz olsun açıklamış olduk.

Rolfes uzun süredir yok bu sebeple bir oyuncularınıda kaybettiler sezon başında. Burak Kaplan ve Zdebel toplamda ancak bir maç kadar süre bulabildiler. Sarpei ve Sinkiewicz ise sadece 7 maçta forma şansı bulabildiler. İlk 11 başladıkları toplam maç adedi ise sadece 3. Barnetta tüm maçlarda forma şansı buldu, 27 maç oynayan ise 5 isim var takımda. Bütün bunların sonucu takımıdaki düşüş normal ve devre arasında takviye yapılmamasının sıkıntısı yaşanıyor.

Şuanda Schalke 58 puanla lider, Bayern 56 puanda ikinci sırada. 53 puanlı Leverkusen’in arkasında ise 49 puanlı Dortmund ve 48 puanlı Werder Bremen bulunuyor. Fikstür ise çok daha zorlu. Bu hafta sonu Frankfurt deplasmanına gidecek takım. Sonrasınd sırası ile Bayern Münih, Stutgard(d), Hannover, Hertha Berlin, Monchengladbach(d) maçları ile ligi tamamlayacak. Şimdiki hedef sıralamayı koruyup Şampiyonlar ligi vizesi almak olmalı. Zira arkalarındaki takımlar çok formda. Özellikle Werder Bremen son haftalara çok başarılı. Genel olarak Bundesliga fikstürü her takım için zorlu bununda değerlendirmesini hafta içinde yapacağım. Bu hafta sonu Schalke-Bayern Münih maçı var, sakın kaçırmayın.

Pazar, Mart 28

Galatasaray 0-1 Fenerbahçe #27

Resimdeki şahıs bu gecenin adamlarından biri. Diğeri ise kaleci bile diyemeyeceğim
kişidir. Kötü bir derbi oldu fakat sahada istediğini yapan Fenerbahçe'ydi. Beraberliği garantilediler ve sonrasında ummadıkları andada golü buldular. Galatasaray cephesinde ise karışık bir oyun anlayışı ve her zamanki gibi takım olamama olgusu vardı. Mağlup duruma düşüldükten sonrada baskı kurulamaması ise çok acı. Bu kadroyu bu duruma düşüren Rijkaard'a ve Rijkaard budalalarına selam olsun. O budalalar yine Polyannacılık oynayacak ve savunacaklardır bu ahmak adamı.
Enkötüsüise Leo Franco'ya hiçbir yaptırım olmayacak olması.Gelecek hafta yine formasını giyer. Tıpkı en kötü maçını çıkarıp haftalar sonra bu derbide forma şansı bulan Mehmet Topal gibi. Tebrikler Fenerbahçe ve Rijkaard.

Cuma, Mart 26

O An @ Futbol


Büyük Galatasaray Taraftarına

Galatasaray taraftarına,

Karşımızdakilerinde birer insan olduğunuda aklımızdan çıkarmayalım. Bırakalım onlar kendi sahalarında yaptıkları pisliklerle boğulsunlar. Medyanın verdiği gazla alkışlayalım demiyorum. Alkışlanacak bir takım olmadıkları ortada. Futbol oynayarak bizi yenemeyeceklerini onlarda biliyorlar. Sahaya yabancı madde atmayalım. Hep birlikte demiyormuyuz “Metin gibi oynayın” diye. Bu sefer Metin olma sırası biz seyircilerde. Hepiniz Metin gibi seyredin diyorum. Karşımızda bunu anlayacak kişiler yok ancak biz Metin gibi olalım sadece Galatasaray sevgimizi atalım yeşil sahaya.

O An #26

Bir yıl oldu ancak hala aydınlanmayan detaylar mevcut. Allah rahmet eylesin düzgün insan.

Perşembe, Mart 25

Haftanın Tatlısı

Kabak Ezmeli Muhallebi Tatlısı

Bu haftaki tatlı valide sultandan. İlk kez denedi ve sonuç çok hoş ve güzel bir lezzet. Kabak tatlısı ezme haline getirilip muhallebinin üstüne serilmiş. Resim biraz doğal oldu açıkcası. Çatalı görmemeye çalışın.

Salı, Mart 23

Georghe HAGİ

Derbi Tahminleri

Derbinin sonucu ne olur?

Sorumuz budur. Doğru tahmin eden kişi yada kişilere kitap armağan edeceğiz. Doğru olmasada ben kitap istiyorum diyenide boş çevirmeyiz.

Benim tahminim ise 0-0

O An


Özhan Canaydın 1943-2010

Başımız sağolsun. Herşeyden öte artık bulunmayan iyi kalpli bir insanı kaybetti Türk futbolu.

Pazartesi, Mart 22

Trabzonspor 1-0 Galatasaray, Totale Tutunmak

Maç öncesi tahminimde Galatasaray’ın kontrollü oyunla kazanacağını düşündüm. Ancak her deplasmanda olduğu gibi buradada yanıldım. Çıkan 11 de Hakan Balta’yı bekliyordum. Zira Rijkaard, Caner faciasından akıllanmıştır diye düşündüm. Geri dörtlüyü Sabri – E. Güngör – Neill – Caner ile kurdu. Servet yine yedekteydi ve hızlı Trabzon hücum hattı için doğru tercihti. Bu hattın önünde Mustafa oynadı, onun iki önünde ise Barış ve Elano vardı. Kanatlarda değişiklik yaptı Rijkaard. Keita solda, Santos ise sağda başladı. En önde ise Jo vardı. Bir kişi eksik saydım zira kalemiz yine boştu.

Maçın ilk 10 dakikasından sonra şöyle bir yorum yaptım. Bu dakikalarda bir gol atarsak maç kopar. Ancak o 10 dakikadan sonra Keita’nın ayağına gelen su şişene abartılı sahtekarlığı eklenince. Uyuyan Trabzon seyircisini ve takımını uyandırdı. Takım o alıştığımız silik futboluna döndü. Bu arada Dos Santos için bir iki kelam etmek gerekir. Dün en iyi isim gibi göründü. Ancak iyi oynamak hızlı top sürmek ve çalım atmak değil. Ceza sahasında vurduğu her top kalecinin tam üztüne gidiyor. Dün daha maçın 4. Dakikasında öne geçmek içten değildi ancak her zamanki gibi kaleciye teslim etti topu. Keza Jo’nun kaçırdı pozisyon gibi. Bir oyuncunun büyüklüğü buralarda ortaya çıkar. Bu iki isimde vasat maçların oyuncuları.

Bir diğer büyük takımın küçük oyuncusu ile Emre Güngör. Kimse yere yatarak kıçına çarpan 3 top için kandırmasın kendini. Bu çocuk her zaman bu tp bir hataya açık. Ancak asıl suçlu Neill. Kolayca ileri savuşturacağı topu yanındaki kazma stoperlere veriyor. Eskişehir maçı yetmedi aynı hata dünde gerçekleşti. Eee bütün bu paslar “total futbol” için. Sanırsın defansında Pujol ve Pique oynuyor. Öyle rahat paslaşabiliyorsun. Topu Servet’e, Emre’ye verince o topun sana sağlıklı şekilde gelme ihtimali çok düşük. Topla kavga eden oyuncular bunlar. Topun canı olsa acı çeker bu tip futbolcuların elinde. Gol sonrası Rijkaard’ı gösterdi kameralar. Ağzını ezdi büzdü o kadar. Çıkıp bi reaksiyon göster, Şoka girmiş futbolcuları uyandır. Asla bunu yapmaz saha kenarında Konfiçyus edası ile maçını izler. Takımının nasıl eridiğini gözlemler ve bir dahaki maça hiçbir önlem almaz. İlk yarının son 5 dakikasında suni baskı oluştu ancak uyumsuz takımın baskısı gibiydi. Kimse kimseyi tanımıyor sanki. En çokda neill için üzülüyorum. Adam etrafındakilerin yeteneksizliğini görüyor insiyatif almak istiyor ancak yardımcı olan hiç kimse yok. Topla çıktığında Mustafa, Barış ve Elano kendini göstermesi gerekli fakat hepsi toptan kaçıyor. O da ya Caner’e yada Sabri’ye dönmek zorunda kalıyor. Takımın hücumdaki pozisyon zenginliği top kanatlara gittiği için %50 azalıyor.

İkinci yarıda bir direniş görmek isterdi bu gözler. Ancak mağlup skora rağmen hiç kimsede isyan söz konusu değildi. Kaptan Sabri bu yarıda hücuma dahi çıkamadı. Aksine daha bi sinildi rakibe karşı. Trabzon’un yetenek düşmanı forvet hattına şükretmek lazım. Biraz akıllarını kullansalar goller bulmaları hiçte zor değildi. Maçın kırılma anlarıda oldu bu yarıda. Jo’nun bulunması gereken yerlerde olmamasının acısını çokca yaşadık. Tipik bir santrafor olmadığını iyice gördük. Dos Santos saman alevi gibi parladı söndü maç boyu. Skora katkı yapmadıktan sonra bir anlamı olmuyor bu parlamaların.

Son olarak Caner. Bu maçtada kendine ihanet etti. Sayısız korner kullandı, yine sayısız kez ceza sahasına orta kesti. Sadece Baros’un kafasına giden bir topunu hatırlıyorum. Bu maçla birlikte gelecek sezonun kadrosunda olmayacağını göstermiştir. Tabi bunu görebilecek bir teknik direktör varsa Galatasaray’ımızın başında. 26. Hafta geride kaldı ancak takım hala kopuk oynuyor. Hiç bölgenin birbiriyle bağlantısı yok. Total Futbol diye yutturdukları bir oyun var ortada. Takım bu futbola alışma dönemindeymiş, emekleme dönemlerinde bu kayıplar normal olabilirmiş. Geçiniz bunları, biz totali beklerken nice kupalar ve şampiyonluklar elden gidecektir. Bu sezon harcanan paraların karşılığında ne kazandık sizce. Kırılma anlarında hep kaybeden bir takım. Evet bunu kazandığımız bir gerçek . Bu arada bi Arda Turan zırvalamasıda aldı başını gidiyor. Arda dün olsa ne değişecekti merak ediyorum. Hala Arda Turan’daki gerilemeyi göremeyen ve büyük futbolcu “yıldız” olduğuna inananlar var. Bu takımın tek yıldızı Kewell. Oda sene sonu büyük ihtimal ayrılacak.

Cuma, Mart 19

Haftanın Tatlısı

Bisküvili Pasta

Bisküvi lafınıda sevmem. Bildiğin püsküüt işte. (Eti petibör)

Foto için teşekkürler.

Bir Zamanlar

Gabriel Batistuta
Gole en içten sevinen golcü.

Road to Hamburg 1/8 Kuralar

Çeyrek Final
1 / 8 Nisan
Fullham - Wolfsburg
Hamburg - Standart Liege
Valencia - Atletico Madrid
Benfica - Liverpool
Yarı Final
Hamburg - Standart Liege / Fullham - Wolfsburg
Valencia - Atletico Madrid / Benfica - Liverpool

Road to Madrid 1/8 Kuralar

Çeyrek Final
30/31 Mart - 6/7 Nisan
Lyon - Bordeaux
Bayern Münih - Manchester United
Arsenal - Barcelona
İnter - CSKA Moskova
Yarı Final
Bayern Münih-Manchester United / Lyon-Bordeaux
Arsenal-Barcelona / İnter-CSKA Moskova
İki Fransızın birbirine düşmesi onlar adına bir şans diyebilirim. Zira Monaco'dan sonra ilk kez finale takım sokma şansını elde edebilirler. Bayern Münih ve ManU eşleşmesi ise bir rövanş niteliğinde olacak. Arsenal barca maçları zevk verecek o kesin. İnter ise yarı finaldeki rakibini beklemeye başlasın.

Perşembe, Mart 18

Super Clasico Haftası

Arjantin Clasura liginde Super Clasico bu hafta sonu oynanacak. İki takımında şampiyonluk için ümidi yok diyebiliriz. Ancak konu derbi olunca bu fotoğrafın sadece hayal ürünü olduğuda gerçek. Pazar günü La Bombenera'da oynanacak maç öncesi River Plate 12 puanla 11. sırada yer alıyor. Ev sahibi Boca Juniors ise 8 puanla 17. sırada. Maç ise NtvSpor'dan naklen yayınlanacak. Başlama saati ise 20:00. Herkese iyi seyirler.

Çanakkale Şehitlerine


Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...
Heyhât, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy