Pazartesi, Şubat 28

TS 3 - 3 Kayseri


ne kadar kotu bir resim deil mi??
birden cok seyin ifadesi bu resim... Siddetin, medeniyetsizligin, toplumla yasamayi hala ogrenememisligin, Aptalligin, Holiganizmin, Sinirin, Masumiyetin, REZILLIGIN, hayal kirikliginin.. say say bitmez...

ama diceksiniz ayip deilmi... 22bin kisi icinden 1, 5 , 10 kisinin yaptigi seyi 22bine sonrasinda en az 3 4 milyonluk seyircisi olduguna inandigim camiasina mal etmek cok da fazla haksizlik degil mi?
cevap veriyorum: B I L M I Y O R U M...

inaninki bilemiyorum..sasiriyorum. cok sasiriyorum. uzuluyorum enpati yapiyorum kendimi o kulubun baskani yerine koyuyorum, sonrasinda hocasinin ne biliyim ordaki kucuk yasta bir cocugun, sonrasinda hakemin, yok hakemin yerine koymiyim cok kotu aci vahim..uzucu...
sonrasinda o parayi atan adamin yerine koyuyorum kendimi.. yok olmuyor neresinden dusunsem hak verecek kucucuk bi sey bulamiyorum.. yok koyamiyorum onun gibi dusunemiyorum.. acaba insan deil mi? cok mu agir oldu... bildigim tek bir sey var.. onun taraftarligindan suphe ederim.. hatta ya Mehmet Ali YILMAZ ci ya Nuri ALBAYRAKCI ya da baskalari.. bilmiorum kesin onlarin yagcilaridir die dusunuorum.. sakin anlik bir sinir harbi diye dusunmesin kimse... sahaya atacak bisey bulamayip 10 tane bayragi birbirine baglayip (akli sira agirlik yapacak) sahaya atan adam kasten takim uzerinde kirli amelleri olan adamdir kimse aksini iddia edemez..

yok mac la ilgili teknik en ufak bir sey yazamicam.. bu yazilari Trabzonspor u cok seven cocuklugundan beri uzuntusu sevincinin kat ve kati olan sporsever biri olarak yaziyorum... 95. dk da hakemin bitis duduguyle sifir moralle disarlardayken gece gelip de mac sonrasi olaylari izleyince keske 10 mac kaybetsek boyle bi rezillik yapmasaydik diye icimden gecmedi degil :((

Cumartesi, Şubat 26

İ.B.B 3-1 Galatasaray #23

Maçı izleme fırsatım olsada seyretmemeyi tercih ettim. Maç öncesi kadroyu gördükten sonra anladım sonucun acı olacağını. Cana, Serkan, Mustafa, Çağlar, Sabri gibi isimler forma şansı bulmuş yine. Yazacak çok fazla birşey yok. Hagi kendini başarılı atfede dursun bugün 23 maçta 11. mağlubiyet alındı.

Sabri orta sahada belki asist yapabiliyor ancak pozisyon bilgisi sıradan bir oyuncunun çok gerisinde. Bu sebeplede komik görüntüler ortaya çıkıyor. Önde olan Galatasaray korner kullandıktan 15 saniye golü yiyorsa Hagi'nin hiçbirşey katamadığı apaçık ortaya çıkıyor. Ve Lorik Cana; futbolu en azından 20 senedir takip ediyorum ve bu oyuncu Galatasaray'ın sadece yedek oyuncusu olabilir. Bu kadar dengesiz ve tek hamleli oyuncuyu stoper yapan dehayada selam olsun.

Son olarak şu fotoğrafa bir bakın. Galatasaray'ı tam olarak anlatıyor. Futbol topu resimdeki sarı kırmızılılara geçince ızdırap duyuyordur.

Haftanın Tatlısı

laz böreği
hava soğuk olunca tadı bambaşka oluyor

Cuma, Şubat 25

Mourinho Daha İyi

" Mourinho, Guardiola'dan daha iyi bir teknik direktör. Tek eksiği La Liga'da daha az çalışmış olması."
Diego Armando Maradona

Avrupa Ligi 3. Tur Eşleşmeler



Benfica - Paris Saint-Germain
Dynamo Kyiv - Manchester City
Twente - Zenit St. Petersburg
CSKA Moscow - Porto
PSV Eindhoven
- Rangers
Bayer Leverkusen - Villarreal
Ajax - Spartak Moscow
Liverpool - Braga
Tahminim koyu renkli takımların turu geçeceği yönünde. CSKA - Porto eşleşmesinde tahmin yapmak gerçekten çok güç. Tahmini olan yorum bölümüne yazabilir.

Perşembe, Şubat 24

Galatasaray, Hagi ve Taktik

Hagi geldiği günden beri 4-3-3 formasyonuyla sahaya çıkıyor. Ben ilk günden beri Hagi'nin kendi anlayışının bu olmadığı kanaatindeyim. Hagi ilk geldiği dönemde klasik 4-4-2 ile sahaya çıkmıştı. Oyuncu kalitesine göre aldığı sonuç ise iyi sayılabilirdi. Ancak bugün sonuçlar ortada ve yanlış giden birşeylerin olduğu açık. Skibbe, Rijkaard ve Hagi taktiksel olarak şablonları aynı sayılabilirdi. Skibbe ve Rijkaard klasik 10 numara kullanırken Hagi onu kullanmayıp defansif açıdan bir fazla oyuncu ile sahaya çıkıyordu.

Yukarıda ki resim ise kendi oluşturduğum bir taktik. Bu anlayış ile sahaya çıkılsa eminim şuankinden daha fazla puan kaybı olmazdı. Lucescu ve Gerets benim için Türk ligini tanımlamak için iki güzel örnek olarak durur. Lucescu sabırlı oynayıp sonuca giderdi. Gerets ise tam tersi tamamen ofansif oynardı. Bu iki isimde Türkiye yıllarında başarılı olmuştu. Aykut Kocaman'ı Lucescu'nun bi adım gerisinde görüyorum. Fenerbahçe'ye oynatmaya çalıştığı sistem birebir örtüşmese de genel manada benziyor. Başarılı olduğu da apaçık ortada. Konumuz resimde ki taktik ve dışına taşmayalım.

Bu yıl sonuna kadar ligi kotarabilecek bir taktik. Yekta ve Culio ilk bakışta ütopik gibi durabilir. Ancak önümüzde Selçuk ve Colman gibi iki güzel örnek duruyor. Yekta'yı hiç bir zaman kanat oyuncusu olarak göremedim. Ofansif açıdan orta saha ikilisinde kolaylıkla yer bulur. Ancak defansif açıdan üstüne çok şey eklemeli. Culio ise oyunun her iki kısmınıda standartın üstünde oynayabiliyor. Bu iki isimle Galatasaray'ın yıllardır kronikleşen orta sahada oyun kurma sorunu ortadan kalkacaktır. Ayrıca önlerinde Stancu gibi oldukça enerjik bir ismin katkısıda olacak. Kazım ve Arda sanılanın aksine arkasındaki beklerede katkı veren isimler.

Bu taktikte kilit isim Stancu olacaktır ve bu işi başaracak kapasitede olduğunu gösterdi. Stancu yaratıcılığı ve hareketliliği ile Baros'uda pozisyona sokmakta başarılı olacaktır.

Skibbe'de benzer bir taktikle sahay çıkıyordu fakat elindeki isimlerin kalitesi şuan ki ayarda değildi. Bu formasyonun denenmesinde Galatasaray sadece kalan 12 maçını kaybeder. Ancak istediği sonucu alması daha muhtemel. Sezon sonu Selçuk ve iki stoper transferi yapılabilirse başarı kendiliğinden gelecektir.

Salı, Şubat 22

Muhteşem Üçlü

ONUR AIR

Manisaspor 1-2 Trabzonspor

Şampiyon olmak isteyen takımda kesinlikle olması ve olmaması gereken her şey bir takımda

nedir bu olması gerekenler;

1. Olmazsa olmaz ONUR lu bir kaleci
2. 2. Yarıdakı JAJA lı yaratıcılık
3. Selcuk ve son dk larda bile o stres altında arkadaşlarına sakin ve nasıl oynamaları gerektigini anlatmak
( burası çok önemli ki son haftalar kaybedilen puan kayıplarında son dk lardakı o anlamsız
uzun şişirme toplara dönülmemesi ayağa kısa paslar için arkadaşlarını uyarması gözden kaçmadı!! )
4. Deplasman seyircisi
5. ŞANS
6. EGEMEN ( oynamamasına rağmen )
7. Umut BULUT un bugünkü oyunu


peki nedir olmaması gerekenler;

1. Mustafa YUMLU gibi bir fizik ve boya sahip olup 5 cm zıplayamamak.. ki en önemlisi bu.. La Ligada dan premier ligden
bundesliga yla aramızdaki en büyük fark. Savunma oyuncusu olacaksın üzerine gelen hava topunu alamıcaksın..

2. 1. devredeki JAJA lı sorumsuzluk, uyurgezerlik, kendi takımının da hırsını kırma durumu
3. Şanssızlık


Bugün kü maçın özeti mi? dün nasıl Almeida nın karşı karşıya kaçırdığı pozisyonla FB 3 puan aldıysa
bugünde Isaac in kaçırdığı golle TS'un kazandığı 3 puan..

Çok mu haksızlık yapıyorum acaba? evet evet biraz olumlu yanlara bakalım.. dün nasıl Milli oyuncumuz Volkan takımını maglubuyetten
galibiyete taşıdıysa bugün de milli oyuncumuz Onur aynı görevi yerine getirdi..

bu maçta Fırat AYDINUS un eger Manisa'nın ilk golünde foul yoksa Manisan'nın 3 puan ına 83.dk da KAHE nin düsürülüşünde penaltı
çalmarak mani oldu... tbaii ben manisanın ilk golunun foul oldugu dusuncesindeyim.. ama değilse bu sezon Trabzonspor Kayseri macından
sonra ikinci kez haksız puan almış olacak..
belki de olmayan pozisyondan penaltı yaptırarak rezalete imza atacak olan CEYHUN un kaderini cizdi.. cunku bana sorarsanız FERRARİ nin
penaltısındaki sorumsuzluktan en ufak farkı olmayan bi sacmalıktı!!

4x4

Avrupa liginde Kiev tarafından kendi evimizde bozguna uğradıktan sonra bu derbi Beşiktaşımız için ayrı bi önemliydi herzamanki fener derbilerinden farklıydı benim gözümde.

Sonuç hüsran oldu, neydi bunun sebebi?
1-Ferrarinin Luganonun gazıyla kırmızıyı görmesi,
2-Tam herşey yoluna girdi abi fark olur derken Almedia'nın mutlak golü kaçırması,
3-Schusterin derbiye garip bir ilk 18 ile çıkması ve maçta herhangibir teknik direktör katkısı gösterememesi mi?
Bence son şık. Yok evet olmuyor nedir sorun anlamıyorum, Schusterin problemi nedir ?

İstediklerinin hepsi altın tepside sunuldu ona alındı, satıldı, gönderildi şampiyonlukmuydu istenilen Avrupa Ligimi hayır belli bi süreden sonra tek istenilen güzel önümüzdeki seneye umut verecek futboldu... Bende yazdım ışığı gördüm, bu takım umut veriyor diye ama yanılmışım bu gördüklerimiz yeterli bence ve olacakların senaryosuda kafamda.

Sen ki Schustersin, teknik adam kariyerin, fulbolculuk kariyerin, felsefen tartışılmaz ama sen taleplerinin yerine getirirldiği bi camiaya çeşitli bahaneler sunarak kıvırtırsan, hadi tamam sakatlık dedik takım kalitesi falan şampiyonluk gitti ama ulan oynayın dedik buna rağmen

Avrupa liginde umut taşırken,öyle bi maç ki turu geçsek Man. City geliyor İnönüye sen bu maça sene başı gözden çıkardığın Ferrari ile başlarsan,

Hade o maç ve Avrupa umutlarıda gitti önünde 3 puandan daha fazlasını kazandıracak fener maçına aynı adamı ilk 11 e koyarsan,

Bel bağladığın Sivok kadroda olmazsa yedeklerde defans adamı olmazsa,

Bu maça oynatmamana rağmen şu halde takımın en golcüsü olan Bobo ilk 18 de olmazsa,

10 kişi kaldın sen en azından şu skoru karuyayım ya da beraberlik düşüneyim diye herhangi hamlede bulunmadan ben gibi maçı izlersen,

Heleki sana bu kadar destek veren taraftarına maç sonrası "beğenmeye stada gelmesin evinde izlesin" dersen

Fener derbisinden sonra şapkayı önüne hala koymayıp " Önümüzdeki günlerde gelecek için çok ciddi kararların alınması gerekiyor ve biz de bu kararları alacağız.” gibi bi açıklama yaparsan

Benim sana ne güvenim ne de saygım kalır, bi s.ktir git lütfen sarı melek

Çarşamba, Şubat 16

AŞIKLAR ÖLMEZ, ölen hayvan imiş..


Yıllar önce sevdiğim bir dizi film’de duyardım bu sözü. Kuşçu söylerdi…

Dizinin akıl babası, fikir ağabeyi, denklem bilimcisiydi sanki. Bütün olumsuzlukları bir bardak demli çay eşliğinde yok olur hale getirirdi. Meziyetiydi…

İzleyici, o ne diyecek diye bakardı. Dervişlerimizden, fikir adamlarımızdan, şairlerimizden, ozanlarımızdan; yani ölümsüz olanlarımızdan alıntılardı aslında Kuşçu’nun ilhamı..

İtiraf edeceğim; her defasında “acaba ne demek istiyor” diye düşünüp dururdum..

‘Aşıklar ölmez’ kısmı tamam ama peki ya ‘ölen hayvan imiş’ kısmı? Cevabı Yunus Emre’nin mısralarında aradım ve galiba bu sefer oldu.

Hani “şiir evrenseldir” derler ya; bende kendi anladığımı anlatayım izin verirseniz.

Kaç gündür izliyorum, dinliyorum, bakıyorum, bir anlam yüklemek istiyorum; olmuyor!..

Beşiktaş’ın çocuğu… Kaptanı, hırs küpü, yavru kartal Batuhan’dan bile daha Han’…

Hani, bir azim hikayesi olan değil de azmi bir hikaye olmuş cinsten…

Kompozisyonunu yazdırmaya kalksak, en ala edebiyatçının elleri titrer; konu, ‘İbrahim Üzülmez’i Beşiktaş’tan kovmak’…

Kim? Nasıl? Ne cüretle? Hangi akla hizmet? Neye mahsuben? Belli değil! Belliymiş gibi gözükse de bugün bunu bana anlatmayın kardeşim, belli falan değil!!

Devre arasında takım arkadaşına sinkaf mı kullanmış, hakkıdır! Yumruk mu atmış? Delidir, katırdır ama ağabeydir, emektardır; susacaksın!

Jubilesine kadar idare edeceksin! O’na, “tamam ağabey sen haklısın” diyeceksin…

Soyunma odasının dışına taşırmayacaksın! Şunun şurasında üç ay daha sabır göstereceksin! Hani O, 11 yıl sabretmiş ya; sizlerde 3 ay daha sabredecektiniz!

Daha ötesi, jübilesinde en çok sen omzunda taşıyacaktın!

Birileri bugün çıkıp da bana, “Avrupalı hoca, atak futbolu, yıldızlar, Portekizliler, çeteler, araba markaları, Beşiktaşlılık duruşu(!), önümüzdeki Kiev ve Fenerbahçe maçları, çarşı marşı martaval okumasın!..

Yapılan hareketi, böylesine çirkin bir vefasızlık örneğini geri almaya kalksan; secdeniz yetmez! Gururludur O! En sevdiği uğruna serden vazgeçmiştir bir kere. Dönmez… Sizin ayıbınızın üzerine, yanakları kırmızı olandır O artık!

O Beşiktaş’a tapmaya devam edecek, Beşiktaş’ın adı da ona. O, üzülmez! Bu sevgi sürer gider… Ama gelgelelim, meğer ölen hayvan imiş…

Sağlıcakla..
Bir Fenerbahçe taraftarı.

Salı, Şubat 15

Kelimeler yetmez

"Doktorlar sigarayı bırakmazsam futbol oynayamayacağımı söylediler, ben de futbolu bıraktım"

İbrahim Üzülmez Beşiktaş Üzülsün

11 senelik bir istikrar kimler geldi kimler geçmedi ki o varken değişmeyen tek şey oydu her seferinde. Evet bazen güldürdü bazen ağlattı ama sahadaki hırsı her zaman bizim gözümüzü parlattı.

Net bir açıklama yok kaptanın basın toplantısı herşeyi açıklayacak elbet. Şuan görünen Ankaragücü maçı devre arasında Toramana attığı bir yumruk nedeniyle sözleşmesi feshedildi.

Şu tarafından bakarsak sen Beşiktaşın kaptanısın yani sembol ve örnek adam olmalısın 2008-2009 sezon öncesi kampında da aynı olaylar yaşandı sonra kulüp tarafından affedildiniz Beşiktaş gibi bir camianın bu geri dönüşü bile bi mesaj olmalı.

Bi de diğer tarafı kulüp tarafından yapılan kısa, net, tavizsiz açıklama. Buda dokunuyor açıkcası bazı değerler vardır ve onlar kaybedilmemelidir sadece İbrahim Üzülmez için değil tabi ...

Futbol hayatının sonuna gelmiş diyebileceğimiz bir futbolcu için eğer, bide İbrahim Üzülmezse bu bence yönetim biraz refleks gösterebilirdi. Mesela iki futbolcu çağrılıp ağır para cezası ve atıyorum bi süre kadro dışı kalabilirdi ve neden bilet İbrahim Üzülmeze kesildi. Ne yaptı bukadar soğuk nevale bir açıklamayla kariyeri sonlandırıldı.

Hepsinin cevabı kaptanın yapacağı basın toplantısında netleşecektir.
Beşiktaşlı olunmaz, Beşiktaşlı Doğulur...

Pazartesi, Şubat 14

Kandiliniz Kutlu Olsun


O, Allah’ın emriyle Kainat Efendisi;
Varlığın Tacı, varlık nurunun ta kendisi...

Olmaz Birtanem

17 de 17 mi kim demiş onu, valla ben demedim kolaymı öyle tulum çıkarmak. Dün seyircisiz, soğuk havada oynanan maçın içimizi ısıtmasını bekledik ama nafile. Dün rezil bir Beşiktaş futbolu vardı sahada ayrıca istediğini daha 1. dk'da almış katı savunmasını iyi uygulayarak 3 puanı cebine koyan Ankaragücü.

Maçın daha 1. dk'da Üzülmezin izniyle açılan ortada Ekrem savunması gereken Serdar Özkan'dan çok uzakta kalınca Serdar Özkanda kariyerinin en iyi son vuruşuyla golü buldu.
Ne mi düşündük o golden sonra daha çok zaman vardı ve Beşiktaşımız maçı elbet çevirirdi...
Meğer maç daha o dakikada bitmiş. Daha sonra maçı kazanmak için en ufak bi hırs, inanç göremedin ben, sadece ikinci yarı İsmailin oyuna girip Simaoyu rahatlatıp bir iki kör dövüşü misali karambol pozisyon bulmaktan başka... Hele ki Almedia'nın çıkıp Bobonun girmesi bu bekleyişi tamamen bitirdi.

Evet kaybediyoruz Q7 ve Guti olmadan bu mudur yani Beşiktaş... bu mudur Sarı melek... Schusterin bu maçtada en ufak bi katkısı olmadı oyuna neden nedendir bilinmez, iki oyuncu bağlı yani koca Beşiktaş Ankaragücü karşısında yazık çok yazık.

Schustere inandık güvendik destek verdik... sadece biz değil yönetimde açıkçası azdı bu destekte ama... Şampiyonluğu geçtik güzel futbol dedik onuda 3-4 haftada bir görür olduk. Bu maçın bahanesi de Kiev maçı ve Demirörenin açıklamalarına bağlanırsa yazık olur.

Schustere artık güvendiğimi söyleyeyem malesef bu sezon böyle gider 17de 7 anca yaparız bu şekilde artık Avrupa liginde gidilebildiği kadar gitmek, ZTK'nı kaldırmak en büyük amacımız olmalı. Ayrıca İnönü'de Fener güzel şekilde ağırlanırsa belki ölü toprağı silkinir üzerimizden bizde önümüzdeki sezona umut taşırız.

İlk ve Son Nuruma



Değerini bilmek gerekir aşkın,
Ve ona kattığı değeri yılları
Aşk ne iç geçirmektir bir bankta
Ne de elle elle dolaşmak mehtapta

Gün olur kar yağar yağmur yağar
Birlikte yaşanacak koca bir ömür var
Değerini bilmek gerekir aşkın
Ve ona kattığı değeri yılları

Güzel bir şarkıya benzer aşk
Ama kolay mıdır bir şarkı yaratmak
Değerini bilmek gerekir aşkın
Ve ona kattığı değeri yılları

Rizespor Taraftar Marşı


Sty Karadeniz&Deli Mc Şampiyon ÇaykurRize-1453 Atmacalar

Tek kelimeyle ; olmamış.

The End



Ronaldo futbolu bıraktığını açıkladı.

Pazar, Şubat 13

Sizlere Rağmen Seviyoruz Galatasaray'ı

Galatasaray tarihinin en büyük futbolcusu. Sadece o kadar başka hiçbirşey değil.

Tarihi rezaletlerin baş mimarları. En karaktersizde kaptan olmuş, yazıklar olsun.

Cuma, Şubat 11

AF EDERSiN AMAAA YEMEZLERRRR..

ilk yari bitmis 3 buyuklerden en iyisi lig liderine 9 puan yakinlikta.. hocasindan baskanina sanki bir problem varmis gibi rakibini on plana atiyor.. rakibini alta almak yetmezmis gibi kendisine de guvenmeyip soyunma koridoru hakem odasi basaiyor.. kimsenin sesi cikmiyor.. her sey istenildigi gibi amacina ulasilinca birden bire bazilari bu futbolun patronu oldugunu hatirliyor ve konusyor... Yemezler OZGENER bey yemezler.. belkide isine geliodur 1 2 ay onceki rezillikler "Yayinci Kurulusa Yaranma" ugruna..

bugun kalkmis neye konusyorsun.. yazik sana.. cok yazik.. bugun yine 10 20 yil geri gitcegimiz 2 ay once Kocaman hocalar ve Aziz baskanlar tarafindan belli degilmiydi..

O gunler sus. bugun konus... ha..ir oradan

Haftanın Tatlısı

elmalı tatlı

Perşembe, Şubat 10

Yok Birbirinizden Farkınız

Dün akşam oynanan milli maçta soldaki karaktersiz kırmızı kart görmeyi başardı. Sağdaki ise hakemin iyi niyetiniyle sahada kalmayı başardı. Futboldan soğutan insanlar bunlar. Dün Emre'nin rakibine attığı tekme keza Sabri'nin ona yapılan faulde rakibe savurduğu kolu ahlaklarının göstergesidir. Hiddink güzel bir yola çıktı ve dünkü demecinde şıu ifadelere yer verdi. :

"Maçın negatif tek yönü Emre’nin atılmasıydı. Buna sessiz kalabilirdim, ama sessiz kalamam. Bu kırmızı karttan hoşlanmadım. Oyuncularımı sabah toplantısında dikkatli olmaları, hakemle uğraşmamaları için uyarmıştım. Bu kart büyük bir ders olmalı. Emre’nin kartı yüzünden oyuncu değişikliğine gidemedim. Oyun planımız alt üst oldu”

Umarım bu demecinden sonra Emre'ye ve türevlerine hakettiği dersi verir. Milli takımın oyununa bakınca zaman ve golcü gerektiğini gördüm sadece. Umut Bulut sahaya gol umudun olarak çıkıyorsa ters giden birşeyler var demektir. Bu Umut'un kötü oyuncu olduğunu göstermez aksine azimli olduğununda kanıtıdır. Ancak milli seviyede ki bir golcü bu şekilde olmamalı kanımca. Gol yollarında daha etkin ve becerikli bir golcü kazandığımızda bu takımın çehresi değişecektir. Tıpkı Milan Baros'un Galatasaray'a olan katkısı gibi. Ben Hiddink'in denemeye çalıştığı sistemi savunuyorum. Ancak kaybedecekde zamanımız yok maalesef. Euro 2012'de mutlaka olmalıyız. Garip bir ikilem doğrusu.

Salı, Şubat 8

Aristo’nun Katharsis’i ve Futbol Sahnesi



Şu sıralar yine bir depresyon hali var futbolumuzda. Herkes köşe bucak birilerini eskitmeye başladı bile.. Hakemlerle yine ve yeniden bir furya aldı başını gidiyor. Senaryo, en çok eskitilmiş olanlarla yani futbolcularla devam da edecektir hiç şüphesiz. Hakemler, futbolcular ve federasyon derken lig bitecek bir takım şampiyon olacak. Üzülenler, sevinenler derken sonra bir dinginlik hali..

Birçok defa herkes kadar bende tanımlamaya çalıştım futbolu. Sözlüğe bile baktım desem yeridir.. İyidir dedim, kötüdür dedim. Olur dedim, olmaz dedim!.. Sonuç olarak “ne elde ettin?” derseniz bu sefer sözlüğe bile bakmadan çok net bir cevap alırsınız benden; adı da “yorgunluk” olur..

Nasıl bir yorgunluk peki?

Galiba lig bitimlerinde üzerimize giydiğimizle aynı cinsten bir yorgunluk..

Tamam da sebebi nedir dedim; pek tabii önce kendime sordum. Çok değil biraz gidince harmanlanmış bir cevap insanın yüzüne bir tokat atıp kendisine gelmesini sağlıyor. Herkesin kendi içinde bulduğu cevap farklı olabilir ama benimkisi aynen şöyle söylüyor:

Ortega geldi, Ceyhun mu dediniz!

Anelka geldi, Fener onu da bitirir dediniz!

Ribery geldi, yüzü yaralı dediniz!

Hagi diye bir armağan verildi, Galatasaray taraftarına bile nefret ettirdiniz!

Rijkaard geldi, “stajer mi?” dediniz!

Nouma geldi, kendinize benzetip desibel desibel tombala çektirdiniz ve kanseri yeni atlatmış bir adamın futbolunu elinden almayı bir dakikalık sevinç uğruna hem de yüksek oktavlarla pek tabii ihmal etmediniz!

Bitmek bilmeyen baskılarla kötü Selçuk’tan bir gol yedi diye bir kaleciyi sınır dışı ettirdiniz!

Onursal başkanımız hala hayatta dediniz, ama bir gün bile akıl hocalığı yapmasına fırsat vermediniz!

Transfer sihirbazı denilen bir adama önce taptırdınız sonra yitip giderken “nereye gidiyor?” bile dedirtmediniz!

Beşiktaş’ın çocuğu diyerek geri aldığınız Nihat’ın, 3.5 milyon aldığını öğrendikten sonra “bende çıksam onun kadar oynarım” diyerek bitirdiniz!

Hakem odası basanları uzaklaştırmak yerine daha çok sizlerden biri yaptınız!

Teknik adama önce sövdürüp sonra taraftarı dövdürüp, dünya spor medyasında en afili reklamımızı yaptırdınız!

E bunca mesaiden sonra bir yorgunluk kahvesi ısmarlarsınız o zaman!..

Aristo’nun katharsis’inde olduğu gibi; tribünleri bir tiyatro sahnesi gibi kullanıyoruz ama hep aynı temayı işleyip sonrada o duygulardan kolayca arınmaya çalışıyoruz. (bkz. korku teması, çelişki teması, komplo teması, argo sözler teması, artık kafatası olmayan Batuhan teması ve en nihayetinde yorgunluk teması)

Sağlıcakla.. 

Bir Fenerbahçe taraftarı.

Pazartesi, Şubat 7

Galatasaray 4-2 Eskişehirspor


Hagi taktik ve oyuncu seçimlerindeki ısrarını bu maçta da sürdürdü. Cana’nın stoper, Neill’ın ön libero ve Sabri’nin orta iç oyuncu rolüne adapte olmasını istiyor sanırım. Sabri’nin orta sahaya kaymasının ardından yerine Serkan Kurtuluş çekildi. Orta üçlü Neill-Culio-Sabri ile dolduruldu. Sağ kanatta Kazım ve sol kanatta ise Stancu forma şansı buldu. En uçta ise yine Kewell vardı. Takımın en gerisinde ki isim ise Kolombiyalı Zapata oldu.

Galatasaray’ın maça istekli başlayacağı aşikardı ancak asıl önemli olan bu isteğin ve hırsın kaçıncı dakikaya kadar süreceğiydi. Bu sezon Türkiye kupasından sonra en büyük motivasyon kaynağı Türk Telekom Arena. Bu stada yenilgi yüzü görmeden sezonu kapatmak taraftara verilecek küçük bir jest olur sadece. Zira Ali Sami Yen’in son sezonunda alınan galibiyet sayısından daha çok yenilgi sayısı vardı.

Hagi’nin Culio ve Sabri gibi oyuncuları orta sahada isteme nedeni kanatları daha verimli kullanmak sanırım. Bu iki isim Kazım ve Stancu’ya sık sık verdikleri destekle atakların gelişiminde önemli rol oynadılar. Ancak Sabri’nin orta sahada yaptığı presler biraz komik kalıyor. O alanda ayağı düzgün bir takım Sabri’nin o gereksiz presini bir tek pasla kırabilir. Sabri dün akşam sık sık pozisyonunu kaybederek takımını bir kişi eksik bıraktı orta sahada. Hagi bunu bildiği için Neill gibi pozisyon bilgisi üst düzey bir ismi ön libero olarak kullanıyor. Cana iyi bir ön libero ancak Galatasaray’daki takım arkadaşları için Cana’nın agresifliği dezavantaja dönüşüyordu. Neill daha sakin ve alanını koruyarak efektif oyunlar çıkarıyor. Ayrıca Neill teknik olarak Cana’danda yetenekli.

Cana’nın stopere çekilmesi ise zaruriyet gibi duruyor. Elinde Neill kalitesinde ön libero bulunmayınca Cana’nın agresifliği en çok stoper bölgesinde işine yarıyor Hagi’nin. Ayrıca Cana bu mevkiye ısınıyor fakat asla iyi bir stoper olamayacak.



Son maçlarda gözle görülen bir pozisyon zenginliğide var. Bunun nedeni ise hücum gücündeki mutlak kalite artışıdır. Stancu’nun atmış olduğu golü Kewell sol kanatta oynarken görüyorduk. Ancak Kewell’ın asya kupasına gitmesi sonucu o bölgede Aydın ve Emre Çolak tercihleri sadece günü kurtarma adına yapılmış hamlelerdi. Kazım’ın sağ çizgideki verimliliği de atılan gol sayısındaki artışın ana nedeni.

Üç farklı biten ilkyarı sonucu merak ettiğim tek şey takım kondisyonunun ne zaman tükeneceğiydi ki dakikalar olduktan sonra bariz bir şekilde bu görüldü. Eskişehir’in bulduğu iki gol birkaç dakikalık tereddüt yaratsada Milan Baros kara bulutları tekrar dağıtmayı başarıyordu. Bu golde Kazım’ın asisti çok şıktı. Eskişehir ise Sezer’in yokluğunu sıkça hissetti. Bülent Uygun’un Batuhan yerine Ümit Karan tercihi yanlıştı kanaatimce. Ümit daha sonra oyuna girmeli bu takımda. Attığı frikik golü ise tek kelimeyle enfesti.

Galatasaray’ı bütün oalrak değerlendirdiğimizde hücumda artan kaliteyi ve güzel oyunu görüyoruz. Ancak takım savunmasında eksikler bir hayli fazla. Culio birkaç pozisyonda Hakan’ın ileride kaldığını görerek sol beke hareketlendi. Bu esnada ise Stancu’nun onun bölgesini doldurması gerekliydi fakat bu gerçekleşmeyince orta sahada açıklar verildi. Bu sadece bir örnekti bunun gibi örnekleri sıkça görüyoruz Galatasaray’da. Ancak bu pozisyon için yerdiğimiz Stancu maç genelinde oldukça etkili bir oyun çıkardı. Türk ligi için yararı bir oyuncu olacağını gösterdi. Vuruşlarında ki isabeti skora yansıtırsa bu topraklarda fazla kalmaz vatandaşı İlie gibi bir üst kademeye transfer olabilir. Tabi bunun içinde formasını kaptırmaması gerekiyor. Zira Arda, Pino ve Baros sahalara döndüğünde forma bulmak pekde kolay olmayacak.

Kaleci Zapata ise aranan kaleci değil maalesef. Ancak Ufuk ve Aykut’a nazaran daha sağlam duruyor kalesinde. Yinede yabancı kontenjanının kullanılacağı bir kaleci asla değil. Önümüzde ki hafta Gaziantep deplasmanın da bir sınav daha verilecek. Oradan alınacak 3 puan güzel bir serinin habercisi olabilir. Hagi Sabri’nin yerine Yekta’ya şans vermeli. Sabri’de sağ beke geçmeli tekrardan. Yapılanma için önünde bolca süre var. Kendi geleceğini kendisi belirleyecek artık. Bu kez de başarısız olursa Galatasaray’ın ve taraftarlarının ona göstereceği vefa borcu kalmayacak.

Pazar, Şubat 6


Ne mi soylenir? soylenecek bir sey yok.. Her seyin ozeti bu..

* istek mi?
fazlası var.

* Hırs mı?
fazlası var.

*Gerilim mi?
fazlası ile var.

*Sorun mu?
çoooooooooooooooooooooooook...

ama her seyden onemlisi Enginin o müsait pozisyonda zor olanı değilde kolayını yapsa bugun belkide iste geri geldi yazıları okuyacağımız bir gün de, 2 haftalık eksiklerin kayboldugu takımın hırsının ilerki haftalar için ümit verdigi gercek!!!

Ama ne değişti.. Ne mi değişti? bugun ku mac icin cogu sey aynıydı aslında. Takım iyi mücadeleci sadece gol yok.. Sampiyonluk sansın cok cok cok fazla iken Bursa ve Kayseri nin yaptıgının 2 katını rahatca yapmak varken yedek kulubesine ve tribunlere transfer yapmak.. üstüne millet soyunma odası basarken bizim baskanın sadece konusması... 96 yılında sanki yurt dısındaymıs gibi hic bir tecrubesi yokmus gibi davranması..

Bugun bir gercek var.. İrdelenmesi gereken 3 penaltı nında 2 sinin yuzde yuz penaltı olusu diger verilen penaltının 80. dk da sonucu etkıleyen penaltı olmayısının ustunde, 2. Devre ilk hafta verilmeyen %100 penaltı ve bu haftaki pozisyonlar,, kimse kabul etmesede FB'nin attıgı 2. goldeki faul den kazandıkları topla 35. dk da macı bitiren Çalınamayan Düdük.

Ben ümitliyim.. bugunkü gibi hırs 95 dk boyunca bu takımda kalan 14 haftada oldugu surece Şampiyonluk yarısının icinde son haftaya kadar kalınacağı kesin..

Ama bir gercek war biz ne izliyoruz merak ediyorum.. Birileri önümüze hazırlanmıs senaryolar koyuyor bizde tartısıyoruz... Bizde bi gariplik mi var inanın bilemiyorum

Beşiktaş 1:1 K.Karabükspor

İnönüde iki puan bırakmak üzücüydü. Karabükspor takdire değer bir mücadele sergiledi gerçekten. Beşiktaş ise puan kaybettiği maçlardan farklı birşey sunmadı bize bu maçtada. Demek oluyor ki puan kayıpları sallanmıyor, ders çıkarılmıyor, galiba o maçlar etüt edilip nerde ne yanlış var ona bile bakılmıyor... Kim tarafından? tabiki SCHUSTER

Grip olan Q7 ve sakat Gutinin yokluğunda 60.dakikaya kadar oyun Karabüksporun kontrolündeydi. Beşiktaş Gutisiz, Q7 siz etkili değildi bunlara Ernst'in vasatlığı, Fernandesin etkisizliği ve takımda oyun yönlerdirmede güvenilecek en son oyuncu olan Nobreye yükün binmesiyle bu sonuca ulaşıldı. Evet şaka gibi orta sahadaki ikili etkili olamayınca Nobrenin geriye gelişlerini ve ezdiği topları bolcana izledik bu maçta. Q7 ve Necipin girmesiyle birşeyler oldu ama oda yetmedi. Yine puan kaybedilen maçlardan farksız son 10 dk. deliler gibi saldırıldı oda yetmedi. Dedimya farklı birşey yaşanmadı...

Beşiktaş Gutiye bağımlıdır ve böyle giderse Gutisiz her maçta sonuç bundan farklı olamayacak, Schusterin bunu görmesini bekliyoruz ama kendisinin bu konuda bizden farklı bişey yaptığı yok malesef oda bizde izliyoruz sadece...

Hakemin kötü yönetimi her iki takımıda etkiledi, Her iki takımında verilmeyen penaltıları ve atılmayan oyuncuları vardı. Almedianın verilmeyen golü Beşiktaşın bu maçta hakemden daha fazla etkilenmesinin şahidiydi. Ama dillerimize tüy,kıl vb. olan şu düşünceyi bizlerin aklından çıkmamalı "Beşiktaşın bu puan kayıplarına mazereti olmamalı..."

Sezonun ilk yarısında puan kayıplarına bahaneler, yeni takım olmak, sakatlıklar, kaliteli oyuncu sayısı, TSL kalitesi diye sıraladı SCHUSTER ! bunlara katıldık katılmadık...

O günlerden bu yana değişen çok şey oldu fakat Beşiktaşta çok değişen birşey olmadı malesef, Buna ne demeli SCHUSTER!

Türk Futboluna ve Beşiktaş'a SESLENİŞ

Futbol ‘BİLİNÇLİ’ İzleyici ile Oynanır

Cuma ve Cumartesi futboldan  biraz uzak kaldım ama Pazar sabahına kadar kaydettiğim kaç tane futbol yorum programı varsa 7 saat boyunca hepsini tek tek izledim. Ancak, görüyorum ki birçok farklı takım taraftarı ve yorumcusu yine kendilerini futbolun içinde zannedip, bir o kadar dışında kalmışlar. İzin verirseniz her zamanki üslubumu içermeyecek olan bu yazıda bazı konulara açıklık getirmeye çalışacağım çünkü insanımızın buna gerçekten ihtiyacı var…

Beşiktaş!..

Futbola gönül verenler Beşiktaş’ın yapmış olduğu son transferler ile özellikle ikinci yarının başlamasıyla tarifi olmayan bir mutluluk içersindeler. Hatta birçoğu çok fazla eleştirdikleri Schuster’in oyun planını şu anda en iyi plan olarak adlandırmaya başladılar bile. Fakat şu var; Beşiktaş aslında iyi oynamıyor! Sadece aşırı hareketli ofans anlayışı ile iyi oynuyormuş gibi gözüküyor. Unutmayalım ki futbolda gol atmak, gol yemekten daha zordur aslında!..

Sayın Schuster’in Beşiktaş’a getirmiş olduğu ofans anlayışı şahsım dahil birçok taraftar tarafından saygı ile karşılanıyor ama bu takım hala defans yapmıyor ya da belli ki yapamıyor. Devamlı atak oynayan bir takım aynı kapasitede defans yapamıyorsa demek ki bir yerde bir problem var. Gözünüzün önüne öyle bir takım getirin ki; bu takım oyuncularının neredeyse en az beş tanesi dünya çapında futbolcular. Fakat Guti’ler ve Portekiz çetesini içinde barındıran ve TV’de daha şimdiden çok değerli yorumcuların(!) “UEFA kupasını alır!” diyebildikleri Beşiktaş, nasıl oluyor orası tam olarak belli değil, takıma daha bu sene “yeni yetme” olarak katılan ama potansiyelini Türk futboluna daha şimdiden ispatlamış olan Ersan’ın sakatlığıyla çöküşe geçebiliyor…

Bir şeyin iyi anlaşılması gerek; bir maçta top bir o kalede bir bu kalede ise bu oyun anlayışını benimseyen hangi takım olursa olsun, bırakın UEFA’yı, Spor Toto Süper Lig’inde bile sürpriz sonuçlar alabilir ve çok kısa bir zaman zarfı içerisinde koymuş oldukları hedefin ya da hedeflerin gerisinde kalabilir. (bkz. Beşiktaş)

Beşiktaş’ta alınması istenilen sonuçların alınamamasında en büyük pay sahipleri arasında maalesef ve yine, sığ taraftar bakışı ve her zaman kahramanını arayan spor medyamız yer almaktadır. Değeri ne olursa olsun, nerden gelmiş olursa olsun, CV’leri ne kadar kuvvetli olursa olsun üç beş tane yıldız alındı diye bir takımdan 17’de 17 yapması beklenemez çünkü Spor Toto Süper Lig’indeki takımlar sizlerinde hatırlayacağı üzere o iki üç sene evvelki takımlar değil… (Hatırlatalım bu lig daha geçen sene beşinci şampiyonunu çıkarttı). Üstelik o Real Madrid’i bütün dünya’nın gözleri önünde 5-0 yenen Barcelona bile bugün itibarıyla oynadıkları lig maçlarına bakıldığında daha dün 16’da 16 yapmıştır. 

O zaman hemen sormak gerekir; "Barcelona bunu yaparken yapmış oldukları atakların yanı sıra kendi liginde nasıl defans yapmış ve kaç gol yemiştir, Beşiktaş kendi liginde nasıl defans yapmaktadır ve her yeni maçta gol yemeyeceğinden nasıl ve kimler adları kadar emin olabilmektedirler?

Bir kez daha hatırlatmak isterim ki; Türkiye’de sahip çıkmışlık ve coşkulu oluş adına yıllardır karnesi yıldızlı pekiyili olan tek takım taraftarı vardır, o da Beşiktaş’tır. Yapılan yanlış ise taraftarın 90 dakika boyunca coşkulu oluşudur. Taraftar, Türkiye’de ve hatta dünyada eşi benzeri olmayan bu karakteristik yapısını rakip takım oyuncularını baskı altına almak gerektiği anlarda kullanamamaktadır maalesef. ("Olur mu biz bunu da yapıyoruz" dediğinizi duyar gibiyim...)

Beşiktaş taraftarı İnönü’deki maçlardan sonra evlerine gitsinler ve maçları tekrar izleyip kendilerine şu soruyu sorsunlar; “bu coşku ile acaba hangi rakip takım oyuncusunu en çok baskı altına almışızdır ya da herhangi birisini gerçekten de baskı altına alabilmiş miyizdir?”

Son olarak Beşiktaş’ın destekleyicisi olsun ya da olmasın her takım taraftarına hatırlatmak isterim ki, Portekiz Milli takımı Euro 2004’te üstelik de ev sahipliği yaptığı turnuvanın finalinde, katı defans anlayışını turnuvanın ilk maçından son maçına kadar uygulayan Yunanistan’a 1-0 kaybederek şampiyonluktan olmuştu. Bu örnek ile vurgulamak istediğim şey kesinlikle Beşiktaş'ın yıldız oyuncularının kalitesi değildir; Türkiye liginde geçen seneki şampiyon takımımız Bursaspor’un bu sene ofans yapamadıkları halde neden maç fazlasıyla da olsa şuan lider olduklarıdır.

O zaman izin verirseniz son bir soru: “Türkiye’de en iyi atak yapan takımlar mı lig’de daha üst sıradadırlar yoksa en iyi defans yapan takımlar mı? İyi futbol izlemek derdinde olan taraftarın heyecanına saygım sonsuz ama unutmayın ki burası Türkiye…

Sağlıcakla.

Sıkıntıların en büyüğünü iki kez son maçta şampiyon olamayarak yaşamış bir Fenerbahçe taraftarı...

Cuma, Şubat 4

Ruhr Derbisi 2011

Signal İduna Park
21:30 - Trt-3
Borussia Dortmund - Schalke 04

Haftanın Tatlısı

kaymaklı kadayıf
bu soğuk günlerde şifa niyetine. afiyet olsun

Perşembe, Şubat 3

Hayal Kırıklığı


Kimler koşmadı ki peşinden... 101. yılda Beşiktaş kadrosuna dahil olmuştu Ahmet Hassanla. O zaman yeni sezon öncesi hazırlık maçından sonra kendisiyle ilgili soruya Sinan Engin şöyle cevaplandırmıştı "saçlarıyla oynamayı bırakırsa gerçek bi yıldız olur" malesef bırakamadı saçlarını ve yuvasına geri döndü Dardanelden tekrar zıplaması zor artık...
Beşiktaştan sonra Galatasaray,Ankaragücü,Konya,Altay,Denizli... daha da vardır tabiki... Bunlar benim yetişebildiklerim. Keşke böyle olmasaydı ama futbolun adaleti yok malesef bakmazsan kendine bu hallere düşersin...

Fenerbahçeliyim ve Bükülüyorum

                                                                     Ahlak 1-0 Aykut Kocaman

Çok değil birkaç gün önce Fenerbahçe olmak ya da olmamak maçında Trabzonspor ile karşı karşıya geldi. Maçın başlamasından bir hafta önce Türk Spor Medyası’da gardını almıştı; her yerde bu maçın bir daha telafisi olmayacağı yönünde başlayan haberler, maç günü geldiğinde sanki iki takım savaşa çıkacakmış halini aldı.

Çok sevgili medyamız; tabii ki bazı yayın organlarını tenzih ediyorum, Aykut Kocaman ile Şenol Güneş arasındaki söz düellosunu kullanarak büyük bir meşale yakıp kime denk gelirse diyerek meydanlara bıraktılar.

Sonunda maç günü gelip çattığında herkes o anı merak ediyordu; teknik adamlar tokalaşacaklar mıydı? Tabii ki tokalaştılar çünkü Şenol Güneş ahlaki değerleriyle zaten Trabzonspor’un başına geldiği günden beri ülkemizde ders niteliği taşıyan söylemlerin altına imza atıyordu.

Bugüne kadar misafirperverlik diye övündüğümüz en yüce olgumuz o gün sınıfta kaldı ama! Ben bir Fenerbahçeliyim ama Sayın Şenol Güneş’in sıfır kompleks ile Aykut Kocaman’ın ayağına gitmesinden ötürü aşırı üzüntü duymaktayım. Bugünden sonra bana düşen adamlığınızın altına gözüm kapalı imza atmaktır Sayın Şenol Güneş ama büyüklüğünüzden ötürü şimdi burada bükülüyorum; bükülüyorum! 

Çarşamba, Şubat 2

Yarı Finaldeyiz


Gruplarda mağlup olduğumuz GaziayıntapBŞB'yi güzel bir skor ve futbolla İnönü'den uğurladık bu gece. İşi rövanşa bırakmamak rakip kim olursa olsun iyidir dimi.

Maç başlamadan evvel kulübede olmayan Schusterin haftasonundaki kadroyu bu maçtada bize sunmasından korkmuştum valla... Kadronun kötülüğünden değil tabi yeter gari aynı adamlar şu geniş kadroyu kullan be adam ! düşüncesinden...

Kısa saçlı Hakana iş düşmedi bu gece, Ernsti özlemişiz, Fernandes, Ekrem, Hilbert iyi iş çıkardılar. Hilbert-Ekrem uyumu Schustere fikir vermiştir sanırsam.

Yarı finalde Galatasarayı bekliyorum ve istiyorum güzel bi yarı final heyecanı olacaktır bu eşleşme, heyecan demişken gerçekten ZTK'daki bu grup uygulaması heyecanının içine zıçtı...

Çeyrek finale kadar tek maç eleme usulü daha heyecanlı olurdu bence. Feneri yenen Yeni Malatya, Beşiktaşı gruplarda yenen GaziantepBŞB tur atlarlardı ama adamlar şimdi kupaya veda ettiler... Tabi bu uygulamanın gerekçesi büyük takımların kupadan elenme risklerini en aza indirerek kupa reytingini daima üst seviyede tutmak bu aşikar. Yalnız geçen sene TSL'de ilk dört sıradaki takımlar şuanda kupada yoklar bu da dikkat çekici. Neyse...

Haftasonu Karabük İnönüye geliyor... Rasgele!

İyi Ki Doğdun Taçsız Kral

2 Şubat 1936
Sen var ya sen,
Başımın tacı, gözümün bebeği.

Salı, Şubat 1

İstanbul BŞB 2:1 Beşiktaş


Biraz moral bozukluğu biraz sinir bariz hayal kırıklığı evet bu yüzden bugüne kadar bu maçla ilgili birşey yazmadım.
Ne oldu neler oldu uzun uzadıya yazmadan öncelikle İstanbul BŞB yi kutlamalı, güçleri doğrultusunda akıllı oynayarak bu senede bizi haltetmeyi başardılar. Sezon başından beri onların kadrolarında fazla bi değişiklik olmadı fakat bizde baya bi köklü değişiklikler oldu ona rağmen yine bizi yendiler hiç bi değişiklik yok gibi anlaşılabilir, işte bu moral bozucu...
Yenilenen kadronun coşkusunun hemen bitmesi, Umut olarak gördüğümüz Cenkin hatasıyla yenilen ilk gol, işte bu sinir bozucu...
Schusterin bu sezon onca yatırım ve desteğe rağmen bu sezon iki defa yenildiği rakibine karşı gösterdiği performans BARİZ hayal kırıklığı...
Peki ne değişti bir önceki maça göre, evet Ersanın yokluğuyla savunma dörtlüsüne katılan Ekrem ve İbo, Hilbert-Köybaşı etkinliğini gerçekleştiremediler. Kanatlar tıkandı, Büyükşehir oyun tarzını büyük disiplinle uyguladı, Aurelionun kırmızı kartı düşen orta saha gardı...
Schuster bu maçta sınıfta kaldı ne düşündü acaba Simaonun golüne kadar action gösteremeyen takımının bir gol daha atarak sahadan galip ayrılacağını mı? Bunu ben düşünebilirim ama sen Schustersen farklı düşünmelisin dimi... Bunun cevanını İskender gayet güzel verdi.
Benim beklentim düşen orta saha gardını toparlayacak hamlelerle beraber son dakikalarda takımın pozisyon üretkenliğini arttıracak oyuncularla hamleler yapılmasıydı, son 10 dk Ernst ve Necibi alarak ne yapabilirsiniz?

İtalya Ara Transfer

Giampolo Pazzini Sampdoria > İnter 16.720.000 £

Andrea Ronocchio Genoa > İnter 16.280.000 £

Jonathan Biabiany İnter > Sampdoria 6.160.000 £

Andoulay Konko Sevilla > Genoa 5.280.000 £

Giuseppe Sculli Genoa > Lazio 3.080.000 £

Valon Behrami West Ham > Fiorentina 1.760.000 £

Urby Emanuelson Ajax > Milan 1.496.000 £

Antonio Cassano Sampdoria > Milan 1.466.667 £

Andrea Barzagli Wolfsburg > Juventus 264.000 £

Mark Van Bommel B. Münih > Milan Free

Luca Toni Genoa > Juventus Free

Nicola Legrottaglie Juventus > Milan Free

Almanya Ara Transfer


Luis Gustavo Hoffenheim > Bayern Münih 14.960.000 £

Patrick Helmes Leverkusen > Wolfsburg 7.040.000 £

Ryan Babel Liverpool > Hoffenheim 6.160.000 £

Tuncay Şanlı Stoke City > Wolfsburg 3.960.000 £

Jan Polak Anderlecht > Wolfsburg 2.640.000 £

Anthony Annan Rosenborg > Schalke 2.200.000 £

Angelos Charisteas Schalke Free

Ali Karimi Azin Steel > Schalke Free

İspanya Ara Transferler

Diego Buonanotte River Plate > Malaga 3.960.000 £

Martin Demichelis Bayern Münih > Malaga 2.640.000 £

İbrahim Afellay PSV > Barcelona 2.640.000 £

Jesus Datolo Napoli > Espanyol 2.200.000 £

Ivan Rakitic Schalke 04 > Sevilla 2.200.000 £

Julio Baptista Roma > Malaga 2.200.000 £

Giovani Dos Santos Tottenham > Racing Santander Kiralık

Cicinho Roma > Villarreal Free

Emmanuel Adebayor M. City > Real Madrid Kiralık

İngiltere Ara Transferler

Fernando Torres Liverpool > Chelsea 51.480.000 £

Andy Carroll Newcastle > Liverpool 36.080.000 £

Luis Suarez Ajax > Liverpool 23.320.000 £

David Luiz Benfica > Chelsea 22.000.000 £

Darren Bent Sunderland > Aston Villa 18.920.000 £

Stephane Sessegnon PSG > Sunderland 6.160.000 £

Mauro Formica Newell's > Blackburn 3.520.000 £

Jermaine Pennant Zaragoza > Stoke City 1.760.000 £

John Carew Aston Villa > Stoke City Free

Altidore > Bursaspor

Amerikalı futbolcu transferleri durmuyor. ABD milli takım forveti Altidore artık Bursaspor'da. Anlaşmanın detayları gün içerisinde açıklanacak. Ertuğrul Sağlam'ın forvet tipine uygun bir oyuncu. Miller ile birlikte büyük başarı sağlayacaktır. Sercan'ın transferinede yeşil ışık yakılmıştır artık.


Freddy Adu > Çaykur Rizespor


Bu transferi büyük takımlardan biri yapsa olay olurdu. Freddy Adu Çaykur Rizespor için inanılmaz bir trtansfer.