Cumartesi, Temmuz 30

2014 Dünya Kupası Kura Çekimi



1.Torba: İspanya, Hollanda, Almanya, İngiltere, İtalya, Portekiz, Hırvatistan, Norveç, Yunanistan

2.Torba: Fransa, Karadağ, Rusya, İsveç, Danimarka, Slovenya, Türkiye, Sırbistan, Slovakya

3.Torba: İsviçre, İsrail, İrlanda, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Belarus, Ukrayna, Macaristan

4.Torba: Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Litvanya, Arnavutluk, İskoçya, Kuzey İrlanda, Avusturya, Polonya

5.Torba: Ermenistan, Finlandiya, Estonya, Kıbrıs Rum Kesimi, Letonya, Moldova, Makedonya, Azerbaycan, Faroe Adaları,

6.Torba: Galler, Liechtenstein, İzlanda, Kazakistan, Lüksemburg, Malta, Andorra, San Marino

Tahminim : Hırvatistan, İrlanda, Litvanya, Makedonya, Finlandiya, İzlanda

Çarşamba, Temmuz 27

Baronlar böyle istedi!

Beslenme alışkanlıklarımın arasında futbolda komplo teorisi üretmek yok diyebileceğim kadar azdır aslında. Fakat yirmi dört gündür bizlere yaşatılan şu kaos ortamı yavaş yavaş aklımda kıpırdanmalar yaratmıyor da değil...

Bu vesileyle, bu defa düşüncelerimi değil de zihnimin bana söyletmek ya da sordurmak istediklerini (affınıza sığınarak) kaleme almak isterim.

Zihnimin, benimle girdiği bu diyaloğa biraz da sizler kulak kabartın. Bakalım ben de 'şike' ve 'şaibe' sözcükleriyle psikolojisi alt üst olanlardan mıyım?

1)Tüm sanık avukatları, "Nasıl bir iddianame hazırlayacaklar çok merak ediyoruz" cümlesinin altına imza atarken, gerçek suçluların kim ya da kimler olduğuna nasıl kanaat getireceksin? Sen kanaat getiremiyorsun da medya nasıl bu kadar hızlı?

2)Nisan yasasının tek tabanca mağdurlarının Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım olarak gösterilmesinin arkasında yatan başka nedenler olup olmadığından yeterince emin misin?

3)Aziz Yıldırım'ın hastane hastane gezdirilmesinin esas sebebi, kendisiyle daha rahat iletişmek için olabilir mi? Baksana, dört gündür hastanede ve '9 Ağustos' tarihi Aziz Yıldırım dışarıdayken kararlaştırıldı. Parmaklıklar arkasındaki biriyle başka nasıl irtibata geçilebilirdi ki?
Al hastaneye, kapat kapıları, istediğin kararı da al!..

4)9 Ağustos tarihinin anons edilmesinin üzerinden henüz yirmi dört saat bile geçmemişken, TFF Başkanı'nın Bank Asya Lig'i takımları kulüp başkanlarıyla görüşmesi (hem de ilk kez) ne alaka?
Üstelik toplantı bitiminde mikrofonlara konuşan kulüp başkanı, "Alınmış bir karar yok, sadece maddi olanaksızlıkları dile getirdik" diyor... İyi de bu yeni bir şey değil ki… Herkes biliyor alt liglerin maddi olanaksızlıklarını. Bunca gündemin içerisinde bunun sırası mıydı peki?

Burada zihnimin komplolarını bir kenara bırakalım ve gelin sizlerle bir soru soralım ve cevap arayalım...

İşte sorumuz: "Diyelim ki bu ülkede futbolun baronları var ve sen de bu baronlardan birisin, söyle bakalım; alt ligleri daha çok izlenebilir hale getirmek için ne yaparsın?"

Cevap oldukça basit: "Önce kırmızı düğmeye basardım!"

Nasıl mı?

Futbola dikkat çekmek için önce Anadolu devrimini başlatırım, ki bu sonraki sezon daha fazla dekoder satılması anlamına da gelecektir...

Daha sonra, son yıllarda en çok gelir sağlamış takımı, hali hazırda yayıncı kuruluş rekor paraları da yatırmışken şampiyon yaparım ve sonradan o kulübü günah keçisi olarak ilan ettirir bir alt lige düşürürüm!

İşte şikenin, bırakın yazar kimliğimi bir futbolsevere fısıldadıkları ancak bunlar olabilir. E ne bekliyordunuz ki? Hizmet olmadan kalite mi olur?

“Kuşkular, bize mutluluğu haram etmeye yararlar.” Andre Gide

Pazartesi, Temmuz 25

Türk Futbolu Ertelenmelidir

3 Temmuz'dan beri kaos devam ediyor. Haliyle Türk futbolunda içinden çıkılamaz anların sayısı da her geçen gün çığ gibi büyüyor. Bir türlü çıkmıyor, gelmiyor beklenilen karar ya da kararlar!..

Gelmez tabii!..

Niye gelsin ki?

Ne de olsa şikenin neresinden dönsen kardır... Balya balya paralar... İndirin cebe!

Herkesin artık anlaması gereken bir şey var; Türk futbolunda şike, Nisan yasasından evvel de vardı bugün de var...

Fakat yasa gayet net! Yönetici kimliğindeki herhangi bir kişinin şike teşebbüsü dahi varsa kulüp(ler) lig düşürülmelidir.

Diğer yandan ortada 26 tane klasör var. Üstelik bu 26 klasörün yanı sıra, savcılığın TFF'ye teslim etmediği söylenen daha nice klasörlerinde varlığı biliniyor.

E bu karar niye çıkmıyor o zaman!..

Çıkmaz çünkü geminin batacağını bilen kişi ya da kişilerin önce gemiyi yağmalaması gerek ki, edilecek zararın bile bir karı olsun.

Bugün günlerden 25 Temmuz 2011. Şike yapanın da küme düşenin de kim(ler) olduğu günler öncesinden bellidir! Kimse hikaye anlatmasın!

Peki neden hükmü verilmiyor diyeceksiniz...

Çünkü önce, kaybedilecek muhtemel milyon dolarların bir kısmının bile olsa kurtarılması gerekmektedir. Lakin, devletle devletin takım elbise giydirdikleri bugüne kadar hep böyle çalışmışlardır.

Gün, zamana oynama günüdür. Gün, önce önlemlerini alma, sonra gemiyi batırma günüdür...

Tiyatronuzu zevkle izliyoruz. Lakin, oyuncuların birbirlerine güvenleri mi yok sanki?..

Cumartesi, Temmuz 23

Felipe Melo Galatasaray'da




Selçuk İnan'ın yanındaki isimde belli oldu artık. Felipe Melo bu bölgede defansif açıdan iyi bir seçim gibi duruyor. Çok fazla eleştiri alan bir isim olsada benim adıma yerinde bir hamle. Juventus'un Pirlo ve Vidal transferleri sonrası fazla forma şansı bulamayacağını anlayan Melo rotayı ülkesine çevirmişken sonanda Galatasaray'a geldi.


En önemli katkısı istikrar olacaktır. Ancak kart görmeye müsait yapısı ligimiz hakemlerinide gözönüne alınca dezavantaj oluyor. Kart performansı son yıllarda azalsada kırmızı kart görmeden sezonu kapatması büyük şans olur. Pas yüzdesinde ki isabet ve kafa toplarında ki etkinliği fark yaratacaktır.



Bu yıl kiralık olarak oynayacak Melo için satış opsiyonu elimizde ancak fiyat çok yüksek. 13 milyon euro biraz uçuk şuan için.

Cuma, Temmuz 22

Haftanın Tatlısı

kavun yatağına dondurma

deneyin !!!

Moronluğun Fotoromanı
















Bu sefer şampiyonluk kutlamaya inmediler. Alışkanlık olmuş sanırım. Neye tepki vereceğini şaşırmış bir taraftar grubu oldular. Ne demişler "Eşkıya Dünyaya hükümdar olmaz".


Keserin sapı dönmeye başladı. Nereye gideceği artık çok net.

Çarşamba, Temmuz 20

3 Temmuz İdeolojisi (HERKES OKUSUN!)

Malum 3 Temmuz 2011'den beri futbol gündemimiz bir hayli bunaltıcı... Birinci dalga, ikinci dalga derken şu gün gelinen nokta, gerçek anlamda aslında gelinmiş bir nokta bile değildir bana göre. En azından benim gibi düşünenlerin sayısının bir hayli çok olduğunu "hissedebiliyorum"
diyebilirim çünkü etrafta bu kadar cevaplanması güç sorular varken, bir aklın çıkıp bana ya da bizlere önderlik edebileceğinden bir hayli şüpheliyim...

Gelelim bu yazıyı kaleme alış sebebime... Öncelikle, daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere ben bir mercii değilim, bunu tüm okuyucularımın kendilerine arada bir hatırlatmalarını şiddetle rica ederim. Naçizane, aklım yettiğince futbolla ilgilenirim, yorumlarım ve yazmadan duramadığım için de futbola dair düşüncelerimi tereddüt etmeksizin kaleme alırım. İşin özü; benim hakkımdaki ana fikriniz,"Bu adam amatör bir yazar" olmalıdır... 3 Temmuz'da patlak veren şike olayları vesilesiyle bir şeyi anlamış vaziyetteyim ki; sayısını sayamadığım birçok eş dost(sağolsunlar) beni arayıp "Son olaylara ne yorum getiriyorsun" şeklinde benzer sorular yöneltmekteler. Fikrimi soruyor olduğunuz için hepinize minnettarım o ayrı konu, ancak ben bu yazıyı küçük ulusuma(dostlara) bir sesleniş olarak görmek istiyor ve tüm sorularınıza, son günlerin en popüler akımından(komplo teorisi üretme sanatı) faydalanarak, soruyla cevap vermeyi uygun buluyorum. Bakalım komplo teorileriyle harmanlanıp hazırlanmış sorulara sizler ne cevaplar vereceksiniz.

Yayıncı Kuruluşu İlgilendiren kısımdır:

1)Lig Tv vicdanlı bir kurum mudur ya da yayıncı kuruluşun vicdanlı olması ne demektir? (bkz: "Seneye seninle çalışamayız kızım-oğlum, senin yüzün eskidi" söylemi.)

2)Lig TV, Türk futboluna gerçek ederini (450milyon dolar) mi ödüyordur yoksa kaz gelecek yerden tavuk esirgenmiyor mudur?

3)HD ve 3 boyutlu yayının esas sebebi seyir keyfini artırmak mıdır yoksa bir dekoder referans etme sanatı mıdır?

4)Kimsenin kafasına düşmeyecekse (burası Türkiye), örümcek kameranın ve 3 boyutlu gözlüklerin haftalarca reklamının yapılmasının GS-FB maçının öncesine denk getirilmesi, safiyane bir satış marifeti olarak mı algılanmalıdır yoksa üzerine düşünülmeli midir?

5)Çok değerli bir insan olduğuna diyecek tek sözüm yok ancak bir anlık bile olsa Şansal Büyüka'nın Fenerbahçeli oluşu, Türk futboluna olumlu ya da olumsuz etki etmiş midir?

6)Lig Tv'nin, 'Fenerbahçelileşiyor' söylemleri ilk kimler tarafından zikredilmiştir ve altında yatan neden nedir?

7)İlerleyen yıllarda rekabete girerek yayın haklarını Lig Tv'den alabilecek bir kurumun ortaya çıkabilme ihtimali nedir?

8)Lig Radyo'ya konuk alınan kişiler her istediğini dile getirebilirler mi yoksa bazen konuklar bile titizlikle mi seçilirler?

9)Maç görüntüleri artık neden diğer kanallarda yayınlanamıyor? Serhat Ulueren'in de dediği gibi (eğer yanlış hatırlamıyorsam) üç dakikalık maç bantının saniyesi gerçekten 5.000 $ ile 15.000$ arasında mı?

Biraz da genel kamuoyu yoklaması yapalım:

10)Göreve geldikten sonra kucağında bomba bulan çiçeği burnunda TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar neden istifa etmiyor? 3 Temmuz sabahı olacaklardan önceden haberdar mıydı?

11)Galatasaray geçtiğimiz sezon lig düşürülmek istendi mi?

12)Galatasaray'ın eksi avarajla ligi tamamladığı bir sezonda Fenerbahçe'nin 18'de 17 yapması sadece bir tesadüf müdür?

13)Galatasaray'ın en kötü idare edildiği sezonda Fenerbahçe en iyi şekilde mi idare edilebilmişti?

14)Hakan Şükür, Arda'yı neden sakat olduğu bilindiği halde oynamamakla eleştirdi ve nasıl Meclis'te koltuk sahibi oldu?

15)Arda'nın forma video'su nasıl basına sızdırıldı ve üstelikte TRT bunu nasıl ve neden haber yaptı?

16)Demirören'in iki gazeteye ortak olma sebebi ne?

17)Yıldırım Demirören, Mourinho'yu neden ziyaret etti?

18)Yıldırım Demirören neden C. Ronaldo ile ortak olmak istedi?

19)Yıldırım Demirören Türk futbolunun yeni Aziz Yıldırımı mı yapılmaya çalışılıyor?

En tehlikelisi:

20)River Plate ve Monaco lig düştüler. Türkiye'den de Galatasaray mı düşürülmek istenmişti? River Plate Arjantin Lig'inin göz bebeğiydi, düştü (?) Monaco Fransız deviydi, düştü (?) Galatasaray Türkiye'nin tek Avrupa fatihiydi, düşürülemedi!..

Şimdi sıkı durun:

21)"Esas amaç alt liglere düşen ya da düşürülmek istenen takımlarla daha fazla dekoder satıp, alt ligleri bile parayla izlenebilir hale getirmek miydi? Galatasaray'ı düşürmeyi beceremeyenler 3 Temmuz'da düğmeye basıp B planlarıyla şimdi Fenerbahçe'yi, Trabzonspor'u ve Beşiktaş'ı alt lige mi düşürmek istiyorlar? Amaç gerçekten Bank Asya Ligi'ni dekoderli hale getirmek olabilir mi? Bu uğurda Aziz Yıldırım aslında şeriatin kestiği parmak mıdır?

Sağlıcakla.

19.07.2011'de, Fenerbahçe taraftarlığını utanç duyduğu için bırakan kimse!
Emre KARATAŞ

Kıvranın

Dün Temmuz'un 19 u olması dolayısıyla Fenerbahçeli futbolcular bu pankartı açmışlar. İdmanda saat 19:07 yi gösterince alkışlar ve tempo tutarak fenerbahçeliler gününü kutlamışlar. Caddede ise binlerce fenerli günlerini coşku ile kutladılar. Megalomanlık, kibirlik bununlada bitmedi.

Federasyonun ceza sinyali sonrası soluğu TFF binasında aldı fenerbahçe yönericileri. Ayrıca resmi sitedende kınama yazısı anında geldi. Bir kulüp düşünün bunca olaylara adı çıksın, başkanı,ikinci adamı ve muhasebe müdürü şike dolayısıyla içeride yatsın ama tüm bunlara rağmen ve utanmadan sokaklara çıkılabilsin. Zeytin yağı gibi üste çıkmaya çalışılsın, önüne gelen herkes tehdit edilsin. Fenerbahçelilik böyle birşey sanırım. Elbette akıllı ve olgun fenerbahçe taraftarı var ancak o kadar küçük bir azınlık ki seslerinin duyulması dahi mümkün değil.

Bu nedenle bu kıvranmaları büyük bir zevkle takip ediyorum. Shaktar ile oynayacakları hazırlık maçında tribünde 50.000 Aziz Yıldırım maskesi görürsem şaşırmam.

Salı, Temmuz 19

Temiz kalmayı istemek, benim hakkım!..

Futbolu izlemek büyük bir keyiftir elbet ama kim, nerede, kaç liraya ve hangi şartlar altında izliyor bunu bazen insanın kendisine hatırlatması gerek. Ha, hatırlatmazsa ne olur, birlikte bakalım ve izin verin bir de ben gerekeni yapayım.

Öncelikle birileri şike yapar ve o birileri Metris'te bile olsa daha çok kazanmaya devam eder,

medya gereken alt yapıyı hazırlar ve cahillerine altın tepside ikramda bulunur,

bu defa kadife ellerle kurulmuş olan kurguya bir de ikinci dalga eklenir, ki burada esas amaç; yurdum cahiline, 'sonraki dalgalar için hazırlıklı olun' mesajını vermektir ve yine cahille orantılı olarak pek tabi başarılı da olunulur,

tam üçüncü dalga başlayacak derken Türk insanının bile itibar etmekten ürker olduğu TFF'ye, UEFA güvendiğini açıklar,

her köşe başında komplo teorileri üretilirken dolmuş şöförü de ağzına geleni söylemeye başlar, ki bunları aslında duymak dahi istemezsin,

bir yandan marabası, köylüsü ve kasabalısı duymaya devam eder ama asla yorumlayamayacaktır ve sonuç: "iki ucu birbirine benzer pis, içinden çıkılamaz bir değnek!"

Gidip formasını alıp, cebimdeki parayı o takım elbiselilerin cebine koymaktansa; çok sevdiğim ama artık bir o kadar da şüphe ettiğim takımım Fenerbahçe'yi, bana ihanet ettiği için ve yüzümü öne eğdirdiği için gönül rahatlığıyla bırakırım, oralı bile olmam!

Temiz kalmayı istemek, benim hakkım!..

Perşembe, Temmuz 14

...

Önce vatan millet
Sonra ana ve yar
Bu yolda savrulan
Birileri var

Ezan dinmez diyen
Bayrak inmez diyen
Şehit ölmez diyen
Birileri var

Şehitler ölmez

Bayrakla dertleşen
Toprakla birleşen
Can verip devleşen
Birileri var

Ezan dinmez diyen
Bayrak inmez diyen
Şehit ölmez diyen
Birileri var

Şehitler ölmez
Şehitler ölmez

METRİSSPOR KULÜBÜ 2011


Bizde transfer bitmez.

Salı, Temmuz 12

Gökhan İnler Napoli'de



Nasıl bi şaklabanlıktır bu.



Adalet - Özdemir Asaf

Adalet
İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama, olmaz olsun

Özdemir Asaf

Öyle Futbola Böyle Başkanlar Yakışır



"Bizim elimizde Futbol Federasyonu olarak bir delil yok. Delil olmadan da bir karar vermemiz mümkün değil. Bu nedenle savcı iddianame verip delilleri görene kadar bir karar almamız mümkün değil.

Bu işlere karışanları ömür boyu futboldan men etme hakkımız var. Biz de en ağır cezaları vereceğiz. Ama kişisel görüşüm kurumlarla kişileri karıştırmamak gerektiği yönünde. Bir üst mahkemeden de tutuklama kararı çıktığı taktirde biz de disiplin soruşturmasını başlatacağız. Şunu karıştırmamak lazım. Bu işin içinde sadece Fenerbahçe yok. 6-7 tane daha kulüp var. İki tane daha büyük kulüp var. Bizim elimizde sihirli değnek yok. Herkesi memnun etmemiz mümkün değil.

Elimizde delil yok. Biz emmniyetten ve savcıdan sadece bilgi aldık. Hiç belge görmedik. Soruşturmanın tamamlanması için bizim bir süre vermemiz mümkün değil. Karar almamız için savcının iddianame vermesi ve bizim de delilleri görmemiz gerekli.

Bir kişi çıkıp rakip takımın oyuncusu ile anlaşma yaparsa bundan tüm kulübü srumlu tutmak sizce ne kadar doğru? Kişisel görüşüm, kurumları kişilerden ayırt etmek lazım. Ama tabii ki statülerin ve yasaların dışına çıkmamız mümkün değil. Bir şekilde yasalara uygun karar almamız lazım.

"Ben hukukçu değilim. Ama şimdi savcının kişiler hakkında verdği bir iddianame var. Ama biz iddianameyi bir bütün olarak görmek istiyoruz. Şimdi tutuklanan yöneticiler varç Yarın öbür gün yenilerinin olmayacağını nereden bilebiliriz. Onları görmeden bir karar vermemiz ne kadar doğru olur.


Biz hangi kulüplerin bu işin içinde olduğunu biliyoruz. Kulüplerin isimlerini biliyoruz. Hiç ismi geçmeyen kulüp de var bu işin içinde. Ama şu anda size söylemem mümkün değil.


Üç tane hakemin bu soruşturmanın içinde olduğuna dair benim bir bilgim yok.

Evet daha önceki açıklamalarımda "Durum çok vahim, yargı kararını beklemeden, karar vereceğiz" dedim. Ama şimdi de tersini söylemedim. Durum değişmedi. Yargı kararını beklemeden karar vereceğiz. İddianameyi bekleyeceğiz.

Hastanede Aziz Yıldırım'ı yaptığımız ziyaret tamamen insani bir ziyarettir. Aziz Yıldırım bir kulüp başkanıdır, benim de kulübümün başkanıdır. Kendisini ziyaretim tamemen insanidir. Bu ziyarette de kendisine geçmiş olsun dedim, başka da bir şey konuşulmamıştır. "

Ayrıca klüpler birliği olarak ve 18 takımın tümünü kapsayarak yapılan rezalet açıklamanın manası şudur :

Para için türk futbol geleceğini bile satabiliriz. Yazıklar olsun. Taraftarı olduğum Galatasaray'ın bu rezalet kararın içinde olmasını sağlayan kim varsa kafasını kuma gömen deve kuşundan farksız gözümde. Yıllardır bir orta oyunu seyretmişiz. Bu saatten sonra stadlara gidip yada evde tv başında Türkiye ligini takip eden ahmaktan başka birşey değildir. Endüstriye futbol denilen "yavşak düzen" onuru, asaleti bütün güzel kavramı silip götürmüştür. Türk futbolunu kurtarabilecek tek isim UEFA maalesef. İngilizlere verilen cezanın iki katını hakediyoruz.

Mahkeme cezaları açıkladıktan sonra ne yapacaklar çok merak ediyorum. Lig oynanırken kümemi düşerecekler takımları. Son sozüm pislik üreten ve pislikten beslenen fenerbahçe kulübü er geç o pislik içinde boğulacaktır.

Pazartesi, Temmuz 11

Oku ve Okut


Bu üçüncü okuyuşum oldu ve bir kez emin oldum ki bu kitap bambaşka bir dille yazılmış. Daha önce kitap hakkında birşeyler karalamıştım. Hüseyin Nihal Atsız yaşasaymış bu kitabın devamı niteliğinde Yalnız Adam'ı yazacaktı. Yazık olmuş gerçekten.

11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Katliamı



Yıl 1995 Saray Bosna'dayız. Temmuz'un 11. günündeyiz. O sıralar Saray Bosna kan kokuyor. İnsanlık düşmanı Sırplar Bosnalıları amansızca öldürmekte. Bu sebeple Birleşmiş Milletler olaya el koyuyor ve yönetim o sırada Hollanda ordusunda. Sırp kasabı KARADZİÇ o gün Birleşmiş Milletler kontrolündeki Srebrenitsa'ya giriyor ve Hollanda ordusu hiçbir tepki göstermiyor. Aksine KARADZİÇ'in hakaretlerine susuyor. Karadziç şöyle diyor :

- Buraya zamanında Türklere karşı nasıl ayaklandıysak, şimdide müslümanlardan öç almaya geldik.

Diyerek Hollanda askerlerinin tepkisiz bakışları altında şehre giriyor. 24 saat boyunca tüm erkekleri topluyor ve hepsini kurşuna dizerek öldürüyor. Hollandalılar ise bu acıyı sadece izliyor. 24 saatte 8254 kişi öldürülüyor. kadınların ırzına geçiliyor.

Bugün bu acı dolu ve insanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri olan Srebrenitsa katliamının 16. yıldönümü. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Elbet bir gün o hesap dönecek.

Not : Hollanda ordusu Srebrenitsa'da o tarihte görev yapan tüm askerlerini üstün hizmet madalyası ile onurlandırmıştır (onursuzlandırarak).

Perşembe, Temmuz 7

Sicilime yazın, Fenerbahçeliyim!

3 Temmuz öğle vakti uyandığımda telefonumda bir sürü cevapsız aramayla karşılaştım. Kendime "Bugün benim doğum günün mü diye sordum," değil... Derken elimdeki telefon çaldı ve bir dost, "Ne yorum yapıyorsun bu olanlara" diye sordu, "Ne oldu ki" dedim...

"Belli ki yeni uyanmışsın, aç televizyonu kendin gör ve bana geri dön, konuşalım çünkü ne yorum yapacağını gerçekten çok merak ediyorum" dedi ve kapattı.

Gerisi malum...

Şimdi iç sesimden bir diyalog yazıyorum, hayırlı kahırlar...

"Aziz Başkanı mı almışlar! Nasıl yani??

Futbolcuları da almışlar... Noluyor lan!

Bu resmen operasyon!

Hanım sigaramı getirsene... Bir şey sorma bana!

Kaç kişiyi almışlar lan! Bu nasıl kalabalık bir listedir?..

Bir Nisan mı?? Yoo...

Kızım çık dışarı! Saklambaç zamanı mı şimdi! Git annenle oyna. Hanım çağırsana çocuğu yanına...

Ertesi gün Bursa yolunda iş görüşmesine giderken. (tekim arabada)

Aziz Başkan suçsuzdur. Yapmaz!

Aziz Başkan polis arabasına bindirildi. Herkes gördü. Televizyona yansıdı...

Başkan nasıl bir intikam alacak belli değil!

Başkan yapmış olabilir misin? YOK artık!

Olum Emre kendine gel! Camianın içindeki abiler, "kulüpler şikeyi karşılıklı yapıyorlar bunu herkes bilir" diyorlardı... Ee o zaman neden sadece Fenerbahçe'nin adı geçiyor?

Hani Denizli (burada film kasıtlı kopuyor) maçında O öyle yapmıştı?

Hani GS (burada film kasıtlı kopuyor) maçında o kaleci o golü kasıtlı yemişti?

Hani oyuncu direk kulübü arayıp "Siz ne veriyorsunuz, kazanmak mı istiyorsunuz, kaybetmek mi?" diye soru sormayı alışkanlık haline getirmişti??

Hani alt ligdeki Hakem tanıdığın, "Şike'nin alası burada gel ve gör" diyordu??

O zaman niye sadece Fenerbahçe abicim! Niye!!!

Madem dinlemişler telefonları da bunlar niye tespit edilememiş!!

Hani TS maçından sonra soyunma odasında, devleşen kaleci şevkle "Nasıldım Hocam" diye sorduğunda bazı takım arkadaşları tarafından "Aferin oğlum iyi b.. yedin" diye azarlanmîştı?

Hani? Nerde?
Niye sadece Fener Abi? Niye Biz??

Sonraki gün...

Başkan ameliyata alınmış. Oha!..

Çok mu sıkıştırdılar yoksa yüz kızartıcı suçun belgesi mi gösterildi de fenalaştı?..

Orta da öyle bir suç var mıdır?

Biri bir açıklama yapsın yeter artık bu belirsizlik!..

Bugün... Yazıyı kaleme aldığım an. Şimdi! (Saat 03:08)

Suçlu suçsuz umurumda değil, Fenerbahçe ne olucak! Benim kulübüm abi...

Suç vardır yoktur! Kişilerin canı cehenneme!

Fener abicim bu; benim özelim, kıymetlim... Laf ettirmem!

Twitter'da, tarafsızlığına inandığım kişiler Fener'e nasıl böyle der?

Oha sen kız çocuğusun. Sen yapma bee! Kız başına küfür yakışıyor mu?

Block'lasam mı? Unfollow mu etsem?

Olum Emre sen yine eski Emre olmuşsun! Güvenmişsin, inanmışsın insanoğluna... Sen yine ne ara...

Neyse seninle olan hesabımız bir beklesin bakalım...

Kime kızayım abi ben! Hırsımı kimden alayım!..

Otur oturduğun yerde... Kararı bekle!

Karar çıkmadan herkes suçsuzdur olum...

Bu yazıyı yayınlamasam mı? Beni de okur ve alırlarsa?

Yok artık!..

Basit bir blog yazarısın kim ne yapsın olum seni? (gülümsüyor)

Birden kızıyor...

Fener lan bu! Gerekirse alsınlar...

Fena mı? İçimize işlemiş nasıl olsa!
Varsın birde sicilimize işlesin!..

Beyin bedava...

Yazı burada biter...

Dur oğlum napıyorsun sen! Yazıyı bu şekilde yayınlayacak mısın? Bir kez okusaydın, hatalarını düzeltirdin...

Yoook. Bu sefer yok! Okumaya gerek yok!..

Bu seferki Fener aşkına...

Çarşamba, Temmuz 6

Hakkari'de İki Şehit


Fotoğrafa iyi bakın. Sivil kıyafetleri ile arkadan kalleşçe vurulan bu iki kişi Hakkari Yüksekova’da uzman çavuş olarak ülkesine hizmet eden vatandaşlarımız. Sabah saat 7’de görev yerlerine giderken bir kahpeye yakışan şekilde kalleşçe arkadan çekilen tetikle şehit ediliyorlar.

Bir hafta önce yazdığım postta o bölgede görev yapan devlet memuru ve askerlerimizin psikolojik durumlarının araştırılması gerektiğini belirtmiştim. Ve dün yaşanan bu olay her şeyi açıkca ortaya koyuyor. Şehit Murat Özkozanoğlu’nun eşi memleketi Adana’da ve 3 aylık hamile bir şekilde bu acı haberi alıyor.

Diğer şehidimiz Yahya Karakaya ise henüz 50 günlük evliydi. Eşi ise 3 gün önce yanına gelmişti. Nasıl bir yorum yapılabilir ve ne anlatılabilir bu ailelere. Bu işlerin baş müsebbipleri ise daha birkaç gün önce şu ifadeleri kullanmıştı :

Tunceli’de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK’lı Zeynep Kınacı’nın Diyarbakır’daki anma etkinliğinde konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel şunları söyledi :

"Zilan yoldaş özgürlük hareketi açısından önemli bir isimdir. Zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış, aynı zamanda erkek egemen sisteme karşı kadın mücadelesine önemli bir çıkış yapmıştır. Sadece Zilan değil, Kürt özgürlük tarihine baktığımızda binlerce sehidimiz var. 18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadele yaşamını yitirmiştir. Bunların arasında binlerce kadın arkadaşımız var. Bizim bugun rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz. 30 yılda çok büyük emekler ve çok büyük bedeller verildi. Ancak halen yolumuz var"

Şehir merkezlerinde silah kullanmaktan korkmuyorlar artık. Askeriyede bu soysuzlara dik durmuş ve binlerce leş almış komutanların büyük çoğunluğu suçları yüzlerine okunamadan yıllardır zindanlarda tutuluyor. Bu nasıl bir sabır imtihanıdır anlamak çok güç. Şu insan müsvetteleri Türkiye Büyük Millet Meclisine girmeyi başarıyor. Sebahat Tuncel gibi binlerce şerefsiz ve kansız 35 milletvekili meclise girecek. Ömür boyu devlet maaşını ve imkanlarını kullanma hakkına sahip olacaklar.

Rabbim bu soysuzlardan hesap sorulacak güne ulaştırmaya nasip eylesin. Bütün şehitlerimiz ruhları şad olsun.

Adalet Herkes İçindir




Pazar sabahından bu yana tek gündem Futbolda Şike Operasyonu oldu. Bu olaylardan herkes şüphe ediyordu fakat ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde olayların üstüne gidiliyor. Ortaya çıkan ve basına yavaş yavaş sızdırılan belgelere göre suçun işlendiği sabit. Ancak işin taraftar boyutu çok karışık bir hal aldı.

Fenerbahçeli taraftarın büyük çoğunluğu Aziz Yıldırım ve çetesine öfke kusuyor. Ancak fanatik ve at gözlü bakanlar saçma sapan ifadelerle savunmaya geçiyorlar. Yapılan Fenerbahçeyi kirletmek değil aksine temizlemektir. Bu olayın ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilmeli.

Trabzonspor ise kararı büyük bir heyecanla bekliyor ve şampiyonluk istiyor. Bu konuda haklı oldukları da bir gerçek. 7. Şampiyonluk geç ve garip bir şekilde olsa da hanelerine yazılabilir. Ve doyasıya kutlama hakkına sahipler.

Bu olaylar sonrası en büyük üzüntüyü Fenerbahçeli futbolcular yaşamıştır. Sahada yaptıkları mücadele ve akıttıkları ter biranda değerini yitirebilir.

Son olarak Aziz Yıldırım, Şekip Mosturoğlu, Sedat Peker, Mecnun Odyakmaz, Bülent Uygun, mehmet Yıldız, İbrahim Akın vb pisliklerden kurtulan bir Türk futboluna büyük ihtiyaç var. Dediğim gibi kime uzanırsa uzansın yeter ki izlediğimiz maçlardan şüphe duymayalım.

Cuma, Temmuz 1