Cuma, Kasım 13

...

Ne demiş Üstad Necip Fazıl :



Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?



Kanarya binbir başlı kartalı taşıdı o gün. Kimlerle başardı bu zor imtihanı ?

Tabi ki Türk milleti ile. Bu Türk milleti kimdi ? Yanyana savaşan ekmeğini, siperini bölüşen kimlerdi ?



Sonra Mehmet Akif yazıya döktü duyguları :



Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.



Hakikat mahşerdi o gün. Yokluk içinde o mahşerde kıldan ince köprü geçilmişti. Şimdi binlerce mehmetçik beraber yatıyor o topraklarda. Kimse demiyor sen busun, sen şusun. İnsana kardeşinden yakındı onlar.

Kim di onlar Türk milleti. Bu Türk milleti kimdi ? Yanyana savaşan ekmeğini, siperini bölüşen kimlerdi ?

Ve herşeyden onca sıkıntıdan, yokluktan, sefaletten, imkansızlıktan yeniden ayağa kalkan bir millete heran aklında bulunması gereken şu satırları bıraktı :

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ–mahrem eli!
Bu ezanlar –ki şehâdetleri dinin temeli–
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa– taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh–ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Çarşamba, Kasım 11

O An #20

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim

Ahmet Hamdi TANPINAR

Avrupa'dan Futbol

Fransa liginde bu hafta tarihi bir maç oynandı. Lyon – Marsilya karşılaşması 5-5 gibi çok çok nadir görülen bir skorla sonuçlandı. Maçı seyredememenin üzüntüsünü yaşıyorum. Tekrarını gece yarısı veren kanal A ya ise ne demeli bilmiyorum. Bu maçtaki beraberlik Lille deplasmanında maplup ayrılan Bordeaux’a yaramış oldu. Monaco’dan sonra en büyük çıkışı yapan ekip Lorient liderin sadece 4 puan gerisinde. Bu takımda 6 gol atan Gameiro’yu dikkatle izlemek gerekiyor. Bir üst kademe takıma geçecektir bu sezon sonu. Bir türlü dümeni toparlayamayan PSG bu haftada evinde Nice’e tek golle boyun eğdi. St Etienne ise geçen yıllarda yaşadığı düşme korkusundan hala ders almış değil. Yine diplere doğru yol almaya başladılar. Bu hafta kazanmaları sadece bir nefes almalarına yol açtı.

İngilterede hafta sonu yine zevkli maçlar oynandı. Chelsea sahasında ManU’yu Terry’nin tek golü ile geçmeyi başardı. Skor olarak kısır olan bu maç seyir zevki açısında doruk noktalara yakın geçti. Bu takımların ligde yaptığı maçlar Avrupa kupalarında yarı finallere hatta finallere eş değer bir gerilimde geçiyor. Bu yüzdendir ki Şampiyonlar ligi yarı finallerinde 3’er İngiliz ekip görüyoruz sık sık. Ancelotti’li Chelsea bu sonuça liderliğini sürdürdü. ManU mağlubiyetle üçüncülüğe geriledi. Arsenal ise bu sene müthiş bir gol istatiği ile sağlam geliyor. Oynadıkları 11 maçta 36 gol atmayı başardılar. Arsene Wenger istediğini almaya yakın duruyor. Bu genç kadro artık yeterince olgunlaştı. Eksik maçınıda kazanırsa iki puan gerisinde olacak Chelsea’nin. Liverpool ise bildiğimiz haline devam ediyor. Büyük maçlardaki performansının yarısını evinde diğer maçlarda gösteremiyor. Bu hafta Birmingham önünde bir puanı hatalı bir penaltı ile kurtardılar. Flaş transferlerin takımı City evinde Burnley ile 3-3 berabere kalarak kan kaybına devam etti. Tottenham ve Aston Villa kazanmayı bilerek tepedeki yerlerini korudular. Özellikle Aston Villa, Bolton önünde 5 golle gövde gösteri yaptı. Carew’in formu göz kamaştırıyor. Geçtiğimiz yılların flaş takımı Everton ise çok kötü başladığı sezonda durumu düzeltmeye başladı. Tatil sonrası Liverpool – City maçında iki testiden biri kırılacak ve kırılan Liverpool olursa Benitez veda edebilir.

İnter en iyi sezonlarında bile Roma’yı yenmekte zorlanıyor ve çoğu kezde kazanamıyorlar. Bu haftada aynı olay oldu. Evlerinde 1-1 berabere kaldılar. Roma kötü sezonda bile Meazza’dan puanla ayrılmayı başarıyor. Vucinic attığı gol dışında çok müsait birkaç pozisyonu heba etti. Roma 12. Hafta sonunda 15 puanla 13. Sırada. Bu onlar adına utanılacak bi durum. Düşman kardeşi Lazio ise dibe vurmaya devam ediyor. Bu hafta evlerinde Milan’a maplup olarak son 5 maçta sadece 2 puanda kaldılar. Halbuki sezon onlar adına gayet güzel başlamıştı. İki Roma ekibinin bu durumda olması İtalya için kötü bir durum. Milan’da kendini toparlyıp üçüncü sıraya yerleşti. Ronaldinho ekseninde ilerliyorlar son haftalarda. İkinci sıradaki Juventus ise Atalanta’ya patladı. Deplasmanda 5-2 lik sonuç gayet güzel. Diego varsa sorun yok onlar adına. Son yılların en istikrarlı takımı olan Fİorentina bu sende bu başarısını koruyor. Bir ay öncesinin lideri Sampdoria kötü sonuçlara devam etti bu haftada. Ancak Genao tam tersi bir grafik çizerek çıkışını sürdürüyor. Bu sene flaş takım olması beklenen Napoli ise sıradan takım hüviyetine büründü. İnter bi aksilik çıkmadığı sürece bu ligde şampiyon olacaktır bu sezon. Juventus bu seneyide gelişim senesi olarak algılayıp tüm gücünü (ekonomik) gelecek sezona harcamalı.


Beklenenden daha çekişmeli geçen İspanya liginde derbi haftasıydı. Madrid derbisinde son yıllardaki Real Madrid üstünlüğü korunmuş oldu. Ezici bir üstünlükleri var son yıllarda. Atletico Madrid için kaybetmenin kötü olacağı bir maçtı. Zira 7 puanla düşme hattına kadar indiler. Böylesine bir kadronun bu halde olması üzücü. Real Madrid ise Ronaldosuz’da kazanmayı biliyor. Ancak Pellegrini Raul’u yedek bıraktığı üçüncü maç oldu. Raul’un gücünü biliyor olması lazım. Lider Barcelona ise Mallorca önünde Pedro ile gelibiyete yürüdü. Pedro ciddi katkılar yapıyor takıma. Guardiola’nında desteği var arkasında. Bu iki takımı takipedebilecek birkaç takımdan biri olan Sevilla zorlu Villarreal maçından 3-2 lik galibiyet çıkararak zorlu bir engeli daha aşmış oldu. Kendi sahasında bambaşka oynadıklarıda bir gerçek. Valencia sahasında daha çok kazandıkça bu sezon dördüncü sıradan inmez. Deplasman formunu sahasında gösterememe sıkıntıları var. Deportivo bu sezonun flaş takımı. Yılalrdır süren suskunluklarından sonra ayağa kalkmaya çalışıyorlar. La liga bu sene daha çekşmeli geçiyor. Villarreal ve Atletico’nun durumları bunun örneği. Ancak kalite bakımından her sene gerileyen bir lig konumundalar. Tabi bunu iki dev Barca ve Real Madrid’e bakarak değil totale bakarak söylüyorum.

Seyretmesi en keyifli hangisi deseler Almanya diyorum son yıllarda. Gerçekten yaptıkları inanılmaz lezzetli çekimler ve stadyumların doluluk oranı bunda en baş nedenler. Sezon başlamadan yaptığım değerendirmede Leverkusen üzerinde çok durmuştum. Artık başarı kazanmaları gerektiğini ve bu sezonun onlar adına kritik olduğu vurgusuna dikkat çekmiştim. Geçen 12 hafta sonunda mağlubiyetsiz lider durumdalar. Üç puan gerisinde Werder Bremen ve Hamburg bulunuyor. Bu iki takımda bu hafta sonu berabere kaldılar. Ancak son haftaya kadar yarışta olacaklar. Sezon başında en büyük favori olan Bayern Münih liderin 6 puan gerisinde 8. Sırada bulunuyor. Sene başında hedefledikleri yerden çok uzaktalar. Bir türlü düzenli galibiyet almadılar. Van Gaal son haftalarda Klose-Toni ikilisine dönerek arayışta olduğunu gösteriyor. Schalke, Wolfsburg ve Hoffeinheim’da şampiyonluk için savaşan takımlar. Bu sezon birde şuana kadar bu yarışta olan Mainz eklendi. Gerçekten takip edilmesi gereken bir lig haline geldi Almanya. Şampiyonluk hedefinde olan 6-7 takımın olduğu bir lig. Ancak yıllardan beri bu şampiyonluk yarışı dışında olan Dortmund’un durumu ise beni üzüyor. Bu sezon en büyük kazançları son 5 maçtada gol atmayı başaran Barrios.

Salı, Kasım 10

Robert Enke İntihar Etti

Ne yaptın sen Enke.
Tren çarpması sonucu hayatını kaybetmiş. İntihar üzerinde duruluyor.

Haftanın Ardından

Ligde 12. Haftayıda geride bıraktık. İlkyarı sonuna kadar takımlar toplayabildikleri kadar puan toplamaya çalışacaklar. Önümüzdeki hafta lig tatile giriyor. Dünya kupası baraj maçlarına kalacağımız düşünülerek hazırlanmış bir takvim. Ancak hesabımız tutmadı deyim yerindeyse. Afrikayı Tv den izleyeceğiz. Tatil sonrası ilkyarının bitimine kadar non stop bir lig izleyeceğiz. Bu haftaki maçları yazalım :

- Lider Fenerbahçe’nin bay geçtiği haftada takipçisi Galatasaray Diyarbakır deplasmanındaydı. Maça çıkıp çıkmama kararını sık sık değiştiren Diyarbakırspor maça konsantre başlamıştı. İyi pres sonucu golde buldular fakat nefesleri yetmedi. Son anlarda eksik Galatasaray üstüne dahi gidemediler. Bunun nedeni lig öncesi para sorunu ve geç transferler. Ancak başkanının takımı çekerim restlerinden önce takım yapmayı başarmayı öğrenmesi gerekli. Federasyondan alınan paralarla transfer yapabildiler ve o federasyona savaş açma cüretini göterebiliyorlar. Tüm bunlara rağmen maç öncesi ve sonu dostça geçti. Bu maçta Barış’ın verilmeyen penaltısını anlamak mümkün değil.

- Bu hafta üçüncülük el değiştirdi. Bursa’dan tahtını alan Beşiktaş oldu. Son 5 maçıda kazanmayı başardılar. Sadece 1 gol yiyerek kazanmalarıda defansfi açıdan başarısını gösteriyor. Ancak bu hafta Trabzon önünde düşülen mahkum durum Denizli’yi çok düşündürmesi gerekli. Bu maç ve Beşiktaş hakkında detaylı bir yazı yazmıştım birkaç post aşağıda. Trabzon cephesinde ise üzgünlük hakim. Bu maçta iyi oynadılar fakat Ernst2in o müthiş şutu onları demoralize etmeyi başardı. Acilen forvet takviyesi şart. Fatih Tekke panzehir gibi gelir onlara. Umarım bu transfer gerçekleşir ve daha güçlü bir Trabzon izleriz.

- Haftanın en dikkat çekici maçlarından biride Cuma günü Bursa’da oynandı. Timsahlar seyircisi önünde istikrarını sürdürmek istediler fakat bunu başaramadılar. Thomas Doll güzel işler yapıyor Gençlerbirliğinde. İlhan Cavcav’ın hışmına uğramaması için dua ediyoruz. Bu mağlubiyet Bursa içinde nazar boncuğu olsun. Yabancı transferi konusunda başarılı olduklarını kanıtladılar.

- Bir başka övgüye layık takım Kayserispor. Sivas deplasmanındanda üç puanla döndüler. Makukula ve Gökhan golleri paylaşan isimler oldu. Özellikle Gökhan Emreciksin’in ilk golü çok şık. Makukula’da krallıkta ilk sıraya yerleşti bu gollerle. Sivasspor için işler artık geri dönülmez noktaya doğru gidiyor. Yenilen goller bu haftada çok komik. Taç atışı sonrası benim görebildiğim iki gol yediler. Takımın konsantrasyon sorunu yaşadığı aşikar. Birde Mehmet Yıldız’ın geri dönmeme ihtimali onlar adına durumu daha vahim yapıyor. Devre arası Muhsin Ertuğral transferlerle takıma kan pompalamaya çalışacaktır. O zamana kadar alınacak 7 puan başarıdır Sivasspor için.

- İstikrar deyince ülkede en istikrarlı isim olan Abdullah Avcı’yı es geçemeyiz. Son 6 maçta aldıkları 5 galibiyet var. Bursa’dan yenen 6 gol sonrası durumu toparlayıp üst üste iki galibiyet almasını bildiler. Bu hafta üç puan kazandıran isim Tum oldu. Antalyaspor ise inişli çıkışlı grafiği sürdürüyor. Kendi sahasında çok iyi maçlar çıkarıyor ancak deplasmanda kayboluyorlar. Bunun çaresini bulmaları şart. En azından beraberlik çıkarmayı öğrenmeliler.

- Ve tribün kareografi Eskişehir var sırada. Bu hafta Denizlispor’u iki golle geçtiler. Mehmet Yılmaz ve Ümit Karan gollerin sahibi. Ümit Karan gol attıkça seviniyorum. Ancak kendisinden spektaküler goller bekliyorum. Böyle düz vuruşlar ona yakışmıyor. Denizlispor ise her sene düştüğü durumu bu senede yaşıyor. Son haftalarda bir antrenör değişikliği ile ligde kalmayaı başarıyorlardı. Bu sene işleri yine zor. Kadro olarak belki geçen yıllara göre iyiler ancak takım içi uyumsuzluk göze çarpıyor.

- Bu ligin ne yapacağı belli olmayan iki ekibinin maçında deplasmanda oynayan Gaziantepspor galip geldi. Manisaspor’u net bir skorlar geçtiler. Haftalardır süren istikrarsızlıklarına devam ettiler. Ancak kadro olaran çok inandığım bir takım konumundalar. İkinci yarıda daha etkili ve daha çok gollü maçlar izletecekler bize. Manisaspor ise ligin dibine doğru yol almaya başladı. Artık iyi futboldan çok skora yönelik oynama zamanı geldiğini düşünmeye başladı seyircisi. Mesut Bakkal’ın işi önümüzdeki haftalar daha da zorlaşacak.

- Yılmaz Vural yine üzgün moda girdi bu haftasonu. Son dakikada yediği golle iki puan bıraktılar Ankaragücü önünde. Ama oynadıkları futbol ilk yarı sonuna kadar şuan aldıkları 9 puana yakın bir puan alacakalrını gösteriyor. Ankaragücüne ise bir türlü huzur ortamı gelmiyor. Bu hafta Ceyhun kadro dışı bırakıldı. Hikmet Karaman’ın ipide her an çekilebilir. Ayrıca Karaman’ın elind 32 kişilik bir kadro var ve beklide en çok bu durum onu zorluyor. Kolay değil bu kadar kalabalık topluluğu yönetmek.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

ruhun şa'd olsun

Pazartesi, Kasım 9

Beşiktaş Değerlendirmesi

Beşiktaş hakkında uzun süredir yazmayı istiyodum ancak bi türlü vakit bulamadım. Birkaç şey söylemek istiyorum. Çevremde çok sayıda Beşiktaşlı var ve hemen hemen hepsi çifte kupa kazandıktan sonra bile Denizli ve Demirören’e destek vermiyorlardı. Sanki bu sezon başındaki o kötü performansı bekliyorlardı. Sene başında takıma Ferrari, Fink, Tabata, İsmail gibi isimler katıldı. Denizli bu transferleri yaparken kafasında nasıl bir oyun sistemi tasarladı bilemiyorum. Ancak her maçta değişik denemeler yaptı diyebiliriz. Sene başında 4-4-2 oynayacağının sinyallerini veren takım her maça değişik bi dizilişle çıktı.

Son Trabzonspor maçı ise belkide ülkemiz adına ilklerin yaşandığı bir geceydi. Bu kadar mahkum bir oyunu en son Liverpool’da oynamıştır sanırım. Ligde bu kadar silik futbolu gördüğümü hatırlamıyorum. Geçen sene Ali Sami Yen’de oyunun bi dönemi sürklase olmuşlardı fakat toparlanmayı başarmıştı Denizli’nin ekibi. Ben Beşiktaş’ın ne oynadığını b,r türlü çözümleyemiyorum. Takım atağa çıktığında eminim futbolcular ne yapacağını dahi bilmiyordur. Topu kanatlaramı yoksa başka bir şekildemi hücuma çıkartacakları konusunda bir fikir sahibi değiller.

Atılan gollere baktığımızda ya bireysel bir hareketle oluyor yada karambolden gol buluyor genelde Beşiktaş. Ernst o ekstra vuruşu yapmamış olsa ve maç golsüz bitmiş olsa bugün basında nelerin yazılacağını az çok tahmin edebiliriz. Ya da Trabzonsporda Umut biraz daha şanslı olsaydı. Kolay pozisyonlardaki vuruşları gol olsaydı Beşiktaş beklide acı bir mağlubiyetle bitirecekti bu maçı. Sadece bu maç değil elbette Denizlispor önündeki tek gollü galibiyet, Kasımpaşa karşısında oynanan o mahkum futbol, Eskişehir, Ankaragücü önündeki yine tek gollü galibiyetler. Gol yememe konusunda başarılı olduğu istatitiki bi gerçek. Ancak takım olarak bir başarı değil bu. Defans bölgesinde Sivok-Ferrari uyumu, Ernst’in takıma katkısı ve kalecilerinin günlük üstün performansına bağlı bu başarılar. Trabzonspor maçında anladığım kadarıyla 3 lü savunma kurgusu denendi.


Beşiktaş kazandığı maçlarda bir türlü ağırlığını ortaya koyamıyor. Rakibi bunaltacak bi baskı kuramıyor. Rakip kim olursa olsun (Trabzonspor maçı hariç) ezilmiyor ancak verimli oynamayı başaramıyor. Denizli her maçta farklı kişileri farklı yerlerde oynatmayı deniyor. Ekrem’den orta saha, Bobo ve Yusuf’tan kanat oyuncusu yapma denemelerinden vazgeçmeli artık. Bazı kaprisleri yüzünden bazı oyunculara şans vermiyor. Özellikle Batuhan bu konuda çok mağdur. Ben eminim 3 hafta sürekli oynatılsın bu takımın en verimli forveti olur. Tamam ben Denizli’den daha çok bilmiyorum ancak görülen sıkıntılar var. Bu kadro bu kadar zor gol atıyorsa sorunu oyunculara yıkmak anlamsız. Ayrıca Demirören yönetimi beklide hiçbir antrenöre vermediği transfer yetkisini tamamen Denizli’ye bıraktı. Bugünkü kadro tamamen onun eseridir. Bu konuda diyeceği tek bir şey dahi olamaz. Önümüzdeki günler Beşiktaş taraftarı adına sıkıntılı geçecek gibi. Fenerbahçe ve deplasmandaki ManU maçları önemli bir deneyim olacak. Beşiktaş taraftarına şimdiden bol sabırlı günler diliyorum.

Diyarbakırspor 1-2 Galatasaray #11

Açıkcası maç öncesi kolay bir galibiyet bekliyordum Galatasaray’dan. Son maçlardaki futbol ve özellikler Diyarbakırspor defansının durumu beni böyle düşünmeye itmişti. Rijkaard Sarp’ın yokluğunda Ayhan’ı tercih etmişti. Ayhan seyirciye antipatik gelen bir isim. Maç içindeki tavırlarını bunun ana sebebi. Çokca itiraz ve rakip oyuncuya saygı göstermeyen karakteri yıllardır değişmedi. Ancak bu oyun şablonunda işlerin ilerlemesi için gerekli bir oyuncu. Linderoth’tan sonra iki yönlü oynayabilen en iyi oyuncu kendisi. Dün sıkça hata yaptı. Ciddi top kayıplarına yol açtı. Pas seçimleri ve geri oynama alışkanlığı zor anlar yaşattı takıma. Ancak attırdığı birde gol var Ayhan’ın. İlk golde ise Hakan Balta’nın kademesine girdi fakat hızı yeterli olmadı golü önlemeye. Diyarbakır gole kadar ve golden sonraki 15 dakika sıkı pres uyguladı. Tam saha baskı yapıp alan daralttılar. Galatasaray’ın topu preste çıkaramama sorunu hala çözülemedi. Bu sorun orta sahaya ait gibi duruyor fakat takım halinde yaşanıyor bu sorun. Sık sık gördük bu durumu dün. Orta saha oyuncuları pas verecek kişiyi bulamıyorlar çoğu zaman.

Gol sonrası ise gücü yavaş yavaş tükenen Diyarbakırspor vardı sahada. Her geçen an oyundan düştüler. Sabri’nin golünde Kewell’ın akıl dolu vücut çalımı ve pası Ayhan’a aktarması çok güzeldi. Sabri topa gelirken yne sert vurma isteğiyle topu üstten dışarı atacak diye düşündüm. Ancak Sabri’deki değişim bu goldede görüldü. Sakin ve net bir vuruşla attı golünü. İlkyarının en iyileri Sabri ve Kewell idi. Arda’da zaman zaman etkili oldu bu yarıda. Ancak sağ kanatta Sabri-Keita uyumu bozulunca o kanatta zayıfladı Galatasaray. Keita defansif açıdanda takımı rahatlatayı başaran bi isimdi. İlk yarıda dikkat çeken bir başka noktada Barış’ın penaltı beklediği andı. Barış çoğu zaman kendini abartılı yere atan bir oyuncu ancak bu pozisyonda müdahale direk ayağına geldi ve net bir penaltıydı. Bunun görülmemesi hakem adına üzücü. Çünkü net bir hareket olduğu aşikar.

İkinci yarıya bu maçı Galatasaray kazanır görüntüsü ile başladık. Nitekim yine Kewell’ın girişimleri oldu gol için. 52. Dakikada Barış, Kewell’ı gördü, Kewell’da o ince zekasıyla Arda’nın önüne bıraktı topu. Bu sırada Diallo ayağının kaymasıyla yere düştü ve Arda kalecininde yardımıyla golü yapmayı başardı. Bu gol sonrası maç farka gider diye düşünmeye başlamıştım fakat Barış’ın o gereksiz hareketini hesaba katamamıştım. Bu kırmızı kartlara bir çözüm bulunması gerekli. Keita’nın attığı sorumsuz yumruk, Elano’nun gereksiz yaptığı hareket değerindedir bu kart. Sonrasında Diyarbakırspor’un gücünün tükenmesi ve Galatasaray’ın skor koruma düşüncesiyle oynadığı pasif oyun. Birkaç tane akıllarda kalan pozisyon oldu bu dakikadan sonra. Vasat altı kaleci olan Espinoza’nın ceza sahası dışında tuttuğu top ve son dakikada Diyarbakır adına 1 m den kaçan gol pozisyonu.

Sonuç olarak alınan 3 puan çok iyi. Mehmet Topal’ın yükselen formu beklide senenin kazancı olacak. Çünkü kestiği kritik toplar var her maçta. Ancak pres yiyince takımın sıkışması takımı zor durumda bırakıyor. Bunun çözümüde takım halinde olacak. Takım uyumuda belli bir süre daha alacaktır. Keita’nın dönüşü ve Linderoth’un daha çok süre alması bu sorunun aşılmasında kritik noktadır.

Yerleşke 2023

Sizlere bu güzel dergiyi ve editörü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Geçtiğimiz hafta içi bir toplantıda konuşmacı olarak çağırılan Suat Turgut'u tanımaktan gurur duydum. Öncelikle yaptığı güzel konuşma için buradan teşekkürlerimi gönderiyorum. Yerleşke 2023 adlı bir dergi çıkarıyorlar ekibiyle birlikte. İlk hedefleri kuruluşunun 100. yılında Türkiye Cumhuriyetini lider ülke olarak görmek. Bir başka güzel amaçları daha var. İlkokullarda okuduğumuz onca hikayeyi yeniden derlemek. Şöyle örnek vereyim. Karınca ile Ağustos Böceği hikayesinde karınca kışın yiyeceği kalmayan Ağustos Böceğine yardım edecek ve ona anlatacak. Yazında çalışmasını sağlayacak. Daha bir çok güzel amaçları var. İnternet adreslerine buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu ayki yazısında bir psikolojik testi açıklamış. Bu testin denekleri olduğumuzu şu yazısıyla anlatmış. Çok güzel özetlemiş şuan ki koşulları. Suat Turgut'a bu zor yolda başarılar diliyorum.

Cumartesi, Kasım 7

Eziz Dostum

Eziz dostum mennen küsüp incidi
Ayrılık yağ kimi çekti yeridi
Gezdiğin yerleri od basıp indi
O gedip galmışam hesretindeyem
Neçe nağme goşum
Neçe dillenim
Dost gedip özüme gelebilmirem
Ele bir ellerim yoh olup menim
Gözümün yaşını silebilmirem
Çaldığı tarını getirip mene
Görsün ki çalmakta neçe mahirem
Elinde yay kimin incelsin gine
Ziyler hep çekilin güyüldi odam
Neçe nağme goşum
Neçe dillenim
Dost gedip özüme gelebilmirem
Ele bir ellerim yoh olup menim
Gözümün yaşını silebilmirem

Cuma, Kasım 6

Vizyonsuz TFF

14 ve 18 Kasım tarihleri arasında Dünya Kupasına kalmak için eleme maçları oynanacak. Bu tarihlerde aynı zamanda ülkeler hazırlık maçları yapıyor. Dolayısıyla kadrolar açıklanıyor her ülke antrenörü tarafından. Bizde ise böyle birşey olmayacak. Çünkü bu tarihlerde Türkiye A milli futbol takımının bir maçı görünmüyor. Federasyonun sitesinden araştırdım ve mail attım neden maç yapmadığımız hakkında. Takım antrenörü 10 Ekim'de istifa edeceğini bildirmiş ve hala yerine geçecek bir antrenör bulunamadı.

Hadi diyelim en iyi ismi getirmeye çalışıyorsunuz. Belkide anlaşılan bir isim var ve sözleşme tarihinin bitmesi bekleniyor. Bunlar doğal sebeplerdir ve anlayışla karşılanabilir. Ama hazırlık maçı yapmamanın bir anlamı yok. Takımda antrenör yok diyeceklerdir. Ümit milli takımında o tarihlerde maçı var. Ancak başka alt kademelerdeki antrenörlerden hiç birimi boş değil. Sonuçta tüm bu isimler en baştaki isme bağlıydılar ve onun yoklugunda bu görevi yürütmeleri bekleniyordu. Bizden daha kötü durumda olan Belçika geleceği görüp sezon sonunda takıma katılacak olan Advocat'ı elemeler bitmeden takımın başına getirdi. Biz takım olarak Dünya üçüncüsü, Avrupa üçüncüsü olacak kaliteye sahibiz ancak yönetimsel olarak bu vizyonun çok çok uzağındayız. Önümüzdeki hafta ligde maç yok. Ancak milli takımın hazırlık maçıda yok. Ya sabır ...

Haftanın Tatlısı

bardakta tiramisu

* resme tıklayınca baş döndürücü bi güzellik oluyor


Leverkusen - Frankfurt Maç Öncesi

Bu akşam güzel bir maç var Bundesliga’da. Sezon başından favorim olmasada kadro kalitesini artık kullanma zamanı geldiğine inandığım Leverkusen’i destekleyeceğimi belirtmiştim. 11. Hafta sonunda sıralamada en üstteler. Mağlubiyetleri bulunmuyor şu ana kadar. Attıkları 21 golvar, kalelerinde ise sadece 8 gol gördüler. Kolay gol yememelerinin nedenlerinin başına Liverpool’dan alınan Sami Hyypia’yı gösterebiliriz. Bunun en güzel örneği geçen hafta oynanan Schlake maçıydı. İki farklı önde giden maç Hyypia’nın 74. Dakikada çıkması ile berabere bitti. Gollerde Kuranyi’nin gayretini göz ardı edemeyiz ancak çıkana kadar Hyypia rahat bırakmamıştı Kuranyi’yi. Leverkusen’in attığı gollerde ise Kiesling 7 golle en tepede bulunuyor. Yeni transfer Eren ve orta sahanın yöneticisi Rolfes 4 er golle takip ediyor kendisini. Leverkusen son haftalara kadar bu yarışın içinde olacaktır buna inanıyorum. Ayrıca her geçen sene daha da iyi olacaktır.

Bugünkü rakibi ise sezona flaş bir galibiyetle başlayan ve geçen sene Galatasaray’ın başında bulunan Skibbe’nin takımı Frankfurt olacak. 16 puanla 9. Sıradalar. Frankfurt’un önemli bir özelliği var. Kolay kolay maçı bırakmayan bir hüviyette oynuyorlar. 3-0 kaybettikleri Stutgart maçından başka hiçbir maçta ezilmediler. Ki o maçtada ilk yarım saat sonunda bir kişi eksik kaldılar. Diğer bütün maçlarında mücadele ettiler. Skibbe sene başı Lincoln ile yakından ilgilendi ancak klübün ekonomik yapısı nedeniyle bu transfer sadece fikriyatta kaldı. Bu isteğinde haklı olduğu ortaya çıkıyor. 13 gol atıp, 14 gol yemişler. İzlediğim maçlarda beğendiğim birkaç isim var Frankfurt’ta. Sağ bek Ochs, Meier ve tabi ki Fenin. Skibbe’yi kötü anılarla hatırlıyorum ancak yinede kendisine saygım var. En azından kendine has bir sistemi var diyebiliriz. Tabi Galatasaray’daki son 2-3 maçındaki üçlü defans kurgusu hariç.

Bu akşam işte bu iki takımın maçı oynanacak. Başlama saati 21:30 Trt-3 den naklen yayınlanacak. Vakti olanların takip etmesi gereken bir maç. Güzel geçeceğine eminim bu maçın. Saldır Leverkusen diyorum son olarak.

Perşembe, Kasım 5

Üç Satırda Bitmiştir... !


şimdi ben şöööle bişey yazsam tamam mı;kimseye gösteremem heralde utanırım, o neymiş öle; atıyorum; iki cümle 10 kelime der, abim benle dalga geçer diye de ortalık yerde bırakmam. :)
ama adam yazmış abi,,, 3 cümle ama olmuş yani, cuk oturmuş... oku oku dertlen, dertlen dertlen yine oku.... :) 3 cümlede, bu kadar güzel nakşeder duygu insana... olay bitmiştir...

evet Orhan abi ver coşkuyu... --->

---> Baka kalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam.

Çarşamba, Kasım 4

Ah Trt Vah Trt

Üç gündür gece yarılarına kadar çalıştıktan sonra bu akşam için plan yapıyorum. Rubin-Barca maçımı yoksa 17 yaşaltı takımımızın Dünya kupasında çeyrek finale kalma maçını izleyeyim diye düşündüm. Ancak Trt deyince beş defa düşüneceksin. Öyle çağdışı uygulamaları var ki ne yapsa şaşırmıyorum artık. Dünya kupasını veriyoruz diye övünen bu kanal. Ülkenin milli futbol takımının çeyrek finale kalma maçını saat 00:05 de banttan yayınlayacak. O sırada TBMM Tv yayını var. Onuda vermesi gerekiyor elbette ancak bu maçı vermeyeceklerini baştan söyleseler bizde turnuvayı başından beri takip etmezdik. İlla ki Eurosport'a yönlendirecekler bizleri. Bu ülkenin resmi televizyonunun Trt-Şeş vs açmasından önce spor kanalını kurma vakti gelmiştir. Bir kez daha yazıklar olsun.

Galatasaray'ın Yabancı Oyuncu Tercihleri

Galatasaray’ın yabancı oyuncu tercihlerine bakıyordum. Son 8 senelik bilgiler mevcut aşağıda. Sürekli yükselen bir grafik değil. Ancak en azından kalite olarak bir artış var. Son yıllarda hem kalite hemde performans açısından güzel işler yapıyor yönetim. Arada çürük yumurtalarda çıkıyor tabiî ki. Carrusca, Bratu, (maalesef) Pinto, Lukunku, gibi. Zaten Carrusca hariç diğer isimlerin bulunduğu ancak 6. olabilmişti. Yabancı oyuncu kalitesi ile başarı doğru orantılı değil elbette. Ancak ciddi bir etken olduğu kesin. Kadrolar ve lig sıralamaları şöyle :

2002 – 2003 (İkinci) :
Mondragon, Abel Xavier, Sarr, Felipe, Pinto, Revivo, Christian, Lukunku

2003 – 2004 (Altıncı) :
Mondragon, De Boer, Tamas, Petre, Batista, Bratu, Pinto, Lukunku

2004 – 2005 (Üçüncü) :
Mondragon, Tomas, Song, Conceçao, Ribery

2005 2006 (Şampiyon) :
Mondragon, Tomas, Song, İlic, Saidou, Ribery

2006 – 2007 ( Üçüncü) :
Mondragon, Tomas, Song, İlic, İnamoto, Carrusca

2007 – 2008 ( Şampiyon) :
Song, Bouzid, Linderoth, Lincoln, Carrusca, Barusso, Nonda

2008 – 2009 ( Beşinci ) :
De Sanctis, Lincoln, Kewell, Meira, Linderoth, Baros, Nonda

2009 – 2010 :
Leo Franco, Linderoth, Kewell, Elano, Keita, Baros, Nonda

Salı, Kasım 3

Karlaaaar Düşeeer...!

nostalji - karlar düşer | izlesene.com



sabahları adettendir; kalkılır bi göz atılır şöööle bi dışarıya; güneşliyse, bulutluysa, yağmurluysa, rüzgarlıysa...bilmemneysee ona göre bi kıyafet arayışına geçilir... efenim hâl böyle olunca biz de bugün kalkıp perdeyi hafiften aralayıp bakıverdik ki ne görelim,,,, önce 82763438. rüyamdayım sansam da habu olay gerçeğun kendisu... uzun zamandır Sivas'taki ilk karı görmemiştim. görmeye değer en güzel şekliydi bu karın.lapa lapa tabiri vardırya ta kendisi işte('kar'ın güzel yüzüdür bu... bi de don buz tipi...vs vardır, hiç bulaşılmaz, Sivas'ta mı? amanın gördüğünüz yerde kaçın, ama 'lapa lapa' sı başkadır.)
ve işte bu kışın ilk karı da teşrif ettiler.... bu da; sadece gözleriniz açıkta kalacak şekilde sarmalanıp put misali işe gidecek, ağzınızdaki buhardan mütevellid kirpikleriniz donacak, hatta birbirine yapışınca "amanın dur len makyaj gitti" diye vay yandıma düşecek, servis, otobüs...vs araç beklerken sövecek, 93736534 kez düşme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek bunlardan 92765683 kez yerlere yeksan olup karları öpecek, sonra kimse gördü mü acaba diye aklınız sıra çaktırmadan kontrol edecek, bi yandan acı çekip bi yandan hiç düşmemiş edasıyla ve yüzünüzde beliren tebessümle yürümeye devam ederken tekrar bi düşme tehlikesi geçireceksiniz demektir :) velhasılı manzara akşamları fevkaladedir.... hoştur, güzeldir yalnız soğuktur işte :) amaaan o da yani devede kulak :P, hatta kadı kızı görmediysem de onda da bu gada gusur olur heralde bilemiciim.... tamam ben saçmalamaya başladığımdan tüüüm başka memleketli ama soğuk memleketlerde iş, eş..vs faktörlerden bulunmak zorunda olanlara bu zorlu kış maratonunda başarılar diliyorum... :)
bi de iyi geceler diler ve ben susar ve de ben kaçar... :)

(yalnız çaktırmadan video eklemeyi yeni keşfettim, tadını çıkarmaca... :))

Pazartesi, Kasım 2

Damat

Damadımız içindeki irinleri sık sık ortaya döker. Ancak bu sefer faka bastığını söylemek lazım. Kah Galatasaray'ın renklerini Pkk'ya benzetmiştir, kah spor müdürü olduğu gazeteden yapılan taraflı haberlere göz yummuştur, kah Arda'ya akıllı ol çekmiştir vs haberleri yazıları mevcuttur. Ancak videosuda çıktı oraya. Bu videoyu buraya koymak isterdim ancak inanın koymaya utanırım. Ne olduğunu, nasıl bir şahsiyet olduğunu ortaya koymuş. Bugünde gazetesinde özür dilemiş. Kim küfür etmedi ki demiş. Suçunu masumlaştırma çabaları içine girmiş. Basında sahip çıkanlar olacaktır elbet. Tıpkı dün akşam Ahmet Çakar, Sinan Engin gibi isimlerin sahip çıktığı gibi. Bu isimlerinde bu tip vakaları karıştığı var. Bu yüzden hem kendilerini hemde Ercan Saatçi'yi aklama peşindeler.

Olayın hukuki boyutuna Galatasaray klubü vakıf. En kısa sürede adalet önüne çıkaracakalrdır bu olayı. Bir başka noktada bakalım hangi klüpler kınama yazısı yazacaklar. Karşı yakanın takımı en ufak bir gazete yazısına kınama yazısını geciktirmeden yazardı. Bu olaya karşı şu ana kadar üç maymunu oynuyor. Bir Metin Özülkü denen insan var. Sanatçı ruhuna vakıf olamadığı belli. Tüm Galatasaraylıların Ultraslan'ın günlerdir vurguladığı "Hürriyet" alma tepkisine katılmasını istiyorum.

Pazar, Kasım 1

Galatasaray 2-0 Sivasspor #11

Yoğun bir hafta ve Pazar günü mesaisinden sonrai laç gibi geldi bu maç.

Derbi ve sonrasının yıprattığı Galatasaray için kolay bir maç oldu. Rijkaard için B planı yok diyenler için bir ders niteliğindeydi sahadaki ilk onbir. Barış- Topal - Sarp lı orta saha üçlüsü maç boyunca rakibe büyük üstünlük sağladı. Özellikle Sarp hücum anlamında ciddi katkıalrda bulundu. Rakibi ısıran bu üçlüye Arda'da zaman zaman eşlik edince maç başladığı gibi bitti.

İlk golün geldiği dakikaya kadar muazzam bir baskı yaptı Galatasaray. Sivasspor rakip sahayı geçemedi bu dakikaya kadar. Özellikle iki bek Hakan ve Sabri oyuna pozitif olarak girince farklı bir takım oluyor Galatasaray. Nonda'nın ilk goldeki usta ve soğukkanlı vuruşu takdir edilir. Sonrasındaki baskı ve ilk yarının son dakikasında Kewell'ın enfes golü. O noktalardan öyle vurulmalı ki gol olsun. Büyük ustada o işi en bilen oyuncu takımda. Keita'nın yokluğunda kazanılan maç önemli. Bir önemli noktada haftalar sonra gol yemeden kazanılması. Tabi burda geçen yıldan çok çok geride olan bir rakip Sivasspor'unda katkısı büyük. Hiç üzülmüyorum bu takıma. Çünkü haketmedikleri yerdeydiler son iki senede. Ayrıca Mecnun gibi bi başkana sahipler bu yeterli bi neden sevmemek için. Bugünkü galibiyette Ercan "damat" Saatçi'ye gitsin.

Başka detaylar ise Linderoth'un dönüşü, Sabri'nin artık güzel orta yapabilmesi, Rijkaard'ın savaşan oyuncu tercihini sayabiliriz.