Salı, Kasım 30

MES QUE UN CLUP




“MES QUE UN CLUP”

Katalan dilinde “bir klüpten öte” manasına gelmektedir. Bu söz Fc Barcelona için söylenen ve Barcelona ile simgeleşen bir cümle olmuştur. Bu sözün alelade söylenmiş bir cümle olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Keza sadece popülarite için söylendiğini de düşünüyorsanız yanılırsınız. Bu söz Fc Barcelona’nın kuruluş amacını temsil etmektedir.

Fc Barcelona sevgisi ülkemizde son yıllarda ciddi anlamda artmıştır. Açıkca bunda en büyük pay oynadıkları futbolun yakınına dahi yaklaşan başka bir takımın olmaması. Ancak bu sevgiye Katalan gözüyle bakarsak toplum olarak Fc Barcelona’dan nefret etmemiz gerekmektedir. Bu sözüm sadece futbol olarak Fc Barcelona’ya sempati duyan kişileri kapsamamaktadır. Açıkca söylemek gerekirse Fc Barcelona bizim ülkemizde şöyle algılanmaktadır :

“Dünya üzerinde en iyi futbolu oynayan, en büyük yıldızları yetiştiren, büyük kulüp olma özelliğini barındıran, İspanyanın başkenti Madrid’e ve kralın takımına karşı savaşan, ezilen, ezilmekte olan, sömürülen, Katalan halkını temsil eden bir yapı.”

Gelin birde İspanya ve Katalunya ilişkisine bakalım. Katalunya Kuzey İspanya’da bulunan ve Fransa’nın ufak bir bölümünüde içine alan bir bölgedir. Başkenti’de Barcelona şehridir. EN önemli ve tek büyük atardamarıda bu şehirdir. İspanya ise 17 özerk yerel yönetimi olan üniter bir devlet yapısına sahiptir. Bu 17 özerk bölge içinde en özel haklara sahip olan bölgede Katalunya’dır. Kendilerine ait bayrakları, marşları ve dilleri vardır. Bunları kullanırlar vebunların dışındakilerin kullanılmaması için ellerinden geleni yaparlar. İspanya yönetimi ile en büyük çekişmeleri vergi konusunda yaşanıyor. İspanya’nın toplam vergisinin %30-40 (tam rakamı bilmiyorum) gibi büyük bölümünü Katalunya bölgesi sağlıyor. Bu sebeple biz daha çok veriyoruz daha fazla pay almalıyız gibi bir düşünceye sahipler. Herkesin bildiği başka bir konuda bir devletin en büyük genel kalemi vergidir. Buradan elde edilen gelir ülkenin tümüne eşit şekilde pay edilir. İspanya parlamentosu kısa süre önce bu payı bir kez daha arttırmıştır ayrıca.

Katalunya bölgesi bu vergileri kendisi almak istiyor ve sonrasında halen varolan silahlı güçlerini düzenli bir orduya geçirmek ve en sonunda Katalunya devletini kurmayı düşünüyorlar. Hali hazırda kurdukları Katalunya milli futbol takımı vardır ve azda olsa başka devletlerle milli maç dahi yapıyorlar. Katalunya halkı için tek ve en büyük reklam kapısıda Fc Barceona’dır. Bir Katalan için Fc Barcelona sevgisi ise bizim bildiğimiz futbol takımı sevgisinden çok daha öte boyutlardadır.

Fc Barcelona başkanını bir kulüp başkanı olarak görmezler. Onlar için Fc Barcelona başkanı Katalunya eyaletinin Cumhurbaşkanı niteliğindedir. 1899 da kurulduğunda ilk amaçları futbol başarısından ziyade Katalan halkının sesini tüm Dünya’ya duyurmaktı. Ayrıca ilk Fc Barcelona başkanının tarihe gçen bir demeci daha vardır. Başkan olmadan önce şu cümleyi sarfetmiştir :

“Katalunya’nın ilk resmi Cumhurbaşkanı olmak hayatımın amacıdır”

Her Fc Barcelona maçı öncesi Katalunya bayrakları stada dalgalanır, maç öncesi Katalunya milli marşı okunur ve sahaya mutla bir Katalan kaptan olarak çıkar. Yani Messi yıllar geçsede asla kaptanlık pazubandını koluna takamayacaktır. Çünkü Fc Barcelona ve taraftarı için o bir pazubandından öte bayraktır. Her maç öncesinde “Catalonia is not Spain” pankartıda yerini alır. Buradaki başka bir ayrıntıda bu vurgunun Katalan diliyle değilde İngilizce olarak yapılmasıdır. Amaçlarının ne olduğunu apaçık gösteriyor. Birde ezilen halk söylemleri var ki işte burada iş neredeyse bize kadar uzanıyor.

Katalan halkı göçebe bir toplumdur. Henüz Roma imparatorluğu döneminde bölgeye gelen göçebe Katalanlar Roma saflarında yer alarak Karesi beyliğine karşı savaşmış daha sonra Romalılar’dan istedikleri çıkarları sağlayamayınca Türk tarafına geçmiş. Osmanlı beyliğinin egemenliğinden sonra da Çanakkale, Ege ve Atina’da konuşlanarak buraları yurt edinmeye çalışmışlardır. Osmanlı beyliği hükümdarı Orhan bey’in “kaypak” kavim olarak değerlendirdiği Katalanlar eğer Kuzey Ege’den kovulmasalardı belki bugün Anadolu topraklarında bağımsızlık mücadelesi veriyor olacaklardı...

İşte burada merak edilen soru şudur; F.C Barcelona ülkemiz sınırları içindeki bir Katalan oluşumunun takımı olsaydı bazılarının gözünde yine bu kadar karizmatik olabilecek miydi? Ezilen, sömürülen Katlunya’nın takımı denilebilecek miydi? Aslında varsayım üzerine konuşmak anlamsız. Ortadoğu’nun belli bölgesinde kurulacak belli bir takımın aynı şartlarda nasıl karşılanacağı aşikardır. Düşüncesi bile verilecek tepkileri hissettirebilir...

Bu bağlamda Katalanlar’ın yıllarca dillerine doladıkları “General Franco diktatörlüğünün baskısı” yine ezilmiş gözükebilmek uğruna yapılan çığırtkanlıktan öteye gidemez. Dikatatörlüğü asla ve asla tasvip etmesek de bir devlet hükümdarının ülkesi toprakları dahilinde doğmaya çalışan yeni bir devlete karşı çıkması kimse tarafında eleştirilemez. Hele ki nice dikatatörün kanlı savaşlara sebep olduğu Avrupa’da, Franco’nun hiç bir şekilde kan akıtmadan uygulamaya çalıştığı dil yasağı çok da anormal değildir. Faşist diktataörlükten bahseden Katalanlar’ın birgün bağımsız bir ülke olduklarında nasıl milliyetçi, hatta değme milletlerden faşist olacaklarını anlamak için Katalanca değil de İspanyolca sipariş verildiği için yemek verilmeyen restoranların bulunduğu bir toplum olduklarını anlatmak yeterlidir(turistler için geçerli değildir bu uygulama, çünkü turizm İspanyol hükümetine karşı en büyük kozudur Katalanlar’ın, kaybetmeyi göze alamaycakları tek şeydir). Zira dikatatörlük yıkılır yıkılmaz 1978 yılında yeniden şekillenen İspanya anayasası Katalunya’ya özerk yönetim hakkı vererek zaten İspanyol demokrasinin yeterince adil olduğunu ıspatlamıştır. Ancak el-kol kaptırma mantığını burada su yüzüne çıkaran Katalanlar bu tarihten itibaren sistemli bir şekilde ezilmiş millet politikası güderek yeni haklar elde etmişler ve işi en sonunda kendi kazandıkları vergilere dokunulmamasına kadar getirmişlerdir.

Katalan halkı BASK bölgesinin silahlı direniş aracı olan ETA’yı örnek gösterip kendilerini haklı çıkarma uğraşı içine de sıkça giriyor. ETA bilindiği gibi bir çok masum sivil İspanyol vatandaşını katleden bir örgüttür. Kendilerinin öyle olmadığı ve demokratik yollarla haklarını aramaya çalıştıkları iddiası üzerinde sıkça aba altından sopayı gösteriyorlar. Hatta şuan ki teknik direktör Guardiola’nın vakti zamanında şöyle bir demecide mevcut :

“Biz Katalan halkı içinmücadelemizi bazıları gibi (ETA) şehirleri terörize ederek değil, futbol sahalarında savaşarak gösteriyoruz.”

Bu açıklama başlı başına bir olaydır. Bir kulüpten öte bir olgunun mirasıdır bu açıklama. La Massia’da sanırım bunlarda öğretiliyor. Küçük çocukların beyinlerini nasıl yıkadıkları dün akşam ki El Clasico’da Valdez, Pujol gibi isimlerin davranışlarını görünce anlıyoruz. Zira kendi okulları var bu tesisin içinde.

Evet tüm bu bilgiler ışığında Fc Barcelona gerçekten bir kulüpten öte. Ancak futbol aşıkları Messi, Xavi, İniesta, Villa gibi saf futbol yetenkelerini izlesin ve oynadıkları bu olağanüstü futboldan zevk almaya baksın. Bizim için en önemlisi budur. Futbolu siyasetten koparmaya çalışan ülkemiz için detaya girdikçe Fc Barcelona’nın görünen o sevimli yüzü birer birer kararıyor.

1 yorum:

gökhan dedi ki...

reis bu yazdıklarının altına imza mı atar aynı kendılerını acındırarak bı yere gelmeye calıstılar ve bunda cok basarılı oldular bence onlar ıcın futbol oynamak ıkıncı plandadır.ha bu arada fm11 ındıremedım sıteden kalkmıs ya baska sıte var mı ındırebileceğim