Çarşamba, Ağustos 12

Nilden Tunaya Osmanlı


Haluk Dursun tarafından yazılan bu kitap ilgimi çekti ve bir kenara notunu aldım. Önceki yazılarımda söylediğim gibi "Kayı" serisini okuyorum şuan ve herkese tavsiye ediyorum. Kitabın tanıtım yazısı şöyle :
"Kıtalara ve asırlara yayılmış Osmanlı’yı masa başından öğrenmek ne kadar mümkün olabilir ki? Ayasofya Müzesi Genel Başkanı Haluk Dursun da böyle düşünmüş ve henüz öğrenciyken soluğu Şam’da almış. Devamının geldiğini söylemeye gerek var mı; Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Romanya, Macaristan, Moldova, Ukrayna, Arabistan, Filistin, İsrail, Afrika… Nil’den Tuna’ya Osmanlı’nın bıraktığı köprüler, camiler, çeşmeler, imaretler, sokaklar, âdetler, yemekler, törenler…
Kudüs’ten Kahire’sine, Mekke’den Medine’sine kadar Ortadoğu’da; Üsküp’ten Kosova’ya, Elbasan’dan Tiran’a, Selânik’ten Yanya’ya, İstanköy’den Rodos’a, Estergon’dan nazlı Budin’e kadar Vardar boylarında, Rusçuk’dan Silistre’ye, Deliorman’ların Razgrad’ından Koca Balkanlar’daki Hüseyin Raci Efendi’nin Eski Zağra’sına, Dobruca’nın Köstencesi’ne, Mecidiyesi’ne kadar Tuna boylarında ve sonra Eflâk’tan başlayıp ta Kara Boğdan’a Prut kıyılarına, Dinyeper’e, Dinyester’e, Akkerman’a kadar her yerde akıp giden zamana, tarihe karışan hakikate rağmen duran Osmanlı’nın izleri var bu kitapta...
Günümüzde yaşayan halklardan Osmanlı imajının ne olduğunu, Osmanlı’nın boşluğunu kimin doldurduğunu, yakıp yıkılanları ama her şeye rağmen geride kalanları okuyacağınız bu kitapta bir anıt çınarından şirin ve minnacık kitabeli çeşmesine, tuğralı taş köprüsünden “Ya Hafız”lı konağına, türbesine, mektebine, tekkesine kadar Osmanlı mirasına rastlayacaksınız.
Bu kitabımın ismini koyarken Nil ve Tuna’yı seçtim. Nil Nehri alsın bizi Afrika’nın derinliklerine kadar götürsün, oradan Kuzey Afrika’ya getirip Akdeniz’de dinlendirsin diye. Karşısına Tuna’yı kondurdum. Avrupa’nın Alaman Dağları’ndan kopsun gelsi bütün Balkanlar’ı geride bırakarak Karadeniz’e, oradan Boğaziçi yoluyla Akdeniz sularında Nil’le kavuşsun diye.
Bu kitap; Osmanlı coğrafyasını bu iki nehir arasında sanki iki ayrı medeniyet, iki ayrı coğrafi iklim, iki ayrı uç gibi değerlendirip yaptığım gezilerin notlarıdır...”

4 yorum:

âyine-i devrân dedi ki...

Kayı serisi elimde ama daha başlamadım ben de, yazar da marmara'da tarih profesörü çok tatlı bir hocadır :) severim kendisini, Haluk Dursun da hakeza, onun sadece bir konuşmasını dinledim, Kaşgarlı Mahmut'un izini sürmüş uzun ve çileli bir yolculukla

aksilaz dedi ki...

Kayı çok açık ve belgeleriyle anlatılmış bir kitap. Bu yüzden genel tarih kitapları gibi sıkıcı bi dil hakim değil.

âyine-i devrân dedi ki...

Ahmet hoca belgesiz konuşmaz, karşısındakini de belgesiz konuşturmaz :)

aksilaz dedi ki...

:)